Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmünü orantılılık ilkesine aykırı fazla ceza tayini nedeniyle bozarak ilk derece mahkemesine geri gönderdi.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkum edilen sanık hakkındaki yargılamada usul ve delillerin hukuka uygun olduğu, eylemlerin suç tanımına uyduğu sabit görülmesine rağmen, hükmedilen cezanın belirlenmesinde orantılılık ilkesi ve cezanın bireyselleştirilmesi kurallarına aykırı olarak fazla ceza tayin edildiği tespit edildiğinden, sanık müdafiinin temyiz istemi doğrultusunda ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına, buna karşın sanığın tutukluluk halinin devamına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine oy birliğiyle hükmedilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2025/6874 E.  ,  2026/2461 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/469 E., 2025/465 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/278E., 2024/446K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkumiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, eylemlerin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suçun niteliği, bozma nedeni, kaçma şüphesi bulunması ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin REDDİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.