İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından indirimli elektrik enerjisi satış sözleşmesinin enerji maliyet artışı bahanesiyle haksız feshi sonrası tazminat davasında verilen ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu davada, davacı şirket, davalı enerji tedarikçisinin 24 aylık indirimli elektrik satış sözleşmesini haksız yere 13. ayda feshederek 11 aylık indirim avantajından mahrum bırakması nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmektedir; davalı ise sözleşmedeki tek taraflı fesih hakkına dayanarak eyleminin sözleşmeye uygun olduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesi davayı reddederken, davacı bu feshin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ve indirim taahhüdünü geçersiz kılamayacağını belirterek karara itiraz etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/933
KARAR NO : 2026/2271
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2025
NUMARASI : 2024/873 E - 2025/919 K
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 10/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 14.10.2020 tarihinden geçerli olmak üzere elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin "-ek-7 indirimli tedarikçi tarifesi satış sözleşmesinin ekidir."- ibareli 16. Sayfasında 'Bu taahhütname ile Müşteri Taahhütname kapsamındaki ilk sayaca elektrik verilmesinden itibaren 24 (yirmidört) ay süre ile elektrik enerjisini Tedarikçi'den temin edeceğini, bunun karşılığında müşteri indirimli tedarikçi tarifesi; müşteri'nin aktif enerji bedelinin EPDK tarafından yayınlanan güncel ve müşteri'nin tabi olduğu abone grubunun tarifesinde yer alan ilgili Perakende Tek Zamanlı Enerji bedeli (Aktif Enerji Bedeli) üzerinden % 11 (yüzde onbir) indirim yapılarak ücretlendirilecektir.' maddesi uyarınca müvekkili şirket davalı şirketten % 11 oranında indirimli elektrik almaya başladığını, davalı şirketin haklı bir sebep yokken 21.10.2021 tarihli fesih yazısıyla 'Enerji Maliyetlerindeki öngörülemeyen artış sonrası sözleşmenin ifası şirket tarafından katlanılmayacak ölçüde güçleşmiş ve sürdürülemez hale gelmiştir. Bu sebeple sözleşmemizi 01.11.2021 tarihinden itibaren tek taraflı olarak feshetmek zorunda kalacağımızı üzülerek tarafınıza ihbar ederiz.' beyanı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiğini ve müvekkili şirketin 08.11.2021 tarihinden itibaren Sakarya Elektrik Perakende Satış AŞ'den elektrik enerjisini almaya başladığını davalı şirketin 24 aylık taahhüt süresi dolmadan sözleşmenin 13. ayında sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, müvekkili şirketin 11 aylık süreç (01.11.2021-01.10.2022 tarihleri arasında) boyunca davalı şirketin aktif enerji bedeli üzerinden yapmış olduğu % 11'lik indirimden yararlanamadığını, sözleşmenin haksız olarak feshinden dolayı müvekkili şirketin zarara uğradığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşme kapsamında müvekkilinden elektrik enerjisi satın almaya başladığını, İlgili sözleşmenin 8. maddesinde “Sözleşmenin süresinin uzaması, sona ermesi ve sözleşmenin feshi” düzenlendiğini, iradi fesih başlıklı 8.2. maddeye göre taraflardan herhangi biri herhangi bir sebep belirtmeksizin sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin de sözleşme maddesine dayanarak sözleşmeye uygun bir biçimde davacıya fesih bildiriminde bulunduğunu, davacı tarafın sözleşme hükümlerini çok iyi bildiğini, basiretli bir tacir olan davacının imzalamış olduğu sözleşme ile bağlı olduğunu beyanla; müvekkilinin sözleşme hükümlerine uygun hareket ettiğinden haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini talep etmiştir.
Mahkeme,
"Davanın reddine" karar vermiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; mahkemece sözleşme hükümlerinin kapsamlı olarak değerlendirilmemesi nedeniyle verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu,tarafların sözleşmedeki hükümleri yerine getirmesi gerektiğini,davalı tarafın sözleşme gereği kendisine yüklenen yükümlülüğü (indirimli tarife uygulama koşulu) maliyet artışlarını bahane ederek sona erdirdiğini bildirdiğini,karşı tarafın bu ani ve dürüstlük kurallarına aykırı tek taraflı feshi nedeniyle davacıyı zarara uğrattığını,davacı indirimli tarife üzerinden bedel öderken yeni bir elektrik şirketiyle çok daha yüksek bir meblağa anlaşmak zorunda kaldığını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre sözleşmede tek taraflı fesih imkanının bulunması ihtimalinde dahi bu hakkın dürüstlük kuralları çerçevesinde ve makul bir şekilde kullanılması gerektiğini, davalı şirketin olası bu riskleri göz önünde bulundurarak sözleşmeyi imzaladığı gerçeğinin dikkate alınmadığını,sözleşmenin İradi Fesih başlıklı 8.2. Maddesinde yer alan fesih yetkisinin müvekkili şirketin aleyhine yorumlanması, davalı şirketin 24 aylık indirim vaadini hükümsüz kılacak şekilde bu hakkın kullanıldığına karar verilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,tarafların sebep belirtmeksizin sözleşmeyi feshedebileceğine ilişkin hükmün sözleşmeyi tek taraflı olarak fesheden tarafın tazmin yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını,sözleşmede müvekkili şirketin taahhüt süresi öncesinde sözleşmeyi feshetmesi halinde cezai şart hükümleri uygulanırken davalı şirketin istediği an herhangi bir cezai müeyyide uygulanmaksızın sözleşmeden ve taahhüdünden kaçma imkanının tanınmasının kanunun amacına aykırı olduğunu,davalı şirketin hakkını kötüye kullandığı ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Dava, sözleşmenin davalı tarafça iradi feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tahsili talebine ilişkindir.
Taraflar arasında 14.10.2020 tarihinden geçerli olarak imzalanan elektrik enerjisi satış sözleşmesi ve ek-7 indirimli tedarikçi tarifesi satış sözleşmesinin ekinde sayfa 16 da "'Bu taahhütname ile Müşteri Taahhütname kapsamındaki ilk sayaca elektrik verilmesinden itibaren 24 (yirmidört) ay süre ile elektrik enerjisini Tedarikçi'den temin edeceğini, bunun karşılığında müşteri indirimli tedarikçi tarifesi; müşteri'nin aktif enerji bedelinin EPDK tarafından yayınlanan güncel ve müşteri'nin tabi olduğu abone grubunun tarifesinde yer alan ilgili Perakende Tek Zamanlı Enerji bedeli (Aktif Enerji Bedeli) üzerinden % 11 (yüzde onbir) indirim yapılarak ücretlendirilecektir.' hükmü mevcuttur.
Davalı tarafça 24 aylık taahhüt süresi dolmadan öngörülemeyen artan maliyet bedelleri ileri sürülerek sözleşmenin 13.ayında davalı tarafça iradi olarak feshedildiği görülmektedir.
Borçlar Kanunu 137. Maddesi uyarınca mücbir sebep durumu nedeniyle borcunu ifa edemeyeceği hususlarının öngörüldüğü,ayrıca sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli ölçüde değişmişse artık tarafların sözleşme ile bağlı olmaması gerektiği, sözleşmenin yapıldığı zamandaki şartların önemli ölçüde değişmesi halinde sözleşmeye bağlı kalmayı beklemek adil sonuçlar doğurmayacağı gibi Türk Medeni Kanunu m.2 uyarınca dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edeceği,Türk Borçlar Kanunu’nda beklenmeyen hal şartı, "aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138.maddede düzenlenmiş olduğu, bu maddeye göre, sözleşmenin kurulmasından sonra, sözleşmenin uyarlanabilmesi için olağanüstü bir durumun gerçekleşmesi gerektiği, Yargıtay kararlarında da sözleşmenin uyarlanması ya da sözleşmeden dönülmesi için sonradan ortaya çıkan durum değişikliklerinin olağanüstü nitelikte olması gerektiğinin ifade edildiği, özellikle değişen koşulların olağanüstü olmasının yanı sıra, objektif nitelikte de olması önem arz ettiğini, toplumun tamamını etkileyen olaylar siyasi veya doğal nedenler, savaş, ekonomik kriz ve para değerinin düşmesi, salgın ve bulaşıcı hastalıklar, ani işsizlik, genel açlık, borsa fiyatlarının alt üst olması, ülke ekonomisine etki eden büyük bankaların iflas etmesi, yeni vergilerin yürürlüğe girmesi, ithalat veya ihracat yasağı gibi sebepler bu olaylara örnek gösterilebileceği,değişen hâl ve koşullar sebebiyle tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge, aşırı ve açık biçimde bozulmuşsa edimlerin dengelenmesi ve adil çözüme ulaşılması ayrıca TMK m.2 kapsamında dürüstlük ilkesinin de gereği olduğunu, sözleşmenin uyarlanabilmesi için aranan bir diğer şart, sonradan ortaya çıkan olağanüstü durumun sözleşmenin kurulması anında öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenemeyen bir durum teşkil etmesi gerektiği açıktır.
Davaya konu sözleşmenin 8.2.maddesinde taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi istediği
feshedebileceğine dair hüküm bulunduğu,sözleşmede
"MADDE 8: Sözleşme süresinin uzaması, sona ermesi ve sözleşme'nin feshi 8.1. Kendiliğinden FesihMüşterinin, serbest tüketici niteliğini kaybetmesi halinde Sözleşme kendiliğinden sona erer.
8.2. İradi FesihTaraflardan herhangi birinin, işbu Sözleşme'yi feshetmek istemesi halinde fesih bildirimi karşı Taraf'a ulaştıktan sonra 4 iş günü içinde işleme alınır ve Yönetmelik'e uygun ilk dönemde Sözleşme sona erer." hükmü bulunduğu görülmüştür.
Davalı taraf ise sözleşmenin bu maddeye istinaden feshedildiğini davacı tarafa bildirmiş,davalı süresinden önce irade fesih beyanı ile sözleşmeyi sona erdirmiş,sözleşmede erken fesih yönünden davacı abone için cezai şart öngörülmüş iken,sağlayıcı davalı yönünden ise cezai şart ve yaptırım maddesi düzenlenmemiştir.
Tarafların tacir olduğu, bu bakımdan gerek davacı ve gerekse davalının basiretli bir tacir gibi sözleşme hüküm ve sonuçlarını sözleşme imzalanırken iyice değerlendirmesi gerektiği düşünülmelidir.
Davalı taraf TBK 138.madde kapsamında sözleşmenin maliyet artışları nedeniyle devam ettirilemeyeceğine dair sözleşmenin uyarlanması davası açmadığı da dosya kapsamı ile sabittir.
Bu durumda TM 2.madde kapsamında dürüstlük kuralı da göz ardı edilmemelidir.Bu açıdan sözleşmenin erken feshi nedeniyle davacının davalıdan zararını talep edebileceği düşünülmelidir.
O halde bilirkişi raporuna yapılan itirazlarda değerlendirilerek yeniden rapor alınması gerekiğinden eksik inceleme ile verilen karar usul ve hukuka uygun bulunmamıştır.
Bu nedenle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/09/2026