Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulundan, kuyumculuk adı altında POS cihazı tefeciliği ile gelir gizleme ve vergi ziyaı cezası uyuşmazlığına ilişkin karar.
Özet: Bu hukuki metin, kuyumculuk faaliyeti yürüten bir mükellefin, pos cihazları aracılığıyla gerçekte mal veya hizmet satışı yapmaksızın, kart hamillerine belirli bir komisyon (yüzde 2-2,5) karşılığında nakit temini veya kredi kartı borç ödemesi gibi "pos tefeciliği" faaliyetlerinde bulunarak elde ettiği geliri kayıt ve beyan dışı bırakması sonucu adına resen tarh edilen gelir vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin açılan davayı incelemektedir. Mükellefin hasılatının fahiş olması, beyanlarının çelişkili olması ve kart sahiplerinin ifadeleriyle tefecilik faaliyetinin sabit görüldüğü belirtilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YVERGİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2024/142Karar No : 2026/34TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı- ...(... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF(DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, POS cihazlarını kullanmak suretiyle faiz karşılığı ödünç para verme faaliyetinde bulunarak gelir elde ettiği ve bu gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporunu dayanak alan takdir komisyonu kararlarına istinaden resen tarh edilen 2012 yılına ilişkin gelir vergisi, aynı yılın tüm dönemlerine ilişkin geçici vergiler ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:i. Gelir vergisi ile verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası yönünden yapılan inceleme: Kuyumculuk faaliyeti ile uğraşan davacının 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucunda ... tarih ve... sayılı Vergi Tekniği Raporu düzenlenmiştir. Anılan raporda şu tespitlere yer verilmiştir:i. Mükellefin MERNİS adresine gönderilen defter ve belge isteme yazısı tebliğ edilememiştir. Bu nedenle inceleme, tarh dosyası üzerinden yapılmıştır.ii. GİB sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, mükellefin 2012 ve 2013 yıllarında POS cihazları aracılığıyla gerçekleştirdiği işlemlere ilişkin bilgiler, ilgili bankalardan liste hâlinde talep edilmiştir. Gönderilen belgelerden, mükellefin çok sayıda POS cihazı kullandığı ve kredi kartlarının genellikle kartın ait olduğu POS cihazı yerine farklı POS cihazlarıyla kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durumun, kart hamillerinin kimlik bilgilerine ulaşılmasını imkânsız kıldığı belirtilmiştir. Ancak kimlik bilgilerine ulaşılabilen kişiler arasından, işlem tutarı ve işlem sayısı dikkate alınarak görece yüksek tutarlı işlemlerden rastgele seçilen on sekiz kişinin beyan ve ifadelerine başvurulmuştur.iii. Bu kişilerden on üç kişi, söz konusu çekimlerin emtia teslimi veya hizmet ifası olmaksızın kredi kartı borçlarını ödemek amacıyla yapıldığını ve karşılığında %2-%2,5 oranında komisyon ödediklerini beyan etmiştir. Kalan beş kişi ise kartlarından yapılan çekimlerin hangi amaçla gerçekleştirildiğini hatırlayamadıklarını ya da kartların yakınları tarafından kullanılmış olması nedeniyle konuya ilişkin bilgilerinin bulunmadığını ifade etmiştir.Davacının faaliyet gösterdiği kısa dönem içerisinde, yüksek tutarlı altın satışlarıyla birlikte yüksek POS hasılatına ulaştığı tespit edilmiştir. Katma değer vergisi beyannameleri incelendiğinde, katma değer vergisine tabi matrahın oldukça düşük olduğu, buna karşın katma değer vergisi matrahına dâhil olmayan, özel matrah şekline tabi işlem bedelinin, yani has altın satışlarının, çok yüksek tutarlarda beyan edildiği görülmüştür. Davacı adına kayıtlı POS cihazları üzerinden, çok sayıda kişiye ait kredi kartlarından, farklı tarih ve tutarlarda çok sayıda yüksek meblağlı çekim yapıldığı tespit edilmiştir. Yeni faaliyete başlayan bir mükellefin bu denli yüksek satış hacmine ulaşması normal karşılanamayacaktır. Davacının esas faaliyetinin, %0 katma değer vergisi oranlı satış olarak beyan edilen ve POS çekim hasılatlarıyla ilişkilendirilen tutarların faiz karşılığı nakit temini, kredi kartı borcu ödenmesi veya ödeme vadesinin ötelenmesi suretiyle kazanç elde etmeye yönelik işlemlerden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Özel matrah şekline tabi satış olarak beyan edilen POS çekim tutarlarının, gerçekte POS tefeciliği faaliyetine ilişkin olduğu, beyanlarda has altın ticareti yapıldığı izleniminin oluşturulmaya çalışıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle, davacı adına kayıtlı POS cihazlarının gerçek bir satış faaliyeti dışında, kredi kartı borcu veya nakit ihtiyacı bulunan kart sahiplerinin, belirli bir komisyon karşılığında borçlarını ödemeleri veya nakit ihtiyaçlarını karşılamaları suretiyle POS tefeciliği faaliyetinde kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda, 2012 yılı satış hasılatının 24.358.540 TL, 2013 yılı satış hasılatının ise 1.210.842 TL olduğu tespit edilerek %3 faiz oranı esas alınmak suretiyle matraha ulaşıldığı görülmüştür.Dava dosyasının ve yukarıda belirtilen tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, POS cihazı üzerinden işlem yapan kart sahiplerinin, bir gerçek bir mal veya hizmet alım-satımı yapılmadığına yönelik ifadelerinin maddi delil niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, 08/02/2012 tarihinde faaliyete başlayan ve 31/03/2013 tarihinde faaliyetini sonlandıran bir kişinin, kuruluşundan itibaren çok kısa bir süre içerisinde 2012 ve 2013 yıllarında bu denli yüksek satış hasılatına ulaşmasının iktisadi ve ticari icaplara uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Bunun yanında, sektörel olarak %0 katma değer vergisi uygulanan ve özel matrah şekline tabi tutulan altın sektöründeki faaliyet, tefecilik fiilinin işlenmesine elverişli bir zemin oluşturmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte göz önüne alındığında, davacının POS cihazı aracılığıyla kart sahiplerine gerçekleştirdiği ihtilaf konusu işlemler nedeniyle gerçek bir mal veya hizmet alışverişi olmaksızın tefecilik faaliyetinde bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, takdir komisyonu kararına dayanılarak yapılan cezalı gelir vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık görülmemiştir.ii. Geçici vergiler ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden yapılan inceleme:Olayda, mahsup dönemi geçmiş olması nedeniyle artık geçici vergi aranmayacaktır. Ancak geçici verginin yasal süresinde tahakkuk ettirilmemiş olması nedeniyle ceza uygulanması 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesi hükmü gereğidir. iii. Karar sonucu:Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle geçici vergileri kaldırmış; diğer vergi ve cezalar yönünden davayı reddetmiştir.Tarafların istinaf istemlerini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararı:Davacının 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin hesap ve işlemleri tam inceleme kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı Yönetim ve Bilgi Sistemi, tarh dosyası ve harici veriler esas alınarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda düzenlenen ve takdir komisyonu kararına dayanak alınan ...tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda mahkeme kararında belirtilenlere ek olarak şu tespitlere yer verilmiştir:i. 08/02/2012 tarihli işe başlama yoklamasına ilişkin tutanakta davacının perakende ve toptan satış şeklinde kuyumculuk faaliyeti yürüteceği belirtilmiştir. İş yerinde masa, sehpa, vitrin, koltuk, altın vitrini, tartı ve 49.750 TL tutarında emtia bulunduğu tespit edilmiştir.ii. 02/07/2012 tarih yoklama fişinde, davacının kuyumculuk faaliyetine devam ettiği ve iş yerinde 205 gram has altın bulunduğu belirtilmiştir.iii. Davacının yasal defterlerinin tasdikli olduğu ve vergi borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir.iv. Defter ve belge ibrazına ilişkin yazı, davacıya tebliğ edilememiştir.v. Uyuşmazlığa konu döneme ait gelir vergisi, geçici vergi, katma değer vergisi beyannameleri ile muhtasar beyannameler verilmiştir.vi. Katma değer vergisi beyannamelerinde, tahsilatların neredeyse tamamının kredi kartıyla yapıldığı ve katma değer vergisi matrahına dâhil olmayan özel matrah şekline tabi işlem bedelinin beyan edildiği tespit edilmiştir.vii. Şubat ila Kasım ayları yönünden beyana konu kredi kartıyla tahsilat tutarları, VD-İNTRA sistemi üzerinden saptanan POS çekim tutarlarıyla uyumlu bulunmuştur. Aralık ayında ise sistemden tespit edilenden daha yüksek tutarda beyanda bulunulduğu görülmüştür.viii. Davacının dört bankaya ait POS cihazlarını kullandığı tespit edilmiştir. Söz konusu dört bankadan bilgi talep edilmiş ve her bir bankanın kendi POS cihazı üzerinden kredi kartıyla işlem yapan kart sahiplerine ilişkin bilgileri müfettişliğe sunduğu görülmüştür.ix. Kredi kartının ait olmadığı POS cihazlarıyla işlem yapılan banka müşterilerine ait bilgiler, kredi kartının ait olduğu bankalardan talep edilmiştir. Bu bilgiler, Mithatpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğüne kapalı zarf ve CD ile gönderilmiş, mahrem nitelikte oldukları için yalnızca yargı mercilerinin yazılı talebi hâlinde sunulabileceği belirtilmiştir. Çok sayıda POS cihazı kullanılması ve kredi kartlarının genellikle kartın ait olmadığı bankanın POS cihazlarıyla işlem yapılması, kart sahiplerinin kimlik bilgilerinin tespitini, Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te öngörülen süreler göz önünde bulundurulduğunda imkânsız hâle getirmiştir.x. Bankalarca bildirilen kredi kartı sahipleri arasından sondajlama yöntemiyle görece yüksek tutarlı işlemler gerçekleştirenlerden rastgele seçilen on sekiz kişinin ifadelerine başvurulmuştur. Bu kişilerden on üçü, POS cihazlarından yapılan çekimlerin nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla komisyon karşılığı gerçekleştirildiğini beyan etmiştir. Üç kişi, kredi kartlarının yakınları tarafından kullanıldığını ve işlemlerin içeriğini bilmediklerini ifade etmiştir. Kalan iki kişi ise, kartlarından yapılan işlemlerin altın alımına ilişkin olabileceğini belirtmiştir.Yapılan incelemede, mükellefiyete ilişkin ödevlerini yerine getiren davacının tüm yoklamalarda adresinde bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, yukarıda belirtilen yoklama fişlerinde, davacının bir muhasebecisi ve bir işçisinin bulunduğu ve iş yerinde emtiasının mevcut olduğu yönündeki tespitler, mükellefiyet kaydına konu faaliyetin fiilen yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.Vergi tekniği raporunda, on üç kredi kartı sahibinin ifadeleri dışında, davacıya ait POS cihazlarıyla gerçekleştirilen işlemlerin ikrazatçılık faaliyetine ilişkin olduğuna dair başkaca somut bir tespitin bulunmadığı görülmektedir.Diğer taraftan, raporun değerlendirme bölümünde yer alan, katma değer vergisi beyannamelerinde, katma değer vergisi matrahına dâhil olmayan, özel matrah şekline tabi işlem bedeli, yani has altın satışı beyan edilmiş olmasının ve faaliyet döneminde, 2012 ve 2013 yıllarında, POS cihazları üzerinden çok sayıda kişiye ait kredi kartlarından, farklı tarih ve tutarlarda ve altın fiyatlarının arttığı dönemlerde çok sayıda yüksek tutarlı çekim yapılmış olmasının, POS hasılatlarının has altın ticaretine ilişkin olmadığını gösterdiği yönündeki değerlendirmenin de yoruma ve varsayıma dayandığı açıktır.Öte yandan, bilgisine ulaşılabilen kredi kartı sahipleri arasından sondajlama usulüyle seçildiği belirtilerek ifadelerine başvurulan on sekiz kullanıcıya ait kredi kartları, davacının POS cihazlarıyla işlem yapılan çok sayıdaki kredi kartının çok azını teşkil etmektedir. Bu on sekiz kişiden on üçünün, söz konusu işlemlerin nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığı yönündeki beyanlarının, POS cihazlarıyla gerçekleştirilen tüm işlem tutarına teşmil edilmesi suretiyle ve %3 faiz oranı esas alınarak kazanç hesaplanması yoluna gidilmiştir. Bu şekilde bulunan kazancın matraha ilave edilmesini öngören incelemenin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesinde öngörülen inceleme amacına ve gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine uygun düşmediği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacının beyan ettiği satış hasılatının çok büyük bir kısmını oluşturan kredi kartlı işlem tutarlarının emtia karşılığı olmadığının ve söz konusu tutarların tamamı üzerinden komisyon geliri elde edildiğinin kabulüyle salınan vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası yönünden davanın reddinde hukuka uygunluk; geçici verginin kaldırılmasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle davalının istinaf isteminin reddine, davacının istinaf isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve davanın bu yönden de kabulüne karar vermiştir.Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 13/03/2023 tarih ve E:2019/7421, K:2023/1364 sayılı kararı:i. Temyize konu kararın, Mahkeme kararının geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme:Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir. ii. Temyize konu kararın diğer hüküm fıkraları yönünden yapılan inceleme:Davacı hakkında düzenlenen... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda mahkeme ve bölge idare mahkemesi kararlarında belirtilenlere ek olarak şu tespitlere yer verilmiştir:i. Davacı 31/03/2013 tarihinde iş bırakma bildiriminde bulunarak mükellefiyet kaydının silinmesini talep etmiştir. 27/05/2013 tarihli yoklamada mükellefin adresten ayrıldığı beyan edilmiştir.ii. 2012 yılı satış hasılatının 24.358.540 TL, 2013 yılı satış hasılatının ise 1.210.842 TL olduğu tespit edilerek %3 faiz oranı esas alınmak suretiyle matraha ulaşıldığı belirtilmiştir.Yukarıda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinden, POS cihazından işlem yapan kart sahiplerinin ifadeleri, gerçek bir mal veya hizmet alım-satımı yapılmadığını göstermesi nedeniyle maddi delil niteliği taşımaktadır. 2012 ve 2013 yıllarında elde edilen satış hasılatları bakıldığında, 08/02/2012 tarihinde faaliyete başlayan ve 31/03/2013 tarihinde faaliyetini sonlandıran bir firmanın kısa süre içinde bu denli yüksek ciroya ulaşması iktisadi ve ticari icaplara uygunluk taşımamaktadır. Ayrıca, sektör açısından %0 katma değer vergisi uygulanan ve özel matrah şekline tabi altın ticareti, tefecilik fiilinin işlenmesine uygun bir zemin oluşturmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının POS cihazlarından kart sahiplerine gerçekleştirdiği ihtilaf konusu işlemler nedeniyle gerçek bir mal veya hizmet alışverişi olmaksızın tefecilik faaliyetinde bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, takdir komisyonu tarafından matrah belirlenerek cezalı tarhiyat yapılmasında hukuka aykırılık, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Bu nedenle, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu incelenerek tespit edilen matrahın davacının faaliyet gösterdiği kuyumculuk sektöründe Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla belirlenen kârlılık oranı da dikkate alınarak yerinde olup olmadığı hususları yönünden yapılacak inceleme sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.iii. Karar sonucu:Daire bu gerekçeyle temyize konu kararın, geçici vergiye ilişkin hüküm fıkrasını onamış; diğer hüküm fıkralarını bozmuştur.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K... sayılı ısrar kararı:Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi tekniği raporunu dayanak alan takdir komisyonu kararlarına istinaden tarh edilen vergiler ve kesilen cezaların hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, bankalarca bildirilen kredi kartı sahipleri arasından sondajlama yöntemiyle görece yüksek tutarlı işlemler gerçekleştirenler arasından rastgele seçilen on sekiz kişinin ifadelerine başvurulduğu belirtilmiştir. Ancak söz konusu kişilerin gerçekleştirdiği işlem tutarlarına ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği gibi bu tutarların davacının hasılatı içindeki payına dair bir oranlama da yapılmamıştır.Öte yandan, ifadesine başvurulan kişilere ait ifade tutanakları vergi tekniği raporuna eklenmemiş, bu tutanakların savcılık dosyasına sunulacağı belirtilmekle yetinilmiştir.Davacının yapılan yoklamalarda iş yerinde 205 gram has altın bulunduğu hususu da dikkate alındığında, satışlarının bir kısmının altın satışına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan ifadesine başvurulan on üç kişinin beyanlarından, davacının satışlarının bir bölümünün altın satışı dışında işlemlerden oluştuğu da açıktır.Ancak altın satışına ilişkin olmayan işlemlerin tutarına veya toplam hasılat içindeki oranına vergi tekniği raporunda yer verilmemiştir. Bu nedenle, davacının tüm satışları esas alınarak yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, hukuka uygun olduğu sonucuna varılan ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1-Davalının temyiz isteminin REDDİNE,2-... Bölge İdare Mahkemesi.... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,3-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,28/01/2026 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.X - KARŞI OY:Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.