Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde benzer markalar arası iltibas ve kötü niyet iddiasıyla Türk Patent kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü talepli dava.
Özet: Bu hukuki evrak, tanınmış bir perakende şirketinin, Türk Patent ve Marka Kurumunun yeni bir markanın tesciline yönelik itirazını reddeden kararının iptali için açtığı davayı ele almaktadır; davacı, kendi köklü markalarıyla başvurusu yapılan markanın görsel ve işitsel benzerliği, tüketicide karıştırma ihtimali yaratması ve başvurusunun kötü niyetli olduğu iddialarıyla tescilin reddini talep ederken, davalı firma markasının ayırt edici olduğunu ve farklı sınıflarda tescil edildiğini savunmuş, Türk Patent ve Marka Kurumu ise benzerlik ve kötü niyet iddialarını yetersiz bularak itirazı reddetmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/4 Esas - 2026/124

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/4
KARAR NO : 2026/124
DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 04/01/2025
KARAR TARİHİ : 25/03/2026 Yazım Tarihi: 02/04/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin perakende sektörünün öncülerinden olan bir firma olduğunu, Müvekkile ait “...” ibareli markalar ile itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun benzer olduğunu, davaya konu marka başvurusunda “...” ibaresinin markanın asli unsuru, “...” ifadesinin ise tali (yardımcı) unsur olduğunu, markada esas unsur kabul edilmesi gerekenin “...” ibaresi olduğunu, taraf markalarının başlangıçlarının aynı olduğunu, aralarındaki tek harf farklılığın itiraza konu marka başvurusunun son harfi olan “....” harfi olduğunu, bu harfin okunuşu itibariyle baskın olmaması sebebiyle işitsel benzerliği ortadan kaldırmadığını, müvekkil markalarının 35. Sınıfta tescilli olduğunu, itiraza konu olan markanın ise 09 ve 42. sınıflarda tescil edilmek istendiğini, ar taraf markaları arasında 09/ ve 42. sınıflar açısından benzerlik olmadığı düşünülebilecekse de işbu sınıflar açısından da benzerlik söz konusu olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve bir markanın diğerini çağrıştırmasının söz konusu olacağını, müvekkilinin tanınmış marka olan “...” markası kapsamında güzellik ve kişisel bakım sektöründe faaliyet gösteren “...” markasıyla mağazalar açtığını, davaya konu olan marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, ... ...’nın 04.11.2024 tarihli, ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru nolu “...” marka başvurusunun tüm mal ve hizmetler için tümden reddi ile tescil işlemlerinin durdurulmasını, markanın tescil edilmiş olması durumunda SMK’nın 25. maddesi uyarınca HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Markalar görsel, işitsel ve anlamsal yönden hiçbir şekilde benzerlik taşımadığını, markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğu; kullanılan harflerin, kelimelerin, renklerin ve yazı stilinin farklı olduğunu davalı markasının tescili talep edilen sınıflara ilişkin markanın ayırt edici fonksiyonunun yerine getirildiğini, davaya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların farklı olduğu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, müvekkil tarafından yapılan marka tescil başvurusunun 09 ve 42. Sınıflarda başvurusunun yapıldığını, bu sınıfların davaya mesnet olan markanın tescil kapsamında yer almadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötün niyetli yapıldığı iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 05/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 04/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "Bu çerçevede yapılan incelemede başvuru ile itiraz gerekçesi markaların belirli düzeyde benzer olduğu değerlendirilmekle birlikte yayına itirazın kısmen kabulü kararı sonrası başvurunun kapsamında kalan mal/hizmetler ile itiraz gerekçesi markaların kapsamında bulunan hizmetlerin aynı/aynı tür ya da benzer olmadığı tespit edildiğinden markalar arasında başvurunun kapsamında kalan mal/hizmetler bakımından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın ise somut delillerle ispatlanamadığı tespit edilmiş, ayrıca markalar arasındaki benzerlik iddiası, tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli görülmediğinden (....) kötü niyet gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. Sayılan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir.
İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. "ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...+ ... (...) ... (...)
09 / 42 / sınıf 35.nci sınıf
...+... ( ... )
35.nci sınıf
23/11/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "Davaya konu olan ... sayılımarka ile davaya mesnet olan gösterilen ... sayılı ve ... sayılı ibareli markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, Dava konusu markanın rapor içerisindeki tabloda yer alan 09. Sınıftaki malları ile davaya mesnet gösterilen markanın tescil kapsamındaki 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” ile davalının markasının kapsadığı; 09. SINIFTAKİ: TÜM MALLARIN bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) hizmetlerle ilişkili olduğu, Bu bağlamda markalar arasında 6/1 maddesi anlamında başvuru konusu markanın 09. Sınıftaki malları bakımından iltibas tehlikesinin oluşabileceği,
Bununla birlikte taraf markalar her ne kadar görsel ve işitsel olarak benzer olsa da davaya konu olan 42. Sınıftaki hizmetlerin davaya mesnet olan markaların tescil kapsamında yer almadığı,
Kötü niyet konusundaki takdirin mahkemede olduğu " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı taraf vekilinin ve davalı firma vekilinin ek rapor alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek dosyaya sunulan rapor denetlenebilir olduğu, içeriğinin ise İhtisas Mahkemesi Hakimliğimizce olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir nitelikte olduğundan yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE;
Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ... - ...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden davacının markalarının kapsamında olan 35 .nci sınıftaki hizmetlerden 9.ncu sınıfa ait malların satış hizmetleri ile davalı başvurusunda kalan 9.ncu sınıftaki tüm mallar arasında aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olduğundan KISMEN emtia benzerliği de gerçekleştiği;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yukarıda sayılan emtialarda davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait " ... - ...+... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; benzerlik nedeniyle her iki markada bir yanılgı yaşayabileceği, İşaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşabileceği , dolayısıyla yukarıda sayılan mallar/hizmetler açısından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu;
Bunun dışında kalanlar açısından ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından bilirkişi raporu da benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Davanın KISMEN KABULÜNE,
2- Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 9. Sınıftaki tüm mallar açısından ... kararının KISMEN İPTALİNE, markanın bu emtialar açısından kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına
3- Diğer kısımlar yönünden reddine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 335,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 15.950,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 7.975,20 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 25/03/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır