Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış akü markasının "incia" ibareli benzer markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davası görülüyor.
Özet: Bu hukuki davada, tanınmış bir akü üreticisi olan davacı, kendi yerleşik ve ayırt edici markasına "a" harfi eklenerek oluşturulduğunu iddia ettiği davalı şirketin markasının sicilden terkinini ve hükümsüzlüğünü talep etmektedir; davacı, davalı markasının tanınmış markasıyla karıştırılma ihtimali yarattığını, itibarından haksız yere faydalandığını ve markasını sulandırdığını belirtirken, davalılar markalarının görsel ve fonetik olarak farklı olduğunu, farklı iş kollarında faaliyet gösterdiklerini ve bu nedenle iltibas oluşturmadığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/413 Esas - 2025/228

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/413
Karar No : 2025/228
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 25/09/2024
Karar Tarihi : 19/06/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 19/06/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 40 yıldır sektörde olduğunu, Manisa’daki üç fabrikası ve 1000’in üzerinde çalışanı ile Türkiye’nin en büyük akü üreticisi olduğunu, yurt içinde 115 ana bayi, 125 enerji uzmanı, 275 yetkilendirilmiş servisi, 4 bin 250 perakende satış noktası ile faaliyet gösterdiğini, .... tarafından hazırlanan ‘.... 2023’ listesinde yer alan ... Akünün, 4 yıldır üst üste Türkiye’nin en değerli akü markası seçildiğini, çok sayıda ödül aldığını, ... ibareli markaları ile yaptığı yatırımlar ve emekler ile sektorünün önde gelen firmalarından biri olduğunu, davalı kurum nezdinde.... sayılı markası ile tanınmış marka statüsüne eriştiğini, çok sayıda markasının bulunduğunu, 45 adet patent/faydalı model ve 26 adet tasarımının başvurularının bulunduğunu, davalı şirketin, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan “....” ibareli markasının başvurusuna itiraz ettiklerini, itirazın reddedildiğini, kararın hatalı olduğunu, davalının markasının müvekkili tanınmış markasının sonuna “A” harfinin eklenmesi süretiyle oluşturulduğunu, soldan sağa okuma prensibi gereğince işitsel benzerliğin çok yüksek olduğunu, tek harf eklenmesinin benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediğini, müvekkilinin çok sayıda ... ibaresini içeren seri markası bulunduğunu, davalı markasının da müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, taraf markalarının aynı sınıfları içerdiğini, ... ibaresinin tescil edildiği sınıf ve emtialar bakımından ayırt edici olduğunu, ayrıca tanınmış marka olduğu için ayırt edici karakterinin oldukça yüksek ve baskın bir marka olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı markasının müvekkili tanınmış markasının gücünden haksız yararlanılacağını ve tanınmış markasının itibarına zarar vereceğini, davalının müvekkili markası ile iltibas yaratacak markasının müvekkilin ana faaliyet alanı üzerinde kullanılması müvekkilin özgün ve ayırt edici markasının sulandırılmasına yol açacağını, bu noktada farklı mal/hizmetler bakımından da korunması gerektiğini, müvekkiline ait ticaret ünvanının davalılardan çok daha önceden sicile tescil edildiğini ve ilgili ticaret unvanı adı altında faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında ilgili ibarenin tek ve gerçek hak sahibi olduğunu ifade ederek, .... sayılı ve "incia" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, ... ibaresinin bir bütün olduğunu, son harfinin logo olarak tasarlandığını, özgün bir görünüme sahip olduğunu, markaların esas unsurlarının farklı olduğunu, markaların benzemediğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; tarafların farklı iş kollarında faaliyet gösterdiklerini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili markasında kullanılan yazı fontu, puntosu, Türkçe yazı karakterlerinin kullanılmamış olması, ek olarak dairesel biçimde kullanılan "organic & natural" ifadesi ile yaratılan desen ve yazıların kendine özgü oluşu ile görsel olarak davacının markalarından tamamiyle farklılaştığını, müvekkili markasının İnsiya/insia şeklinde telaffuz edildiğini, fonetik, anlamsal ve görsel benzerlik bulunmadığını, itiraz aşamasında mesnet sürülmeyen markaların dikkate alınmaması gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının 6769 sayılı kanunun 6/6 kapsamındaki itirazları ile tanınmışlık itirazının yerinde olup olmadığı, davacının kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "incia" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ..... sayılı "incia" ibareli marka için davalı tarafından 25.07.2022 tarihinde 04, 07, 09, 11, 31, 37, 40, 44.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, Markanın ilk incelemede, SMK 5/1 (ç) uyarınca “..... sayılı ve ".....", "... dünyanın enerji uzmanı", "... akü aküm gelsin", "incineering machinery", "incineering technologies", "..." ibareli markalarını mesnet göstererek 6/1, 6/4, 6/5, 6/6 maddelerine dayanarak itirazda bulunduğu, davalının karşı görüş sunduğu ve 84216 markası bakımından kullanım ispatı talep ettiği, davacının kulanım ispat dilekçesinde faturalar sunduğu, ... tarafından “Md. 6/1 gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.” denilerek itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı itirazda bulunduğu, ... .... 24/07/2024 tarih ve ...sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir.
İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.
Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır.
Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir.
Hem Yargıtay uygulamasında hem de ... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ....’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmişti.....
Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. (....’na sicil kaydının veya Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir.
Somut uyuşmazlıkta, MDB’nin markaları benzer bulmaması nedeniyle kullanım delillerini dikkate almadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, davacı tarafından fatura sunulduğu, fatura içeriğinde “akü” mallının yer aldığı, fatura anteti kısmında markasal kullanımın ... .... şeklinde olduğu, kullanımı istenen marka görselinin ise ...+şekil şeklinde olduğu, tarih itibariyle bu markanın çok eski tarihli olduğu, değişen şartlar ve günün koşullarına uyum sağlanarak markanın esas unsuru değişmeden yeni bir görsel kullanılarak kullanımların da markasal kullanım olarak kabul edilebileceği, bu noktada davacı markasının “akü” malında kullanımın ispatlandığı kanaatine varılmıştır. Buna ek olarak davacının mesnet gösterdiği diğer markaları bakımından kullanım ispatı söz konusu olmadığından işbu markaları bakımından bir emtia/marka benzerliği sağlanması SMK 6/1 kapsamında yeterli olacağı için davacının kullanım ispatına konu olmayan markaları değerlendirmeye alınmıştır.
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, değerlendirme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, değerlendirilen taraf emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığına bakılmalıdır.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.”
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim .... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
Dava konusu markada 31. Sınıfta yer alan “Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil).” malları dışında kalan tüm mal ve hizmetleri davacı markalarında yer alan mallar ve hizmetlerle ayniyet/benzerlik göstermektedir. Bu noktada bold olarak belirtilen tüm emtaialar için SMK 6/1 de aranılan emtia benzerliği koşulunun sağlanmış olduğu anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu markanın ..... ibaresinden oluştuğu, A harfinin şekil unsuru olarak betimlendiği, bu ibarenin üzerinde yarım yay şeklinde organic ♮ ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı markalarının ise, ... ibaresinin lacivert bir arka plan içerisinde sarı renklerle betimlendiği, şekil unsuru içermediği, Incineering Techonologies markasında da sarı bir arka plan içerisinde, beyaz renkle bir dikdörtgen içerisinde siyah renklerle ilgili ibarenin yer aldığı anlaşılmıştır.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Davaya konu marka..... ibaresinin bilinen bir anlamı bulunmamaktadır. Bu noktada yaratım bir ibare olarak algılanacağı açıktır. Davacı markalarının esas unsurunu içeren ... ibaresinin “İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi, bu tanelerden oluşan tak”ı ve sıklıkla kullanılan bir kadın ismi olduğu anlaşılmıştır. Toplumun her kesiminden tüketici nazarında bu anlamın bilineceği değerlendirmektedir. Bu noktada taraf markaları arasında kavramsal bir benzerlik bulunmamaktadır. Ek olarak davacının Incineering Techonologies ibaresine bakıldığında, Incineering diye bir kelimenin bulunmadığı, kelimenin orjinalinin engineering olduğu, bu noktada davacının ... ibaresine atıf yapmak için kelime oyunu yaptığı, her ne kadar yaratım bir ibare olsa da İngilizce bilenler için direk olarak ibarenin orjinalinin algılanacağı ve mühendislik teknolojisi anlamına geldiği, bu noktada yine anlamsal bir benzerlik kurmasının mümkün olmadığı, İngilizce bilmeyenler açısından da anlamsal bir benzerlik ya da ayrışma kurulmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Davacı markası ... ibaresi Türkçe olduğu için yazıldığı şekilde okuncaktır. Diğer markası Incineering Techonologies ibaresi ise İnciniring Teknolojiis şeklinde okuncaktır. Dava konusu marka ise İnsiya şeklinde telaffuz edilcektir. Netice itibariyle de, taraf markalarının sadece ilk hecelerinin ortak olduğu, ancak İN-Cİ, İN-Sİ-YA şeklinde dava konusu markada yer alan diğer iki hecenin markaların fonetiğini değiştirdiği değerlendirilmiştir. Dava konusu markanın doğru telaffuz edilememesi halinde ise Türkçe bir ibare gibi İncia şeklinde okunacaktır. Bu oktada fonetik benzerliğin daha baskın olacağı değerlendirilmiştir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.
Yukarıda belirtildiği üzere dava konusu marka .... ibaresinden oluşmakta olup, A harfi stilize bir şekilde yazılarak markaya görsel bir fark katılmaya çalışılmıştır. Davacının markalarına bakıldığında ise; ...markasıyla gerek 2 kelime olması gerek kelime uzunlukları gerekse yerleşim bakımından oldukça farklı olduğu anlaşılmıştır. "... World's Battery Expert" markasında ise harfsel benzerlikten öteye geçmeyen bir benzerlik bulunmaktadır.
Markaların bütünsel olarak değerlendirilmesinde, kavramsal, işitsel ve görsel açıdan farklı olduğu, yer alan küçük benzerliklerin de markaların genel etkisinin farklı olması nedeniyle kolaylıkla bertaraf edilebileceği, markanın bölünmezliği ilkesi gereğince dava konusu markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, tüketici nezdinde de dava konusu markanın ... kelimesine A harfi eklenerek oluşturulduğu şeklinde bir algının oluşmayacağı, bir bütün halinde İncia şeklinde algılanacağı, bahse konu benzer bulunan emtiaların genel olarak teknik sayılabileceği, bu nedenle, tüketici dikkat seviyesinin yüksek olacağı, dava konusu markanın davacı markalarının serisi gibi algılanamayacağı; zira, esas unsur bakımından farklı oldukları, dava konusu markanın oluşturuluş biçimi değerlendirildiğinde, ... ibaresini öne çıkaracak bir durumun da olmadığı dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, netice itibariyle de, .... kararının iptal koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacının hükümsüzlük talebi bakımından; dilekçesinde yer verdiği markaların ...... gibi markalardan oluştuğu, esas unsurlarının ... ibaresi olduğu, yukarıdaki yapılan değerlendirmeleri değiştirecek ya da farklılaştıracak bir marka bulunmadığı gerekçesi ile usul ekonomisi bakımından ayrıca bir değerlendirilme yapılmamıştır.
TANINMIŞLIK İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 ... mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, ....’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Davacı “...” markasının “akü” emtiasında ve ilintili sektörde tanınmış olduğu, davalı kurum nezdinde T/02436 no ile Tanınmış Markalar siciline kayıtlı olduğu; ancak, yukarıda belirtildiği üzere markalar arasında benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda madde korumasından yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.
6/6 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 ... veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, m. 6/6 hükmünde düzenlenen hallerin bir marka tesciline uygulanabilir olması halinde, o tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Buna göre; bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer.
Yargıtay içtihatlarında da açıkça dile getirildiği üzere; KHK 8/3 (SMK 6/3) maddesinde yer alan "ticaret sırasında kullanılan işaret" ifadesinin kapsamı içerisine ticaret unvanları, işletme adları, isim, fotoğraf, telif hakkı vs. sokulabilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına (SMK 6/6) göre de, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir.
SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına tanınan koruma, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca, bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir.
Somut olayda, davacının ticaret unvanın çekirdek unsurunun ... .... ibaresi olduğu anlaşılmakla birlikte, yine ... ibaresiyle bir benzerlik kurulmadığı için işbu madde korumasından yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME (Hükümsüzlük Talebi Bakımından):
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda, davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Kaldı ki taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmamaktadır. Neticede, dava konusu marka başvurunun bir bütün halinde farklı bir kelimeden oluşması ve bir yanaşma gayesi içermediği değerlendirildiğinden, davacının kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markada yer alan “04 Elektrik enerjisi. 07 Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl/meyve/sebze/gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar, içecek yapım ve işleme makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. 09 Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. 11 Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kalorifer kazanları ve petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kolektörleri. 37 İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. İkamet amaçlı binaların inşaatı (müstakil konutlar, birden çok ailenin oturduğu binalar, gökdelenler vb.nin inşaatı) (ahşap binaların inşaatı hariç). 40 Gıdaların kurutulması, konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi, tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri; gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi hizmetleri. Enerji üretimi hizmetleri, jeneratörlerin kiralanması hizmetleri.” bakımından emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının “akü” malında kullanımın ispatlandığı, davacı ... markasının “Akü” malları bakımından tanınmış olduğu, vefakat madde korumasından yararlanamayacağı, davacının SMK 6/6 madde korumasından yararlanamayacağı, davacının kötü niyet itirazlarının yerinde olmadığı, ....kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır