Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, davacının tescilli markaları ve tanınmışlığına rağmen kısmi redde itiraz ettiği marka YİDK kararının iptali davasını incelemektedir.
Özet: Kozmetik sektöründe 2015 yılından bu yana “bakımlı olmanın akıllı yolu” sloganıyla faaliyet gösteren davacı şirket, mevcut tescilli markalarının bir devamı olarak başvurduğu yeni “...” ibareli markasının belirli emtialar için kısmi reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kapsamlı kullanımından doğan müktesep haklarının bulunduğunu ve markalar arasında SMK m. 5/1-ç kapsamında benzerlik olmadığını iddia ederek ilgili kurum kararının iptalini ve başvurusunun tescil işlemlerinin devamını talep etmiş; davalı kurum ise karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayniyete yakın derecede benzer olduğunu ve aynı/aynı tür emtialarda kullanılacak olması nedeniyle tescilin yasal olarak mümkün olmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/406 Esas - 2025/160
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/406 KARAR NO : 2025/160....DAVA : Marka YİDK Kararının İptaliDAVA TARİHİ : 20/09/2024KARAR TARİHİ : 17/04/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, dava konusu “...” ibareli markanın tescili için dosyalanan ....sayılı marka başvurusunun, davalı ... sayılı markalar mesnet gösterilerek kısmen dahi olsa reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının “...” markası altında 2015 yılından beri .... ve Irak’ta aylık yaklaşık 1.500.000 müşteri tarafından ziyaret edilen, ülkemizde 400’e yakın mağazası ve 2000’e yakın çalışanı ile “bakımlı olmanın akıllı yolu” sloganı ile kozmetik sektöründe faaliyet gösteren saygın bir firma olduğunu, “...” markasının davacı adına halihazırda.... sayılı markalar tahtında zaten tescilli olduğunu, davacının bu tescilli markalarından gelen ve somut uyuşmazlıkta himaye görmesi gereken kazanılmış bir hakkının bulunduğunu, ayrıca “...” ibaresinin davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuru olarak da davacı adına korunması gerektiğini, dava konusu edilen marka başvurusunun davacının tescilli ve tanınmış markalarının serisinin bir devamı olarak dosyalanmış olduğunu, zaten de dava konusu edilen marka ile kısmi redde mesnet alınan markalarının SMK m. 5/1-ç hükmü anlamında, herhangi bir takdir yetkisi bırakmayacak derecede benzer olmadıklarını, zaten de davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, kısmi redde mesnet alınan markaların kullanılmadığını iddia ederek,... başvuru sayılı markasının tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayniyete yakın derecede benzer olduklarını, zira taraf markalarında esas unsurun birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, tescilli bir marka varken aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bir markanın tescile bağlanmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markalarının tescil tarihleri üzerinden uzun bir zaman geçmemiş olduğunu ve bu markaların kapsamına giren emtialar ile dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtiaların farklı olduğunu, tescil başvurusunda bulunan bir markanın önceki kullanımları veya tanınmışlığı iddiaları ile SMK m. 5/1-ç hükmünün aşılamayacağını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, ... numaralı marka tescil başvurusunun işlem dosyası incelendiğinde; davacının 20.06.2023 tarihinde 03, 05, 07, 08, 09, 10, 12, 14, 16, 18, 24, 25, 26, 28, 35, 38, 44 ve 45. sınıflara giren emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı görsel unsur içeren marka başvurusunun, ... sayılı tescilli markaların mevcudiyeti nedeniyle SMK m. 5/1(ç) hükmü kapsamında 05, 07, 08 ve 21. Sınıflara giren bir takım emtialar yönünden kısmen reddedildiği, davacının bu kısmi red kararına itiraz ettiği, itiraz dilekçesinde... sayılı tescilli markalarından gelen müktesep hak iddialarında bulunduğu, itirazının ekinde “...” markasının davacı tarafından halihazırda “kozmetik ve kişisel bakım marketi”nde markasal hüviyette fiilen kullanıldığına ilişkin broşür ve reklam görsellerini, ... uzantılı web sitesinden alınmış çıktıları ve “...” hizmet markası altında kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinin perakende satışının yapıldığına ilişkin fatura örneklerini sunmuş olduğu, bu itirazın ise... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 16.07.2024 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; DAVACININ “...” İBARESİ ÜZERİNDE ÖNCEKİ TARİHLERDE TESCİL EDİLMİŞ MARKALARINDAN KAYNAKLI MÜKTESEP HAK İDDİALARI: Davacının önceki tarihlerde tescile bağlanmış olan markalarına dayalı kazanılmış hak iddialarının somut uyuşmazlığa etkisinin değerlendirilmesine gelince; .... sayılı kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Buna göre bir kazanılmış haktan söz edilebilmesi için; Kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi, Bu markaya dayalı olarak yapılan başvurunun da, kazanılmış hak teşkil eden markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması (‘zira, önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise, bu artık yeni bir marka olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu gibi kabul edilemez’), Son olarak da, sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi, Şartlarının .... aranmaktadır. Ayrıca, müktesep hak iddialarına mesnet alınan markanın fiilen kullanılıyor olduğunun ispat edilmiş olması da, müktesep hak kriterlerine ilaveten incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken bir husustur. Somut olayımızda ise; öncelikle, davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu deliller incelendiğinde, davacının uyuşmazlık konusu olan “...” markasını, “kozmetik ve kişisel bakım marketi”nde fiilen kullanıldığı görülmekle, dava konusu edilen markanın kısmen reddedildiği emtialar arasında bu emtialar yer almadığından, somut uyuşazmlıkta, davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar yönünden korunması gereken müktesep bir hakkının olmadığı, ayrıca, tescil tarihleri itibariyle, davacının müktesep hak iddialarına mesnet alınabilecek markaları olan .... sayılı ... ibareli ve.... sayılı ve ... ....ibareli markalarının tescilleri kapsamına giren emtialar arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar yer almadığından, davacının bu markalarının, yukarıda yer verilen kriterlerden üçüncüsü ile de uyumlu olmadığı, .... sayılı ve ... ibareli markasının da, bütünleşik “...” asli unsuru itibariyle yukarıdaki kriterlerden ikincisi ile uyumlu olmadığı düşünüldüğünden, somut uyuşmazlıkta; davacının dava konusu edilen markasının kısmen reddedildiği emtialar yönünden tescilini gerektirecek, önceki tarihlerde tescile bağlanmış markalarından gelen kazanılmış bir hakkının bulunmadığı, 6769 SAYILI SMK’NIN 5/1-Ç MADDESİ HÜKMÜNÜN UYGULANMASI ŞARTLARI; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. maddesinde marka tescilinde red için mutlak nedenler düzenleme konusu yapılmıştır. Madde 5/1-ç “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan işaretler” den bahsetmektedir. 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç maddesi; “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markalar” marka olarak tescil edilemez hükmünü içermektedir. Madde hükmüne göre markanın reddedilebilmesi için ilk koşul “aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescili için başvurusu yapılmış” bir markanın varlığıdır. Diğer koşul ise “markanın daha önce tescil edilmiş veya tescili için başvuru yapılmış olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması”dır. Bu doğrultuda markanın reddedilebilmesi için bu iki koşulun aynı anda bulunması gerekmektedir. “Ayniyet” ya da “ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” incelenirken önceki marka ile sonraki markanın aynı olup olmadıkları belirlenmeli, aynı ise sınıfsal ayniyet ya da benzerliğin bulunup bulunmamasına göre red nedeni irdelenmelidir. “Aynı marka”dan kasıt, bir markada kullanılan işaretlerin diğerine tıpa tıp benzemesi ve müşterilerin nezdinde tamamen aynı şeyi ifade etmeleridir. Yani karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların markanın kapsadığı mal ve hizmeti orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenimi itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanmasıdır. Markaların tüm unsurlarının aynı olmasına rağmen yazı, rakam, şekil gibi unsurların boyutunun hepsi birden ve bir bütün olarak küçük ya da büyük olması ayniyeti ortadan kaldırmayacaktır. İki marka arasında küçük de olsa farklılıklar var ise artık bu iki markanın aynı olduğundan değil, “ayırt edilemeyecek kadar benzer” ya da “benzer” olduğundan söz edilmesi mümkündür. Markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olup olmadığı incelenirken ortalama tüketicinin algılaması temel alınacaktır. Doktrine ve Yargıtay kararlarına göre SMK 5/1-ç’de yer alan “aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer marka” ifadesi, markalar arasındaki benzerliğin, iltibasa yol açıp açmayacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu halleri kapsamakta, iltibas tehlikesinin varlığı mutlak şekilde kabul edilmekte ve bu hususun ayrıca ispatına gerek duyulmamaktadır. SMK’nın 5/1-ç hükmünün uygulanmasında değerlendirmenin 6/1 hükmü anlamında “karıştırılma ihtimali” kavramını da kapsayacak şekilde genişletilmemesi, “ayırt edilemeyecek kadar benzer marka” kavramı ile “aynı tür mal/hizmet” kavramının dar yorumlanması gerekmektedir. Yüksek Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu yönde ilkeler ortaya koymaktadır. Sonuç olarak; SMK’nın 5/1-ç maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmede markaların ayırt edilmelerine imkân verecek herhangi bir farklılıktan yoksun olmaları ve işaretler arasındaki benzerliğin tartışmasız olması gerekmektedir. Ayrıca; SMK’nın 5/1-ç maddesinde öngörülen mutlak ret nedenin gerçekleşebilmesi için iki işaretin aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlere yönelmiş olmalarıdır. Bir diğer ifadeyle, hakkında tescil başvurusunda bulunulan işarete ilişkin mal veya hizmet ile marka olarak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış diğer işaretin tescilli olduğu mal veya hizmetin aynı veya aynı türde olması gerekmektedir. Aksi durumda, yani iki işaretin farklı mal veya hizmetlere yönelmesi durumunda, 5/1-ç maddesinde öngörülen varsayımın oluşum şartları gerçekleşmeyecektir. Markaların ayniyeti/benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Buna göre; davacının markası ile bu markanın kısmen reddi kararına mesnet alınan markaların görselleri karşılaştırıldığında; taraf markaları, şekil unsurundan yoksun, kelime markası hüviyet ağır basan işaretlerdir; davacının markasında pembe renkli küçük harflerle, kısmi redde mesnet markalarda ise siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibareleri, tek unsur olarak kullanılmıştır ve markaların esas unsurları olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Bunlara göre; karşılaştırılan markalarda ortak olan ve esas/tek unsur olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin ayniyetinden hareketle taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunun söylenebileceği düşünülmektedir. Taraf markalarında “...” ibaresinin farklı renklerdeki ve karakterlerdeki harflerle yazılmış olması, markaları “birebir aynı” olmaktan çıkarmakta, ancak SMK’nın 5/1-ç hükmü kapsamında (dahi) “ayırt edilemeyecek derecede benzer” olma durumundan kurtaramadığı, markalar arasında 6769 sayılı Kanunun 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik durumunun söz konusu olduğu, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç bendinde mutlak red nedeni için aranan diğer şartın, yani; markaların aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilecek olması koşulunun incelenmesine geçildiğinde de; Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. Buna göre; Davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar, kısmi redde mesnet alınan markaların kapsamında birebir yer almaktadır veya bu markaların kapsamına giren (aynı) emtiaların başka kelimelerle ifade edilmiş halleridir. Bütün bu emtiaların aynı alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, son kullanıcılarının ve hedeflenen tüketici profillerinin ayın olduğu, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin de aynı olduğu/olabileceği, birbirlerini tamamlayıcı ve birbirleri yerine ikame edilebilir niteliklerinin bulunduğu, Dolayısıyla somut olayda, SMK m. 5/1-ç’de aranan “aynı/aynı tür emtialar için tescil edilmiş olma” şartının, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar açısından gerçekleşmiş olduğu, Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir . Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Davacının markasının kısmen reddedildiği emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bunların genel tüketiciye hitap eden, bir kısmının günlük tüketime konu olan, bir kısmının ise sık satın alınmayan emtialar olduğu görüldüğünden, ilgili tüketici grubunun geniş bir yelpazede olması nedeniyle ilgili kitlenin düşük, orta ve yüksek düzeyde bir dikkate/bilince/özene sahip olabileceği Netice itibariyle, Karşılaştırılan işaretlerin, SMK m. 5/1(ç) hükmü anlamında benzer olduğu, Davacının markasının kapsamından çıkartılan emtiaların tamamı açısından emtia ayniyeti/türdeşliği şartının gerçekleştiği, Davacının markasının kapsamından çıkartılan emtiaların hitap ettiği tüketici/alıcı kesiminin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük, orta ve ortanın üzerinde olabileceği; diğer bir ifadeyle ilgili tüketicilerin hem sıradan hem de daha bilinçli tüketicilerden oluştuğu, Bu değerlendirmelere göre, davacının markasının 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç maddesi hükmü kapsamında, kapsamından çıkartılan emtiaların tamamı yönünden kısmen reddi koşullarının oluştuğu, Davacının “...” markası üzerinde, önceki tarihlerde tescilli markalarından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı, Dava konusu edilen ... sayılı kararının hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17.04.2025 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır