Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde Görülen Marka Kararı İptali Davasında Şirketin Haksız Tescil Girişimine Karşı Mücadelesi ve Usuli Esasa İlişkin İtirazların Değerlendirilmesi
Özet: Davacı şirket, yatırım ve gayrimenkul sektöründeki öncü projelerle büyüttüğü ve önemli yatırımlar yaptığı markasının, davalı tarafça haksız yere tescil edilmeye çalışıldığını ileri sürerek, kendi itirazının reddedilmesiyle davalının markasının tescil edilmesine yol açan idari kararın iptalini talep etmiştir; davalılar ise, davanın davacının yanlış hasım seçimi nedeniyle usulden reddi gerektiğini, ayrıca ihtilaf konusu markanın zaten tescil edildiği için idari kararın iptali talebinin konusuz kaldığını ve yalnızca hükümsüzlük davası açılabileceğini, öne sürülen iddiaların ise esastan yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/44 Esas - 2026/98

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2025/44 (Ankara 3 FSHHM'nin 2025/133 Esas sayılı birleşen dosya dahil )
KARAR NO : 2026/98
DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali
DAVA TARİHİ : 29/01/2025
KARAR TARİHİ : 09/03/2026 Yazım Tarihi: 18/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "Müvekkil Şirket ... Şirketi .... ve bunun yanı sıra yatırım danışmanlığı alanlarında faaliyet gösteren, günden güne yükselen, hacmi büyüyen bir şirket olup, bu hususlarda öncü olduğu projelerle hem ulusal hem de uluslararası gayrimenkul sında kendinden söz ettirmeyi başarmıştır. Bu kapsamda Müvekkil Şirket projeler ve geliştirmeler için milyonlarca lirayı bulan yatırımlar yapmış, yatırımların üzerine şirket ciddi hacimde büyümüştür. Müvekkil Şirket haklı şekilde kullanmış olduğu “...” markasına yaptığı projeleriyle gereken değeri kazandırmıştır. Fakat dav, sahibi olan dava dışı şirket “... Şirketi” ilgili Müvekkil Şirketin itibarını kazandırdığı markayı haksız şekilde tescil ettirme girişiminde bulunmuştur. Tarafımıza 29.11.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ... nezdindeki ....'nun ... Başvuru numaralı ve ... Şirketi ibareli markaya yapılan itirazımızın kabul kararına karşı ilgili marka başvuru sahibi itiraz etmişti. ... nezdindeki ...'nca verilen kararda başvuru sahibi ... olan “... A.Ş.”nin kullanmış olduğu markanın tescilsiz şekilde piyasada fiilen kullanılmasını sunulan belgeler gereğince yeterli bulmuş ve Müvekkil Şirketin “...” markasının kullanımına göre daha eski olduğunu tespit etmiştir. Ancak, Müvekkil Şirketin aşağıda sayacağımız sebeplerden dolayı ilgili “...” markasını kullanım hakkına sahip olmasından dolayı tarafımızca ... nezdindeki ... Kararına karşı iptal davası hakkımız doğmuştur. Bu nedenle Davamızın KABULÜNE, ...'nun 29.11.2024 tarihli ve ... karar numaralı kararının İPTALİNE," karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili ÖZETLE: Davalı Müvekkil 2018 yılından beri şekil+isim olarak ve gayrimenkul danışmanlık hizmeti veren şirketinde ticari unvan olarak kullandığı aşağıdaki işareti 16, 35, 36, 38 sınıflarında marka olarak tescil ettirmek adına 29.04.2023 tarihinde ...'na başvurmuştur.
Davacı tarafın önce sadece ... Davalı olarak göstererek dava açması üzerine Sayın Mahkemenin zorunlu dava arkadaşı olan "başvuru sahibi"ni de davalı olarak davaya dahil etmesi adına verilen kesin süre içerisinde Davalı Müvekkili davaya dahil etmediği; Davacı tarafın, sehven dava dışı ... Şirketi’ne husumet yönelttikleri iddialarının kabul edilemeyeceği; Sayın Mahkeme tarafından verilen kesin süre içerisinde husumetin önce dava dışı ... Şirketi’ne, verilen kesin süre geçtikten sonra da itiraza konu markanın başvuru sahibi olan Davalı Müvekkile yöneltilmesinin taraf değişikliği kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; taraf değişikliğinin de ancak dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa kabul edilebileceği, işbu davada Davalı Kurum ile birlikte zorunlu dava arkadaşı olması gereken başvuru sahibinin kim olduğunun ise aleni olduğu ve Davacı tarafın bu yönde kabul edilebilir bir yanılgısının olduğunun iddia edilmesinin mümkün olmadığı açıklanacak ve bu sebeplerle de davanın usulden reddedilmesi gerektiği, Yargıtay'ın da uygulamasının bu yönde olduğu belirtilecektir.
Davacı tarafça huzurdaki bu dava açıldığı sırada iptali talep edilen ... kararına konu markanın ... tarafından tescil edildiği, huzurdaki işbu davanın Davalı Müvekkile ait itiraza konu marka tescil edildikten sonra açıldığı; Öğretinin ve Yargıtayın, ... kararına karşı dava açma süresi devam ederken markanın tesciline karar verilmişse, bundan sonra ... kararı aleyhine iptal davası açılmaması gerektiğini, bu şekilde açılan bir davanın konusuz kalacağını ve ancak hükümsüzlük talebi de varsa o talebin dinlenebileceğini kabul ettiği açıklanacak ve hükümsüzlük talebi olmadan sadece ... kararının iptali talepli açılan işbu davanın konusuz kaldığı kabul edilerek reddedilmesi gerektiği belirtilecektir.
Davalı Müvekkilin "Başvuru Sahibi" olarak tescil başvurusunda bulunduğu yukarıdaki işareti ile ilgili Davacı tarafın, SMK 5/1-ç(tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış benzer işaret), 6/3 (Eskiye dayalı kullanım), 6/9 (Kötü niyet) maddeleri kapsamında itiraz ettiği, ... nezdinde ise sadece 6/3 (Eskiye dayalı kullanım) kapsamındaki itirazların incelendiği; ... nezdinde itirazda bulunulmayan konuların ... kararının iptaline ilişkin eldeki dava bakımından incelenmesinin mümkün olmadığı açıklanacak ve bu sebeple huzurdaki davada Davacı tarafın "eskiye dayalı kullanım" iddiası dışındaki iddialarının dinlenemeyeceği, Yargıtay'ın da uygulamasının bu yönde olduğu belirtilecektir.
Davalı Müvekkilin işbu davadaki ... kararına konu olan işareti 2018 yılından beri .... olarak kullandığı, bunun yanı sıra aynı tarihten itibaren dava dışı şirketinde ticari unvan olarak kullandığı; yine 2018 yılından beri düzenlenen faturalarında Davacı tarafın iddiasının aksine işareti sadece ticari unvan olarak değil tescil edilmek istenen .... işaretiyle ile birebir aynı olacak şekilde faturalarında yer verdiği, sosyal medya hesaplarında da yine ticari unvan olarak kullanmayla yetinmeyip .... olarak kullandığı Davalı kuruma da sunulan belgelerle birlikte ortaya konacak; Davalı müvekkil tarafından Davalı kurum nezdinde .... olarak tescil edilmek istenen işaretin tescil edilmek istendiği sınıfların hizmet sınıfları olduğu ve söz konusu bu işaretin hizmet markası niteliğinde olduğu açıklanacak; hizmet markalarının ticaret markaları gibi ürünler üzerinde kullanılamayacağı ve bu nedenle kesilen faturalar üzerinde, tanıtım için kullanılan broşürler üzerinde, sosyal medya kanallarında kullanılmasının hizmet markaları için markasal kullanım adına yeterli olduğu, Yargıtay'ın da uygulamasının bu yönde olduğu belirtilecektir. Dolayısıyla Davalı Müvekkilden sonra hem de herhangi bir şekil olmadan sadece ticaret unvanı olarak kullanılan Davacı tarafın "eskiye dayalı kullanım" iddiasının dinlenmesinin mümkün olamayacağı ve bu sebeple davanın reddedilmesi gerektiği Sayın Mahkemeden arz ve talep edilecektir.
Davacı tarafın "eskiye dayalı kullanım" iddiasında bulunmuş olmasına rağmen dava dilekçelerinde ve eklerinde dava konusu işaret ile ilgili Davalı Müvekkil kullanımından daha eskiye dayanan kullanımlara dair bir delil sunmadığı, buna dair beyanda bile bulunmadığı, Sayın Mahkemeye bu yönde kullanımlarını ispatlayacak deliller dahi sunmadığı; eskiye dayalı kullanıma dair ortaya somut bir veri koyamadığı için de neredeyse tüm beyanlarını "tanınmış marka" hukuku kapsamında yaptıkları; 3. Başlıkta da açıkladığımız üzere ... nezdinde itiraz edilmeyen bir hususun sadece "... kararı iptali talepli bir davada dinlenemeyeceği, dolayısıyla Davacı tarafın huzurdaki davada SMK 6/5 (tanınmış marka) kapsamında yaptıkları açıklamaların usulen hiçbir anlam ifade etmediği; bunun yanı sıra SMK 6/5 kapsamında "tanınmış marka" esasına dayanabilmek için kanunun tescilli bir marka veya geçerli bir tescil başvurusu şartı koyduğu, Davacı tarafın bu şartı yerine getirmeden tanınmış marka iddiasında bulunmasının esasen de mümkün olmadığı; aynı zamanda Davalı Müvekkilin eskiye dayalı markasal kullanımına dair kurum nezdinde ortaya koyduğu delillerden tespit edilen kullanım tarihinden (2018) daha eskiye dayalı bir kullanım ortaya koymadan Davacı tarafın tanınmış marka iddiasında bulunmasının hukuken dinlenilmesinin mümkün olmadığı açıklanacak, konuya dair güncel Yargıtay uygulamaları paylaşılarak Davacı tarafın bu yöndeki tüm iddialarının öncelikle usulen, aksi takdirde esasen reddedilmesi gerektiği belirtilecektir." şeklinde davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itirazı üzerine marka için kısmı red kararı verildiği, bu karara karşı SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , gerçek hak sahipliği iddialarına yönelik davalı şahsın itirazının kabulüne dair ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 03/12/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... a.ş." ibareli başvurunun eskiye dayalı kullanım gerekçesiyle 6769 s. SMK 'nın 6(3) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan inceleme sonucunda başvuru sahibinin 08/02/2028 tarihli vergi levhası, 14/06/2018 tarihli Kuruluş Ticaret Sicil Gazetesi, 25/06/2018 tarihli alan adı tescil belgesi ve başlangıç tarihi 26/12/2018 tarihli olmak üzere 2023 yılını da kapsayan "gayrimenkul danışmanlık hizmeti"ni içeren faturalar, 2019 yılı tarihli gazete çeşitli gazete haberleri, "... şirket"nin kurucusunun başvuru sahibi "..." olduğunu gösteren Ticaret Sicili Gazetesi belgelerini sunduğu tespit edilmiştir. İtiraz sahibine ait deliller ise en eski tarihli faturanın 07/11/2019 tarihine ait olduğu, vregi levhasında işe başlama tarihinin 04/09/2019 tarihi yer aldığı görülmektedir. Bu bilgiler ışığında başvuru sahibinin kullanımlarının itiraz gerekçesi markaya göre daha eski tarihli olduğu ve bu nedenle başvuru sahibinin başlangıç tarihinin daha önce olduğu tespit edildiğinden itirazın kabulü gerekmiştir. " ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmü yer almaktadır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
Asıl ve birleşen dosya açısından ön inceleme duruşması yapılıp tahkikata geçilmesine karar verildiği , davacı iddiaları açısından bilirkişi raporu alınmasına ayrıca karar verildiği, bilirkişi ücreti yatırılmaması nedeni ile dosyada bilirkişi incelemesi yapılamadığı görülmüştür.
Asıl ve birleşen dosyada davacı taraf vekili :" Ben yetki belgesi ile duruşmaya giriyorum davalılardan ... ile Aramızda Sulh olma ihtimali vardır bu açıdan süre verilmesini talep ediyorum " şeklinde ;
Davalı kurum vekili ise "Bizim kurum olarak sulh olma durumumuz yoktur davacı süresi içinde bilirkişi ücretini yatırmamıştır davanın reddini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
24/11/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık kapsamında davalı şahsın uyuşmazlığa etkisi olmadığından davacı vekilinin davalı şahıs ile sulh görüşmesi için süre verilmesi yönündeki talebinin reddine, bilirkişi raporu alınması için verilen ara karar kapsamında bilirkişi ücreti yatırılmadığından bilirkişi raporu deliline de dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE;
Asıl ve birleşen dosyada ; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itirazı üzerine marka için kısmı red kararı verildiği, bu karara karşı SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , gerçek hak sahipliği iddialarına yönelik davalı şahsın itirazının kabulüne dair ... sayılı ... kararı tesis edilip davacı taraf başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım hakkı olduğundan aksi yöndeki ... kararının iptalini talep etmektedir.
Davaya konu edilen 29/04/2023 tarihinde başvurusu yapılan " .... A.Ş." ibareli ... sayılı markanın kapsamındaki 16,35,36,38 sınıftaki emtialar açısından onu marka olarak engelleyebilecek tarzda davacı tarafın Türkiye hudutları dahilinde " .... A.Ş." şeklinde davalıya nazaran önceye dayalı yaygın nitelik ve yoğunlukta , işlevine uygun, ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında markasal kullanımı kanıtlanmadığı (bilirkişi ücretini yatırmadığından bilirkişi deliline de dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı) üzere bu davada SMK 6/3 maddesindeki koşul oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Asıl ve birleşen davanın REDDİNE
2-Asıl dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-Birleşen dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle asıl ve birleşen dosyada davalılara eşit verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar asıl ve birleşen davada davacı vekili ile davalı kurum vekilinin vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 09/03/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır