Yargıtay bozması sonrası itirazın iptali davasında eser sözleşmesi hakediş alacağının tahsili ve hukuki yarar değerlendirmesi.
Özet: Ağır ve uzun süreli bir hukuki süreç sonucunda, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve karşı davaların çeşitli yargı kararlarıyla istinaf ve temyiz incelemesinden geçirilerek bozulması üzerine, davacıların ıslahla bağlılık ilkesi gereği nihai kararda hüküm altına alınmayan ancak davalıdan daha önce icra yoluyla tahsil ettikleri 349.008,14 Euroluk alacak için başlattıkları yeni ilamsız icra takibine davalının itiraz etmesiyle açılan itirazın iptali davasının incelendiği bir karar özetidir.

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/914
KARAR NO : 2026/997
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/01/2022
NUMARASI : 2020/709 Esas, 2022/54 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 03/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2022/1800 Esas - 2025/105 Karar sayılı kararıyla, davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmiş olup, bu karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan temyiz başvurusu neticesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26.02.2026 tarih, 2025/1293 Esas - 2026/730 karar sayılı kararıyla Dairemiz kararının bozulması üzerine HMK'nın 373/3. Maddesi gereğince duruşma açılarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacılar vekili; taraflar arasında 02/04/2012 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında ... ... İnşaatı Yapım İşinin davacı şirketler tarafından yerine getirildiğini, ancak davalının hakediş alacağını ödemediğini, kesin hesap çalışmaları sırasında davalının da kabulünde bulunan 3.500.000,00 Euro alacağın tahsili amacıyla ilâmsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine itirazın iptali davası, alacağın tartışmalı bakiye kısmı yönünden ise ayrıca belirsiz alacak davası açıldığını ve bu davanın itirazın iptali davası ile birleştirildiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/696 Esas sayılı dosyasında görülen yargılamada davalı tarafından da karşı dava açılarak eksik ve ayıplı iş bedelinin talep edildiğini, alınan bilirkişi raporunda davalının karşı dava kapsamında talep edebileceği eksik ve ayıplı iş bedelinin 349.008,14 Euro, davacıların birleşen davada talep edebilecekleri hakediş alacağının ise 3.054.150,74 Euro olarak belirlendiğini, eksik iş bedelinin mahsubu sonucunda davacılara 2.705.142,60 Euro ödenmesi gerektiğinin tespit edilmesi üzerine birleşen davadaki talebin 2.705.142,60 Euro olarak ıslah edildiğini, Mahkemece asıl davada itirazın iptaline, birleşen davada 2.705.142,60 Euro'nun davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verildiğini, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince, karşı davada eksik ve ayıplı işler bedelinin Türk Lirası üzerinden ayrıca talep edilmiş olması nedeniyle mahsup yapılmaksızın karşı dava ile birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği kabul edilerek kararın bu yönlerden kaldırıldığı, karşı davanın kısmen kabulüne ve birleşen davada 3.054.150,74 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verildiği, bu karar doğrultusunda hüküm altına alınan alacakların taraflarca başlatılan ilâmlı icra takipleri sonucunda karşılıklı olarak tahsil edildiğini , Bölge Adliye Mahkemesinin birleşen davaya ilişkin kararının Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince taleple bağlılık ilkesi gereğince davacıların ıslahla artırdıkları miktarla bağlı kalınarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulduğunu, bozma sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davada 2.705.142,60 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verildiğini, böylece bilirkişi raporuyla 3.054.150,74 Euro olarak tespit edilen hakediş alacağının 349.008,14 Euro'luk kısmının hüküm dışında kaldığını, davalının daha önce icra takibinde ödemiş olduğu bu miktar yönünden İİK'nın 40. maddesi uyarınca icranın iadesini talep edeceğini bildirmesi üzerine, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hüküm altına alınmayan 349.008,14 Euro alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında yeniden ilâmsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu 349.008,14 Euro alacağın İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına ödendiğini ve takip dosyasının infaz edilerek kapatıldığını, davacının tahsil edilmiş olan aynı alacak yönünden yeniden icra takibi başlatmasında korunmaya değer hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE YARGILAMA
İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında davacılar tarafından İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan alacak davasında verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 18/12/2018 tarih, 2017/1324 Esas ve 2018/1683 Karar sayılı ilamı ile birleşen dava yönünden hüküm altına alınan toplam 3.054.150,74 TL alacağın davacı tarafından İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında tahsil edildiği, ancak anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca bozulması üzerine birleşen davada 2.705.142,60 Euro alacağın davalıdan tahsiline karar verildiği belirtilmiştir. Davacı tarafından eldeki davada, bozma kararı öncesinde fazladan tahsil edildiği ileri sürülen 349.008,14 Euro'luk kısım yönünden İİK'nın 40. maddesi uyarınca icranın iadesinin istenebileceği belirtilerek talepte bulunulmuş ise de, bu talebin kabulünün mükerrer tahsilata yol açacağı, ileride icranın iadesine konu olabilecek söz konusu miktarın yeniden itirazın iptali davasına konu edilmesine yasal olanak bulunmadığı ve davacıların bu yöndeki iddialarını ancak menfi tespit davasına konu edebilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan incelemede; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 18/12/2018 tarih, 2017/1324 Esas ve 2018/1683 Karar sayılı ilamı uyarınca birleşen dava yönünden hüküm altına alınan toplam 3.054.150,74 TL'nin davacı tarafından İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında tahsil edildiği, anılan kararın Yargıtayca bozulması sonrasında ise birleşen davada 2.705.142,60 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verildiği, böylece davacının bozma öncesinde tahsil ederek uhdesinde bulundurduğu 349.008,14 Euro'luk kısmı eldeki itirazın iptali davasında yeniden talep ettiği değerlendirilmiştir. Söz konusu miktarın İİK'nın 40. maddesi kapsamında iadeye konu olabileceği, ancak bu hususun itirazın iptali davasında ileri sürülemeyeceği ve menfi tespit davasına konu olabileceği, bu nedenle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken daha fazla vekâlet ücretine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun vekâlet ücreti yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davacılar vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/1293 Esas, 2026/730 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
IV.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı hakediş alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilâmsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan 02.04.2012 tarihli sözleşme kapsamında ... ... İnşaatı Yapım İşini üstlenen davacı şirket tarafından, ödenmediği ileri sürülen 3.500.000,00 Euro alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında ilâmsız icra takibi başlatılmış, davalının takibe itiraz etmesi üzerine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/696 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı tarafından ayrıca bakiye hakediş alacağının tahsili istemiyle İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/779 Esas sayılı dosyasında kısmi alacak davası açılmış ve anılan dava İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/696 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Davalı tarafça da aynı dosyada karşı dava açılarak eksik ve ayıplı işler bedelinin davacıdan tahsili talep edilmiştir.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; davalının karşı dava kapsamında talep edebileceği eksik ve ayıplı işler bedelinin 349.008,14 Euro, davacının birleşen dava kapsamında talep edebileceği bakiye hakediş alacağının ise 3.054.150,74 Euro olduğu, eksik ve ayıplı işler bedelinin hakediş alacağından mahsubu sonucunda davacıya 2.705.142,60 Euro ödenmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Bunun üzerine davacı, birleşen davadaki talebini 2.705.142,60 Euro olarak ıslah etmiş; mahkemece birleşen davanın bu miktar üzerinden kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2017/1324 Esas sayılı dosyasında; karşı dava ile Türk Lirası cinsinden talep edilen eksik ve ayıplı işler bedelinin, Euro cinsinden talep edilen hakediş alacağından mahsup edilmesinin mümkün olmadığı, karşı dava ile birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış; karşı davanın kısmen kabulüne, birleşen davada ise 3.054.150,74 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararına dayanarak hüküm altına alınan 3.054.150,74 Euro'nun tahsili amacıyla İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilâmlı icra takibi başlatmış ve hüküm altına alınan alacak tahsil edilmiştir.
Ne var ki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin söz konusu kararı, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2019/829 Esas, 2020/1041 Karar sayılı ilâmıyla; birleşen davada davacının ıslahla artırılmış talebinin 2.705.142,60 Euro olduğu, HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gereğince bu miktarın üzerinde hüküm kurulamayacağı, buna rağmen talep aşılarak 3.054.150,74 Euro'ya hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2020/757 Esas, 2020/870 Karar sayılı ilâmıyla birleşen davada 2.705.142,60 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmiş, anılan karar Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2020/3320 Esas, 2021/1889 Karar sayılı ilâmıyla onanarak kesinleşmiştir.
Bu suretle, davacının bilirkişi incelemesi sonucunda hak kazandığı belirlenen ve İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında fiilen tahsil ettiği 3.054.150,74 Euro'nun, kesinleşen hüküm kapsamında kalan 2.705.142,60 Euro'yu aşan 349.008,14 Euro'luk kısmı yönünden icraya dayanak teşkil eden ilâm ortadan kalkmış bulunmaktadır.
Uyuşmazlığın bu aşamadaki esasını da, davacının daha önce tahsil etmiş olduğu ancak dayanak ilâmın bozulması ve bozma sonrasında verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle ilâmlı icra bakımından dayanaksız hâle gelen 349.008,14 Euro yönünden eldeki itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı oluşturmaktadır.
İİK'nın 40. maddesi uyarınca, icra takibinin dayanağı olan ilâmın bozulması ve bozma sonrasında verilen hükmün kesinleşmesi hâlinde, bozulan ilâma dayanılarak tahsil edilen ve kesinleşen hüküm kapsamı dışında kalan miktarın icranın iadesi yoluyla borçluya geri verilmesi mümkündür. Somut olayda da davacı tarafından tahsil edilen 3.054.150,74 Euro'nun 349.008,14 Euro'luk kısmı yönünden icraya dayanak hüküm ortadan kalktığından, davalı borçlunun bu miktarı İİK'nın 40. maddesi kapsamında icra kanalıyla geri alma imkânı bulunmaktadır.
Bu durumda, söz konusu 349.008,14 Euro'nun daha önce davacı tarafından tahsil edilmiş olması, tek başına davacının eldeki davayı açmaktaki hukuki yararını ortadan kaldırmamaktadır. Zira davacının bu miktar üzerindeki maddi hukuk bakımından alacak hakkının bulunup bulunmadığı ayrıca belirlenmediği takdirde, davalı tarafından icranın iadesi yoluna başvurulması hâlinde davacının tahsil ettiği tutarı iade etme riski devam etmektedir. Başka bir anlatımla, önceki ilâmın taleple bağlılık ilkesi nedeniyle bozulmuş olması, 349.008,14 Euro'luk alacağın esası bakımından mevcut olmadığının kesin hükümle tespit edildiği anlamına gelmemektedir.
Nitekim bilirkişi incelemesi sonucunda davacının toplam hakediş alacağının 3.054.150,74 Euro olduğu belirlenmiş; önceki yargılamada bu miktarın 2.705.142,60 Euro ile sınırlı olarak hüküm altına alınmasının nedeni, alacağın maddi hukuk bakımından bulunmadığının kabul edilmesi değil, davacının birleşen davadaki ıslah edilmiş talebinin bu miktarla sınırlı olması ve HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi olmuştur. Dolayısıyla, bilirkişi incelemesiyle varlığı ve miktarı belirlenen ancak önceki yargılamada yalnızca usule ilişkin taleple bağlılık ilkesi nedeniyle kesinleşen hükmün dışında kalan 349.008,14 Euro yönünden davacının maddi hukuktan kaynaklanan alacak iddiasını eldeki davada ileri sürmesinde ve davalının icra takibine yönelik itirazının iptalini istemesinde hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir.
Bu nedenle, Yargıtay bozma ilâmında belirtilen hususlar da gözetilerek yapılan yeniden değerlendirme sonucunda, davacı vekilinin duruşmada imzalı verdiği beyanı da dikkate alınarak tahsilde tekerrür olamamak kaydıyla dava konusu 349.008,14 Euro alacak yönünden davanın kabulü ile davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verilmesi gerekmiştir.
Dava konusu alacak miktarının bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğundan, dava konusu alacağın bu niteliğine göre davacı yararına İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise, davacının icra takibini haksız ve kötüniyetli olarak başlattığını ortaya koyan somut bir bilgi veya belgenin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay bozma ilâmında belirtilen hususlar doğrultusunda yapılan yeniden yargılama ve değerlendirme sonucunda davanın kabulüne, davacı yararına İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kabulü ile, davalı tarafın İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın İPTALİNE, takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere 349.008,14 Euro asıl alacak üzerinden aynen DEVAMINA,
2-İtiraz edilen asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,
3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Alınması gereken 225.294,95 TL nispi karar ve ilam harcından davacılar tarafça peşin olarak yatırılan 38.637,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 186.657,16 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davacılar tarafından yapılan 38.637,79 TL peşin harç, 78,38 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 38.716,17 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
6-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 470.756,33 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7-Davacılar tarafından yatırılan 161,40 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine İADESİNE,
8-Davacılar tarafından yapılan toplam 441,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 461,62 TL posta gideri olmak üzere toplam 903,02 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara geri VERİLMESİNE,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
10-İstinaf incelemesi sırasında duruşma bozma kaynaklı açıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulüne uygun anlatıldı.03/09/2026.