İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ayıplı ürün satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve ticari zarar talepleri ile yetki itirazına dair istinaf kararı.
Özet: Davacı şirketin, sözleşme bedelini eksiksiz ödemesine rağmen teslim edilen ticari ürünlerin hem eksik olması hem de gizli/ağır ayıplar içermesi nedeniyle sürekli arızalar yaşandığını, bunun süt üretimi verimliliğini düşürerek müşteri kaybı ve ticari itibar zararına yol açtığını iddia ederek, ayıplı ürünlerin bedel iadesi ile uğradığı ticari zarar ve kazanç kaybının tazminini talep ettiği; davalı tarafın ise yetki itirazında bulunarak yargılamanın usul yönünden incelenmesini istediği bir alacak davasında, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesine konu edildiği görülmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2026/727 KARAR NO : 2026/1685T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 07/01/2026NUMARASI : 2022/797 Esas 2026/14 Karar DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 07/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 07/07/2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/797 Esas 2026/14 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ....Şirketi arasında akdedilen 09/05/2017 tarihli satış sözleşmesinde, satışa konu ticari ürünlerin, sözleşme koşullarına uygun olarak müvekkiline satılmasının, müvekkilinin satış bedeli olarak K.D.V dahil 377.260,00-EUR ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından sözleşme bedelinin eksiksiz ödenmiş olmasına karşın sözleşme kapsamında teslim edilecek ürünlerden 4 yerine 2 adet supply unitin teslim edilmiş olması nedeniyle tarafların 19/12/2018 tarihli ek protokolü akdettiklerini, ek protokol ile; müvekkilinin protokolün yürürlülük tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde doğrudan ..... Şirketine yönelteceği yazılı talebe istinaden son model 2 adet supply unıt veya o tarihteki ...'nin bildirdiği muadili supply ünitin herhangi bir fiyat ödemeksizin ...'nın adresinde teslim edileceği hususunda tarafların anlaştıklarını, müvekkilinin besi ve süt ürünleri üreticisi olduğunu, sözleşme konusu ürünleri verimliliğin arttırılması, işgücünün azaltılması ve benzeri iştigal konusu alanda fayda sağlanması amacı ile satın aldığını, ancak süreç içerisinde ürünlerin kullanımında çok sık arızaların olduğunu, arızaların davalılara bildirildiğini, sürekli servis desteği ile sorunun kapatılmaya çalışıldığını, sözleşmede belirtilen yükümlülükler dışına çıkmayan müvekkilinin, ürünlerden olması gereken ve beklenilen verimi alamadığını, insan gücü yerine, sözleşmeye konu ürünleri satın alan müvekkilinin, zaman ve emekten tasarruf edileceği, iş akışının kolaylaştırılacağı beklentisi içinde iken, servis ihtiyacının sürekli hale geldiğini, makinalar çalışırken insan gücü takviyesi ile ürünleri kullanmak zorunda kaldığını, ürünlerin arızaları nedeniyle, müvekkilinin sütlerinin kesildiğini ve tedarikçileri tarafından sütlerin iade edildiğini, müvekkilinin bu nedenlerle müşteri kaybettiğini ve ticari itibarının zarar gördüğünü, ... servis raporları incelendiğinde servis hizmetinin çok sık alınmış olduğunun, bir kısım değiştirmeler yapılarak sözleşme konusu ürünlerden fayda alınmaya çalışıldığının, elde edilen günlük süt miktarının yaklaşık 4 - 5-ton iken, ürünlerde ayıpların oluştuğu günlerde ayıp sebebiyle 2-3 tona düştüğünün, müvekkiline kazanç ve kar kaybı olarak yansıdığının tüm servis raporları ve tespit bilirkişi raporu ile belirlendiğini, ürünlerin tamir edilerek ayıpsız kullanılmasının mümkün olmadığının, ancak süreç içerisinde anlaşılabildiğini, kullanım ile ortaya çıkan ve makinaların kullanımını imkansız hale getiren ayıplar nedeniyle Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/63 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit ile ürünlerin ayıplarının, gizli ve ağır ayıp olduğunun tespit edildiğinin, ayıplar nedeniyle ürünlerin kullanımının müvekkili için imkansız hale geldiğinden bedel iadesi ve ürünlerin geri alınması talebi ile Karşıyaka 2. Noterliğinden ihtarname keşide edildiğinin, ihtarnameye davalı ......Şirketi tarafından olumsuz yanıt verildiğinin, davalı .... Şirketine ise sözleşmede belirtilen adresine gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilemediğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını bildirmiş, bilirkişi raporu geldikten sonra talep sonucunu artırmak üzere şimdilik 275.000,00-TL'nin müvekkiline iadesi ile temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesi ile ayıplı ve iadesi talep edilen ürünler nedeniyle, müvekkilinin uğramış olduğu ticari zararların, kazanç kayıplarının şimdilik 25.000,00-TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA :Davalı ......Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. Maddesi uyarınca genel dava yetkisinin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, HMK'nın 7. maddesi uyarınca, birden fazla davalı yan olması halinde yetkili mahkemenin davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri olacağını, dava konusu ürünün satıcısının Antalya'da mukim .....Şirketi olup, müvekkilinin Kemalpaşa’da mukim olmasına rağmen, davacının kendi adresindeki Karşıyaka Mahkemesinde davayı ikame ettiğini, bu nedenlerle HMK 116/1-a maddesi uyarınca yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava konusu edilen kısmın tüm tedarik kapsamı olmayıp, sadece 4 adet sağım robotu olduğunu, bunların bedelinin satışa konu faturada ayrıca belirlendiğini, teşvikten yararlanan davacının, faturanın dava konusu robotlara isabet eden kısmının yarısını diğer davalı ....Şirketine ödediğini, davacı tarafından yapılan ödemenin tam ve kesin olarak belirlenebilir nitelikte olduğundan ürünlerin bedeline ilişkin talebin belirsiz alacak davası ile değil, kısmi dava ile talep konusu edilmesi gerektiğini, dava konusu edilmeyen kısımlar bakımından zamanaşımının kesilmediğini, ayrıca davaya konu bir diğer talep olarak ticari zarar ve kazanç kaybının, dava tarihi itibariyle belirlenebilir nitelikte olup, belirsiz alacak davası olarak talep edilemeyeceğini, basiretli bir tacir konumundaki davacının, gerçekleştiğini ileri sürdüğü zararlarını hesaplayabilmesinin, tam ve kesin olarak ortaya koyabilmesinin kendisinden beklendiğini, HMK'nun 121. maddesi uyarınca davacının, dava dilekçesi ekinde sunduğu belgelerin davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerini dava dosyasına sunmakla yükümlü olduğunu, 15.03.2021 tarihinde kendilerine tebliğ edilen dava dilekçesi ile dava dilekçesi ekinde olduğu beyan edilen belgelerin tebliğ edilmediğini, ......Şirketi ile davacı arasında, dava konusu 4 adet ..... Süt Sağım Robotu ve 1 Adet ... . ., ... T-... Litre . Süt Soğutma Tankı ve bunların ayrılmaz parçalarının satışına ilişkin 09.05.2017 tarihli bir satış sözleşmesi akdedildiğini, davacının sözleşme kapsamında ürünler için karşılıksız teşvikten yararlandığını, tüm alıma ilişkin fatura tutarının yarısının devlet hibesi ile ödendiğini, davacının tüm tedarik kapsamının sadece yarısını kendisinin ödediğini, malların ayıptan ari olarak sözleşme ve eklerine uygun olarak davalıya teslim edildiğini, ancak tedarik kapsamında davacıya 2 adet supply unit temin edilmiş olması nedeniyle taraflar arasında akdedilen 19.12.2018 tarihli ek protokol ile davacıya yedek parça veya ilave supply unit tedariki konusunda seçimlik hak tanındığını, davacının seçimlik hakkını 2 adet supply unit tedariki olarak kullandığını, müvekkili ...... Şirketinin taahhüt ettiği gibi, söz konusu ek protokol konusu supply unitlerinin 30.03.2021 tarihinde davacıya tam ve gereği gibi teslim edildiğini, davacının ihtirazı kayıtsız bu teslimatı kabul ettiğini, bu nedenle davacının talep sonucundaki ek protokol konusu ürünlere ilişkin talebinin konusuz kaldığını, süregelen zamanda davacının gerek kendi kullanım hatası gerek dış etkenlerden kaynaklı elektrik kesintisi vs. müvekkilinin ilgili bölgedeki yeni bayisi olan dava dışı .....Şirketinden sık sık servis müdahalesi talep ettiğini, davacının servis taleplerinin robotlardaki bir ayıba ilişkin değil, daha ziyade operasyonel ve sübjektif beklentilere yönelik olduğunu, davacının, robotlara ilişkin ana tedarikçi firma olan müvekkilinin mekanik garanti taahhüdünden sonuna kadar menfaat elde ettiğini, ücretsiz servis hakkından sık sık yararlandığını, müvekkilinin ve/veya yeni bayisinin müşteri memnuniyeti gereği sık sık davacının tesisini ziyaret ettiğini, her defasında kullanım hatasından ya da dış etkenlerden kaynaklı arıza ya da servis ihtiyaçlarının karşılandığını, ancak bu müdahalelerin hiçbirinin Türk Borçlar Kanunu’nda tanımlandığı şekliyle ayıp niteliğinde olmadığını, zaten davacının hiçbir zaman usulüne uygun şekilde bir ayıp ihbarı yapmadığını, aksine davacının mekanik garanti süresi biteceği için bilinçli olarak bu davayı ikame ettiğini, davacının ilk kez 22.12.2020 tarihinde, satış tarihinden 3 yıldan daha uzun süre sonra, Karşıyaka 2. Noterliği 23137 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, daha önce servis formlarında müdahale edilen kullanım hataları ve sair minör arızalardan tamamen farklı olarak, birdenbire robotların gizli ayıplı olduğunu iddia ettiğini ve robotlar için ödenen bedellerin iadesini talep ettiğini, müvekkili tarafından keşide edilen 29.12.2020 tarihli Ankara 63. Noterliğinden çekilen cevabi ihtarname ile sözleşme konusu robotların sözleşmeye uygun şekilde teslim edildiğinin, sözleşme konusu ürünlerde iddia edildiği gibi esaslı ve gizli bir ayıp bulunmadığının, ürünlerin tüm teknik özellikleri haiz olarak ve taahhüt edildiği şekilde çalıştığının, bedel iadesi talebinin hukuken kabul edilebilir olmadığının davacıya bildirildiğini, davacının bunun üzerine Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2020/63 Değişik İş sayılı dosyasında delil tespitine başvurduğunu, ancak bu tespit kapsamında müvekkiline ve diğer davalıya tebligat yapılmadığından, inceleme esnasında sadece davacının hazır bulunduğunu ve tamamen eksik incelemeye dayalı, teknik olarak hatalı, denetime elverişsiz bir bilirkişi raporu tanzim edildiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığını bildirmiş, HMK'nun 121.maddesi uyarınca dava dilekçesi ve eklerinin davalılara tebliğine, yetkisizlik itirazının kabulü ile dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .....Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 09.05.2017 tarihli sözleşme ve 19.12.2018 tarihli ek protokolde İzmir mahkemelerinin yetkili kabul edildiğini, HMK'nın 17. maddesi uyarınca İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2019/5294 Esas, 2020/3678 Karar sayılı ilamında taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, davanın yalnız yetki sözleşmesinde belirlenen mahkemede açılacağına, tarafların yetkili kıldıkları mahkemenin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini isterlerse, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerektiğine karar verilerek yetki şartının varlığı halinde davanın sadece sözleşmede belirlenen mahkemede açılabileceğinin kabul edildiğini, uyuşmazlığın yetki şartında belirlenen mahkemede çözümlenebileceğini, yetki şartı nedeniyle İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğundan yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/63 Değişik sayılı dosyasından alınan tespit raporuna dayanıldığı nazara alındığında davacının talep ettiği alacağını dava tarihinde belirleyebilmesi nedeniyle HMK'nun 107.maddesi hükmünde aranılan şartların oluşmadığını, yerleşik içtihatlarda davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak veya şimdilik alacağın belirli bir miktarını dava ettiğini belirterek açtığı davaların kısmî dava olarak nitelendirilmediğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması halinde davanın kısmi dava olarak nitelendirileceğini, bu itibarla davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığını, esasen davacının zamanaşımı riskini bertaraf etme gayesiyle davasını belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiğini, oysa davanın zamanaşımına uğradığını, Türk Ticaret Kanununun Ticari Satış ve Mal Değişimi başlıklı 23. maddesinin son fıkrasına göre malın ayıplı olduğunun teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğunu, somut uyuşmazlıkta davacı tarafın satıma konu makinelerde gizli ayıp bulunduğunu iddia etmekteyse de süresinde ve usule uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmadığını, TTK'nın 23. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağını, TBK'nın 231. maddesine göre satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü davanın, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, gizli ayıp halinde dahi 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta 2 yıllık zamanaşımı süresi ziyadesiyle geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arabuluculuk son tutanağında tarafların üzerinde anlaşamadığı uyuşmazlığın; .....Şirketinin ......Şirketi ve ....Şirketinden aldığı robot-sağım sistemlerinde gizli ayıp nedeniyle malların geri alınarak ödenen sözleşme bedelinin iadesi hususudur olarak belirlendiğini, dava dilekçesinin talep ve sonuç kısmının 2. maddesinde 275.000,00-TL'nin davacıya iadesinin ve 3. maddesinde ise 25.000,00-TL kazanç kaybının tahsilinin talep edildiğini, ancak 3. maddede yer alan kazanç kaybı talebinin zorunlu arabuluculuk görüşmelerine konu edilmediğinden bu talep yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, bugüne kadar ayıplı olduğunu iddia ettiği makineleri kullanarak gelir elde eden davacının, buna rağmen 275.000,00-TL'nin iadesini talep ettiğini, bedel iadesi talebinin menfi zararın tazminine yönelik olup, 25.000,00-TL kazanç kaybı talebinin ise müspet zarar kalemi olduğunu, menfi zarar ve müspet zararın birlikte talep edilemeyeceğinden davanın bu nedenle de reddinin gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/8304 esas, 2015/23475 karar sayılı ilamında; bir sözleşmesel ilişkide menfi ve müspet zararın birlikte talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, bugüne kadar makineleri kullanan ve aradan uzunca bir süre geçtikten sonra bedel iadesi talep eden davacının, dürüstlük kuralına uygun olmayan taleplerinin hukuken himaye görmemesi gerektiğini, ayrıca her ne kadar dava dilekçesinde belirtilmemişse de davacı tarafın hibeden yararlandığını, devlet desteğiyle satıma konu makineleri almadığını, müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, yıllardır makineleri kullanan davacının kötü niyetle ayıp iddiasında bulunduğunu, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu bildirmiş, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, kazanç kaybı talebinin zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine, ayıp ihbarının süresinde olmaması nedeniyle davanın esastan reddine, zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın esastan reddine ve davanın haksız ve dayanaksız olması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "Dava, taraflar arasında ticari satıma konu ürünlerin ayıplı olduğu ve gerekli performansı sağlayamadığı ve bu sebeplere bağlı olarak davacının, zararlarının oluşup TBK hükümleri uyarınca seçimlik hakkının doğduğu iddiası ile ürünlerin davalıya iadesi ile birlikte ödenen bedelin davalıdan tahsili ve davacının zararlarının tazmini istemine ilişkindir.Davacı tarafın davaya konu sözleşme bedelinin iadesi istemi konusunda zorunlu arabuluculuğa başvurmasına ve bu konuda anlaşamama son tutanağının düzenlenmesine rağmen aynı başvuruda iddia ettiği zararların tazminini arabuluculuk görüşmelerine konu yapmadığı gibi bu konuda başkaca bir başvuruda bulunmadığının anlaşılması üzerine davacının zararlarının tazminine ilişkin talebine yönelik davanın bedel iadesine yönelik talepten kaynaklanan davadan tefrikine karar verilmiş tefrikine karar verilen taleplere yönelik davanın 15.03.2023 tarihli karar ile zorunlu arabuluculuğa başvuruda bulunulmaması nedeniyle dava şartı yokluğuna bağlı olarak usulden reddine karar verilmiştir. Tefrik kararından sonra bu davadaki yargılamanın konusu yalnız ürünlerin gizli ayıplı olarak üretildiği iddiasından kaynaklanan bedelin iadesine ilişkindir.Dosyanın mahkememiz heyetine tevdi edilmesinden önce, davacı tarafın belirli olan alacağının belirsiz alacak hükümleri uyarınca talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle verilen dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu belirtilerek kararın kaldırılmasından sonra oluşturulan ihtarlı ve kesin süreli ara kararından sonra davacı vekili 10/02/2023 havale tarihli dilekçesi ile sözleşme bedelinin 377.260,00 Euro olup müvekkili tarafından ödendiğini, sözleşme konusu ürünleri 26.12.2017 tarihinde süt sağım robotu 2 adet supply unit ve ms 20 eksik olarak sözleşme konusu diğer ürünlerin teslim edildiğini, dava açılışında 275.000,00 TL olarak gösterdikleri harca esas değeri ve taleplerini 377.260,00 Euro karşılığı Türk Lirası üzerinden arttırarak eksik peşin harcı tamamladıklarını bildirmiş ve 377.260,00 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Euro karşılığının faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava dilekçesi ile cevap dilekçelerinde dile getirilen karşılıklı iddia ve savunmalar dosyada toplanan tüm deliller ön inceleme dosyasında belirlenen uyuşmazlık noktaları, uyuşmazlık konularına ilişkin yasal düzenlemeler ve istikrar kazanmış Yüksek Yargı kararları göz önünde tutulduğunda tarafların maddi vakıalara ilişkin olarak bildirdikleri tanıkların dinlenmesi, dava dosyasında toplanan tüm delil ve belgelerin incelenmesi ile davaya konu makinelerin üzerinde uzman bilirkişiler ile yapılacak keşif ve sonrasında alınacak bilirkişi raporu ile uyuşmazlığın çözümünün gerekli olduğu dikkate alınarak, taraf tanıklarının dinlenmesi ve bilirkişi raporu alınması sonrasında tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.Davacı tanığı .... yeminli beyanında; 2019 Temmuz ayından 2023 Ocak ayına kadar davacı şirkette veteriner hekim olarak çalıştığını, robotların ve makinelerin ilk geldiğinden beri düzgün sağım yapmadıklarını, hayvanlarda meme rahatsızlıklarının oluşmaya başladığını, bu nedenle antibiyotik kullandıkları gibi sütlerin imha edildiğini, bu durumu ... .. Şirketinin çalışanları ve serviste çalışanlarla konuşup şikayette bulunduklarını, bu konuşmaların birden fazla olduğunu, hatta mailler gönderildiğini, bazen günde iki üç kez servisin geldiğini, o an için sorunun çözüldüğünü, sorunun yeniden bazen aynı gün içinde bazen üç gün sonra ortaya çıktığını, hatta ..... Şirketinin 4 kamerayı değiştirip daha güncel olduğunu söyledikleri kameraları taktılarını, bu arızalar nedeniyle 24 saat robotların başında sürekli bir kaç adam bulundurmak zorunda kaldıklarını, kameranın değiştirilmesi ile sorunun çözülmediğini, servise gelen bir arkadaşının Aydın da bir işletmenin robotlarındaki sorun nedeniyle hayvanlarını ve robotu satışa çıkartığını söylediğini, süt soğutma tankında da arıza olduğunu, gaz kaçağını bir türlü bulamadıklarını, ..... Şirketi çalışanlarının dört beş kez gazını doldurmalarına rağmen kaçağı bulamadıklarını, bu nedenle tam soğutma yapmadığını, buzağı besleme makinesinin de sütün içerisine bir miktar su karıştırdığını, sürüdeki %30 %40 civarında hayvanların memelerindeki hasar oluştuğunu, bunlardan yarısının kesildiğini, robotun ciddi kayıplar verdirdiğinden normal sağımhane kurulduğunu, işe başladığında robotların bulunduğunu, robotların ilk ne zaman işletmeye geldiğini bilmediğini, işten ayrılmasından 6 ay öncesine kadar aktif olarak kullandıklarını, işletme sahibinin video çekiminde robottan olumlu olarak söz etmesinin işletmenin olumsuz olarak etkilenmemesi için olduğunu, çiftlikten elektrik kesildiğinde jenaratör ve Ups sisteminin çalıştığını, çalıştığı süre içinde 15-20 defa elektrik kesildiğini, çiftliğin hale hazırda açık olduğunu, Davacı tanığı .... yeminli beyanında; davacı şirkette 2019 ve 2020 tarihleri arasında veteriner teknikeri olarak çalıştığını, işe başladığında dört robotun çiftlikte aktif olarak çalıştığını, meme başlıklarının takımında çok sıkıntı olduğunu, gittiğinde bu arızanın bulunduğunu, bunun hayvanların hastalanmasına yol açtığını, hayvanın sütünü veremediği için mastit hastalığına yol açtığını, hayvanlara antibiyotik uygulaması yapıldığını, antibiyotik uygulanan hayvanların sütünün çöpe atıldığını, hasta hayvan sayısını hatırlamadığını, sağım tankında gaz kaçağı olduğunu, bunun ne zaman ortaya çıktığını hatırlamadığını, sürekli devam eden bir sıkıntı olup çözüm bulunulamadığını, buzağı besleme robotunun da bazen buzağılara süt vermediğini, bunun için sürekli olarak servis çağırdıklarını, çalıştığı sürede sıkıntının devam ettiğini, deleval marka sağım sistemi satın alındığını, satın almadan sonra arızalı makinelerin ise temizlenip strece sarıldığını ve bir köşeye bırakıldığını, sağım sisteminin satın alındığı tarihi hatırlamadığını,Davacı tanığı .... yeminli beyanında; davacı şirketin eşi ...'in ortağı ve yetkilisi olduğu şirket olup, şirketin ön muhasebe, personel ve finansman iş ve işlemlerini kuruluşundan itibaren yaptığını, davalı .... Şirketinin dünya çapında bir marka olduğunu söylediler kendilerini ikna ettiklerini ve dava konusu makineleri almaya karar verdiklerini, sözleşme imzalandıktan sonra 2018 yılı sonuna doğru makinelerin gelmeye başladığını, 2019'un yıl sonuna doğru bütün robotların teslim edildiğin, bazı ekipmanların ise 2021 yılında mahkeme sürecinde teslim edildiğini, makinelerdeki arızaların kurulumundan hemen sonra ortaya çıkmaya başladığını, hemen her gün, bazen günde 3-4 kez servisin geldiğini, bu şekilde süreci geçirdiklerini, otomatik sağım yapamadıkları için personel sayısını arttırarak her cihazın başına personel koyduklarını, bunun personel maliyetini arttırdığını, hayvanlarda meme hastalıkları ve meme körelmelerinin olduğunu, bu nedenle ilaç masrafların arttığını, ve süt veriminin düştüğünü mecburen ikinci bir manuel sağımhane kurduklarını, mahkemeden tespit işlemi yaptırdıktan sonra ikinci sağımhanenin kurulması ile birlikte davaya konu makinelerinin kullanımı sonlandırdıklarını, temizlediklerini ve paketlediklerini, Davalı ... ... Şirketi tanığı .... yeminli beyanında; davalı .....Şirketinde 2003 yılından beri satış müdürü olarak çalıştığını, şirket olarak bayiler aracılığı ile çalıştıklarını, yetkili bayilerinin davalı ... firması olduğunu, davacı şirketin dört adet robotik süt sağım sistemini satın aldığını, bu sistemler açısından devlet desteği söz konusu olduğundan sistem bedelinin %50'sinin .....Şirketinin ödediğini, %50'sinin devlet desteği tarafından karşılandığını, desteğin karşılanması için ilgili üniversiteden rapor alınması zorunlu olduğunu, Ege Üniversitesinin bu konuda incelemesini yaptığını ve onayını verdiğini, bu nedenle hibe desteğinin alındığını, robotların çalışması için üç temel konunun elektrik, su ve internet kalitesi olup üçünden herhangi birinde sorun olması halinde robotun çalışmayacağını, ancak bu durumda servis müdahalesi ile robotların tekrar devreye alınabileceğini, yaklaşık iki yıl boyunca davacı tarafın bu kaliteyi sağlayamadığını, genellikle elektrik ve su kalitesinde sorunlar yaşandığını, bu nedenle sayısını hatırlayamadıkları kadar çok davacı şirkete ... ..Şirketi çalışanlarının servise gittiklerini, belirli bir aşamadan sonra servis hizmetlerini ücretli yapabileceklerini aksi takdirde servis hizmeti verilmeyeceğini davacı tarafa bildirdiklerini, bunun üzerine ortalığın gerildiğini, davacının iki yıl garantisi bulunduğunu, ücretsiz gelmek zorunda olduklarını söylediğini, robotların iadesinin gündeme geldiğini, ancak devlet desteği alındığı için robotların beş yıl kullanılmasının zorunlu olduğunu, yoksa davacının devlet desteğini geri ödemesi gerektiğini, şuanda beşinci yılının dolduğunu ve gelinen durumun bu olduğunu bildirmişlerdir.Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/63 D.İş sayılı dosyasında davacı taraf 22/06/2022 tarihinde davaya konu sistem ve ürünler üzerinde delil tespiti talebinde bulunmuş, talebin kabulüne ilişkin verilen karardan sonra, yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişiler dosyaya sundukları 08/09/2020 tarihli raporda; kameralarda kullanım amacını engelleyen lekelenmelerin mevcut olduğunu, daldırma hortumlanın sağım başlıklarından devamlı olarak çıktığını, makinelerdeki MS20 ünitelerinden l tanesinin pasif halde bulunduğunu, robotlardaki arka meme başlıklarının birbirinin altına girdiğini, robotlardaki, robot başlıklarının yıkama ünitesine oturmadığını, kovboy kapılarının işlevsel çalışmadığını, robot çıkış kapılarının arızalı olduğunu, robotlarda sürekli hatalı çalışma daldırma modülü emniyet valfi hatasının mevcut olduğunu, 3. robotun farklı zamanlarda sağım yapmamasının, su sayacında sorun olduğunun ve robotların sistem yıkamasını yapamadığından dolayı süt ölçerlerin kirli kıldığının ve su sayacının değiştirildiğini, robotlarca sağım esnasında ineklerin herhangi bir memesinde süt akışı olmaması durumunda robotun o memeye yeniden başlık takmayıp memenin süt akışı bulunmayan bölümünü sağmadan ineği göndermesi, bunun sonucunda da, süt kaybının ve ineklerin meme enfeksiyonlarının şekillenmesi nedeniyle robotlarda arızanın mevcut olduğunu, robot başlıklarının, yıkama ünitesine tam oturmadığında "durulama hatası" verdiğini, bu durumun da robotların bloke olmasına neden olarak üretimi aksattığından robot başlıklarının yıkama ünitesine tam oturmadığını, robotların dokunmatik ekranlarındaki arızaların mevcut olduğunu, robotların başında çalışan bulunmadığında ineklerin çıkışının sağlandığı kapıların kapanmadığını, başlıkların birbirlerine takılmakta olduğunun ve bu durumun çalışanların emek ve zaman kaybına sebep olup, makinelerden beklenen verimin sağlanamadığını, ürünlerin sürekli arızalanması ve sürekli servis desteği ile performans sağlanması sebepleriyle ayıpların, gizli ayıp niteliğinde olduğu, makinaların ilk alımında bu hususların gözle ve elle kabaca muayene ile anlaşılamayacak olup, tamamının çalışma esnasında ortaya çıkacak olması nedeniyle sağım sisteminin gizli ayıplı olduğunu bildirmişlerdir. Bilirkişiler 03.04.2024 tarihli kök raporda; yapılan keşifte elektrik kesintilerine karşı bir jeneratörün ve bir su arıtma sisteminin mevcut olduğunun görüldüğünü, tesis çalışmadığından bu sistemlerin çalışıp çalışmadığının belirlenemediğini, davacının robotik sağım tesislerinin kurulmasına ilişkin gerekli altyapı şartlarını yerine getirdiğinin düşünüldüğünü, dosyada bulunan çok sayıdaki servis formlarından makinanın çok değişik aksamında çeşitli sorunlar yaşandığının, bunlara servis tarafından müdahale edildiğinin, bazı sorunların giderildiğinin ancak kalıcı çözümlerin sağlanamadığının değerlendirildiğinin, makinelerin düzgün çalışabilmesi için gerekli elektriksel alt yapının mevcut bulunduğunun görüldüğünü, elektrik ihtiyacının dağıtım şirketine ait trafo dağıtım merkezinden temin edilmeyip, tesis içinde bulunan davacının kendisinin kurduğu direk tipi trafo merkezinden sağlanmasının, şehir şebekesine bağlı diğer abonelerin yarattığı elektrik sorunları olan voltaj düşüklüğü ve benzeri elektrik kalitesi sorunlarının etkilemediği ya da en az yaşandığı bir yer olarak değerlendirildiğini, rapor eki verilen servis hizmetleri tablosundan görüleceği üzere görevli elektrik dağıtım şirketinin dağıtım şebekesinin bakım ve bağlantı işlemleri için iş güvenliği nedeniyle önlem olarak bölgesel kesilen elektrik nedeniyle ya da fare benzeri kemirgenler tarafından yapıldığı tahmin edilen bağlantı kablo tahribi gibi bazı sorunların yaşandığının görüldüğünü, elektrik sisteminde şebeke kesilmelerine karşı otomatik olarak devreye giren yeterli büyüklükte kurulu yedek jeneratör tesisatının dava konusu yerde bulunduğunu, trafolu tesislerde Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri yönetmeliği çerçevesinde işletme ve bakım işleri ilgili zorunlu olan elektrik mühendisliği hizmetlerinin özel bir şirketle anlaşmalı aylık kontrol şeklinde sürdürüldüğünü, davacı tarafından ifade edildiğini, keşif günü tesiste kurulu bulunan elektrik tesisatına ilişkin bağlantı elemanları, dağıtım ve enerji kalitesi ile ilgili kompanzasyon panosunun tümü ile yeni malzemelerden ve mevzuata uygun olarak yapıldığının gözlendiği, tesis halihazırda çalışır durumda olmadığı için internet altyapısı hakkında yeterli bilgi edinilemediğini, dava konusu robotun otomatik olarak süt sağım işlevini bilgisayar yazılımı ile gerçekleştiren, bu donanımı otomatik olarak kontrol eden sistemden meydana geldiğinin bilindiğini, robotik sağım sisteminin, sağım bölmesi, meme başı sensörleri ve robot kollarından ve buna yardımcı otomatik kontrol sistemlerinden ve taraflar arasındaki anlaşmaya konu ürünlerden oluştuğunu, keşif sırasında sistemin çalışmaması sebebi ile kontrolün yapılamadığını, ancak davacı tarafından mahkemeye sunulan resim ve video kayıtları incelendiğinde, sistemin çalışmasında işlevsel sorunlar olduğunun gözlendiğini, sistemin 200 baş sağmal hayvanlar için kurulumunun yapıldığını, insansız olarak çalışabilmesi gerekirken düzgün ve randımanlı çalışmadığını, robot sisteminin 4 ayrı ünite şeklinde alındığını, iki ünitenin bağlandığını, robotların ana sorununun meme başlarını bulma başarısının düşük olduğuna ilişkin şikayeti olduğunu, ineklerde zaman içinde meme iltihaplarının (mastitisler) oluştuğunu, robotun 24 saat insansız olarak sorunsuz çalışması ve devamlı sağım yapması amaçlı kurulduğunu, buzağı emzirme ünitesinin buzağının emmediği sütü, buzağı emmiş gibi kabul edip, kalan sütü drenaja atıp boşalttığına ilişkin şikayetin keşif esnasında davacı tarafından dile getirildiğini, sözleşmenin 3. maddesinde; garantinin düzenlenmiş olup, tüm ekipmanların imalat hatalarına karşı 2 yıl garantili olduğunun, bu garantinin ekipmanların devreye alınmasından itibaren başlayacağının, ancak devreye alınma tarihlerinin 1 kutu 2018 Haziran 2 kutu 2019 Mart 4 kutu Aralık 2019 olduğunun belirtildiğini, 2 yıllık garanti süresinin parça değişikliklerini içine aldığının ancak kullanımdan kaynaklanan hataların kullanılan malzemelerin olağanüstü hallerinden ve periyodik bakımının yapılmamasından kaynaklanan durumları içermediğinin, garanti süresi kapsamında her türlü değişiklikler, bakım onarımların, satıcı servis elemanları veya yetkili kıldığı teknik elemanlar tarafından yapılacağının, aksi halde garantinin geçersiz sayılacağının, garanti süresi sonrası periyodik bakım istenirse ..... Şirketinin standart şartlarının uygulanacağının, sistem ... teknolojisi ve....sertifikasyonuna göre monte edileceğinin, satıcıların yetkili sevis elemanları tarafından süt sağım robotu montajı ve kontrolleri yapılarak devreye alınacağının, montaj boyunca yerinde eğitim verileceğinin, garanti süresi boyunca .....firmasının tavsiye ettiği yıkama deterjanlarının ve bakım pompası yağının kullanılması gerektiğinin, aksi takdirde sistemin garanti kapsamı dışında olacağının düzenlendiğini, sözleşmenin 5. maddesinde; montaj bitiminin satıcının, teknik elemanlarının beş sağıma refakat etmesi ve devir teslim yazılı tutanakları ile gerçekleşeceğinin belirtildiğini, sözleşmenin altıncı maddesine göre montaj ve eğitim dahil tüm ürünlerin teslim fiyatının KDV dahil 377.260,00-Euro olarak belirtilip, ödeme şartlarının 7. maddede düzenlendiğini, 19.12.2018 tarihli ek protokolde davacı alıcıya 4 yerine 2 adet supply unit teslim edildiğinin, alıcının gelecekte teslim edilmeyen 2 adet supply unit ve 2 adet MS20 cihazını kullanma ihtimalinin olduğunun, 5 yıl içinde ...’nın, alıcının yazılı talebine karşılık 2 adet supply unit veya o tarihte ...’nın bildirdiği muadilinin fiyat farkı tahakkuk ettirilmeksizin ... adresinde teslim edilmesinin gayri kabili rücu kabul edildiğinin belirtildiğini, 6. maddede işbu ek protokolün satış sözleşmesinin ayrılmak parçası olduğunun kararlaştırıldığını ayrıca sadece bu protokolde belirtilen ve kendisi ile ilgili olan hak ve yükümlülükler bakımından ...’nın sorumluluğunun olduğunun, ...’nın hiçbir hal ve şartta satıcı ve alıcının dolaylı zararlarından sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan ek-4 olarak belirtilen durum tespit tutanağı başlıklı belgede tarih bulunmadığını, ayıplara ilişkin tespitlerin bulunduğunu, ancak imzayı haiz olmadığını, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/63 D.İş sayılı dosyasında davacı tarafın delil tespiti talebinde bulunup bilirkişi raporu alındığını, dava dosyasına ve tespit dosyasına sunulan servis raporu belgelerine göre davacının, davalı tarafa teslim edilen sistemlere dair 2018 yılı Haziran - Temmuz aylarından itibaren düzenli ve çok sık olarak arıza ve servis ihbarında bulunduğunu, teslim edilen mallara ilişkin servis verildiğinin, onarımlar yapıldığının, kimi parçaların değiştirilmiş olduğunun görüldüğünü, sözleşmeye göre, davalı ... ... Şirketinin sistemin montajını üstlendiğinin, yetkili servisin elemanları tarafından kontrolleri yapılarak gerçekleştirileceğinin kararlaştırılıp 29.06.2018 tarihinde sağım tesisinin davacıya teslimine dair tutanağın tutulduğunun anlaşıldığını, buna göre sağım tesisinin davacıya tesliminden önce yetkili servisçe kontrol ve muayenelerinin yapıldığının anlaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin satış sözleşmesi olarak kabulü halinde sözleşmede garanti süresinin öngörülmüş olsa bile garantinin TTK 23'teki yükümlülükleri ve süreleri ortadan kaldırmadığını, buna karşın, TTK 23. maddesinin eser sözleşmelerine uygulanmayacağının kabul edildiğini, bu bakımdan eser sözleşmelerinde açık ayıplar dahil garanti süresi içinde ihbar yapılarak seçimlik hakların kullanılabileceğinin kabul edildiğini, davacı tarafın ilk şikayetini 31.07.2018 tarihinde kameranın çalışmaması ardından 06.08.2018 tarihinde süt hortumunun çıkması, 25.08.2018 tarihinde 2 nolu kabinin sağım başlığının yıkama tablasına oturmadığı, her iki kabinde de sağım başlıklarının sağım sırasında düştüğü, başlık takmaya çalışılmasına rağmen vakum olmadığı, 14.09.2018 tarihinde 2 nolu kabinin sağım ve yıkama yapmadığı, 07.10.2018 tarihinde 1 nolu kabinin çalışmadığı, 3 Nolu kabinin halatının sürekli çıktığı, 14.10.2018 tarihinde 2 nolu robotun başlığının tek taraflı sığmadığı, 21.10.2018 tarihinde 13 ve 18 saatleri arasında robotlardaki arızalardan dolayı sağım yapılamadığı konularında yaptığını ve şikayetler ile ilgili servis hizmetlerinin yapıldığını, sistemin arıza verdikçe davacının ana faaliyeti gereği servis çağırdığının anlaşıldığını, taraflar arasında sözleşme ile ek protokolün varlığı ve içeriği yanında ödemeler konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, tesisin yetkili servis test ve muayeneleri ile 26.06.2018 tarihinde teslim edildiğini ve 2 yıllık garanti süresinin bulunduğunu, sözleşmenin eser sözleşmesi olarak kabulü halinde garanti süresi içinde her türlü ayıbın ihbar edilebileceğini, TTK 23. maddesindeki yükümlülüklerin ve sürelerin uygulanamayabileceğini, sözleşme ilişkisinin satış olarak kabulü halinde ise garanti verilmesinin TTK 23. maddesindeki yükümlülük ve süreleri ortadan kaldırmamakla birlikte, tesisin test ve muayenlerinin yapılarak teslimi karşısında, ayıbın sonradan ortaya çıkan gizli ayıp olarak taktirde olabileceğini, davacının ilk olarak 31.07.2018 tarihinde servis çağırarak arıza ihbarında bulunduğunu ve arıza çıktıkça servis çağırarak ayıp ihbarında bulunduğunu bunun yanında 22.12.2022 tarihli ihtarnameye kadar TTK aranan şekilde ihbarda bulunulmadığını, dava konusu makinelerde ve sistemde iddia edilen ayıp ve verimsizlik halinin davacı tarafın kullanımından veya kusurlu işlemlerine bağlı eksikliklerden kaynaklanmadığını, servis işlemlerinin ilk olarak 25.06.2018 tarihinde başladığını, 04.07.2020 tarihine kadar 151 adet belge ile servis raporu verildiğini, verilen servis hizmetlerinin verildiğini, yapılan bu işlemler sonucunda makinaların ve sistemin beklenen nitelikte ve olağan işleyişini sağlamadığının, yetersiz ve verimsiz çalışmanın devam ettiğinin anlaşıldığını, davalılar dışında davacının istemi ile üçüncü kişilerin makineler ve sistem üzerinde onarım ve müdahalelerinin bulunulduğuna dair, dava dosyasında herhangi bir belge bulunmadığını, satış sözleşmesi gereğince makinaların devreye alımı sırasında kullanıcılara bir eğitim verildiğinin ve servis elemanları tarafından ilk 5 sağıma refakat edilerek kullanıcının eğitildiğinin anlaşıldığını, davacı tarafça davalıya bildirilen arızalar dışında herhangi bir ayıp ihbarına rastlanmadığını, servis formlarında rutin bakımların dışında çok sayıda arıza kaydının olduğunun görüldüğünü, bu kayıtlarda kullanıcının yapmış olduğu herhangi bir kursurlu işlem sonucunda oluşan arıza nedeniyle uyarıldığına dair bir bilgiye rastlanmadığını, davalı ... Şirketinin yalnız tek protokol kapsamında sözleşmeye taraf olup, ek protokol konusu malzemeleri 06.03.2021 tarihinde sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, servis raporlarında tüm arızaların giderilemediğinin veya kısmen giderildiğinin ve parça siparişinin gerektiği durumların bulunduğunu, sorun tam giderilmeden makinanın teslim edildiğini, hangi tarihler arasında tam ve eksiksiz çalıştığının tespit edilmesinin zor olduğunu, sağım tesisinde çıkan arızaların teslim sonrası ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olabilecek olup, tesiste çıkan arızalar ve arıza sıklığı değerlendirildiğinde tesisin kabul edilebilir görünmediğini, ayıbın gideriminin istenilen sonucu vermeyeceğini, davacının, davalıya dört ayrı tarihte yaptığı ödemenin ilgili tarihlerdeki kurlara göre toplamının toplam 317.290,99-Euro olduğunu, bu bedelin iadesinden sözleşmenin tarafı olan ... Şirketinin sorumlu olup davalı ... Şirketinin bu konuda bir yükümlülük altına girmiş görünmediğini bildirmişler, davacı tarafın, bilirkişi heyetine hukukçu bir bilirkişinin de eklenmesi suretiyle itirazları doğrultusunda ek rapor alınması talebi yanında davalı taraf vekillerinin rapora ilişkin dilekçelerinde sundukları itiraz konuları bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilerek, davacı vekilinin hukukçu bir bilirkişinin heyete eklenmesi talebinin HMK'nun 266 (1) maddesi hükmüne aykırı olması nedeniyle talebinin reddine karar verilmiş, raporun taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek tespit, değerlendirme, hesaplamaları içermediği gibi ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları hakkında kısmen ve soyut olarak yapılan tespit, değerlendirme ve hesaplamaların hükme ve denetime elverişli olmadığı, davalı tarafların cevap dilekçelerinde dile getirdikleri iddia ve itirazların bilimsel ve teknik açıdan ayrıntılı ve gerekçeli değerlendirilmediği, dosyada toplanan delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek özellikle davaya konu ürünlerin ayıplı olarak üretilip üretilmediği, servis işlemlerine konu arızaların üretim ayıbı niteliğinde bulunup bulunmadığı, ayıbın varlığının tespiti halinde gizli ayıp niteliğinde olup olmadığının bilimsel ve teknik açıdan şüpheye yer bırakmayacak şekilde gerektiği takdirde ürünlerin çalıştırılması suretiyle arıza ve ayıpların tespitinin yapılarak rapor düzenlenmesi için bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler 28.08.2024 tarihli 1. ek raporda; davacının ödemelerinin toplamının 317.290,99-Euro olarak göründüğünü, dava tarihinde TCMB'nin 1 Euro Efektif Satış Kurunun 8,8972 TL olup, 2.823.001,39-TL olduğunu, davalının ödemenin yarısının devlet hibesinden ödendiğini beyan etmekle, davacının talep edebileceği bedelin 3.356.557,67-TL olabileceğini, servis raporlarından anlaşıldığı üzere benzer sistemlerde görülen arızalardan çok daha fazla arıza kaydının bulunduğunu, sürekli servis desteğiyle makinaya performans sağlanmaya çalışılması sebepleriyle makinadaki ayıbın teslim sırasında veya sonraki birkaç günlük kullanım ardından gözle veya kabaca bir muayene sonrasında ortaya çıkabilecek bir sorun olmadığından gizli ayıp niteliğinde olabileceğini, benzer durumun işletmenin ve makinanın faal olduğu zamanlarda yapılan inceleme sonucunda hazırlanmış olan 08.09.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiğini, makina üzerindeki tüm parçaların bir bütünün parçaları olarak birbirleriyle etkileşimli olarak beraber çalıştığından parçaların laboratuvarda ayrı ayrı teste tabi tutulması gibi bir durum söz konusu olmadığını, makinada yaşanan çok sayıdaki arıza ve işletmenin tasfiye olması nedeniyle uzun süredir kullanılmadığı da düşünüldüğünde sistemin onarımı veya yedek parça değişimi ile kendinden beklenen performansı sağlayamayabileceğini, arızaların fare kemirmesi vs gibi dış kaynaklı etkilerden kaynaklananları olduğu gibi, sık olarak sensör ve valflerden kaynaklanan arızalar ile sağılan ve sistemden geçen sütlerin sistemin makine parçaları arasına sızarak sistemde yol açtığı arızalara rastlandığını, bunlardan dış kaynaklı arızaların ayıp niteliğinde olmasa bile, sensör, valf kaynaklı veya sütlerin sistemde makine parçaları arasına sızması kaynaklı arızaların sistemin hatalı yapılması ve tasarlanması kaynaklı ayıplar olarak göründüğünü, yine bazı ayıpların ineklerin sağma kabininde, etrafa çarpması sonucu oluşur gözükmekle birlikte davalının sistemi tasarlarken, hayvanlarla çalışma koşullarını da gözeterek, makinenin çalışmasını engelleyebilecek nitelikle, bu tip arızaların ortaya çıkmasını engeller nitelikte tasarım oluşturması gerektiğini, bu bakımdan bu tip kullanma amacına göre tasarımdan kaynaklı arızaların da ayıp niteliğinde değerlendirilebileceğini, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü, birçok tarım makinasının testlerini yapmak ve raporlandırmak üzere T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş bir kurum olup, ilgili makinaların bu testlerini yine T.C. Tarım Orman Bakanlığı tarafından belirlenen "Tarım Makinaları Deney İlke ve Metodları"nda belirtilen yöntemlere ve standartlara göre bakanlık tarafından yetkilendirilen diğer tüm kurumlar gibi test ettiğini, Tarım Makinaları Deney İlke ve Metodları'nın dava konusu makinayı ilgilendiren "Süt Sağım Makina Ve Tesisleri Deney İlkeleri" alt başlığında belirtildiği üzere seyyar süt sağım makinası, boru hatlı süt sağım tesisi ve otomatik süt sağım tesislerinin tüm test ve deneylerinin hayvanın, sütün ve suyun olmadığı, yine ilgili deney yöntemlerinde belirtildiği üzere ISO 20966 (2007) “Otomatik Sağım Sistemleri Standardı”, ISO 6690 (2007) “Süt Sağım Makinaları Deneyleri Standardı” ve ISO 5707 (2007) “Süt Sağım Makinaları – Yapı ve Performans Değerleri Standardı”nda belirtildiği üzere kuru koşullarda yapıldığını, uluslararası standartlarda yer alan test ve deneyler kapsamında da sadece makinanın vakum pompa kapasitesinin yeterli olup olmadığına, sistemin ayarlanan vakum değerini sağlayıp sağlamadığına, nabız aygıtlarının düzgün çalışıp çalışmadığına, sağım başlıklarında oluşan vakum evrelerinin standartlarda belirlenen sürelere uygun olup olmadığına bakıldığını, deney raporu kapsamında da, makinalı süt sağımını yapan kişinin veya onun yerine devreye giren robotik kolun başarısının bulunmadığını, bu konuda ayrıntılı teknik bilgisi olmayan bir hukuk mensubunun itirazında yer almasının anlayışla karşılanabileceğini, 06.06.2018 tarihli raporda da ilgili uluslararası standartlara göre yapılmış test sonuçlarına göre otomatik sağım tesisine olumlu deney raporu verildiğini, ancak bu raporun davalının bahsetmiş olduğu tüm donanımların sorunsuz olarak çalıştığını gösterir bir rapor mahiyetinde olmadığını, kök raporda ... ... Şirketi yönünden yapılan değerlendirmelerin doğru olup, servis olarak ... elemanlarının hizmet vermesinin ... Şirketinin durumunu değiştirmeyeceğini, davacının tüketici olmaması nedeniyle tüketicilere dair satış sonrası hizmetlere dair yönetmelik hükümlerinin uygulanamayacağını, garanti hükümlerini içeren satış sözleşmesinde, davalılardan ...'nın herhangi bir garanti taahhüdüne dair imzasının yer almadığını, ancak sözleşmede olmamakla birlikte davalılardan ... Şirketinin cevap dilekçesinde kendilerinin mekanik garanti taahhüdü olduğunu 7. paragrafta beyan ettiğini, bu halde sistemdeki asıl problemin sistemin mekanik olarak montaj ve kurulumu sonrası devamlı olarak çıkmakla, ayıp niteliğinin raporda belirtilmiş olup, davalılardan ... Şirketinin garanti veren sıfatı ile müşterek ve müteselsilen sorumlu olabileceğini, davacının sunduğu muavin defter kayıtlarında yer alan 05.10.2017 tarihli 60.000-Euro, 08.02.2018 tarihli 732.908,80-TL ve 500.000,00-TL gibi ödemelere ilişkin belgelerin ibraz edilmemesi karşısında defter incelemesi ile tarafların defter ve kayıtları üzerinden değerlendirilmesinin sağlıklı olacağını, dava konusu sistemlerin çalışmamasında sorumluluğu davacıya ait altyapı bakımından herhangi bir teknik aksaklık veya yetersizlik tespit edilemediğini, sözleşmede, işletmede makinayı kullanacak personele eğitim verileceğinin ve makine ücretine eğitimin dahil olduğunun belirtildiğini, 08.02.2022 tarihli servis formundan anlaşıldığı üzere tesiste jeneratör dışında sistemlerin düzgün çalışması için bina içerisinde güç kaynağının olduğunu, servis kayıtlarında ekipmanların olmamasından kaynaklı olduğu belirtilen hiçbir arıza kaydına rastlanmadığını, davaya konu sistemin çalışmasının mümkün olmaması sebebiyle eskiden çekilen videoların dikkate alınarak çevresel ve dış faktörlerin değerlendirilmesinin keşif esnasında mümkün olmaması nedeniyle değerlendirmeleri eski kayıtlar üzerinden yapıldığını, ziraat mühendisi bilirkişi ile veteriner bilirkişinin tespit ve beyanları arasında hiç bir çelişki, zıtlık ve karşıt gelen beyanların olmadığını, kök raporda yapılan tespitlerin itirazlar karşısında değiştirilmesine gerek bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin Euro cinsinden olup, ödemelerin Euro olarak sözleşmede belirtildiğini, ödemelerin bir kısmının Euro olarak yapıldığını, dosya içeriğine göre ödemelerin Euro cinsinden tespit edilerek dava tarihi itibariyle TL değeri nin belirtildiğini, kök raporda sistemin insan iş gücü kullanılamadan çalışan bir sistem olduğu ifadesindeki iş gücü kullanımının makinanın bakım, temizlik ve makina tarafından verilen uyarılara müdahele edecek bir personelin olması gerektiğinden hariç insan iş gücü kullanımına ihtiyaç bulunmadığının kastedildiğini, bu noktada robotik sistem ötesinde, sistemde hayvanların, sağım sırasındaki hareketlerinden veya sağım tesislerine giriş çıkışında sisteme çarpmalarından kaynaklı arızalara ve zararlara karşı tedbirlerin alınmış şekilde tasarlanmış olması gerektiğini ayrıca işletmedeki kalifiye elemanlarına tesisin kullanımı ile ilgili eğitim verildiğinin belirtilmesine rağmen sorunların çözülemediğinin çok sayıdaki servis raporlarından anlaşıldığını bildirmişler, bu kez davalı ... ... Şirketi vekili bilirkişi heyetine hukukçu bir bilirkişi eklenerek ek raporun kök rapordan kopyala yapıştır yöntemi ile özensiz olarak hazırlandığı iddia edilerek yeni bir rapor alınması talebinde bulunmuş ise de, hukukçu bir bilirkişinin, bilirkişi heyetine katılmasının HMK'nun 266 (1) maddesi hükmüne aykırı olduğu, görevlendirilen bilirkişilerin uyuşmazlığın çözümü noktasında İzmir Bilirkişi Kurulu listesinde yer alan uzman niteliklerinin bulunması karşısında yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasının gerekmediği, bilirkişi raporunda eksik bırakılan konuların ve karşılanmayan itirazların ek rapor ile giderilmesinin mümkün bulunduğu, kök rapor ve ek raporun özellikle dava konusu sistemin ve ürünlerin arızalı, ayıplı ve hangi türde ayıplı olduğuna ilişkin bilimsel ve teknik verileri içermemesi nedeniyle bu konudaki tespit ve değerlendirmeleri içeren tatmin edici, ayrıntılı, gerekçeli rapor sunulması gerektiği göz önünde tutularak bilirkişilerden dava konusu ürünlerin bulunduğu yerde incelenerek gerektiği takdirde çalıştırılarak arıza ve ayıpların tespitinin yapılması suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler 14.01.2025 tarihli ikinci ek raporda; davaya konu işletmede hayvan olmaması nedeniyle sağım işleminin gerçekleştirilemeyecek olmasına bağlı olarak pratik uygulama yapılamayacağı için yerinde incelemeden bir sonuç alınamayacağını, sözleşmeden dönme suretiyle sözleşmenin sona erdirilmesi halinde, geriye etkili sonuç doğuracağı için davacının dönülen sözleşme dolayısıyla hibe bedelinin de iadesini talep edebilip edemeyeceğinin, hibenin iadesinin kamu hakkı mı olduğunun mahkemenin takdirinde olduğunu, teknik detayı ile sistemin monte edilmiş halinin, bölümleri ile işletme içinde nasıl kurulduğunun ve buna göre nasıl çalışır hale getirilmesi gerektiğinin yerinde keşif ile gördüklerini, otomatik sağım ünitesinin, bir bütün olarak işlev görmekte ve otomatik sağım işleminin en az iş gücü ihtiyacı duyularak çalışması amacı ile yapılmış ve kullanılması istenilen bir sistem olup, sistemin bir bölümündeki arıza veya aksaklığın tüm sistemi çalışmaz bir hale getirdiğin, bu nedenle sistemin çalışan kısmı veya çalışmayan kısmı diyerek ayırıma gitmenin sistemin çalıştığı anlamına gelmeyeceğini, hayvancılık işletmeleri ve burada kullanılan cihazların bir otomobil gibi tek başlarına çalışan sistemler olmayıp, dava konusu bir otomobilmiş gibi düşünülerek deposuna sadece benzin konularak veya elektriği verilerek test edilebilecek sistemler olmadığını, işletmenin hayvanlarını satarak uzun süre önce tasfiye olduğunun görüldüğünü, işletme tasfiye olduğu için makinaların sisteme alışmış süt veren hayvanlar olmadan çalıştırılmasının bir anlam ifade etmeyeceğinden ve çalışır hale getirmek için robotik makinalı sağıma alışmış gerekli tüm hayvanların, yemleri, bakıcıları, diğer çalışanları ve gerekli olan tüm imkanları sağlayarak sistemi çalışır hale getirip incelemenin de dava konusu olan meblağlar göz önüne alındığında çok daha fazla tutacağı için anlamlı bulunmadığını, buna karşın ilgili otomasyon sistemlerin, mevcut durumda değerlendirme yapılabilecek kadar, heyetteki teknik bilirkişiler tarafından bilinen ve tanınan sistemler olduğunu, robot ve ünitenin birbirinden bağımsız üniteler olmadığını, bu ünitelerin beraber çalışmak üzere tasarlandıklarını, bir merkez ünitenin 2 adet robot kola hizmet edebildiğinin doğru olduğunu, ancak yapılan sözleşmede her robot için bir ünite olması üzerine anlaşma yapıldığından tesise kurulan 2 ünite toplam 4 sağım robotuna hizmet verdiğini, diğer iki ünitenin de anlaşma gereği sonradan işletmeye teslim edilmiş göründüğünü, ancak bu durumun robot ile merkez ünitenin birbirinden bağımsız çalıştığının bir kanıtı olmadığını, sonuçta sadece robot kolun sağım başlıklarını takıp sağım için ön koşulları yerine getirmesinin sağımın tamamlanması için yeterli olmayıp her iki cihazın üzerine düşen görevleri yapmakta, birbirleriyle haberleşerek birlikte sağımı gerçekleştirdiklerini, sistemin kameralarla robotik sistemin amaçlandığı şekilde otomatik olarak sağılacak hayvanların memesini tespit etmede problem yaşayıp, amaçlandığı şekilde çalışmadığını ve bunun bazı yan sorunlara yol açtığını bunun dışında 3. etkenlerden kaynaklanan diğer servis raporlarındaki çözülememiş gözüken asıl problemle ilgisinin gözükmediğini, deney raporunun sağımcı yerine geçen robotik kolla sağım esnasında yapılan bir ölçüm ve tespiti kapsamadığını, dolayısıyla bu ayrıntının teknik bir konu olduğunu, bakanlık tarafından sadece sağım tekniği açısından incelenmesi için verilen yetki kapsamında; tesisin uluslararası standartlara göre yapılan testlerinin uygun çıkmış olmasının, sonrasında makinada arıza ya da ayıpların olmayacağı anlamına gelmediğini, makinadaki arızalar ve ayıpların testlerin yapılmasından sonra ortaya çıktığını, testlerin, teşvik alacak ürünlerin alıcısına teslim edilip edilmediği, kurulumunun yapılıp yapılmadığı ve süt sağım tekniğine uygun koşulları sağlayıp sağlamadığını belirlemek üzere yapıldığını, sağlam çalışır vaziyette teslim edilen makinalarda bir daha arıza ve ayıpların ortaya çıkmayacak diye bir durumun söz konusu olmadığı gibi gerçekçi de olmadığını bildirmişler, alınan kök rapor ve iki ek rapora rağmen davaya konu sistemin ve ürünlerin niteliği ile davacının seçimlik hakkını gizli ayıp iddiası ile bedelin iadesi yönünde kullanması karşısında sistem ve bağlı ürünlerdeki servis müdahalelerine konu arızaların birinin, bir bölümünün ya da tamamının açık yada gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, yahut ayıp niteliği olmaksızın arıza niteliğinde olup onarımla giderilebilir nitelikte olup olmadığı konusunda şüpheden uzak teknik ve bilimsel değerlendirilmelerin gerekçeli olarak yapılmaması nedeniyle, rapor ve ek raporlarda çok sayıda servis raporuna bağlı arıza nedeniyle sistemin ayıplı olduğuna ilişkin gerekçesiz ve soyut nitelikteki kanaate dayalı rapor ve ek raporların hükme ve denetime elverişli nitelikte bulunmaması yanında ayıbı oluşturan üretim hatalarının açık ve anlaşılır şekilde açıklanmadığı, bununla birlikte rapor ve ek raporlarda davacının davaya konu ürünler nedeniyle aldığı hibe desteğinin niteliğinin, davanın kabulü halinde ürünlerin davalı satıcıya iadesi ile birlikte ödenen bedelin davacıya iadesine karar verilecek olması karşısında hibeye ilişkin yasal düzenlemeler dikkate alınması suretiyle talep üzerine veya resen hibe miktarının iade edilecek bedelden mahsubunun gerekip gerekmediği konusunda açık ve anlaşılır hükme ve denetime elverişli açıklamaların ve tespitlerin yapılmadığı, davalı tarafların zamanaşımı defi ile resen gözetilecek ayıp ihbarının yasal süre içinde yapılıp yapılmadığının, davaya konu makinelerdeki arıza ve ayıpların belirlenmesine göre değerlendirilmesi mümkün olup, tüm servis raporlarındaki arızaların ayrıntılı olarak irdelenmesi sonucunda bu konudaki oluşacak tespit ve değerlendirmelerin hükme ve denetime elverişli nitelikte uyuşmazlığın çözümüne yarayacak biçimde yapılmasının usul ve yasa gereği olduğu dikkate alınarak, davalı ... ... Şirketi vekilinin bir başka heyetten yeni bir rapor alınması isteminin reddi ile, bilirkişilerden üçüncü ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişilerin tamamı katılmaksızın yalnız dört bilirkişi sundukları 29/06/2025 tarihli üçüncü ek raporda; İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden gönderilen yazı cevabına göre, davacı şirketin yatırım hesabına, 02.07.2018 tarihinde, 749.680,00-TL tutarında hibe ödemesi yapıldığının, 5 yıllık kontrol süresinin 02.07.2023 tarihinde dolması nedeniyle davacının hibe sözleşmesi ve bağlı olduğu mevzuattan doğan yükümlülüklerinin, sorumlukluklarının ve taahhütlerinin sonlandırıldığının belirtildiğini, ayıp sebebiyle sözleşmeden dönülmesi halinde, dönme kuralları gereği, sözleşme taraflarının karşı tarafın edimlerini karşılıklı iade etmesi gerekeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin, şahsi hak doğuran ve sözleşmenin tarafları arasında iddia konusu olabileceğini, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği, kural olarak alacak borç ilişkisinin kurulmasının ardından ortaya çıkan borç ve alacağın, sadece hukuki işlemin taraflarını ilgilendireceğini, hibe bedeli kamu tarafından davacı tarafa ödenmiş olmakla, dönme gereği, tarafların karşılıklı iadesi gerekebilecek edimleri kapsamına girmeyebileceğini, aksinin kabulü halinde, hibenin taraflara kazandırıcı bir etkisi olmadan, dava dışı idareye iadesi düşünülebileceğini, robotik sistemler ve dava konusu tesisler üzerinde uzman olan diğer teknik bilirkişilerin, ayırtedici ve mahkemenin sorduğu hususlarda yol gösterici tespitleri olmadıkça kendilerinin esasa ve uyuşmazlığın çözümüne etkili başkaca tespit ve değerlendirme yapmalarının bu aşamada mümkün olmadığını bildirmişler, bilirkişilerden üçüncü ek raporun alınmasına karar verilen ara kararında belirtilen teknik ve bilimsel nitelikli incelemelere ilişkin değerlendirmelerin yapılmadığı ve ara kararının gereklerinin yerine getirilmeksizin uyuşmazlığın çözümüne yarayacak hükme ve denetime elverişli nitelikte üçüncü ek rapor sunmadıkları gibi, üçüncü ek rapora öğretim üyesi bilirkişinin katılmaması karşısında bilirkişilerden dördüncü ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler 04/12/2025 tarihli dördüncü ek raporda; işletmenin tüm hayvanlarının satılarak tasfiye edilmesi nedeniyle yerinde incelemeden istenen sonucun alınmasının olanaksız olduğunu, bu konuda önceki raporlarda belirtildiği şekilde makinelerin çalışır hale getirilmesi konusunda yapılacak masrafın ciddi meblağları tutacak olması nedeniyle anlamlı olmadığını, buna karşın ilgili otomasyon sistemlerinin, mevcut durumda değerlendirme yapılabilecek kadar, bilinen ve tanınan sistemler olup, otomatik süt sağım ünitesi bir bütün olarak işlev gördüğünü, otomatik sağım işleminin en az iş gücü ihtiyacı duyularak çalışması amacı ile alımının yapıldığını ve bu şekilde kullanılması istenilen bir sistem olduğunu, sistemin bir bölümündeki arıza veya aksaklığın tüm sistemi çalışmaz bir hale getirdiğini, bu nedenle sistemin çalışan kısmı veya çalışmayan kısmı diye ayırıma gitmenin, sistemin çalıştığı anlamına gelmeyeceğini, tam otomatik süt sağımını gerçekleştiren robotik kolun, tek başına değil, bağlantılı üniteleriyle bir bütünün organları olup sağılan sütün değerlerini de ölçen bir sistem olup, bunların birbirinden bağımsız üniteler olmadığını, bu ünitelerin beraber çalışmak üzere tasarlandığını, bir merkezi ünitenin 2 adet robot kola hizmet edebildiği doğru olup, sözleşmede her robot için bir ünite olması üzerine anlaşma yapıldığı belirlendiğinden tesise kurulan 2 merkezi ünitenin toplam 4 sağım robotuna hizmet edecek şekilde kurulduğunu, diğer iki ünitenin anlaşma gereği sonradan işletmeye teslim edildiğinin anlaşıldığını, ancak bu durumun robot ile merkez ünitenin birbirinden bağımsız çalıştığının bir kanıtı olmadığını, sonuçta sadece robot kolun sağım başlıklarını takıp sağım için ön koşulları yerine getirmesinin sağımın tamamlanması için yeterli olmadığını, her iki cihaz üzerine düşen görevleri yapmakta, birbirleriyle haberleşerek birlikte sağımı gerçekleştirmelerinin gerektiğini, robotik sistemin amaçlandığı şekilde otomatik olarak sağılacak hayvanların memesini tespit etmede problem yaşayıp, sisteminin amaçlandığı şekilde çalışmadığının ve bunun bazı yan sorunlara yol açtığının anlaşıldığını, sağımcıya ihtiyaç olmadan en az işgücü ile tamamen otomatik ve sorunsuz çalışması gereken bir otomatik sağım sisteminde, rutin bakımların haricinde bu kadar çok fazla servis gerektirecek sorunların çıkmasının normal bir durum olmadığını, yapılan arıza kaydı başvuruları sonrasında, tedarikçi firmanın yetkili servisinden çok kez hizmet alındığını, her süt hayvancılığı işletmesinde, özellikle hayvanların sağılamaması gibi bir durumun olamayacağını, bu nedenle, hayvancılık işletmesinin kullanamadığı tam otomatik veya diğer bir deyişle robotik süt sağım makinaları yerine kısmen otomasyonu olan bir süt sağım tesisini ikame olarak edindiğinin yerinde görüldüğünü, bu tür işletmelerde makinalı süt sağım tesisinin işletmenin odağını oluşturduğunu, bağlantılı olan sürü sütünün toplandığı süt soğutma tankının da uyumlu olması gerekip, süren işlevlerin aksamaması gerektiğini, bu durumun, işletmenin kalitesi bozulmadan çiğ sütün teslimini sağladığını, dosyaya sunulu servis raporları dökümlerine göre, tesisin 26.06.2018 tarihi ile 04.07.2020 tarihleri arasında 151 kez servis hizmeti gördüğünü, tesisin ortalama olarak 5 günde bir servis hizmetine maruz kaldığını, servis raporları detaylı incelendiğinde, servis ihtiyacının genelde süt hortumlarının, özellikle valflerin süt taşı oluşumu ile karşılaştığının, bunun dışında yine en çok karşılaşılan problemlerden bir diğerinin, parça, halat, pinlerin yerinden çıkması, kamera ve diğer parçaların hasar görmesi ile ayarlarının bozulması şeklinde gerçekleştiğinin görüldüğünü, sistemin tam otomatik bir sistem olup, etkili bir şekilde, kendisi özellikle iç parçaları ile hortum ve valfleri yıkaması gerektiğini, bu parçaların sistemin iç kısmında yer alan, çiftlik çalışanlarının müdahale edemeyeceği bölümler olup, servis raporlarına göre, suyun ısıtıcılarda ortalama 80 derece olmasına karşın, 10.12.2018 tarihli rapora göre ise yıkama küvetlerinde 65 dereceye düştüğünün belirtildiğini, tesiste hortum ve valflerde süt taşı oluşumunun devamlı olarak problem arz ettiğinin görüldüğünü, 28.02.2019 tarihli servis raporunda ise 1 ve 2. Box kameralarla ilgili problemler için işletmeye gelindiğinin, kamera sökülüp temizliğinin yapıldığının sağımda izlendiğinin, gece sağımda ortalama başarının %70-80 gibi aktarıldığının, sabah da izlendiğinin, .... ile çözüldüğünün belirtildiğinin görüldüğü, 26.06.2018 tarihinde teslim edilen tesise göre, sistemde belirtilen başarı oranının çok düşük olduğunun anlaşıldığını, diğer taraftan makine üreticisi şirketin, tam otomatik hayvan sağım tesisinde, büyükbaş hayvan hareketlerini, sağım anında hayvanların huzursuzluğunu düşünerek, ona göre sağlam ve sağlıklı bir tesis inşa etmesi gerektiğini, bu amaçla tesiste sağım anında, sağım kabininde otomatik olarak hayvana yemleme yapıldığını, servis raporlarına göre sağım esnasında yemleme sisteminde aksamalar yaşandığının da görüldüğünü, parça, halat, pinlerin yerinden çıkması, kamera ve diğer parçaların hasar görmesi ile ayarlarının bozulması şeklinde meydana gelen problemlerin ise önemli bir kısmının büyükbaş hayvanın kabinde çevresine çarpması, vurması suretiyle ortaya çıktığının değerlendirildiğini, bu bakımdan davacının büyükbaş hayvanlarla çalışılacak kabinlerin, içine girecek hayvanların darbelerine dayanabilecek şekilde dizayn edilip üretilmesi gerektiğini, tesisin otomatik yıkama, temizlik fonksiyonlarını yeterli şekilde yerine getirmediğini, ayrıca tesiste sağma kabinlerinin hayvan darbelerine karşı gerekli tedbirlerin alınarak dayanıklı bir şekilde dizayn edilip, üretilmiş olmaması sebebiyle, davacının otomasyon sisteminden gerekli verimi elde edemediğini, sorunların sık sık çıkması dolayısıyla sistemin sağlıklı çalışmadığını, hayvanların bu durumlarda sağılamadığını, sağılamayan hayvanların fizyolojik ve psikolojik olarak rahatsızlanabileceğini, süt ve döl veriminin düşeceğini, işletme yatırımcısının zararına sebebiyet vereceğini ve davacının sistemden umduğu faydayı elde edemediğini, tesisin davacı tarafa 26.06.2018 tarihinde testler sonrasında teslim edilmiş olup, teslim sonrası servis işlemlerine bakıldığında, ilk servis raporunun 31.07.2018 tarihli olup, 13/10/2019 tarihli rapora kadar 151 alınan servis hizmeti raporlarına göre özellikle hayvan darbeleri sonucu, parça kırılması, yerinden çıkması, ayar bozulması, kopma, vs problemler ile otomasyon yıkama ve temizeleme problemlerinin tesisin teslimi sonrası yaklaşık 2 ay sonrasında çıkmaya başladığının, arada verilen örnekler dışında da benzer problemler yaşanmış olmakla, problemlerin devam ettiğinin, davacının makinalarda zamanla oluşan arıza veya kullanımda olabilecek aksaklıklara bağlı olarak zor durumda kaldığını ve işlerini yürütemediğinin net olarak belirlendiğini, bu halde davacı için yapılan otomasyon sisteminin, amacına uygun olarak, çiftlik ortamında, büyükbaş hayvanların kabinlere uygun bir şekilde girerek, hayvanların hareket ve muhtemel darbelerine karşı dayanıklı şekilde dizayn edilmesinin asıl olacak olup, aksi taktirde bu ortamda, sık ve kabul edilemeyecek şekilde ve sıklıkta, sistemin çalışmasını ve verimini etkileyecek sonuçlar doğuracak şartlarda parçaların yerinden çıktığını, ayarlarının bozulduğunu, kırıldığı haller ile yine sistemin kendisini istendiği şekilde tam otomatik şekilde temizleyemediğini, bu sebeple de hortumların ve valflerin tıkanıp, yine sistemin sık sık arıza verip, çalışmasını ve verimini etkileyen hallerin, iç parçada kirlenmeye bağlı tıkanma oldukça veya hayvanların darbesine dayanıklı veya darbe almayacak şekilde dizayn yapılmaması nedeniyle darbe alınınca ortaya çıkan ayıpların başlagıçta basit bir muayene veya gözlemle anlaşılamayacak nitelikte olup, gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bu durumun davacının otomasyon sisteminden umduğu faydayı elde edememesi sonucunu doğuracak olup, süt sağım otomasyon sisteminin düzenli çalışmasının, bu tür bir işletme için önceki raporlarda sunulu olduğu üzere hayati olduğunu, davacının tesisi kullanmaya zorlanamayacağını, davacının ödeme belgelerine göre ödemelerinin toplamının 317.290,99-Euro olarak göründüğünü, dava tarihinde TCMB 1 Euro Efektif Satış Kuru 8,8972-TL olup, karşılığının 2.823.001,39-TL olduğu, davacının 377.260-Euro tüm sözleşme bedelinin davacı tarafça talep edilebileceğine kanaat getirilmesi halinde davacının talep edebileceği bedelin 3.356.557,67-TL olabileceğini, bu halde davacıya sadece ödemelerinin iadesinin taktir edilmesi halinde, davacının ödemelerinin toplamının 317.290,99-Euro olduğunu, dava tarihinde TCMB 1 Euro Efektif Satış Kuru 8,8972 TL olup, karşığının 2.823.001,39-TL olduğunu, hibe ödemesinin mahsup edilmesi halinde davacının alacağının 2.609.877,67-TL olarak hesaplandığını bildirmişlerdir. Dosyada toplanan tüm deliller, delil tespiti dosyası, tanık beyanları, bilirkişi rapor ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalılardan ... Şirketi arasında varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan 09/05/2017 tarihli satış sözleşmesi addedildiği, sözleşme çerçevesinde davalı .... Şirketinin sözleşmeye konu süt sağım robotu tesisine ilişkin makine ve ekipmanları satmayıp karşılığında davacının KDV dahil 377.260,00-EUR ödemeyi taahhüt ettiği, davacı tarafça 19/12/2018 tarihinde 14.793,14 Euro karşılığı 90.000,00-TL, 10.07.2018 tarihinde 172.497,84 Euro karşılığı 920.000,00-TL, 17.10.2017 tarihinde 30.000,00 Euro, 30/05/2017 tarihinde ise 100.000,00 Euro olmak üzere toplam 317.290,99-Euro ödeme yapıldığı konusunda da taraflar arasında da bir anlaşmazlık bulunmadığı, davalı taraflarca ayıp ihbarının yasal süre içinde yapılmadığı iddia edilmiş ve bu konudaki davanın dinlenilebilmesine ilişkin ön şartın mahkememizce resen gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında; dosyada toplanan belge örnekleri ve bilirkişi raporları ile davaya konu sistem ve bağlı ürünlerin 26.06.2018 tarihinde teslim edilip, 2 yıllık garanti süresine tabi bulunduğu, sistemdeki ilk arızanın 31/07/2018 tarihinde meydana gelmesinden sonra bu tarihte servisin çağrıldığı, 07/07/2020 tarihine kadar farklı aralıklarla ortaya çıkan 151 arızaya ilişkin yetkili servisin çağrılarak servis raporu düzenlendiği, yetkili servisin davalı satıcı . .. Şirketine ait servis olduğu, delil tespiti raporu ve bilirkişi rapor ve ek raporlarında davaya konu sistemin gizli ayıplı olduğunun belirlendiği birlikte değerlendirildiğinde, davacının TTK'nun 23 (1/c) maddesinin yollamasıyla TBK'nun 223/1 maddesinde düzenlenen uygun süre içinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğinin açık ve anlaşılır olması karşısında davalı tarafların aksine iddiasında haklılık bulunmadığı, davalı taraflarca zamanaşımı definde bulunulmuş ise de, TBK'nun 231/1.maddesinde zamanaşımının satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiş ise de, aynı maddenin son fıkrasında satıcının, satılanın ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olması halinde iki yıllık zamanaşımı süresinde yararlanamayacağının belirtilmesi karşısında delil tespiti raporu ile mahkememizce alınan rapor ve ek raporlarda davaya ve ticari satıma konu tesisin belirlenen ayıplarının ortaya çıkmasında davalı satıcının ağır kusurlu olması nedeniyle davalıların zamanaşımı süresinden yararlanamayacaklarının belirlenmesi karşısında, davalı tarafların zamanaşımı definde haklılık görülmemiş, delil tespiti raporu ile mahkememizce alınan rapor ve ek raporların birbiriyle uyumlu olup, çelişki içermediği, tüm raporların birlikte değerlendirilmesi sonucunda raporlarda açıklanan gerekçelerle bir bütün olarak süt sağım robotu niteliğindeki davaya ve ticari satıma konu ürünlerin birbirinden ayrılmaz parçalar olup, bütün halinde davacının amaçlandığı faydayı sağlamaktan uzak olduğu, yaklaşık iki yıllık kullanım süresi içinde basit veya daha nitelikli bir muayene ile anlaşılamayacak, kullanıldıkça ortaya çıkabilecek gizli ayıp niteliğindeki ayıplardan kaynaklanan arıza sayısının, 151 kez ortaya çıkması karşısında davacıdan ayıp ve arızalara katlanarak tesisi kullanmaya devam etmesinin beklenemeyeceği, davacının da çok sık ortaya çıkan arızalar ve bunun yol açtığı verimsizlik ve sorunlar nedeniyle tesisin kullanımına son verip, manuel bir yeni sistem satın aldığı, tesisin ve bağlı ürünlerin zaman zaman ortaya çıkan arızalarına ilişkin onarımların tesisin istenilen verimlilikte ve arızasız olarak devamlılıkta çalışmasını sağlamadığı, buna göre davacı tarafın TBK'nun 227/1. maddesinde düzenlenen satılanı iade ederek sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının usul, yasa ve dosya kapsamına göre haklılığının sabit olduğu dikkate alınarak davanın kabulü ile davaya ve ticari satıma konu ürünlerin satıcı şirkete iadesi ile davacı tarafça ödenen bedelin davacıya iadesi konusunda yasal koşulların oluştuğu, davalı . .. Şirketinin davaya konu satış sözleşmesinin satıcı olarak tarafı olduğunun belirgin olması yanında davalı .. Şirketinin cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere, davaya konu sistemin ve ürünlerin Türkiye'ye ithalatını sağlayan ana tedarikçi şirket olup, ürünlerin üretiminden kaynaklanan gizli ayıplı olmasına bağlı olarak satıcı şirket ile birlikte ana tedarikçi şirket sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, rapor ve ek raporlarla belirlendiği üzere, davaya konu sistemde ortaya çıkan arıza ve ayıpların davacı tarafın kullanımından veya başka bir sebepten kaynaklandığına ilişkin bir delilin toplanmadığı gibi, davalı tarafların bu yöndeki iddialarını kanıtlayamadıkları, müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirecek nitelikte delillerin de toplanmadığı, her ne kadar 18/11/2021 tarihli kararla davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine ilişkin karar Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 22/09/2022 tarihli kararı ile davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu belirtilerek kaldırıldıktan sonra davacı vekiline dava değerlerini belirli hale getirmek için süre verilmesine ilişkin 26.01.2023 tarihli ara kararı usul, yasa ve dosya kapsamına uygun düşmese de davacı vekilinin ara kararı uyarınca sunduğu 08/02/2023 tarihli dilekçesinin, tam veya kısmi ıslah dilekçesi niteliğinde olmadığı, dilekçede ıslah sözcüğünün hiç kullanılmadığı gibi sadece ara kararı gereği kısmi olarak talep ettiği alacağının tamamı talep ettiğini bildirir harca esas değeri açıklar nitelikte dilekçe olduğu, buna göre dilekçenin tam veya kısmi ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı gibi dava dilekçesinde davacı tarafın sözleşme bedeli olarak iddia edip iadesini talep ettiği 377.260,00 Euro bedelin kısmi dava ile şimdilik 275.000,00TL 'lik bölümünün tahsilini talep etmesi nedeniyle yabancı paranın tahsili açısından tercihini dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı olarak kullandığının açık ve belli olduğu, bu çerçevede dava dilekçesinde Türk Lirası olarak talep edilen sözleşme bedeli iadesinin 08.02.2023 tarihli dilekçe ile usulüne uygun ıslah talebinde bulunulmaksızın yabancı para olarak tahsilinin talep edilmesinin mümkün bulunmadığı gibi 08/02/2023 tarihindeki kurlar esas alınarak harca esas değerin belirtilerek talep edilmesinin de usul ve yasa hükümlerine uygun olmadığı, bu nedenle dosyanın heyete tevdi edilmesinden sonra oluşturulan 03/04/2023 tarihli tensip tutanağının 7. maddesinde bu tespitlerin yapılması ile birlikte davacı tarafça iadesi talep edilen 377.260,00 Euro karşılığı Türk Lirası değerinin dava tarihi itibariyle 3.356.557,67 TL olup, davacı tarafça fazla yatırılan harcın iadesine karar verildiği, davacı vekilinin 11.05.2023 tarihli dilekçesi ile iadesine karar verilen 73.077,78 TL harcın iadesi konusunda talepte bulunulması üzerine İzmir Defterdarlığına yazılan 22.05.2023 tarihli yazı ile fazla alınan harcın davacı tarafa iade edilmesinin bildirildiği, buna göre; dava tarihinin 04/03/2021 olup, 03/03/2021 tarihli TCMB kur listesinin geçerli olduğu tarihte 1 Euro'nun efektif satış karşılığının 8,8972 TL , davacı tarafın dilekçesinde 377.260,00 Euro karşılığı Türk Lirasının talep edilebilir olması nedeniyle Türk Lirası karşılığının dava tarihi itibariyle 3.356.557,67-TL olduğu, davacı tarafça davalı satıcı ..... Şirketine 377.260,00 Euro ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise de, bilirkişi rapor ve ek raporları ile belirlendiği üzere davacı tarafın yabancı para ve Türk Lirası üzerinden yaptığı ödemeler toplamının 317.290,99-Euro olduğu, bu ödemenin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığının 2.823.001,40-TL olup, davanın bu alacak miktarı üzerinden kabulünün gerektiği, bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirmeler ve İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yazısı ve ekindeki belge örnekleri ile davacı tarafın davaya ve ticari satıma konu ürünler nedeniyle 749.680,00-TL tutarında hibe aldığı, hibenin 5 yıllık kullanım süresi koşulu ile verildiği, davacı tarafın bu süre içinde kullanımını devam ettirmediği gibi bu davayla birlikte sözleşmeden dönmesi karşısında hibenin davacıdan geri alınması konusundaki yasal koşulların ortaya çıkıp çıkmadığının değerlendirilmesi açısından kararın kesinleşmesi halinde davacıya hibe desteğini veren ilgili idareye kararın bir örneğinin gönderilmesinin gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, 2.823.001,40-TL'nin davaya konu ürünlerin iadesi tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin 533.556,27-TL'lik isteminin reddine, davaya ve satış sözleşmesi ve ek protokole konu sistem ve bağlı ürünlerin davalı satıcı .... şirketine iadesine, karar kesinleştiğinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından davaya konu ürünler nedeniyle davacıya verilen hibenin geri alınması konusundaki kararın taktir ve ifası yönünden kesinleşmiş gerekçeli karar örneğinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar kısa kararda, satış sözleşmesi ve davaya konu ürünlerden ek protokole konu teslim edilmeyen iki adet supply unit ve iki adet MS 20 cihazı hariç olmak üzere davaya konu ürünlerin davalı ..... Şirketine iadesine karar verilmiş ise de, davacı şirket vekilinin 14.01.2026 tarihli hükmün tashihi talepli dilekçesi içeriğinden ve dosyada alınan bilirkişi ek raporlarından diğer ürünlerle birlikte teslim edilmeyen ve sistemin bir parçası olan iki adet supply unit ve iki adet MS 20 cihazının dava açıldıktan sonra 30.03.2021 tarihinde davacıya gönderilerek teslim edildiği buna göre davaya konu ürünlerin iadesine ilişkin hükmün ikinci maddesinde bu ürünler yönünden hükümde maddi hata yapıldığının açık ve anlaşılır olup, HMK 'nun 304. maddesi hükmü gereği gerekçeli kararın henüz taraflara tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açık hatanın resen düzeltilmesinin mümkün bulunduğu dikkate alınarak hükmün ikinci maddesinin tashih edilerek davaya ve sözleşmeye konu tüm ürünlerin iadesine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;a)-2.823.001,40-TL'nin davaya konu ürünlerin iadesi tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,b)-Davacı tarafın fazlaya ilişkin 533.556,27-TL'lik isteminin reddine, 2-Davalı satıcı . .. Şti tarafından davacı şirkete teslim edilen 09.05.2017 tarihli satış sözleşmesine konu ve sözleşmenin bir nolu ekinde belirtilen; .... Süt Sağım Robotu (240 adet kızgınlık, tanımlama, yem yeme süresi takip tasmalı, 600 litre buffer tank, 3 tip kesif yem *;1 tip sıvı yem ünitesi, Sağım sonrası dipping sistemi, Tüketim Sayaçları, Manuel) Sağım imkanlı, Sub-klinik vakada mastitis tespitli, VOD ( Vacuum On Demand ) Ekstra Enerji Tasarrufu, İyi Süt ve Kötü Süt Recerveri, Süt Sıcaklığı Ölçerli, Sütün renklere göre analizi, Süt Akış Hızı Ölçerli, İkiz Süt Filtresi ve 4 adet 3 kov ali, MS 20, Süt ayırma tertibatları dahildir. ) ... ... - 2 İstasyonlu Buzağı Besleme Ünitesi ( İleride 4 istasyona çıkarılmaya uygun ( olan Modele Kort edilmiştir.) ( Mama ile besleme, tanımlama sistemli'50 küpe dahil )'... ... Litre .. Süt Soğutma Tankı'nın ek protokole konu iki adet supply unit ve iki adet ms20 cihazıyla birlikte iade masrafları davalılara ait olmak üzere satıcı davalı ... şirketine iadesine, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı ... Şirketi istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince her ne kadar ayıplı ürünlerin iadesi talebinin haklı olduğu kabul edilerek dava kabul edilmiş olsa da, müvekkili davalılara ödemiş olduğu sözleşme bedelinin 317.290,99-Euro olduğu kabul edilerek, ödemenin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığının mahkemece hesaplanmak suretiyle 2.823.001,40-TL olarak davamızın bu bedel üzerinden kabul edilmesini, hibe sözleşmesi ile alınan ve davalılara ödenen kısmi bedelin sözleşmeden doğan alacağımız olarak kabul edilmemesini, dava konusu ayıplı ürünlerin teslim tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi hususlarında verilen hüküm haksız ve hukuka aykırı olmakla, karar hakkında istinaf kanun yoluna başvurulması zorunluluğu hasıl olduğunu, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/63 değişik iş nolu dava dosyasıyla, taraflar arasında akdedilen sözleşme neticesinde satın alınan ürünlerin ayıplı olduğu tespiti yapılmış, Davalı yan adreslerine noter aracılığıyla ayıp ihtarnamesi gönderildiğini, Karşıyaka Arabulculuk Bürosu 2021/10685 Arabuluculuk 2021/46 Dosya numaralı Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı üzerinde yapılan inceleme neticesinde '' Tarafların üzerinde anlaşamadığı uyuşmazlığın ... ... Ve ....Şirketlerinden aldığı robot - sağım sistemlerinde gizli ayıp nedeniyle malların geri alınarak ödenen sözleşme bedelinin iadesi hususu'' olduğu ve arabuluculuk sürecinde de taleplerin kabul edilmemesi sebebiyle anlaşmazlık olarak neticelendiğini, 04/03/2021 tarihinde Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/ 152 ESAS sayılı dosyasında dava açıldığını, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 25/06/2021 gün ve 2021/ 375 Karar nolu davaya bakmakta İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verdiğini, yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra, dava İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/ 614 E. Numarası ile kaydı yapılmış ve Mahkemece 18/11/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında, Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiğini, karar taraflarca istinaf edildiğini, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/ 797 E. nolu dava dosyasına kayderilerek davanın esasına girildiğini, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince 26/01/2023 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında tarafımıza dava değerini belirli hale getirmek için kesin süre verildiğini, sözleşme bedelinin dava tarihindeki türk lirası karşılığının iadesine karar verilmiş olması tbk 99. maddesi ve devamı maddelerine aykırı olduğunu, müvekkilim yapmış olduğu ödemelerin eksik olarak hesaplanmış olması ve davanın bu nedenle kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,hükümde verilen; " ... davaya konu ürünler nedeniyle hibenin geri alınması konusundaki kararın taktir ve ifası yönünden kesinleşmiş gerekçeli karar örneğinin gıda tarım ve hayvancılık bakanlığı tarım reformu genel müdürlüğüne gönderilmesine .." şeklinde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalılar değişik iş dosyası, ihtar, arabuluculuk sürecinde defaten temerrüde düşmüş olup, mahkemece anılan temerrüt tarihlerinin yanı sıra işbu dava dosyasındaki dava tarihi de göz ardı edilerek, faiz başlangıcının teslim tarihinden başlatması usul, esas ve tmk 2 vd. objektif iyi niyet kurallarına aykırı düştüğünü, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 07/01/2026 gün ve 2022/797 E. 2026/ 14 K. Sayılı kararıyla + 02/02/2026 gün ve Hükmün Tashihi Kararı başlıklı ek kararın aleyhimize olan kısımlarının işbu istinaf başvurusu neticesinde incelemesiyle kaldırılmasına ve " davanın talebimiz gibi kabulüne " karar verilmesini, talep etmiştir.Davalı Tasfiye Halinde .....Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Aşağıda belirtilen "B. İstinaf Nedenlerimiz" çerçevesinde davanın reddi talebimize halel gelmeksizin, İlk Derece Mahkemesince dava neticesinde Türk Lirası üzerinden hüküm kurulması hukuken yerinde olduğunu, talep sonucunun belirli hale getirilmesinin ıslah olmadığını, dava konusu uyuşmazlıkta satış faturası ve ödemeler TL üzerinden olduğunu, Fiyat Euro olarak teklif edilmiş olsa da satış TL gerçekleşmiş, satış faturası TL düzenlenmiş ve ödemeler TL olarak yapıldığını, İlk Derece Mahkemesince, bizzat davacı yanca sunulan ödeme belgeleri ve faturalar gözetilerek Türk Lirası üzerinden hüküm kurulmasında hukuken bir isabetsizlik olmadığını, davacının ilk kez istinaf başvuru dilekçesi ile ileri sürdüğü iptal edilen çeklerden kaynaklı kur farkı ödeme iddiası ve yeni delil hasredilmesi iddiayı genişletme yasağına tabi olduğunu, İlk derece mahkemesinin bedel iadesi istemine faizin, ekipmanların iadesi üzerine işlemeye başlaması konusundaki kararı hukuken yerinde olduğunu, ilk derece mahkemesi, davacının iddia ettiği ayıbın mevcut olmadığını ve usulüne uygun şekilde ispatlayamadığını göz ardı ettiğini,davacının iddiaları ağır kusura dayanmayıp, makinelerin kullanım hataları ayıp niteliği taşımadığını, çalıştırılmayan makineler üzerinden düzenlenen bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm kurulması hukuka aykırıdır ve denetime elverişli olmadığını, davacı tarafından ayıp ihbarının süresinde yapılmaması ve zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulduğunda davanın reddi gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2026 tarihli, 2022/797 E., 2026/14 K. sayılı kararın kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, davanın reddini,istinaf süresince kararın icrasının tehirine,yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... . Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ilk derece mahkemesinin ayıp ihbar süresine ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, gerçekten bilirkişi raporları hükme esas alınarak ayıp ihbarının süresinde olduğu kabul edilmişse de bilirkişi raporları taraflar arasındaki ilişkiyi eser sözleşmesi ilişkisi kabul edecek kadar fahiş hatalar içerdiğini, ticari işlerde ayıp ihbarı yazılı şekil şartına tabi olduğundan dosyadaki -kullanıcı hatasından kaynaklanan- servis formlarının ayıp ihbarı olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere süt sağım tesisi, yetkili servis test ve muayeneleri ile 26.06.2018 tarihinde davacıya teslim edilmiştir ve satış sözleşmesinin niteliği itibariyle davacı, süresi içerisinde usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmadığını, Karşıyaka 2. Noterliği'nin 22.12.2020 tarihli ihtarnamesine kadar davacı herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, bu noktada ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi ttk'nın 23. maddesinde öngörülen 8 günlük yasal süre içerisinde davacı tarafından davalılara başvurulmadığı, dolayısıyla tacir olmanın özel hükümlerinden olan süresinde ayıp ihbarında bulunma zorunluluğunun gereğinin yerine getirmediği açık olduğundan aksi gerekçeye dayalı kararın kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporları yetersiz incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu, gerçekten salt davacı iddiaları nazara alınarak oldukça yüzeysel ve soyut şekilde hazırlanan raporlarda, keşif anında dahi aktif şekilde çalışmayan makinelerin ne kadar süredir çalıştırılmadan bekletildiği tespit edilmemiş, gizli ayıp olarak nitelendirilen ayıpların nelerden ibaret olduğu somut bir biçimde ortaya konulmadığını, raporlarda işletmenin hayvanlarını satarak uzun süre önce tasfiye olduğu, hiç hayvan olmadığından davaya konu makinaların işlevselliğinin gerçekleştirilemeyeceği, makinaların sisteme alışmış süt veren hayvanlar olmadan çalıştırılmasının bir anlam ifade etmeyeceği belirtildiğini, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporlarına istinaden gizli ayıp niteliğindeki ayıplardan kaynaklanan arıza sayısının, 151 kez ortaya çıkması karşısında davacıdan ayıp ve arızalara katlanarak tesisi kullanmaya devam etmesinin beklenemeyeceği, davacının da çok sık ortaya çıkan arızalar ve bunun yol açtığı verimsizlik ve sorunlar nedeniyle tesisin kullanımına son verip, manuel bir yeni sistem satın aldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bunun yanı sıra 27.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda "Diğer taraftan servis raporları incelendiğinde, arızaların fare kemirmesi vs gibi dış kaynaklı etkilerden kaynaklananları olduğu gibi, sık olarak sensör ve valflerden kaynaklanan arızalar ile sağılan ve sistemden geçen sütlerin sistemin makine parçaları arasına sızarak sistemde yol açtığı arızalara rastlanılmaktadır. Bunlardan dış kaynaklı arızalar ayıp niteliğinde olmasa bile, sensör, valf kaynaklı veya sütlerin sistemde makine parçaları arasına sızması kaynaklı arızalar sistemin hatalı yapılması ve tasarlanması kaynaklı ayıplar olarak gözükmektedir. Yine bazı ayıplar ineklerin sağma kabininde, etrafa çarpması sonucu oluşur gözükmekle olup, davalının sistemi tasarlarken, hayvanlarla çalışma koşullarını da gözeterek, makinenin çalışmasını engelleyebilecek nitelikle, bu tip arızaların ortaya çıkmasını engeller nitelikte tasarım oluşturması gerekebileceği açıktır. Bu bakımdan bu tip makinenin kullanma amacına göre tasarımdan kaynaklı arızaların da ayıp niteliğinde değerlendirilebileceği taktilerde olabilecektir." yönünde görüş bildirildiğini, dosyada mübrez belgelerden de anlaşıldığı üzere diğer davalı ...'nın bayisi olan müvekkili, ...'dan aldığı ürünleri davacıya sattığını, test başvuruları, makinelerin kurulumu vs. hususlar davalı ... tarafından yapıldığını, nitekim dava tarihinden önce, davalı ...'nın başvurusu üzerine işbu dosyada da bilirkişilik yapan Prof. Dr. ... ve Doç. Dr. ... tarafından 06.06.2018 tarihli deney raporu düzenlenmiş ve raporun "Sonuç" kısmında sağım sisteminin yerinde yapılan denemeler neticesinde kullanıma elverişli ve amacına uygun olduğu yönünde görüş bildirildiğini, dosyada da bilirkişilik yapan Prof. Dr.... ve Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 06.06.2018 tarihli deney raporunda açıkça ve net bir şekilde "Denemeye alınan süt sağım tesislerinin sağım sırasında uygun kullanılması durumunda tüm elemanlarının kendilerinden beklenen işlevleri yeterli düzeyde yerine getirdiği ve çalışma şartlarını sağım süresince sürekli koruduğu görülmüştür." ile "... marka ... model toplam 4 sağım duraklı otomatik süt sağım tesislerinin yapılan inceleme ve ölçümler sonucunda imalat özelliklerinin ve işçiliğinin yeterli kalitede olduğu görülmüştür."Tüm bu açıklamalar ışığında eksik ve yetersiz bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştirDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ayıplı ürünlerin bedellerinin iadesi ile ayıplı ürünler nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 09/05/2017 tarihli satım sözleşmesi ve 19/12/2018 tarihli ek protokole istinaden süt sağım robotu, süt soğutma tankı ve bu makinelere bağlı ekipmanların satın alındığını, satıma konu makine ve ekipmanların sürekli arıza vermesi ve servis ile sorunun giderilmeye çalışıldığını, besi ve süt üreticisi müvekkilinin verimliliğinin artrılması ve işgücünün azaltılması konusunda fayda göremediği gibi, meydana gelen arızalar nedeniyle sütlerin kesildiği, tedarikçilerin sütleri iade ettiğini, itibarının sarsıldığını, halen makinelerden istediği verimi alamadığı gibi zarara uğradığını, elde edilen günlük süt miktarının düştüğünü, arabuluculuk başvurusunda uzlaşma sağlanamadığını belirterek, bilirkişi raporlarının alınmasından sonra arttırılmak üzere şimdilik 275.000,00TL. Ayıplı ve eksik teslim edilen ürünlerin bedellerinin iadesi ile, ayıplı ve iadesi talep edilen ürünler nedeniyle uğramış olduğu 25.000,00TL.zarar ve kazanç kaybının ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, süt sağım robotu niteliğindeki davaya ve ticari satıma konu ürünlerin birbirinden ayrılmaz parçalar olup, bütün halinde davacının amaçlandığı faydayı sağlamaktan uzak olduğunun, yaklaşık iki yıllık kullanım süresi içinde basit veya daha nitelikli bir muayene ile anlaşılamayacak, kullanıldıkça ortaya çıkabilecek gizli ayıp niteliğindeki ayıplardan kaynaklanan arıza sayısının, 151 kez ortaya çıkması karşısında davacıdan ayıp ve arızalara katlanarak tesisi kullanmaya devam etmesinin beklenemeyeceğinin, satıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında bir usülsüzlük bulunmadığının, dava dilekçesi ile TBK 99. Maddesi gereğince alacaklının tercih hakkını TL üzerinden kullandığının aynı alacaklı ilgili ıslah talebi ile döviz cinsinden talepte bulunulamayacağının anlaşılmasına göre göre davacı ve davalı vekillerinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştirHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2026 tarih ve 2022/797 Esas 2026/14 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı ve davalı vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında davacı taraftan alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı .. Şirketi alınması gereken 192.839,23.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 48.209,81.TL harcın mahsubu ile bakiye 144.629,42.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu sırasında davalı ... . Şirketi alınması gereken 192.839,23.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 48.209,81.TL harcın mahsubu ile bakiye 144.629,42.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,8-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 07/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.