Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış "MED" markasına benzerliği nedeniyle "C MED" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkin dava
Özet: Türkiyenin önde gelen römorkör operatörü olan davacı, 20 yılı aşkın süredir kullandığı ve denizcilik sektöründe tanınmış olan "..." ibareli seri markalarına benzerliği ve kötü niyetli tescil edildiği gerekçesiyle davalıya ait "C..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmektedir; davalı ise "..." ibaresinin birçok sektörde yaygın kullanılması ve kendi markasının bir bütün olarak algılanması nedeniyle markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmadığını savunurken, uyuşmazlık markalar arası benzerlik, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları etrafında yoğunlaşmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/417 Esas - 2025/194

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/417
Karar No : 2025/194
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 30/09/2024
Karar Tarihi : 08/05/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 09/05/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin Türkiye’nin önde gelen römorkör operatörü olduğunu, 20 yılı aşkın bir süredir en yoğun limanlarda römorkaj, pilotaj ve bağlama hizmetleri sunduğunu, inşaat faaliyetlerini Ereğli Tersanesinde gerçekleştirdiğini, 200 projeyi tamamladıklarını, davalı kurum nezdinde 20 tane markası bulunduğunu, ....markasının da bulunduğunu, müvekkilinin ... unsurlu ilk markasını 2005 yılında başvurduğunu ve bu ibareyle seri markaları bulunduğunu, ... unsurlu markalarının gemi sektöründe tanınmış olduğunu, müvekkili markalarının esas unsurunun ... ibaresi olduğunu ve bu ibare üzerinden benzerlik değerlendirmesinin yapılması gerektiğini, davalıya ait C ... markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, C harfinin eklenmesinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediğini, ... ibaresinin tescili istenilen sınıflarda ayırt ediciliğinin bulunduğunu, aynı zamanda tanınmış olduğunu, ... markasının başvuru sınıflarının müvekkili markalarıyla aynı olduğunu, kaldi ki markanın tanınmış olması nedeniyle farklı sınıflarda dahi kullanılması gerektiğini, 1983 yılından beri ... ibaresini kullanıdığını ve bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin alan adının ve ticaret unvanının ... ... ibaresinden oluştuğunu, markasının SMK 6/6 anlamında da korunması gerektiğini, tarafların aynı alanda faaliyet göstermesi nedeni ile, davalının müvekkili markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ve davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili tanınmış markalarından haksız faydalanma gayesi içinde olduğunu ifade ederek, ..... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ..... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, başvuruya konu markanın “...” ibaresinden oluştuğunu, ortak unsuru “...” ibaresinin“.....” anlamına gelen “....” ibaresinin kısaltması olarak denizcilik sektöründe, “medical” ibaresinin kısaltması olarak sağlık sektöründe olmak üzere birçok sektörde kullanıldığını, davacının “...” ibaresi üzerinde inhisari bir hakkı bulunmadığını, ayrıca davalı markasının bir bütün halinde “...” şeklinde algılandığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, diğer maddelere dayanılarak yapılan itirazların da geçersiz olduğunu, itirazda ileri sürülmeyen maddelerin dikkate alınamayacağını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, 6769 sayılı kanunun 6/3 ve 6/6 ile kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .....sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "..." ibareli marka için davalı tarafından 23/12/2022 tarihinde 07, 08, 09, 11, 21.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının önceki tarihli “...” esas unsurlu çok sayıda markasına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı yanca yeniden itirazda bulunulduğu, .... sayılı kararı ile itirazların nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı markalarının itiraz aşamasında kullanım ispatına konu olduğu, ... ... ibaresini “gemicilik sektöründe” kullandığı anlaşılmış, davacının kullanım ispatına konu olmayan çok sayıda markasının olduğu, özellikle ..... nolu “... ... kılavuzluk ve römorkör hizmetleri inşaat sanayi ve ticaret anonim şirketi” 45. sınıfta tescilli ve yine ... unsurlu 45. Sınıflı diğer markalarının bulunduğu, bu noktada bu markaların her hangi biriyle benzerlik sağlanması halinde uyuşmazlık çözüme kavuşacağı için değerlendirme kullanım ispatına konu olmayan markaları üzerinden yapılmıştır.
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, değerlendirme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.”
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim ..... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
Davacının.....nolu “... ... kılavuzluk ve römorkör hizmetleri inşaat sanayi ve ticaret anonim şirketi” ibareli markalarının kısmi yayına konu olduğu ve dava konusu başvuruda yer alan “07 Elektrikli ve gazlı kaynak makineleri, elektrikli ark kaynak cihazları, elektrikli lehim cihazları, elektrikli ark kesme cihazları, elektrikli kaynak makine elektrotları ve bunlarla aynı işleve sahip robotlar. Galvanizle kaplama ve elektroliz (akımla kaplama) makineleri. Elektrikli açma kapama mekanizmaları. 08 Güzellik amaçlı ve kişisel bakım için kullanılan bu sınıfa dahil aletler: tıraş, epilasyon, manikür, pedikür aletleri, saç düzleştirme ve kıvırma amaçlı el aletleri, makaslar. Elektrikli-elektriksiz, buharlı ütüler. 09 Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar 21. Sınıf . Fare kapanları, haşerat tuzakları, sinek ve haşeratı kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar, sinek yakalayıcılar, sinek raketleri.” mallarının yukarıda belirtilen davacı markalarında yer almadığı kalan her emtia bakımından ayniyet sağlandığı,..... markalarında ise birebir ayniyet sağlandığı anlaşılmıştır.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ..... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Dava konusu markanın kelime+şekil markası olduğu, açık mavi ve koyu mavi olarak renklendirilen bir kapsül şeklinin ortasında ... ibaresirinin yer aldığı C harfinin ucunda küçük bir kırmızı renklendirmenin bulunduğu, ... ibaresine göre biraz daha küçük yazıldığı, ... ibaresinin de stilize bir font kullanılarak yazıldığı anlaşılmıştır. Davacı markalarının hem kelime, hem kelime+şekil markaları olduğu, ... ... görsel açıdan etki eden bir gemi şeklinin olduğu, altına ... ... ibaresinin yer aldığı, diğer markalarında ise ... .... markasının davacının tüzel kişiliği olduğu ve çekirdek unsurunun ... ... ibaresi olduğu anlaşılmıştır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Taraf markalarında yer alan husumet konusu ... ibaresinin İngilizce olduğu, sağlık sektöründe Medical ibaresinin kısaltması olduğu, denizcilik ve lojistik bakımından ise Mediterranean yani Akdeniz ibaresinin kısaltması olduğu anlaşılmıştır. ... ibaresi de yine İngilizce olup deniz anlamına gelmektedir. Bu noktada davacı ana markası ... ... aslında Akdeniz Denizi anlamına gelmektedir. Diğer markalarında yer alan TUG römorkör, Boat bot, Pilot da Pilot/kaptan anlamlarına geldiği anlaşılmıştır. Bu noktada davacı markalarının özellikle sektörüne bakıldığında ayırt edici gücü düşük ibarelerden oluştuğu değerlendirilmiştir. Dava konusu markanın ... ibaresinin bir anlamı bulunmadığı, yaratım bir ibare olduğu ortadadır. Bu noktada kavramsal bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Taraf markaları yabancı kelimeler içermektedir. Dava konusu marka .... şeklinde okunacaktır...... ait .... adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada dava konusu marka ..... hecesiyle başlamaktadır ki fonetik olarak ... hecesinden daha baskın duyulmaktadır. Bu noktada taraf markalarının fonetik açıdan farklı oldukları değerlendirilmiştir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.
Dava konusu markanın ... şeklinde kelime+şekil markası olduğu, açık mavi ve koyu mavi olarak renklendirilen bir kapsül şeklinin ortasında ... ibaresinin yer aldığı C harfinin ucunda küçük bir kırmızı renklendirmenin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı markaları da yukarıda belirtildiği üzere ... ... şekil unsurunun baskın olduğu ve taraf markalarındaki farkların bariz olduğu, ... PİLOT vb. markalarında ise ... ibaresinin harfsel benzerliği dışında bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Ayırt edici gücü yüksek olan markalarda karıştırılma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkacakken, zayıf markalar bakımından tam tersi olacaktır. Zayıf markalar, ayırt edici gücü düşük olan, tescili istendiği mal/hizmetle alakalı olan veyahut günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcüklerden seçilmiş markalar olarak tanımlanabilir. Yaratım bir ibarenin akılda kalma gücü ile sıradan, sıklıkla kullanılan bir ibarenin akılda kalma gücü aynı değildir. Bu noktada zayıf markanın koruma alanı daha dardır. Bu şekilde sektörel anlamda kullanımı yaygın olan ve ayrıca tüketicinin de ilk ve öncelikli olarak ibareyi yaygın olarak bilinen anlamı ile algılayacağı kelimeleri marka olarak tercih eden kimselerin, kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerinin de anılan ibare üzerinde eşit orandaki kullanım hakkına katlanması gerekeceği değerlendirilmiştir. Bu noktada ... ibaresinin sıklıkla kullanıldığı (sektörden bağımsız olarak) ve ayırt edici gücünün düşük olduğu ortadadır.
Bilindiği üzere markaların ortak unsurlarının düşük ayırt edici niteliği haiz olduğu durumlarda işaret benzerliği incelemesinde ortak olmayan unsurlar ve genel izlenim belirleyici olacaktır. Diğer bir ifadeyle, markalar düşük düzeyde ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin ayırt etme güçleri ve markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Karşılaştırma konusu işaretlerde ortak unsur dışında diğer unsurların daha düşük seviyede ayırt ediciliğe sahip olması veya diğer unsurların işaretlerde belirgin olmayan görsel bir etkiye sahip olması ve bu nedenle işaretlerin düşük ayırt edici niteliğe haiz ortak unsur sebebiyle genel izlenimlerinin benzer olması nedeniyle markalar benzer bulunabilecektir. Aksi halde ayırt edici özelliği düşük ibarelerin ortak unsur olarak yer almasından kaynaklı otomatik bir benzerlik kurulması mümkün değildir.
Neticede, somut olayda dava konusu markanın bir bütün halinde ... ibaresinden oluştuğu, taraf markalarında anlamsal, fonetik ve görsel farklılıkların baskın olduğu ve bu durumun ... ibaresinden kaynaklanan benzerliği bertaraf edeceği, her ne kadar davacının ... ibaresine eklemeler yapmak suretiyle seri markaları bulunsa da, ... ibaresinin başına ek değil sonuna ibareler getirildiği, genel izlenim bakımından markalardaki farklılıkların direk olarak algılanabileceği, emtia sınıfları düşünüldüğünde ortalama üstü bir dikkat gerektirdiği, bu durumun karıştırılma ihtimalini azalttığı, ... ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğu, zayıf markaların ayırt edici gücü yüksek markalar gibi korunmasının mümkün olmadığı, zayıf markaları adına marka olarak tescil ettirenlerin, sonraki zamanlarda anılan işaretleri başkalarının da diğer ayırt edici eklerle ve şekillerle birlikte tescil edilebileceğini öngörmeleri ve buna katlanmaları gerektiği de eklendiğinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK 6/3 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
6769 sayılı SMK’nın“marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir.
Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir.
Somut olay bakımından değerlendirildiğinde, davacının itiraz aşamasında sadece bu maddeye dayandığı ancak itiraz içeriğinde bu konuyla ilgili herhangi bir sav ve delil sunmadığı; ayrıca yukarıda markalar benzer bulunmadığı değerlendirildiğinden, ilgili madde korumasından yararlanılamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davacının dava dilekçesinde ise, ek olarak delil sunduğu ve SMK 6/6 maddesine de dayandığı, ancak dava konusu markanın hak düşürücü 2 aylık süre içerisinde tescil işlemi tamamlanmadığı için Hükümsüzlük Talebi bakımından ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.
TANINMIŞLIK BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Davacının “denizcilik-gemicilik” alanında sektörel bir tanınmışlığı olduğu kabul edilse dahi (ki itiraz aşamasında bir delil sunulmamış, sadece kullanım ispatı aşamasında sunulmuştur.) markalar benzer görülmediğinden madde korumasından yararlanamayacağı değerlendirilmiştir.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Kaldı ki davalının sunmuş olduğu karşı görüşte ....... markasının itirazsız bir biçimde tescil aldığı anlaşılmıştır. Bu noktada davalı markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması -ki somut olayda markalar benzer bulunmamıştır-, tek başına kötü niyet oluşturmadığı, neticede kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Taraf emtilarının aynı/benzer olduğu, taraf markaların genel izlenim bakımından farklı olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının SMK 6/3 ve 6/5 madde korumasından yararlanamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararının yerinde olduğu ve iptali koşulunun oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşulunun oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/05/2025
Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır