Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, icra takibine konu ticari defter kayıtları ile faturalardaki ödeme uyuşmazlıklarına ilişkin menfi tespit davası istinaf kararını açıkladı.
Özet: Bir inşaat müteahhidi şirket, ticari ilişki içinde olduğu malzeme tedarikçisi şirketin başlattığı icra takibinde borçlu olmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı talebiyle menfi tespit davası açmıştır; davalı tedarikçi ise malzeme teslimatı yapıldığını ve bakiye alacağı bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, tarafların ve üçüncü bir şahsın ticari defterlerini bilirkişi incelemesine tabi tutarak ödemelerin ve faturaların karşılıklı kayıtlarını değerlendirmiş, bu incelemelerde davacının defterlerinde kayıtlı olup davalının defterlerinde bulunmayan 500.000 TLlik bir ödemenin (çekler, banka transferleri ve taşınmaz devri yoluyla) varlığını ve bazı faturaların davacı adına değil, üçüncü şahıs adına düzenlendiğini tespit etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:03/03/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:12/05/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:03/03/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, davalının ... ismi ile inşaat malzemesi satışı ve uygulaması konusunda faaliyet gösteren şahıs firması olduğunu, müvekkilinin ise inşaat müteahhitliği yaptığını, müvekkili ile davalı şahıs şirketi arasında 2013 ve 2014 yıllarında ticari ilişkilerinin olduğunu, müvekkilinin alacak konusu faturalara ilişkin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibine ilişkin tebligattan haberdar olunamadığından itiraz edilemediğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası alacağı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, alacaklının alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin inşaat malzemesi tedarik, temin ve satımı hususunda faaliyet gösterdiğini, davacı ile müvekkili arasında inşaat malzemesi alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından inşaat malzemesi tedarik ve tesliminin gerçekleştiğini ancak 422.837,58.-TL bakiye borcun ödenmediğini, müvekkili tarafından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, işbu davanın hukuki temelden yoksun olması nedeniyle davanın reddine, icra dosyasını sürüncemede bırakma kastı taşıyan davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının icra rakibine dayanak teşkil eden cari hesap alacağından dolayı davalıya borçlu olmadığını belirterek eldeki menfi tespit davasını ikame ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.
Hem delil olarak dayanılması hem de tarafların tacir olmaları nedeni ile HMK 222 ve TTK 83. Maddeleri kapsamında tarafların ve dava dışı 3. Kişi ...'un şahsi işletmesine ait ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Mali müşavir bilirkişisi tarafından düzenlenen kök ve ek raporlarda, tarafların ve dava dışı 3. Kişi ...'un şahsi işletmesine ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı belirtilmiştir.
Dava dışı 3. Kişi ...'un şahsi işletmesine ait ticari defterlerinin de incelenmesi sonucunda düzenlenen 21/10/2021 tarihli 2. ek raporda, 06/09/2014 tarihli, 10.000,50.-TL bedelli ve 07/09/2014 tarihli, 12.000,60.-TL bedelli olmak üzere toplam 22.001,10.-TL tutarındaki iki adet faturanın davacı şirket adına düzenlenmediği, dava dışı 3. Kişi ...'un şahsi işletmesi adına düzenlendiği ve bu faturaların dava dışı 3. Kişi ...'un şahsi işletmesine ait ticari defterlerde alacak olarak kayıtlı olduğu, toplam 523.636,49.-TL tutarındaki fatura kayıtları yönünden tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davacının ticari defterlerinde, davalıya toplam 600.800,00.-TL ödemenin yapıldığının kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerinde ise, davacının toplam 122.800,00.-TL ödemesinin kayıtlı olduğu, ancak bu ödeme kayıtları içerisindeki 06/02/2014 tarihli kredi kartı ile yapılan 22.000,00.-TL bedelli ödemenin davacı şirketin kayıtlarında yer almadığı, bu ödemenin dava dışı 3. Kişi ...'un şahsi işletmesine ait borç için davalıya ödendiğinin 3. Kişi ...'un ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dolayısıyla tarafların birbirinin teyit eden ödemeler toplamının 100.800,00.-TL olduğu, toplam 500.000,00.-TL ödemenin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu ödemenin; 240.000,00.-TL'sinin davacı şirketin banka hesabına ait, lehtarı davalı ... olan ve bedeli banka aracılığıyla davalıya ödenen çeklerle yapıldığı, 18/12/2013 tarihli 70.500,00.-TL ve 29.500,00.-TL olmak üzere toplam 100.000,00.-TL'sinin ... hesabına ... İnşaat fatura bedeli açıklaması ile ödendiği, 160.000,00.-TL'sinin ise, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davacı şirkete isabet eden 6 nolu bağımsız bölümün davalıya devri suretiyle yapıldığı, mahkememizce davacı şirket ödemesi olarak kabul edilen ancak davalı defterlerinde dava dışı 3. Kişi ...'un borcuna karşılık mahsup edilen 29.000,00.-TL ve 27.400,00.-TL olmak üzere toplam 56.400,00.-TL çek ödemesi, 18/12/2013 tarihli 70.500,00.-TL ve 29.500,00.-TL olmak üzere toplam 100.000,00.-TL ... hesabına yapılan ödemeler ile dava dışı 3. Kişi ...'a ait davalıya ilişkin ticari defterlerdeki kayıtlarda yer alan 06/02/2014 tarihli kredi kartı ile yapılan 22.000,00.-TL bedelli ödemeler aynı zamanda dava dışı 3. Kişi ...'un davalıya olan borcundan da mahsup edilerek mükerrer ödeme olacak şekilde hesaplama yapılmış ve davalı defterlerinde yer almayan ancak dava dışı 3. Kişi ...'un defterlerinde yer alan 06/09/2014 tarihli, 10.000,50.-TL bedelli ve 07/09/2014 tarihli, 12.000,60.-TL bedelli olmak üzere toplam 22.001,10.-TL tutarındaki iki adet fatura borcuna ilişkin kayıtlar yönünden raporda davalı ile dava dışı 3. Kişi ... arasındaki cari hesap alacağına ilişkin yapılan hesaplamalar, dava dışı 3. Kişi ...'un iş bu davada taraf olmaması ve davalı ile 3. Kişi arasındaki alacak borç ilişkisinin sonuca etkili olmayacağı anlaşıldığından bu hususta bilirkişiden ek rapor aldırılmamış ve davacının icra takibine dayanak teşkil eden cari hesap alacağına ilişkin borcunu ödediği davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile, davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olmadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kök rapor ile ek rapor arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, yerel mahkeme tarafından "borcun bir kısmının toplam 240.000,00 TL bedelli çekler ile ödendiği" hususunda kurulan gerekçenin alenen bozmayı gerektirdiğini, ... ve ... numaralı 29.000,00TL ve 27.400,00 TL olan çekler yönünden bilirkişi tarafından ödeme hususunun ... gerçek kişisinin borcundan mahsup edildiği kabul edilmişken aynı zamanda aynı belgeler davacı şirketin ödeme belgesi olarak kabul edildiğini ve müvekkilinin alacağını azaltıcı tespitlerde bulunulduğunu, yine bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve davacı tarafından ödeme belgesi adı altında sunulan evraklara yönelik yaptıkları beyan dilekçesiyle hangi çekin taraflarınca kabul edilmediği hangilerinin ... şahıs işletmesinde yer alsa da borç mahsubunun davacı şirkete ait defterlerden yapılarak hukuksuzluğa imza atıldığının belirtildiğini, müvekkilinin kendi ticari defterlerine işlemediği hiç bir çekle ödeme almadığını, bilirkişi tarafından şahıs işletmesi ile limited şirket defterinde yer alan ödeme kayıtları ile mükerrer değerlendirme yapıldığını, davacı şirketin defterlerinde yer alan ancak müvekkilinin defterlerinde yer almayan ... ve ... nolu çeklerin toplam bedeli olan 138.600,00 TL ödeme kaydının yine hukuka aykırı olarak borçtan mahsup edildiğini, müvekkilinin işbu çeklerden 90.000,00 TL sini ...' un şahsına satmış olduğu araç nedeniyle aldığını, işbu çeklerin taraflar arasındaki ticaretle bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin ...’tan almış olduğu 138.600,00 TL tutarındaki çeklerin/ödemelerin 90.000,00 TL tutarının, ...’a satılan ... plakalı araca ilişkin olduğunu ve bu satışa yönelik form BA-BS bildirimlerini müvekkil bağlı olduğu vergi dairesine bildirdiğini, mahkeme tarafından işbu BA-BS formları istenip incelenmediğini, geriye kalan 48.600,00 TL tutarın da müvekkili ile davacı şirketin yetkilisi ...'un kendi şahsı arasındaki ilişkiye istinaden müvekkili tarafından alındığını, davacı şirket tarafından ticarete, satışa konu edildiği iddia olunan işbu 48.600 TL ye yönelik bu satışla ilgili ve diğer satış faturalarına yönelik form BA-BS bildirimlerinin verilip verilmediğinin vergi dairesinden sorulması talep olunmuşsa da mahkeme tarafından işbu taleplerinin görmezden gelindiğini, kaynağı belirsiz şekilde de olsa işbu tutarların ödeme kabul edilmek suretiyle borçtan mahsup edildiğini, bir kısım faturalara ilişkin mahkemenin celp etmiş olduğu BaBs formlarının ise kararda dahi yer almadığını, borçtan mahsubu gerçekleştirilen 03.01.2015 tarih ve ... nl. 20.04.2015 vd. 15.000,00 TL tutarındaki çeklerin ise tarafların kendi aralarında ticaretin olmadığı bir döneme rast geldiğini, davacının dahi 2013-2014 dönemi sonrası bir ticaretlerinin olmadığını 2014 döneminin borç ödemesi ile kapanışının yapıldığını iddia etmekteyken 2015 yılına ilişkin çeklerin her ne hikmetse borçtan mahsup edildiğini, 08.12.2013 tarihli 70.500,00 TL ve 29.500,00 TL olmak üzere toplamda 100.000,00 TL tutarındaki kayıtlarda da bilirkişinin yine aynı usulü izleyerek alenen borcu azaltıcı gaye güttüğünü, nitekim işbu kayıtların sunulan dekontlarda da sabit olduğu üzere "... inşaat fatura bedeli" açıklaması yer almaktaysa da bilirkişi tarafından ... şahıs işletmesi adına ticari defterde yer alan bu kaydın aynı zamanda davacı şirket borcundan da mahsup edildiğinin bildirildiğini, mahkemece çıkartılan isticvap davetiyesinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin borcuna karşılık daire almadığını, davacı ... İnş Ltd Şti nin tek ortağı ... 04.03.2021 tarihinde şirketin tüm hisselerini devrettiğini, şirketin ünvan değişikliğinin tescil edildiğini, ...'un şirket yetkili vasfının sona erdiğini, buna karşın 04.03.2021 tarihinden itibaren yeni tüzel kişiliği temsil etmeyen vekil ... tarafından duruşmalara iştirak edildiğini, beyan ve belgeler sunulduğunu, ek bilirkişi raporu aldırılması hususunun talep olunduğunu ve ödeme belgesi adı altında belgeler sunulduğunu, öncelikle işbu işlemlerin vekaletsiz iş görme kapsamında değerlendirilmesinin yerel mahkemeden talep olunduğunu, mahkemenin bu hususta bir karar vermediğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
A-Uyuşmazlığın Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin olduğu, dosya kapsamında yer alan, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde ise alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 03/09/2020 tarihli 01/01/2013 ve 31/05/2020 tarihleri arası cari hesap fatura alacağına istinaden toplam 251.978,49.-TL alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 08/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 08/09/2020 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiği, 09/09/2020 tarihinde takibin durdurulduğu, itirazın iptali konulu davanın Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasında görüldüğü, davacının ... (iş bu davanın davalısı), davalının ... olduğu, 08/01/2026 tarihinde dosyanın karara çıktığı anlaşılmaktadır.
İstinaf incelemesine konu dava dosyasındaki bilirkişi rapor içeriklerinden de anlaşıldığı üzere, ... şahsi ticari defteri ile ...nin ticari defterleri ayrı olmakla, bağlantılı hesap hareketlerinin olduğu belirtilmiştir. Yine, ödeme olarak düşümü yapılan daire bedeli olarak yer alan taşınmaz ile ilgili olarak da Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında bir kısım yargılama faaliyet yapıldığı da görülmektedir. İstinaf incelemesine konu dosyada, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şirket tarafından yapılan ve davalının ticari defterinde olan ancak ... hesabından düşüldüğü belirtilen ödeme kayıtlarının, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna bakıldığında, ...'un bu ödemeleri ... cari hesabından düşerek davaya konu ettiğinin anlaşıldığı görülmektedir.
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası inceleme izni talep edildiği an itibariyle kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır.
Önemle belirtmek gerekir ki; Medeni usulun amacı gerçeğe ulaşmaktır (Bkz. Alangoya, Yavuz/Yıldırım, M.Kamil/Deren-Yıldırım, Nevhis; Medeni Usul Hukuku Esasları, B.4, İstanbul 2004, sh 31).
Davaların birleştirilmesi kurumu, gerçeğe ulaşmayı sağlayan kurumlardan birisidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 166. maddesinde ifadesini bulmuştur. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. Kanunda 1086 sayılı kanundan farklı olarak, bağlantıdan ne anlaşılması gerektiği söylenmiştir. Buna göre; Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.
İstinaf incelemesine konu dosya ile Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır. Her iki dosyanın dayandığı icra takip yılları da icra takiplerindeki alacağa esas dönemler de (davalı ...'tur) benzerdir.
Mahkemece, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının akıbeti kontrol edilerek, eğer kesinleşmiş ise oradaki kabullerin dosyaya etkisinin değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor alınması, kesinleşmemiş ise kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşir ise aynı usulün uygulanması, kanun yolu incelemesi sonucu kaldırılır ise dosyaların (eski esas numaraya sahip dosya ile) birleştirilmesi ve beraber yargılama yapılması, delillerin değerlendirilmesi, gerekirse tekrar ticari defterler üzerinde inceleme yaptırılması gerekmektedir. İstinaf incelemesine konu dosyanın görüldüğü tarih itibariyle Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya yargılaması mevcut olmasa da gelinen aşamada davaların birlikte görülmesi, diğer dosya kesinleşir ise oradaki kabullerin delil niteliği değerlendirilerek, değerlendirme yapılması gerekmektedir.
B-Ayrıca, davalı vekili, mahkemece usulsüz olarak isticvaba başvurulduğunu ileri sürmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... esas, ... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Mevzuatımızda isticvabın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 169. maddesi;
"(1)Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir.
(2)İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur." hükmünü içermektedir. HMK'nın 169 ve devamı maddelerinde düzenlenen isticvap; bir davada o dava ile ilgili belli vakıaların açıklığa kavuşturulması, varlığı ve yokluğu konusunda aleyhine olan tarafın ikrarının sağlanması amacıyla hâkimin kendiliğinden veya taraflardan birinin isteminin kabulü ile başvurabileceği usulü bir işlemdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 gün ve ... E., ... K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, öğreti ve Yargıtay uygulamalarında isticvap başlı başına bir delil olarak kabul edilmemektedir.
Mahkemenin isticvap ara kararı hangi vakıalara yönelik olduğu anlaşılamamaktadır.
İsticvap davetiyesinde bulunması gereken hususlar ise HMK'nın 171/1. maddesinde düzenlenmiş ve "İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır." denilmiştir.Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılacaktır (HMK.m.171/2). Bu yönüyle dosyada çıkartılan tebligat usulüne uygun değildir. Çünkü, çıkartılan tebligatta sadece beyanların alınacağı yazmaktadır.
Mahkemece, isticvaba karar verilir ise, bunun hangi vakıaya/vakıalara yönelik olduğu tutanağa geçirilerek ve taraflara bildirilerek, usulünce çıkartılacak tebligata da bu hususlar yazılarak ve gerekli yasal ihtarat tebligata şerh edilerek isticvap kurumunun uygulanması gerekirken, aksi yöne uygulama yapılması hatalı olmuştur.
C-Davalı vekili, davacı ... İnş Ltd Şti nin tek ortağı ... 04.03.2021 tarihinde şirketin tüm hisselerini devrettiğini, şirketin ünvan değişikliğinin tescil edildiğini, ...'un şirket yetkili vasfının sona erdiğini, buna karşın 04.03.2021 tarihinden itibaren yeni tüzel kişiliği temsil etmeyen vekil ... tarafından duruşmalara iştirak edildiğini, beyan ve belgeler sunulduğunu, ek bilirkişi raporu aldırılması hususunun talep olunduğunu ve ödeme belgesi adı altında belgeler sunulduğunu, öncelikle işbu işlemlerin vekaletsiz iş görme kapsamında değerlendirilmesinin yerel mahkemeden talep olunduğunu, mahkemenin bu hususta bir karar vermediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
Dosyaya bakıldığında, 09/12/2021 tarihli celsede duruşma tutanağına, davalı vekilinin davacı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğine dair beyan dilekçesi sunduğu, ekinde incelenen Ticaret Sicil Gazetesinin 12/03/2021 tarihli ... sayılı ilanının incelenmesinde davacı şirket ortağının tüm payını ...'a devrettiği, davacı şirketin müdürünün ... olduğu ve davacı şirketin unvan değişikliği ile unvanının ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğunun anlaşıldığı hususları yazılmıştır.
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında bu hususa değinmiş ise de gerekçeli karar başlığında ...ne yer verildiği, vekil olarak da Av. ...'ün isminin yazıldığı görülmektedir.
Dosya arasında, ...'un, Av. ...'u azlettiğine dair bir belge olsa da, bu dosyanın davacısı olan ... yetkilisi olarak azledildiğini gösterir bir belgeye rastlanmamıştır. Azilnamede yer alan vekaletname yevmiye numarası, ... temsilcisi olarak Av. ...'a verilen vekaletnamenin yevmiye numarası ile uyuşmamaktadır. Ancak, dosyada, davacı şirketin yeni unvanın davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti olduğunun da bildirildiği göz önüne alındığında, adı geçen şirket tarafından Av. ...'e verilen vekaletname örneği mevcuttur. 09/12/2021 tarihinden sonra da duruşmalara Av. ...'ün iştirak ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak, pay devri ve unvan değişikliğine ilişkin belgeler getirtilip, değerlendirme yapılıp, unvan değişikliği iddiasının sıhhati tespit edilip, taraf sıfatının ve temsil yetkisinin netleştirilmesi, unvan değişikliğinin mevcut olduğunun anlaşılması halinde uyap sisteminde gerekli değişikliklerin yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/05/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...