İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, KHK ile Hazineye devredilen şirketin alacak tahsili amacıyla açılan icra takibine itirazın iptali davasına dair ilk derece kararının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, kanun hükmünde kararname ile devlete devredilen bir kurumun, bir şirketten olan alacağını tahsil etmek üzere başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasını özetlemektedir; davacı kurum, davalının borçlu olduğunu iddia ederken, davalı borcu reddederek mutabakat talep etmiştir; mahkeme, çok sayıda bilirkişi incelemesi ve görev uyuşmazlığına rağmen yürütülen yargılama sonucunda, davalının itirazını kısmen iptal ederek takibin belirli bir meblağ üzerinden devamına ve icra inkar tazminatına karar vermiş olup, bu karar her iki tarafça istinaf edilmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/804 KARAR NO : 2026/1545T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 04/03/2026NUMARASI : 2025/427 Esas 2026/241 KararDAVAN : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 23/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2026Davacı vekili ve Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.07.2016 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK ile kapatılan....nin bağlı olduğu ....A.Ş.’nin 670 Sayılı KHK m. 5/3 gereğince hazineye bedelsiz devredildiğini, bu konuda inceleme ve değerlendirme komisyonu oluşturulduğunu ve davalı ... Şti.’nin ....A.Ş.’ye 712.688,37 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı hakkında İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8442 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığından bahisle davalının itirazın iptali ile takibin devamına, davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ....AŞ’ye hiçbir borcunun bulunmadığını, kolejin kapatılma tarihinden itibaren müvekkilinin idari ofisinin mühürlenen bina içerisinde kaldığından ofise girilemediğini, demirbaş ve eşyaların bina içerisinde kaldığını, ...AŞ.’nin çeşitli bankalardan kullandığı kredilerden dolayı müvekkilinin müteselsil kefil olduğunu, cari hesap mutabakatı yapılmadan ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, bu durumda mükerrer ödeme çıkabileceğini, icra dosyasına itiraz ettiklerinden bahisle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "...Dava; KHK ile Maliye Hazinesine devredilen.... AŞ.’nin davalı ....Şti.’nden alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.Tarafların defter ve kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmıştır.İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemişinde bilirkişiler.... ve ...’dan alınan … tarihli raporda; davacının devraldığı .... AŞ.’nin defter ve kayıtları incelenmeden yapılan incelemede dosyaların tespit edildiği belirlenmiştir.Mahkemenin yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdiği, bilirkişi ....’dan 20.05.2021 tarihli rapor alındığı, bu raporda; dosyada bulun CD ve diğer kayıtların incelenmesiyle DMP uzantılı dosyaların tamamının okunulabilir hale getirilemediği belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişiden 16.09.2021 tarihli alınan ek raporda; ticari defter ve kayıtların excele yazılım kullanılarak aktarıldığı belirtilmiştir.Mahkemece daha sonra yeniden SMMM bilirkişi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden 25.01.2022 tarihinde ek rapor alınmasına karar verilmiş ve rapor alınmıştır. Bu raporda; davalı şirketin davacı şirketten 109.286,42 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/320 Esas 2022/34 karar sayılı 08.02.2022 tarihli kararla davanın kabulü ile takibin 813.650,93 TL üzerinden devamına, bu alacağın 712.688,37 TL’lik kısmına ticari temerrüt faizi uygulanmasına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verildiği belirlenmiştir.Bu kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsizlik kararı verilmesinden bahisle İzmir BAM 13. HD.’nin 08.02.2024 tarihinde 2022/833 Esas 2024/338 Karar sayılı kararla kesin olarak kaldırıldığı ve bunun üzerine dosyanın mahkemeye iadesi ile mahkemenin 2024/158 Esas 2024/204 karar sayılı 08.03.2024 tarihli kararla görevsizlik kararı vererek dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verdiği belirlenmiştir.Verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmesiyle bu kez İzmir BAM 13. HD.’nin 2024/981 Esas 2024/969 Karar sayılı 25.04.2024 tarihli kararı ile davacı vekilinin davanın İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğinden istinaf talebinin reddine karar verildiği belirlenmiştir.Dosya mahkememizin 2024/443 Esasına kayıtlanmadan önce davacı tarafından 12.03.2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapılmasıyla 02.04.2024 tarihinde anlaşamama tutanağının düzenlendiği belirlenmiştir.Dosyanın mahkememize geldiği tarihi 28.05.2024 tarihi olup bu tarihten sonra yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 813.650,93 TL için iptaline, 712.688,37 TL asıl alacak yönünden takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına, 2024/657 karar sayılı 19.09.2024 tarihli karar ile karar verilmiştir.Bu kararın davalı tarafından tarafların defter ve kayıtları incelenmeden verildiğinden bahisle istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17. H.D.’nin 2024/1772 Esas 2025/773 Karar sayılı 15.04.2025 tarihli karar ile davanın değeri itibariyle heyet mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle mahkemenin kararını kaldırarak dosyayı mahkememize iade etmiş ve dosya mahkememizin 2025/427 Esas sırasına kayıtlanmıştır. Mahkememizce tarafların itirazları ve Asliye Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunun yetersizliği değerlendirilerek SMMM bilirkişi ... vasıtasıyla inceleme yapılarak 14.01.2026 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurumu İzmir Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı tarafından 19.12.2016 tarihli .... AŞ. konulu yazının İzmir Defterdarlığı İl KHK işlemleri Bürosuna gönderildiği ve bu yazıda .... AŞ.’nin ....Şti.’in den 712.688,37 TL alacaklı olduğunun bildirildiği, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu İzmir Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 16.06.2017 tarihli raporunda .... Aş.’nin 667 Sayılı KHK ile kapatıldığı ve mal varlığına el konulduğu, mükellefiyetine son verildiği ve alacaklarının Hazineye intikal ettirildiği, inceleme ve değerleme raporunun IV. Bölümünde alacak ve haklara ilişkin inceleme değerleme kısmında 21.569.645,98 TL alacakları bulunduğu, İzmir Valiliği – Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu tarafından.... Şti.’ni 03.02.2017 tarihinde gönderilen ihtarla 712.688,37 TL’nin talep edildiği, .... Şti.’nin de 20.02.2017 tarihinde verdiği cevapta defterlere el konulduğundan inceleme yapılamadığı, borç bakiyesinin 13.08.2016 tarihi itibariyle 712.688,37 TL olduğu, dosyadaki ekli CD’ler deki kayıtlarda da yapılan incelemelerde....AŞ.’nin davalı ... Şti.’in den 704.078,05 TL alacaklı olarak kayıtlı olduğunun belirlendiği, aradaki 8.610,32 TL’lik farkın tarafların defterleri karşılaştırılamadığından tespit edilemediği, İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2018/8442 Esas sayılı dosyada yapılan takibe ilişkin olarak TTK m. 1530/7’e göre istenen faiz oranı dikkate alınarak 712.688,37 TL üzerinden 100.962,56 TL faiz tahakkuk ettiği, alacağın 704.078,05 TL olması durumunda ise aynı faiz oranı üzerinden 99.742,78 TL faiz tahakkuk ettiği belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 22.01.2026 tarihli beyan dilekçesiyle; alacağın 712.688,37 TL olarak belirlendiğini, davalının defterlerinin eksik olmasından aradaki farkın kaynaklandığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 30.01.2026 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin defterlerine maliye müfettişlerinin 13.08.2016 tarihinde el konulduğunu, resmi defterlere erişilemediğini, eksik mizan bulunduğunu, özel hesap dönemine tabi olan ....AŞ.’nin dönem sonunun 30.06.2016 olup bu tarih itibariyle 13.08.2016 arasında işlemlerin kayıtlara geçmediğini, ticari defterlerin ispat aracı olduğunu, ancak eksik kayıt tutulduğunu, el koyma tarihinde resmi defterlerin işlenememesi sonucu eldeki bilgisayar kayıtları bulunup işlenen evraklar nedeniyle alacağı kabul etmediklerini beyan etmiştir.Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre;İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde alınan raporlar, yine mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu İzmir Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 16.06.2017 tarihli raporunda .... Aş.’nin 667 Sayılı KHK ile kapatıldığı ve mal varlığına el konulduğu, mükellefiyetine son verildiği ve alacaklarının Hazineye intikal ettirildiği, inceleme ve değerleme raporunun IV. Bölümünde alacak ve haklara ilişkin inceleme değerleme kısmında 21.569.645,98 TL alacakları (tüm alacakları) bulunduğu, İzmir Valiliği – Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu tarafından ... Şti.’ni 03.02.2017 tarihinde gönderilen ihtarla 712.688,37 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, davalının da defter ve kayıtlarına el konulduğu ve mevcut durumda dosyaya ibraz edilen komisyon karar tutanağında da belirtildiği üzere KHK İşlemler Bürosunun yapmış olduğu tespitlere göre ... AŞ.’nin .... Şti.’in den 13.08.2016 tarihi itibariyle 712.688,37 TL alacaklı olduğu, bağlı şirket olan .... Şti.’nin de .... AŞ.’ye 29.07.2016 tarihi itibariyle 704.078,05 TL borçlu olduğu, aradaki farkın .... Şti.’nin defterlerinin eksik olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla KHK komisyonun yapmış olduğu tespite göre 712.688,37 TL el konulan ... ..nin alacağının bulunduğu belirlenmiştir.Davacının işlemiş faiz talebinin ise davalının borcu muaccel olmakla birlikte temerrüde ilişkin herhangi bir ihtar bulunmadığından ve ibraz edilmediğinden işlemiş faiz talebi reddedilmiştir. Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. "şeklindeki gerekçe ile"Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, Davacı ... Hazinesi'nin davalı ... Şti. aleyhine yapmış olduğu İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2018/8442 Esas sayılı dosyasında ki ilamsız takibe itirazın kısmen iptali ile takibin 712.688,37 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına, Davacının işlemiş faiz talebinin reddine, Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takip konusu alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 142.537,67 -TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına, Tahsilde tekerrür edilmemesine" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 20.07.2016 tarih, 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan....nin bağlı olduğu ... A.Ş., 670 sayılı KHK.nın .5/3 maddesindeki “Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır” hükmü gereği faaliyetinin sonlandırılarak Ticaret Sicilinden terkin edildiğini ve tüm hak ve alacakları ile birlikte malvarlığının Hazineye devrolduğunu, dava konusu alacağın inceleme ve değerlendirme komisyonunca yapılan inceleme sonucu tespit edilen miktarın 712.688,37 TL olup söz konusu bedelin ödenmesi için .... Şti.’ne yazılan 03.02.2017 tarihli 7842 sayılı yazı müvekkili idarece 06.02.2017 tarihinde postalandığını, karara dayanak bilirkişi raporunda hesaplamada yıllık % 10,75 ticari temerrüt faizi tutarının kullanılmış olup faiz oranının düşük hesaplandığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, Maliye Hazinesi lehine bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dışı ... AŞ'nin 23.07.2016 Tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine istinaden Milli Eğitim Bakanlığı oluru ile 13.08.2016 tarihinde mühürlenerek kapatıldığını, davalı şirketin ofisinin kapatılan kurumun mühürlenen binası içerisinde olduğundan bu tarihten itibaren ofise girilemediğini, muhasebe kayıtlarının henüz tamamlanmadan, resmi defterlerin işlenemeden, tüm bilgisayarlara, defter, belge ve kayıtlara el konulduğunu, KHK İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından yasal olmayan kayıtlardan farazi olarak sonuç çıkartıldığını ve davalı şirketin kapatılan şirkete borçlu gösterilerek Maliye Bakanlığı tarafından icra takibinin başlatıldığını, kesin delil değeri taşımayan cari hesap ekstresine göre müvekkili şirket hakkında açılan icra takibinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, dayanaksız ve haksız açılan icra takibine taraflarınca itiraz edildiğini, ilgili kurumun iradesi dışında gerçekleşen kapatma ve defter belgelere el koyma şeklinde gerçekleşen olayda resmi defterlerin işlenememesi sonucu Vergi Denetim Kurulu müfettişlerince eldeki bilgisayar kayıtları ve o gün itibariyle işlenebilen evraklar ile çıkartılan mizan dökümleri üzerinden bir borç veya alacak ispatının mümkün olmadığını, Vergi Başmüfettişi tarafından düzenlenen inceleme ve değerlendirme raporunda; özel hesap dönemine (01.07-30.06) tabi olan .... AŞ.'nin dönem sonu olan 30.06.2016 tarihli mizanın kapatma tutanağının ekinde yer aldığını, fakat 30.06.2016 ile kapatma tarihi olan 13.08.2016 arasındaki işlemlerin kayıtlara işlenmemiş olduğunu, bu kayıtların işlenmeden kapatma tarihli mizana ulaşmanın mümkün olmadığını, 30.06.2016 tarihli mizanın ise; eksik olduğu için sağlıklı bir veri sunamayacağı bilgilerine ulaşılmış olduğu tespitinin yer aldığının görüldüğünü, Bilgisayar ortamındaki defter kayıtlarının mahkeme tarafından yeterli delil kabul edilmemesi halinde davanın kaybedileceği ihtimalinin dikkate alınması gerektiğinin müfettiş raporunda belirtildiğini, davacı idare tarafından İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan itirazın iptali davasında istihsal edilen bilirkişi raporunda; "31.01.2016 tarihinden sonraki defter-kebir kayıtları olmadığından yıl sonu itibariyle bu defterde kayıtlı davacının alacak miktarı tespit edilememiştir." şeklindeki mütalaa ile davacı idarenin alacak talebinin haksız ve dayanaksız olduğunun belirlendiğini, şirketlerin kesin olmayan kayıt ve belgeleri üzerinde yazan tutarlara göre farazi alacak iddiasının hiç bir kanıtının bulunmadığı halde davanın kabulüne karar verildiğini, karara karşı istinaf başvurularının kabul edilerek esasa ilişkin sebeplerin incelenmeksizin görevsizlik kararı verildiğini, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın 2025/427 Esas sayılı dosyasıyla görülen davada, yeniden bilirkişi raporunun istihsal edildiğini, Bilirkişi raporunda, "tarafların kanuni defterlerine rastlanamadığı, davacı kurum alacağının, el konularak kapatılma sonrasında 17. Komisyon tarafından, nezaretinde kurum muhasebecisine kayıtların tamamlatılarak hazırlanan mizan kayıtlarına ve vergi müfettişleri tarafından hazırlanan raporlara dayanmakta olduğu, bakiyenin doğruluğunun teyit edilememiş olduğu" nun mütalaa edildiğini, alacak iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerektiğini, ticari davalarda ispat aracının ticari defterler olduğunu, ... AŞ.'nin 2016 yılı yevmiye defterinin HMK. 222. Maddesinde belirtilen şartlara uygun olmadığı bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerektiğini, tarafın ticari defterlerinin yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabileceğini, .... AŞ.'nin 2016 yılı yevmiye defterinin HMK. 222. Maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak tutulmadığını, yevmiye defterinin varlığının olmaması nedeni ile ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil etmediğinin açık olduğunu, TMK 6. maddesi ve HMK 190. madde kapsamında ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, ispat yükü üzerine düşen tarafın ancak ispata elverişli deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabildiğini, Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin senetle ispatını zorunlu kıldığını ve bu miktar dahilinde kalan bir alacağın takdirinin delillerle ispatına imkan vermediğini, ancak aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 Esas, 2021/1090 Karar sayılı kararında da değinildiğini, dava değerinin dikkate alındığında; davanın kesin delil ile ispatının gerektiğini, ticari defterlerin kesin delillerden olduğunu, HMK'nun 222. Maddesine göre defterlerin delil niteliğinin olmaması nedeni ile davalı idare tarafından ispat edilmiş bir alacak bulunmasının da mümkün olmadığını, HMK’nun 189/3.maddesi uyarınca Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususların, başka delillerle ispat edilemeyeceğini, kesin delil sisteminin, Kanunun belli vakıaların ancak belli delillerle ispatını öngördüğü sistem olduğunu, açıkça belirtilen delillerin sunulmadıkça vakıaların ispatlanmış kabul edilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 82. maddesi gereğince; ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterlerin delil olarak kabul edildiğini, .... . . A.Ş.'ye bağlı eğitim kurumlarının aniden kapatılması işlemi nedeni ile ticari defter, belge ve kayıtlarının tamamlanmadan el konulmuş, eksik ve kesin olmayan muhasebe kayıtlarına göre hazırlanan tek taraflı komisyon raporuna istinaden alacak iddiasıyla icra takibinin başlatıldığını, ilk derece mahkemesince, yasanın açık hükmüne aykırı olarak davalı idarenin alacak iddiasının eksik ve kesin olmayan mizan üzerinden " KHK komisyonun yapmış olduğu tespite göre 712.688,37 TL el konulan ....nin alacağının bulunduğu" gerekçesine dayalı kabul kararının yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, somut olayda ihtilaflı bir alacak iddiasının mevcut olduğundan davacı idarenin icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin, kesin ve resmi belgelerle ispat yükü bulunan davacı idare tarafından kanıtlanmayan ve müvekkili şirketten haksız olarak talep edilen borca itirazlarının iptaline dair kararı hukuki dayanaktan yoksun usule ve hukuka aykırı olduğu gibi müvekkili şirketin Anayasal hakları kapsamında mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik hakkı, gerekçeli karar hakkı ihlalinin söz konusu olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinden daha öncesinde İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 19/09/2024 Tarih 2024/443 Esas ve 2024/657 Karar "Davanın kabulüne, davalının İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2018/8442 Esas sayılı takip dosyasında itirazının 813.650,93-TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve fakat 712.688,37-TL asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak oranda ticari temerrüt faizi yürütülerek takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, -Davalının % 20 oranında (142.537,67-TL) icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, " karar verildiği, iş bu kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Dairemizin 2024/1772 Esas, 2025/773 Karar ve 15/04/2025 tarihli kararı ile; "...Yukarıda belirtilen yasal düzenleme karşısında davanın açıldığı tarih olan 21/06/2019 tarihinde iş bu dava, 813.650,93 TL'lik dava değeri dikkate alındığında heyetçe görülmesi gereken bir dava niteliğindedir. Her ne kadar iş bu dava dosyasının, görevsizlik kararı üzerine Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği tarih olan 28/05/2024 tarihi itibarıyla parasal olarak belirlinin heyet sınırının altında kaldığı ve bu nedenle tek hakime tevzi edilerek yargılamanın sonuçlandırıldığı görülmüş ise de, her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Görevsizlik kararı ile görevli mahkemeye gelen dava görevsiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğindedir. Buna göre davanın açıldığı tarih dikkate alındığında yukarıda belirtilen yasal düzenleme karşısında iş bu davanın, dava değeri itibarıyla heyetçe görülüp değerlendirilmesi gerektiğinden bu husus gözetilmeksizin dava dosyasının tek hakime tevzi edilerek, tek hakim tarafından yargılamanın yapılıp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olduğu düşünülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına..." şeklindeki gerekçe ile mahkeme kararı kaldırılmıştır.Dairemizin kaldırma kararından sonra bu kez İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde istinaf incelemesine konu karar ile ; " Davacının davasının kısmen kabulü ile, davacı ... .'nin davalı .... . Şti. aleyhine yapmış olduğu İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8442 Esas sayılı dosyasındaki ilamsız takibe itirazın kısmen iptali ile takibin 712.688,37 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına, davacının işlemiş faiz talebinin reddine, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takip konusu alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 142.537,67 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ödemelerin İcra Müdürlüğünce nazara alınmasına, tahsilde tekerrür edilmemesine" karar verilmiştir.İş bu karar davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava dosyasına konu İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8442 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı aleyhinde 26/06/2018 tarihinde 712.688,37 TL asıl alacak , 100.962,56 TL'lik işlemiş faiz olmak üzere toplam 813.650,93 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının itirazının iptali istemi ile eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararından sonra mali müşavir bilirkişiden alınan 14.01.2026 tarihli raporda; Dosyaya ekli CD’lerin incelenmesinden davalı ...Şti’nin 2016 yılı (01.01.2016/31.12.2016 arası) yevmiye defteri ve 2016 yılı Ocak ayı kebir defterlerinin excel formatında dökümleri ve ayrıca davadışı ... A.Ş’nin 01.01.2016/ 15.01.2018 arası cari hesap hareketlerinin excel formatında dökümü bulunduğu, ancak defterlerin açılış/ kapanış tasdikleri ya da E-Defter ise defter beratlarının bulunmadığının belirlendiği, davalı şirketin görülen defter kayıtlarında ... A.Ş’ne ait işlemlerin 336 kodlu Diğer Borçlar ana hesabı altında 336.01.001 kodlu alt hesapta takip edildiğinin görüldüğü, davalı şirketin ticari defter dökümlerinde ... A.Ş’nin davalı şirketten 2016 yılı öncesinden devreden 594.915,72 TL kadar alacaklı olduğu, 2016 yılında ....A.Ş’nin davalı şirkete toplamda 34.371,15 TL tutarında fatura düzenlediği, 2016 yılında .... A.Ş’nin davalı şirkete banka aracılığı ile toplamda 115.992,12 TL tutarında ödeme yaptığı, 2016 yılında davalı şirketin... . A.Ş’ne banka aracılığı ile toplamda 41.200,94 TL ödeme yaptığı, bu işlemler sonucunda davalı şirketin .... A.Ş’ne 704.078,05 TL borçlu kaldığı, 2016 yılından sonra cari hesapta kayıt bulunmadığı ve bakiyenin 15.01.2018 tarihli Hesabın Kapatılması açıklaması ile kapatıldığının tespit edildiği bildirilmiştir.Yine aynı raporda Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu İzmir Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı tarafından ... A.Ş’nin 30.06.2016 tarihli mizanı ve 30.06.2016 ile şirketin kapatma tarihi olan 13.08.2016 arasındaki işlemlerin şirketin serbest muhasebecisi ve şirket muhasebe birimi çalışanlarına eksik kayıtlar tamamlattırılarak 13.08.2016 tarihi itibariyle davalı şirketin borç bakiyesinin 712.688,37. TL olarak belirlendiğinin görüldüğü, dosyaya ekli CD kayıtlarında yapılan incelemelerde ise davalı şirketin görülen 2016 yılı defter kayıtları ve 01.01.2016/15.01.2018 arası Cari Hesap Muavinine göre davalı şirketin... A.Ş’ne 704.078,05 TL borçlu göründüğünün belirlendiği, bakiyeler arasında (712.688,37 TL- 704.078,05)= 8.610,32 TL fark bulunduğunun tespit edildiği, ancak dosya kapsamında. .... A.Ş’nin defter kayıtlarına yer verilmemiş olması, defter tasdikleri ya da beratlarının ve kayıtlarının görülememesi, yine davalı şirketin defterlerinin tasdikleri ya da beratlarının dosyada bulunmaması nedenleriyle kayıtların karşılaştırılamadığı, defterlerin 213 sayılı VUK hükümlerine ve 6100 sayılı Kanunun 222. maddesine uygunluğu tespit edilmemiş ve bakiyenin doğruluğunun teyit edilemediği bildirilmiştir.Yine görevsiz mahkemece yapılan yargılama sırasında mali müşavir ... tarafından düzenlenen raporda; İzmir Çevre ve Şehircilik İl Md. lüğü tarafından 03.09.2019 tarihli yazı ekinde gönderilen .... A.Ş ile davalı ...Şti. Ve ilişkili diğer şirketlerin hesap ve ticari defter kayıtlarının bulunduğu 2 adet DVD kayıtlarının incelenmesinde 1 nolu DVD de kapatılan .... ile ilişkili grup şirketlerine ait ticari defterlerin (yevmiye, defteri kebir ve envanter bilanço defteri) muhasebe programından elektronik olarak kayıtlarının olduğunun görülmekte olduğu, davalı .... Şti.'nin 2016 yılı yevmiye defter kayıtlarının incelenmesinden, .. . A.Ş” ye 31.12.2016 tarihi itibariyle 336.01.01 kodu ile yazılı alt hesapta yevmiye kapanış maddesinde 704.078,05 TL borçlu olduğu, (.... A.Ş' alacağı), devreden bu bakiyenin 2017,2018 kayıtlarında başkaca bir hareket olmadan yazılı olduğu, Defter-i kebir 2016/ 31.0cak 2016 tarihi itibariyle yazılıdır. Bu tarihten sonraki defter-i kebir kayıtları mevcut değildir. Bu tarih itibariyle 2015 yılından 594.915,72 TL olarak devreden davalı taraf borcu, ay sonu itibariyle yapılan işlemler sonucu 603.540,01 TL olduğu 31.01.2016 tarihinden sonraki defter-i kebir kayıtları olmadığından yıl sonu itibariyle bu defterde kayıtlı davacının alacak miktarının tespit edilemediği, DVD içerisinde bağlı şirketler yardımcı defter kayıtlarında davalı şirketin 2016 yılı muavin defter kayıtlarında yazılı olan ...nin alacak miktarı 704.078,05 TL olarak yazılı olduğu ve 15.01.2018 tarihine kadar bu miktarın devrettiği, bu tarihte hesabın kapatıldığının yazılı olduğu, İzmir Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı 19.12.2016 tarihinde İzmir Defterdarlığı İl KHK İşlemleri Bürosuna gönderdiği yazı ekinde, .... A.Ş”ne borçlu şirketlerin listelendiği mizan sayfasında davalı .... Şti.'nin ....” ne olan borç miktarının 712.688,37 TL olduğu yazılı olmasıyla davalının yevmiye kayıtlarında yazılı borç miktarı 704.078,05 TL ile aradaki fark (712.688,37 -704.078,05)- 8.610.32 TL olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde alınan raporlar, yine mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu İzmir Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 16.06.2017 tarihli raporunda ... AŞ.’nin 667 Sayılı KHK ile kapatıldığı ve mal varlığına el konulduğu, mükellefiyetine son verildiği ve alacaklarının Hazineye intikal ettirildiği, inceleme ve değerleme raporunun IV. bölümünde alacak ve haklara ilişkin inceleme değerleme kısmında 21.569.645,98 TL alacakları (tüm alacakları) bulunduğu, İzmir Valiliği – Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu tarafından .... Şti.’ye 03.02.2017 tarihinde gönderilen ihtarla 712.688,37 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, davalının da defter ve kayıtlarına el konulduğu ve mevcut durumda dosyaya ibraz edilen komisyon karar tutanağında da belirtildiği üzere KHK İşlemler Bürosunun yapmış olduğu tespitlere göre ....AŞ.’nin ... Şti.’in den 13.08.2016 tarihi itibariyle 712.688,37 TL alacaklı olduğu, bağlı şirket olan ... Şti.’nin de ... A.Ş.’ye 29.07.2016 tarihi itibariyle 704.078,05 TL borçlu olduğu, aradaki farkın ... Şti.’nin defterlerinin eksik olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla KHK komisyonun yapmış olduğu tespite göre 712.688,37 TL el konulan ....nin alacağının bulunduğunun belirlendiği, davacının işlemiş faiz talebinin ise davalının borcu muaccel olmakla birlikte temerrüde ilişkin herhangi bir ihtar bulunmadığından ve ibraz edilmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, alacak likit olduğundan % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.Mali müşavir bilirkişiden alınan 14.01.2026 tarihli raporda; Davacı tarafından davalı şirkete 03.02.2017 tarihinde ihtarname gönderilerek ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde 712.688,37 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ tarihi dosya kapsamından tespit edilemediği, davalı şirket tarafından davacı kurumun ihtarına 20.02.2017 tarihinde cevap verilerek borca itiraz edildiği, davacı vekilince başlatılan takipte ise 02.03.2017 tarihi ile takip tarihi olan 26.06.2018 arasında TTK 1530/7. maddesine göre %10,75 oranı ile 712.688,37 TL alacak için faiz talep edildiği, 481 gün üzerinden ve %10,75 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama ile takibin asıl alacak 712.688,37 TL üzerinden devamına karar verilmesi durumunda 100.962,56 TL faiz tahakkuk ettiğinin hesaplandığı, dosya kapsamında görülen CD içinde kayıtlı davalı şirket defter dökümlerindeki .... A.Ş’nin alacak bakiyesi 704.078,05 TL olarak görüldüğünden asıl alacak olarak esas alınması durumunda ise 02.03.2017 tarihi ile takip tarihi olan 26.06.2018 tarihi arasında %10,75 faiz oranına göre 99.742,78 TL faiz tahakkuk ettiğinin hesaplandığı bildirilmiştir.Davacı tarafça davaya konu icra takip dosyasında asıl alacak olarak 712.688,37 TL talep edilmiş ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde talep gibi 712.688,37 TL asıl alacak üzerinden karar verilmiştir. Dava değeri dikkate alındığında takip tarihi itibarıyla davacı tarafın davalıdan takibe konu tutar kadar asıl alacığının bulunduğu hususunun HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince davacı tarafça ıspatlanması gerekmektedir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan raporlarda bizzat davalı şirketin incelenen ticari defterler dökümlerinde ...A.Ş’nin alacak bakiyesinin 704.078,05 TL olarak tespit edildiği bildirilmiştir. Bu durumun, davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişilerce tespit edilen 704.078,05 TL asıl alacağın dayanağı mal ve hizmetin davacı tarafça davalıya verildiği hususunda davacı lehine karine oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu tutar yönünden aksinin davalı tarafça dava değeri itibarıyla yazılı deliller ile kanıtlanması gerekmekdir. Bakiye 8.610.32 TL açısından ise ıspat yükünün halen davacı üzerinde olduğunun kabulü gerekir.Davacı tarafça takip talepnamesinde yukarıdaki paragrafta belirtilen asıl alacak yanında ayrıca işlemiş faizde talep edilmiştir. Mahkemece takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarname sunulmadığından davacı tarafın işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından davalı şirkete 03.02.2017 tarihinde ihtarname gönderilerek ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde 712.688,37 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ tarihi dosya kapsamından tespit edilemediği, davalı şirket tarafından davacı kurumun ihtarına 20.02.2017 tarihinde cevap verilerek borca itiraz edildiği anlaşılmakla davalının bu tarih itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Bu durumda davacı tarafça takip talepnamesinde daha sonraki tarih olan 02.03.2017 tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edildiğinden davacı tarafın davaya konu takip talepnamesindeki faiz başlangıç tarihine ilişkin talebi ile bağlı kalınarak, ayrıca takipte talep edilen faiz oranı açısından davacı talebi de aşılmamak kaydıyla belirtilen tarihler arasında avans faiz oranlarına göre işlemiş faiz hesabı konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2026 tarih, 2025/427 Esas ve 2026/241 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı Kurum harçtan muaf olduğundan ve harç yatırılmadığından, harcın iadesi hususunda karar verilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yoluna başvuran davalıdan alınan 14.000,00 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde iadesine,7-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 23/06/2026