Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi, benzer ilaç markalarında karıştırma ihtimali iddiasıyla, marka tescil itirazının reddine ilişkin kararın iptali davasını değerlendiriyor.
Özet: Davacı, kendi tescilli markası ile davalının tescilini istediği benzer ibareli markanın görsel, işitsel ve bütünsel benzerliği nedeniyle tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali yarattığını, haksız menfaat sağladığını ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek marka tescilinin iptalini talep etmiş; davalılar ise markaların başlangıç kısımlarındaki farklılıklar, kelimelerin anlamsız oluşu ve özellikle reçeteli ilaçlar söz konusu olduğunda hedef kitlenin (doktor ve eczacılar) dikkat düzeyi göz önüne alındığında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/26 Esas - 2026/90
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/26KARAR NO : 2026/90DAVA : Marka ... kararı iptali - HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 21/01/2025KARAR TARİHİ : 09/03/2026 Yazım Tarihi: 16/03/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davalı firma tarafından ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın tescili talebiyle davalı Kuruma marka başvurusunda bulunulmuştur. Bunun üzerine Müvekkil Şirket tarafından davalının marka başvurusuna; başvuru konusu marka ile Müvekkil Şirket adına tescilli “...’ ibareli marka arasında 6769 sayılı (“SMK”) 6/1, 6/3, 6/5, 6/9 maddeleri gerekçesiyle itiraz edilmiştir. Ancak davalı Kurum ... bahse konu itirazımızı reddetmiştir. İşbu kararda ... ilgili markaların benzer görülmediği ve bu doğrultuda markalar arasında ilişkilendirme de dahil karıştırma ihtimalinin bulanmadığı kanaatine varmıştır. Müvekkil Şirketin itirazının yeniden incelenmesi yönündeki talebini inceleyen ... tarafından, 20.11.2024 tarihli ve ... sayılı karar verilmiştir Bu kararda markaların iltibasa yol açacak düzeyde benzer olmadıkları kanaatine varılmıştır. Markaların ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmesi ve karıştırılması kaçınılmaz durumdadır. Markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel açıdan benzerlik bulunmaktadır. Müvekkil markası ... ve davalı markası ... ibaresinden oluşmaktadır. Bunların arasında çok ciddi bir benzerlik olduğu barizdir. Zira davalı markası müvekkil markasının başına A harfinin eklenmesi ve E harfinin A harfine dönüştürülmesi suretiyle türetilmiştir. Bunun da kayda değer ve iltibasa engel olabilecek bir farklılaşma sağlamadığı ortadadır. Davalının Başvurusu, Müvekkil Şirket Markalarının Ulaştığı Tanınmışlık Düzeyi Nedeniyle Markanın Bilinirliğinden Haksız Yararlanmasına, Marka İtibarına Zarar Vermesine Neden Olmakta Ve Müvekkil Şirket Markalarının Ayırt Edici Karakterini Zedelemektedir. Davalının marka başvurusu dürüstlük kuralına, basiretli tacir ilkesine ve haksız rekabet kurallarına aykırı olup kötüniyetlidir.” 0.11.2024 tarihli ve ... numaralı ... kararının 05. Sınıf yönünden bir araya getirme hizmetleri yönünden İPTALİNE karar verilmesini talep etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “ ... ile ... ibareleri ne işitsel, ne görsel ne de fonetik olarak iltibas yaratmamaktadır. Tarafların markaları incelendiğinde; ibareler "..." ile bitmektedir. Ancak başta yer alan "..." ve "..." harfleri iltibas ve/veya iltibas tehlikesini ortadan kaldırmaktadır. Kelime markalarında, tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaştığı kabul edilmektedir. Bu çerçevede, kelime markalarının başlangıç kısmındaki (ilk harflerindeki) benzerliğin tüketicilerin markaları benzer bulmasında önemli bir etken olduğu, kelime markalarının başlangıç kısmındaki farklılıkların ise markaların tüketiciler tarafından benzer bulunması ihtimalini önemli ölçüde azalttığı kabul edilmektedir.Bununla birlikte her iki ibare de uydurulmuş ibareler olup Türkçe'de herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Yani söz konusu markaları taşıyan ürünleri almak isteyen tüketici bir anlam aramayacak olup herhangi bir anlam karşılaştırması/algılaması ile karşı karşıya kalmayacaktı. ekişme konusu malların niteliği ile bu malların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat düzeyi (ilaç markalarının, dikkat seviyesi yüksek olan bilinçli tüketici kesimine hitap ettiği hususu) göz önüne alındığında, markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmamaktadır. Davacı yanın ve müvekkil şirketin markalarının konusu olan ürünlerin, reçeteli ve ancak eczane gibi işyerlerinde satılması mecburiyeti karşısında, bunların ortalama alıcı kitlesinin doktor ve eczacılar olduğunun kabulü ve iltibas ihtimalinin bu gruptaki alıcılar yönünden değerlendirilmesi zorunludur. Söz konusu “... “ markasına ait kısa ürün bilgisinde (....) belirtildiği üzere, ürün “Majör depresif bozukluk ataklarının tedavisinde” kullanılmaktadır ve beyaz reçeteye tabidir. Ürünün reçeteli olması, doktor ve eczacı tarafından hastaya ulaştırılacağını açıkça göstermektedir. Nitekim; ..... HD. 13.01.2003 tarih ve .... sayılı kararında çekişme konusu emtiaların “ilaçlar” olduğu durumda, özellikle reçete ile satılan ilaçlarda, ürünlerin üzerinde kullanılan benzer markaların karıştırılıp karıştırılmadıklarının belirlenmesinde, doktorlar ve eczacıların algılarının dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir. taraf markalarının ortalama alıcı kitlesinin doktor ve eczacılar olması, davalı markasının toplu olarak bıraktığı intiba, markaların görsel ve işitsel olarak belirgin biçimde farklılaşması, markalar arasında kavramsal benzerlik bulunmaması hususları gözetildiğinde huzurdaki davanın reddini talep etmek zaruriyeti hasıl olmuştur. davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... sayılı marka başvurusu ile davacı firmanın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet ve haksız rekabet iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 21/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 21/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; " İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "... " ibareli başvuru ile ... sayılı "..." ibareli itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğikanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markası ... ... 16/12/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; " Taraf marka işaretlerinin BENZER olduğu, Davalı başvuru markası ... markasının tescil kapsamında 5. sınıfta bulunan “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler ile davacı ... markasının tescil kapsamında 5. Sınıfta yer alan tıbbi müstahzarat emtialarının AYNI/BENZER olduğu, Tanınmışlığa yönelik delil sunulmadığı bu bağlamda inceleme yapılamadığı, Haksız rekabete ilişkin talep yönünden takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı, Kötüniyete yönelik delil sunulmadığı, bu husustaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır."şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin ek rapor alınması , davalı vekilinin de yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ..." ibareli itiraz mesnedi tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve seçil olarak benzerlik oluştuğu;Ayrıca dava konusu markanın kapsamında yer alan 5. Sınıftaki " İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler." malları ile davacının aynı sınıfta tescilli " Tıbbi Müstahzarat " malları arasında taraf markalarında kısmen emtia benzerliği de oluştuğu;Bunun dışında kalan mallarda ise emtia benzerliği oluşmadığı ;Bu durum bilirkişi raporu sayfa 3 deki tabloda gösterildiği;Ancak ; bu mallar açısından emtia benzerliği oluşmuş ise de; ;bu mallarda hedef tüketiciler ( doktor, veteriner ve eczacı gibi eğitim seviyesi ve mesleki sorumlulukları sonucu sahip oldukları yüksek dikkat ve özen seviyesi olanlar) nazarında taraf markalarının iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; bu mallar açısından hedef kitlesi olan doktor,veteriner ve eczacılar açısından eğitim seviyesi ve mesleki sorumlulukları sonucu sahip oldukları yüksek dikkat ve özen seviyesi nazara alındığında yapacakları değerlendirmede bu markaları karıştırmayacakları yani davalı şirkete ait " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ..." ibareli tescilli markası arasında karıştırılma /iltibas ihtimali oluşmayacağı, dolayısıyla bu emtilar yönünden SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşmadığı kanaatine varılmıştır. (örnek / HGK 08.06.2022 tarih ve .... sayılı kararı) Somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 09/03/2026 Katip .... Hakim ....E imzalıdır E imzalıdır