Hissedarlar sözleşmesindeki mali destek ve cezai şart hükümleri uyarınca otel şirketinin finansman ihtiyacının karşılanmaması nedeniyle doğan tazminat talebi.
Özet: Davacı şirket, ortak olduğu bir otel işletmesinde finansal zorluklar yaşanması üzerine, davalı diğer ortakların 2016 tarihli opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan, şirkete acil finansman sağlama yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle sözleşmede belirtilen 1.000.000,00 ABD Doları tutarındaki cezai şartı talep etmiştir; ancak mahkeme, sözleşmenin ana ediminin sermaye artırımı olup doğrudan para enjekte etmek veya borç vermek olmadığını, davalıların sermaye artırımı çağrısında bulunduğunu, ayrıca sözleşmedeki mali yükümlülük maddelerinin yorumlanmasında ve TTKnın emredici hükümleriyle uyumunda çelişkiler bulunduğunu değerlendirerek davayı esastan reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1043 Esas, 2025/218 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2021/213 E., 2024/126 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ... merkezli müvekkilinin otel yönetim ve işletme faaliyetleri ile iştigal eden ve halihazırda ... ve ...'ndaki ... Hotel isimli otellerin işletmecisi konumundaki ... Yatırım İnşaat ve Turizm Ticaret A.Ş’de (... A.Ş.) %53,06 oranında payının bulunduğunu, diğer pay sahiplerinin ise davalılar ve dava dışı üçüncü kişi ... Varlık olduğunu, müvekkili şirket ile davalılar arasında ... A.Ş’deki pay sahipliği ilişkilerini düzenlemek amacıyla imzalanan hissedarlar sözleşmesinin tadiline ilişkin 02.06.2016 tarihinde opsiyon ve tadil sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmeye ... A.Ş.’nin de taraf olduğunu, bu sözleşmelerde ortakların birbirlerine ve ... A.Ş.’ye karşı taahhütlerinin düzenlendiğini, Opsiyon Sözleşmesi 4.1 ve 4.2 maddelerinde ... A.Ş.’nin maruz kalabileceği finansal sorunlar konusunda dönemlere göre ortaklar için farklı yükümlülükler kararlaştırıldığını, işbu maddenin (a) bendinde, ... A.Ş.’nin mali durumundaki sıkıntılar konusunda 01.01.2018 döneminden sonra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376. maddesi uyarınca öngörülen işlemlerin gerçekleştirileceğinin, 01.01.2018 döneminden önce ise, şirketin durumunun yakından takip edileceği ve şirketin borçlarını ödemekte sıkıntıya düştüğünün tespit edilmesi durumunda ortakların ya şirket borçlarını ödeyeceği ya da sermaye artırımı ile şirkete nakit sağlayacağının kararlaştırıldığını, son dönemde turizm sektöründe olumsuz gidişat nedeniyle ... A.Ş.’nin finansal durumunun kötüleşmesi üzerine, müvekkili şirketin Opsiyon Sözleşmesinin 4.1. maddesi hükmü uyarınca davalıların şirketin acil finansman ihtiyaçlarının karşılama yükümlülüklerini yerine getirmeleri yönündeki taleplerinin sonuçsuz kaldığını, dolayısıyla sözleşme hükümlerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinden Opsiyon Sözleşmesinin 7.1. maddesi hükmü uyarınca, müvekkili şirketin her bir davalının müştereken ve müteselsilen ödemekle yükümlü olduğu 1.000.000,00 ABD Doları cezai şarta hak kazandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak üzere 1.000.000,00 ABD Doları tutarındaki alacağının, 21.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve ticari ilerde uygulanan avans faiz oranı üzerinden hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; cezai şart koşullarının oluşmadığını, emredici hükümlere aykırı olan cezai şart hükmünün geçerlilik kazanmadığını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmeye göre ana edimin sadece sermaye artırımının yapılması ve ortakların artırıma katılması olduğu, sözleşmede "şirkete para enjekte etmek", "borç vermek", "nakit para sağlanması" gibi bir edimin taraflara yüklenmediği, davacı tarafça, sözleşmenin 4.1(A) maddesine aykırı olarak TTK'nın 376. maddesi gereğince şirketin mali durumunun görüşülmesi gündem taslağı ile Ticaret Mahkemesine başvurmuş olduğu iddiası ileri sürülmüş ise de; sözleşmenin 4.1(A) maddesinin, 01.01.2018 tarihinde veya bu tarihten sonra gerçekleşecek teknik iflas halinde ne yapılacağını düzenlediği, bu tarihten öncesinde "sermayenin azaltılması veya tamamlanması" işlemi yapılması talebini yasaklayan bir düzenleme olmadığı, ayrıca bu tarihten önce sermaye kaybının oluşması halinde TTK'nın 376/3 hükmü gereğince işlem yapılması yasağı getirdiği kabul edilseydi dahi bu sözleşme hükmü emredici hükümlere aykırılık taşıdığı, 4.1(A) ve 4.1(B) fıkralarının davalı ve davacı tercümelerinde bu şekilde aktarılmasının sözleşmenin ve uyuşmazlığın yorumlanması açısından fark yarattığı, taraflar arasındaki opsiyon sözleşmesinin 4.1. hükmünde yer alan ortaklarını, şirketin ekonomik darboğaza düşmesi halinde şirketi finansal açıdan destekleyecekleri düzenlemesi uyarınca davalıların sermaye arttırımı gündemiyle çağrısız bir genel kurul toplanmasını talep ettiği, 14.04.2017 tarihli yazı ile ... A.Ş.'nin ... ... ve ... Hotel ... isimli otellerin 2017 yılındaki hiçbir kira bedelinin ödenmediği ve şirketin acil nakit ihtiyacı oluştuğundan şirkete sermaye avansı olarak ödeme yapılması ve sermaye artırımı yapıldığında koyulan sermaye avansının sermayeye dönüştürülmesine dair karar alınabileceğinin belirtildiği, buna göre mahkemece yaptırılan çeviri nazara alınarak davalıların sözleşmeye aykırılıklarının bulunmadığı, dolayısıyla cezai şart koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme hükmünün 01.01.2018 tarihinden öncesinde TTK hükümleri kapsamında gerekli tedbirlere başvurulmasına engel teşkil etmediği, zira pay sahiplerinin birbirlerine karşı vermiş oldukları taahhütleri içeren sözleşme hükümlerinin, pay sahipleri üzerinde sonuç doğuracağı, Kanun ile getirilen düzenlemelerin uygulanmasını bertaraf etmeyeceği, taraflar arasındaki ihtarname içerikleri dikkate alındığında, davalı tarafça salt TTK'nın 412. maddesi kapsamında başvuru yapılması, sözleşmeye aykırı olmadığı gibi Kanun gereği kesin olan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/613 E., 2017/990 K. sayılı kararının, eldeki davaya konu cezai şart istemine dayanak teşkil etmeyeceği, şirketin 2017 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları kira borcunun ödenmemiş olduğu ihtilafsız ise de, davalı ... tarafından davacı hakkında keşide edilen 14.04.2017 tarihli ihtarnamede, opsiyon sözleşmesinin 4.1(B) maddesine göre davacının sermaye arttırımı için gerekli eylemlerde bulunmaya davet edildiği, kendisinin de pay sahipliği oranında sermaye arttırımına iştirak etmeye hazır olduğunu bildirdiği, ayrıca davacı tarafça davalılardan şirkete nakit para sağlanması istenmiş ise de opsiyon sözleşmesinin 4.1(B) maddesinde bunun sözleşme ile üstlenilen bir edim olmadığı, tarafların genel kurul toplantısı yapılması konusunda iradeleri örtüşmekle birlikte görüşülecek gündem maddeleri yönünden ihtilafa düşmeleri sonucunda fiilen bir toplantı yapılmadığı ve sermaye artırımı konusunda karar alınmadığı, sonuç olarak opsiyon sözleşmesinin 4.1(B) maddesindeki şartların gerçekleştiğinin söylenemeyeceği, buna göre Mahkemece davanın reddedilmesi nedeniyle davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, sözleşmeden kaynaklı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.