İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, elektrik enerjisi satış sözleşmesinden kaynaklanan alacakta indirim oranı ve gecikme zammı hesaplama hatalarına ilişkin itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu dava, bir enerji şirketinin abonesine karşı, faturalara uygulanan indirim oranı konusundaki uyuşmazlık nedeniyle ödenmeyen elektrik borcuna ilişkin başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir; abone şirket sözleşmedeki %11 yerine %5 indirim uygulandığını iddia ederken, ilk derece mahkemesi itirazın küçük bir kısmını iptal ederek takibin belirli bir alacak ve sabit temerrüt faizi üzerinden devamına hükmetmiştir. Davacı şirket kararı istinaf ederek bilirkişi raporundaki hatalı hesaplamalar ve 6183 sayılı Kanun gereği değişken olması gereken gecikme zammının sabit oran üzerinden uygulanmasının hatalı olduğunu savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2025/2720
KARAR NO:2026/2182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:29/05/2023
NUMARASI:2022/385 E - 2023/356 K
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:08/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirketin,müvekkilinin abonesi olduğunu, davalı tesisat adresinde sağlanan enerji bedeline karşılık olan 13.09.2021 son ödeme tarihli tüketim fatura bedelini günü geçmiş olmasına rağmen ödemediğini, davalı hakkında ... sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borcun 208.015,07 TL'lik kısmını kabul edip geri kalan miktara kısmen itiraz ettiğini, davalı itiraz dilekçesinde bir borcu bulunmadığı iddiasıyla takip konusu borca, faizi ve ferilerine itirazda bulunduğunu beyanla , haksız itirazının iptali ile, asıl alacağa uygulanacak %19,20 yıllık 6183 sayılı yasa gereği değişecek oranlar üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme faizi tutarına işleyecek %18 Katma Değer Vergisi ile birlikte takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş 05.05.2021 tarihli elektrik enerjisi satış sözleşmesi ve elektrik enerjisi tedarik protokolleri uyarınca belirli tarife ve indirim oranlarına göre elektrik enerjisi tüketim bedeli hesaplanmakta olduğunu, akabinde de sözleşmede belirlenmiş süre içerisinde fatura müvekkili şirkete gönderilmekte ve ödenmekte olduğunu, ancak Temmuz ve Ağustos dönemlerine ait müvekkili şirketçe iade edilmiş faturalarda “ tedarik protokolünün 1.1. maddesi uyarınca %11 indirim oranı uygulanması gerekirken %5 olarak indirim oranı uygulandığı ve faturanın da olması gerekenden daha yüksek tutarlı tanzim edilerek gönderildiği tespit edildiğini, bu sebeple yapılan hesaplama yanlışları sonucu itirazlarını ilettiklerini bu itirazların karşılıksız kaldığını, taraflar arasında düzenlenen ve uzun senelere dayanan ticari ilişkide gelinen noktada ekli olarak ibraz edilen elektrik enerjisi satış sözleşmesi ve protokollerinin süresi 01.06.2021 tarihinde başlayarak 31.07.2022 tarihinde sona ermesi gerekir iken , davacı taraf sözleşme ve protokol hükümlerine uymaksızın 31.07.2022 tarihine kadar devam etmesi gereken %11 indirimli elektrik tedariki sağlama yükümlülüğüne rağmen , daha ikinci aydan tek taraflı ve haksız bir uygulama ile bozulduğunu, sunulan sözleşme ve protokollerde belirtilen 1.1 maddesi sözleşme bedeli ve fatura hesaplama yöntemini oluşturduğunu, basiretli tacir olarak sözleşmeye uymakla yükümlü olan davacı tarafın, aksine bir yöntemle hiçbir ön bildirim dahi yapmadan ve haksız bir şekilde sözleşmeyi devam ettirme iradesini bırakıp, müvekkili şirkete olması gerekenden fazla bedeller ile fatura tanzim ettiğini, bu sebeple de belirtilen mts icra takibinde olması gereken kısmı kabul ederek ödeme yapılmış olduğu, ancak fazla hesaplanan bedele itiraz edildiğini, müvekkili şirket iki ay boyunca ( 2021 temmuz ve ağustos aylarına karşılık gelen faturalar ) yanlış hesaplanarak kesilen faturalar ile ilgili davacı taraf ile görüşmek istense de karşı tarafça mutahap alınmadığını beyanla , davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İstinaf Konusu Mahkeme Kararı ;Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;Davanın kısmen kabul kısmen reddine, ... sayılı takibe davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 1.895,12 TL’lik kısmının iptaline; takibin 209.910,19 TL asıl alacak, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %19,20 temerrüt faiziyle ve faizin KDV’si ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,İcra inkâr tazminatı talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.İstinaf Başvurusu;Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; " İstinafa konu dosyada alınan bilirkişi raporu eksik ve hatalı hesaplama içermesine rağmen mahkemece bu raporun gerekçeli kararın dayanağı olarak gösterilmesi usul ve hukuka aykırıdır..Bilirkişi gerekse de yerel mahkeme uygulanan indirim oranı kabul edilemez; çünkü davaya konu faturanın kaynağı olan abonelik sözleşmesinde belirtilen orandan çok daha fazladır ve bu müvekkil şirket tarafından kabul edilemez. Müvekkil şirketin alacağı hesaplanırken gecikme zammı sabit oran üzerinden hesaplanmıştır. Oysa ki davaya konu takip talebinde de görüleceği üzere değişen oranlarda gecikme zammı talep edilmiştir. Böyle bir hesaplama da tarafımızca kabul edilemez. Kaldı ki "6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 51. Maddesine göre uygulanan Gecikme Zammı Oranları" yıllara göre farklılık göstermektedir, hesaplama yapılırken oranlardaki değişkenliklerin dikkate alınması gerekmektedir. Ne yazık ki sayın yerel mahkemece oluşturulan gerekçeli kararda bu hüküm göz ardı edilerek yasaya aykırı bir şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yerel mahkemenin icra inkar tazminatı talebimizi reddetmesi de tarafımızca kabul edilemez." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan takip dosyasında ; (... 07.10.2021 tarihli ... sayılı dosyası) : 229.636,46.-TL Enerji Bedeli ,2.939,35.-TL Gecikmiş Gün Faizi , 529,08.-TL Faizin KDV' si olmak üzere toplam 233.104,89.-TL için takip başlatılmıştır.
Takip konusu alacağın 13/09/2021 tarihli faturaya dayandığı, faturada borç miktarının 237.500,80 TL olduğu, takibe 229.686,46 TL’nin konu edildiği, takip toplamının 233.104,89 TL olduğu, davalı borçlunun borcun 208.015,07 TL’sini kabul ettiği, kalan kısma itiraz ettiği ve itiraz edilen miktarın KDV ve faiz dâhil 25.089,82 TL olduğu tespit edilmiştir.Davalı taraf , davacı tarafından tahakkuk ettirilen faturanın aralarındaki sözleşmeye aykırı şekilde %11,00 indirim bedeli uygulanmadan tahakkuk ettirilmiş bir fatura olduğunu savunmaktadır.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporunda özetle; sözleşmedeki indirim oranına göre ; davalının ödemesi gereken fatura borcunun 209.910,19 TL olduğu tespit edilmiştir.İstinaf olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, aktif enerji bedeli birim fiyatı üzerinden %11,00 'i oranında indirim uygulanacağının düzenlendiği , anlaşıldığına göre, aktif enerji birim fiyatı olarak 69,6006 x 0,89- 61,9445.- Kr/kWh birim fiyat esas alınarak hesaplama yapan denetime ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı borçluya tebliğ edilen faturanın içeriğinin yanlış olması sebebiyle takipten önce davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği, bu sebeple takip öncesi işlemiş faiz ve KDV talep edilemeyeceği şeklindeki mahkemenin kabul ve değerlendirmesinde hata bulunmamaktadır.Takip konusu faturalar yönünden ,indirim oranının uygulanıp uygulanmadığı ve sözleşme hükümlerine göre hesaplama yapılacağı gözetildiğinde,somut olay yönünden alacağın likit kabul edilmeyeceği değerlendirilmiştir.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/09/2026