Danıştay İkinci Daire, polis memurunun suç örgütüyle ilişkilenerek yetki ve nüfuzunu kötüye kullanma nedeniyle verilen meslekten çıkarma cezasının hukuka uygun olduğunu onadı.
Özet: Polis memuru davacının, suç çetesiyle yakın ilişkide olduğu, kumar oynatılan bir yere işlem yapılmaması için arkadaşına telkinde bulunduğu ve aracılık yaptığı gerekçesiyle "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak" fiilinden meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi üzerine açtığı iptal davasının idare ve bölge idare mahkemelerince reddedilmesinin ardından, davacının yüksek disiplin kurulunca savunma alınmadığı, zamanaşımı süresinin dolduğu, hakkında henüz iddianame düzenlenmeden ceza verildiği, hukuka aykırı yollarla elde edilen ses kayıtlarının delil olamayacağı ve fiillerin suç unsuru taşımadığı iddialarıyla temyiz başvurusunda bulunduğu bir hukuki süreç incelenmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİKİNCİ DAİREEsas No : 2021/9842Karar No : 2025/1203TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel MüdürlüğüVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacının, "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ...günlü,... sayılı kararının iptali ile geriye dönük terfi, parasal, sosyal ve diğer özlük haklarının yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında yapılan disiplin soruşturması neticesinde hazırlanan soruşturma raporu, soruşturma sırasında alınan tanık ifadeleri, davacının kendi ifadeleri, telefon dinlemelerine ilişkin kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde, suç çetesi ile yakın ilişki içinde olduğu ve bu ilişkinin sonucunda kumar oynatılan yere işlem yapılmaması hususunda arkadaşına telkinde bulunduğu ve aracılık yaptığı disiplin hukuku yönünden sabit görülen davacının, dava konusu "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" şeklindeki fiilinin davalı idarece somut olarak ortaya konulduğu, isnat edilen fiilin sübuta erdiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan dava konusu işlem Mahkemece hukuka uygun bulunduğundan, davacının geriye dönük terfi, parasal, özlük ve sosyal haklarının yasal faizi ile birlikte iadesi yönündeki talebinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; sözlü savunmasını 14/12/2017 tarihinde İl Disiplin Kurulu önünde verdiği, meslekten çıkarma cezasını vermeye yetkili Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu tarafından savunması alınmadan işlem tesis edildiği, görünüşte Yüksek Disiplin Kurulunca süresi içinde verilmiş bir disiplin cezası varmış gibi gözükmekle birlikte 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde usule uygun şekilde verilen bir disiplin cezası bulunmadığından, fiilin işlendiği tarih dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolduğu, disiplin cezasının konusu fiil nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı dosyası ile yürütülen adli soruşturmanın halen derdest olduğu, hakkında henüz iddianame bile düzenlenmeden disiplin cezasına hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu, disiplin cezasına dayanak yapılan ses kayıtlarının ele geçiriliş şekli hukuka aykırı olduğundan, hukuka aykırı ses kayıtlarına dayalı olarak işlem tesis edilemeyeceği, arkadaşı ile arasındaki mutat konuşmalardan ibaret olan ses kayıtlarda herhangi bir suç unsuru bulunmadığı, bu kayıtların Y.K.’ya polis baskınlarını önceden haber verdiğine veya şifreli bir şekilde haber gönderdiğine somut ve inandırıcı delil olma özelliğinden son derece uzak olduğu, bugüne kadar herhangi bir disiplin cezası bulunmaması nedeniyle idarece alt ceza takdir olunması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY :Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AİHM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AİHM KEMAL COŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07)" bahsetmediği görüşündedir.Anayasa Mahkemesi ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceğini, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesinin masumiyet karinesini zedelemeyeceğini, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiğini,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiğini, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası: 2016/14253, 2/7/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere,"...Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir... Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır."Somut uyuşmazlıkta; 13/05/2017 tarihinde yapılan operasyonda, "Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, üye olmak, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, memura mukavemet, görev yapmasına engel olmak, hakaret, tehdit, görevi kötüye kullanmak, rüşvet almak-vermek, kumar oynanması için yer ve imkan sağlamak" suçlarından hakkında işlem yapılan suç örgütü liderinin bazı polisler ile olan irtibatları sayesinde kumar baskınlarından önceden haberdar olduğunun telefon, ortam dinlemesi ve fiziki takip içeren teknik takip bulgularıyla tespitiyle, davacının da bulunduğu bir kısım emniyet personeli hakkında örgüt üyeleri ile aralarında bağlantı bulunduğundan bahisle adli işlem yürütüldüğü, davacı hakkında " görevi kötüye kullanmak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçlarından sanık sıfatıyla ...Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyası ile yürütülen yargılamanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır.Bu açıklamalar doğrultusunda, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve ceza yargılamasının halen devam ettiği gözönüne alındığında; bu ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra, disiplin soruşturma raporuyla birlikte yeniden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.