Kooperatif üyeliğinden kaynaklanan konut tahsisi veya tazminat talebinin, ödeme ispatı ve kura geçerliliği konularında tekrarlayan yargılamalarla Yargıtaya ulaşan hukuki süreci.
Özet: Bir kooperatif üyeliğini devralan davacının, kooperatiften konut tahsisi veya emsal dairenin rayiç bedeli ile başlangıçta 10.000 TL, ıslahla 111.000 TL tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin talepleri reddetmesi üzerine, temyiz mahkemesi kooperatifin kayıt ibraz etmemesini davacı aleyhine yorumlamanın hatalı olduğu gerekçesiyle kararı bozmuş; bozma sonrası ilk derece mahkemesi konut tahsisi talebini reddederken, davacının peşin bedelli üye olduğu gerekçesiyle 111.000 TL tazminat talebini kabul etmiş, ancak bu karar davalı tarafından tekrar temyiz edilmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2026/306 E.  ,  2026/623 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2024/195 E., 2024/306 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğini ...isimli kişiden devraldığını, ortaya çıkan bir kısım olumsuz gelişmeler nedeniyle müvekkilinin kooperatif üyeliğinden ayrılma talebini davalı kooperatife ilettiğini ve üyelik süresince kooperatife yaptığı ödemelerin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, takibe yapılan itiraz üzerine açılan dava sonucunda müvekkilinin kooperatif ortaklığından yasal olarak çıkmadığı, dolayısıyla talep edilebilecek çıkma alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, bu arada davalı kooperatifin inşa ettiği konutları 20.12.2009 tarihli kura ile ortaklarına tahsis ettiğini, davalı kooperatife gönderilen ihbarname ile davacıya konut tahsis talebinde bulunulduğunu, ancak davalının cevap vermediğini ileri sürerek davalı kooperatif tarafından gerçekleştirilen kura çekiminin iptal edilerek davacıya da diğer kooperatif üyeleri gibi konut tahsis edilmesini, bu konuda bir imkânsızlığın olması hâlinde ise emsal dairenin rayiç değerinin kendisine ödenmesi gerektiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğradığı zarar için şimdilik 10.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 02.02.2022 harç tarihli ıslah dilekçesinde tazminat talebini 111.000,00 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; davacının kurucu üyelerden ...'in hissesini 30.09.2003 tarihinde devraldığını, bu tarihten itibaren 2007 yılına kadar genel kurul listelerinde her iki ismin de yer almadığını, 07.07.2007 tarihinde bakanlık temsilcisi gözetiminde yapılan genel kurulda beyana göre hazirun listesi düzenlendiğini, o tarihe kadar otuz dokuz kişi olan genel kurul listesinin beyan üzerine yetmiş yedi kişiden oluştuğunu, bu listede davacının isminin de yer aldığını, ancak üyelik beyan edenlerden belgelerini kooperatif yönetimine ibraz etmeleri ve bunların incelenmesi sonucu üye listesi tanzim edileceğinin duyurulmuş olmasına rağmen davacının herhangi bir başvuruda bulunmadığı gibi bir belge de ibraz etmediğini, bu nedenle daha sonraki genel kurul listelerinde isminin yer almadığını, davacıya ait herhangi bir ödeme belgesi mevcut olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli kararıyla; kura işleminin dayandığı genel kurul kararının iptali hususunda 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesinde öngörülen bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış bir dava bulunmadığı, kuradan itibaren dava tarihine kadar dört buçuk yıla yakın süre geçtiği, dolayısıyla kura çekiminin iptalinin istenemeyeceği, davacı adına tahsisi mümkün bir konut da bulunmadığı, bu nedenle davacının konut tahsisine ilişkin talebi yerinde olmadığı gibi davacının kooperatife ödeme yaptığına dair herhangi bir ödeme belgesi sunmaması, kooperatif kayıtlarında da böyle bir ödeme kaydının yer almaması nedeniyle davacının tazminat isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2017 tarihli ilâmıyla,davalı kooperatife kayıtlarını ibraz etmesi için kesin süre verilmesi, kayıtlarını ibraz etmediği takdirde davacının ödeme konusundaki iddiasını ispat etmiş sayılması, ayrıca davacının söz konusu hisseyi ...’den devraldığı, ...’in ödemelerinin davacı ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiği hususları üzerinde durularak bir sonuca gidilmesi gerekirken, kooperatifin kayıtlarını ibraz etmemesi sonucunda davacı aleyhine değerlendirilerek yanlış şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli kararıyla; davacının terditli talebi olan kura çekiminin iptali ve daire tahsis talebinin reddine, davalının peşin bedelli üye olduğu, dairenin rayiç bedelini talep edebileceği gerekçesiyle de tazminat talebinin kabulü ile, 111.000,00 TL'nin dava tarihi olan 05.05.2014 tarihinden iflas tarihi olan 26.04.2017 tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte Ankara Batı İcra Dairesinin 2017/3 iflas sayılı iflas dosyasında iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay Kapatılan 23. Hukuk Dairesi'nin 04.10.2023 tarihli ilâmıyla, davacının kooperatif üyesi olduğu ve ödediği bedelin sermaye payı olduğu, bu nedenle davacının sermaye payını iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceği dikkate alınarak davanın tazminat yönünden de reddinin gerektiği gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; önceki karar gerekçesi yanında sermaye şirketi ortaklığı ile kooperatif ortaklığının aynı olmadığı, kooperatif ortaklığında ortakların amacı karşılıklı yardım ve dayanışma ile kooperatifin amacını gerçekleştirmeye çalışmak iken, sermaye şirketlerinde ortakların asıl amacının kâr ve kazanç elde etmek olduğu, iki ortaklık arasında farklılıklar bulunduğu, anonim şirketlerde sermayenin korunmasını amaçlayan ve ancak hisse senetlerinin şirketçe satın alınmasını yasaklayan, hisse senetlerinin başkasına devri suretiyle el değişikliğine imkân veren yapısı ve özelliği ile kooperatiflerin yapısı ve amacının aynı olmadığı, açık kapı ilkesi uyarınca kooperatiflerden istifa ve ihracın mümkün olduğu, çıkma payından ve üyenin konut karşılığı tazminat isteminden kooperatifin sorumlu olduğu, aynı kooperatif aleyhine bir başka kooperatif ortağının mirasçılarının açtığı aynı dava konusuna ait mahkemenin 2019/51 Esas, 2019/645 Karar sayılı dosyasında "kura çekim tutanağının iptali ile tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, tazminat isteminin kabulüne" karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Özel Dairenin 22.11.2021 tarihli kararı ile onandığı ve kesinleştiği, davalı kooperatifin iflasına ise 26.04.2017 tarihinde karar verildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 25.01.2021 tarihinde kesinleştiği, anılan mahkeme kararı ile onama kararının, kooperatifin iflas tarihinden sonrasına ait olduğu ve bu dosya yönünden emsal teşkil ettiği, bu kapsamda diğer kooperatif üyeleri taşınmazlarını almış veya tazminat alacaklarını masaya kaydettirebilmiş iken aynı nitelikteki diğer ortak olan davacının taşınmaz alamadığı gibi tazminat alacağını da masaya kaydettirememesinin Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararının onanmasına karar verilerek miktar yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının üyeliği devam ettiğinden iflas masasına alacaklı olamayacağını, davacının kooperatife borcu olduğunu, peşin bedelli üye olmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre dava, dava, kooperatif aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen direnme kararının, dosyadaki yazılara kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.