Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, ticari ilişkiden kaynaklanan borcun tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ile ayıplı maldan doğan maddi manevi tazminat taleplerini içeren dosyanın istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacı şirketin, davalı aleyhindeki 79.765,91 TL alacak için başlattığı icra takibine yapılan borca, faize ve yetkiye ilişkin itirazın iptali talebiyle açtığı davada, davalının ticari defterlerle sabit olduğunu iddia ettiği alacağın ödenmemesi üzerine haksız itirazın kaldırılmasını istemesine karşılık; davalı şirketin, davacıdan satın aldığı "bonkalite" adlı ham maddenin yüksek oranda ham kül içermesi nedeniyle ayıplı olduğunu, bu durumun kendi yem üretimlerinde kalite sorunlarına, müşteri şikayetlerine ve maddi/manevi zararlara yol açtığını ileri sürerek icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenle borçlu olmadığını ve hatta davacıya karşı ayrı bir maddi-manevi tazminat davası açtığını belirterek, davanın reddini, yargı yerinin yetkisiz olduğunu veya dosyanın kendi açtığı dava ile birleştirilmesini talep etmesi üzerine ortaya çıkan bir dava ve savunma silsilesidir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:16/01/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:06/07/2022
ASIL DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU:Maddi ve Manevi Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:16/01/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili arasında yapılan ticari ilişki neticesinde borçlu davalı üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyip söz konusu ticari alışverişten doğan borcunu taraflarına ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında Denizli 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla söz konusu borca binaen genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının 09/02/2018 tarihinde borca, faize ve yetkiye itiraz ederek takibi durdurduğunu, öcnelikle borca, faize ve yetkiye yapılan haksız ve dayanaksız itirazı kabul etmediklerini, müvekkil şirketin adresinin Denizli ili olup taraflar ar asındaki sözleşmede de Denizlide akdedildiğini, davalı tarafından yapılan itirazın hukuka aykırı ve müvekkili mağdur etmeye yönelik bir işlem olması dolayısıyla iptali gerektiğini, davalının böyle borçlarının olmadığını iddia etmekte ise de cari hesap ekstresinin bir örneği davalı borçluya ödeme emri ile birlikte tebliğ edildiğini, alacaklarının kaynağı olan meblağın taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğup müvekkili davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, davalı borçlunun ödemesi gereken bedel olan 79. 765,91 TL borcunun olduğu müvekkil şirkete ait muavin defterleri ticari kayıtları incelendiğinde zaten davanın sübut bulacağını ancak davalının üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirmeyerek taraflar arasındaki ticari ilişkiye aykırı davrandığını, bu nedenlerle, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptalini, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Müvekkilinin ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ... Sanayi Bölgesinde bulunan yem fabrikasında büyük baş ve küçük baş hayvan yemi ürettiğini, davacı firmadan da yem üretiminde ham madde olarak kullanılan bonkolite (irmik altı un) alınmıştır. Müvekkil şirket tarafından, davacı firmadan toplamda 184,980 kg. bonkalite alınmış, alınmış olan bu hammaddenin 110,000 kg’su kullanılmış, geri kalan 74,980 kg’luk kısmı ise müvekkil şirketin yem fabrikasının deposunda bulunduğunu, defalarca davacı tarafça görüşülmüş, bu hammaddelerin iadesi talep edilmiş, davacı firma uzun bir süre müvekkil davalı şirketi bugün aldırıyoruz – yarın aldırıyoruz şeklinde oyalamış, en sonda aldırmıyoruz ne yaparsanız yapın şeklinde cevap verdiklerini, müvekkil şirket tarafından, davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti’ye karşı Emirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile 13.03.2018 tarihinde 79.000,00 TL. Maddi – 100.000,00 TL. Manevi Tazminat dava açılmış bulunduğunu, müvekkil şirkete, müşterileri tarafından memnuniyetsizlik bildirilmiş, marka ve ürünlere karşı güvensizlik oluştuğunu, buna bağlı olarak, müvekkil şirketin ürettiği yemlerini gerek pazarlamasında gerekse satışında sıkıntılar yaşadığını, yine, müvekkil şirkete bağlı olan Afyonkarahisar İli ... Birliğine ait yetiştirme ve test istasyonunda da kullanılmış olan yemlerden dolayı hayvanlarda verim kayıpları yaşanmış ve Birlik ekonomik kayba uğradığını, mevcut durumun tekrar etmesi nedeniyle rasyon formülü tekrar gözden geçirilmiş ancak yem’in formülasyonu ile ilgili bir hata olmadığının değerlendirildiğini, bunun üzerine yem üretiminde kullanılan ham maddelerden şüphelenilmiş, teknik personellerince değerlendirildiğini ve şüpheli bulunan bonkalite, Afyonkarahisar Gıda Kontrol Laboratuar Müdürlüğüne analiz için gönderildiğini, 08.01.2018 tarihinde yaptırılan analiz sonucunda bokalite ham kül oranı % 10’u geçmemesi gerekirken, % 48,99 şeklinde çıktığını, bu sonucun göz önünde bulundurulduğunda son ürün yemlerindeki ham kül değerinin normalin üzerinde çıkmasının bonkalite’den kaynaklandığının anlaşıldığını, bu nedednlerle öncelikle Yetkili İcra ve Mahkemelerin – Emirdağ İcra Dairesi ve Emirdağ Mahkemelerinin Yetkili olduğundan bahisle, dosyanın Emirdağ Mahkemeleri ile İcra Dairsine gönderilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise işbu Mahkemeniz dosyasının Emirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyası ile birleştirilmesini, mahkemememizin esasa girmesi durumunda itirazlarımız sonucunda davanın reddini, müvekkil şirket aleyhine haksız ve mesnetsiz İcra Takibi başlatılmış olduğundan %20 İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen mahkememizin ... esas sayılı dosyası yönünden;
Davacı vekili, Müvekkili şirketin ... Sanayi Bölgesinde bulunan yem fabrikasında büyükbaş ve küçükbaş hayvan yemi ürettiğini, ... personellerince, müvekkili şirkete ait fabrikada üretilen hayvan yemlerinden 12/05/2017 ve 09/11/2017 tarihlerinde alınan yem numunelerinin analizleri sonucunda ham kül değerleri normalin üzerinde çıktığını, bu nedenle Afyonkarahisar İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce müvekkili şirkete 16.054,00 TL idari para cezası uygulandığını, ayrıca müvekkili şirkete müşterileri tarafından memnuniyetsizlik bildirildiğini, marka ve ürünlere karşı güvensizlik oluştuğunu, buna bağlı olarak müvekkili şirketin ürettiği yemlerini gerek pazarlamasında gerekse satışında sıkıntılar yaşadığını, mevcut durumun tekrar etmesi nedeniyle rasyon formülü tekrar gözden geçirildiğini ancak yemin formülasyonu ile ilgili bir hata olmadığının değerlendirildiğini, bunun üzerine yem üretiminde kullanılan ham maddelerden şüphelenildiğini, şüpheli bulunan bonkalite, Afyonkarahisar Gıda Kontrol Laboratuar Müdürlüğüne analiz için gönderildiğini, 08/01/2018 tarihinde yaptırılan analiz sonucunda bonkalite ham kül oranı %10'u geçmemesi gerekirken, %48,99 şeklinde çıktığını, bu sonuç göz önünde bulundurulduğunda son ürün yemlerindeki ham kül değerinin normalin üzerinde çıkmasının bonkaliteden kaynaklandığının anlaşıldığını, davalı tarafın satmış olduğu bonkaliteden dolayı müvekkili şirketin maddi ve manevi zararlarının oluştuğunu, bu nedenlerle davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirlenebilir olduğu anda arttırılmak kaydı ve şartı ile 79.000,00 TL maddi zararları ile 100.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek ticari faizi ile tahsili, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, her iki tarafın da tacir olması sebebiyle, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkca belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, davacı şirketin, müvekkili şirketten sipariş verdiği tarihin 04/07/2017 olduğunu, davacının 12/05/2017 tarihinden bu yana müvekkili şirketin sorumlu tutmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun doğmadığını, davaya konu mallar "İrmik Altı Un" adı altında satılan yemler olup "bonkalite" adıyla ve o kalitede olduğu iddiasıyla satılmadığını, bu sebeple satılan ürünün içindeki oranlara ve kül değerine ilişkin kabulünün olmadığını, bonkalite ve irmik altı un aynı kalitede olmayıp, her iki tarafında yıllardır bu işi yapan tacir olduğunu, davacının irmik altı un alıp, bonkaliteden göreceği faydayı beklemesi ve taraflarına buna ilişkin isnatta bulunmasının mümkün olmadığını, tüm faturalarda satışı yapılan ürünün irmik altı un olarak yazıldığını, davacı tarafın parentez içinde eklediği bonkilate hususunun hiçbir faturaya yansıtılmadığını, bu nedenle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Asıl dava dosyası yönünden "... taraflar arasında yem hammaddesine yönelik olarak satım sözleşmesi bulunduğu, dosyada mevcut faturalara göre satım sözleşmesine konu malların irmik altı unu olduğu, davalıya bonkalite adlı hammaddenin satılmış olduğun dair dosyada bir bilgi ve belge olmadığı; davacı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre davacı taraf resmi defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı ile davalı arasında 2017 yılında ticari ilişki bulunduğu, 2018 yılına ilişki bulunmadığı, davaya konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalara yapılmış bir itirazın davacı defterlerinde bulunmadığı, davacı defter ve kayıtlarında davalı tarafın ayıplı mal iddiasına ilişkin olarak bir bilgi belge bulunmadığı, faturalara ilişkin davalının verdiği 75.000,00'er TL tutarındaki iki adet çeke ilişkin olarak icra takibine (Denizli 2.İcra müdürlüğü ... esas sayılı dosyada 1 adet çek, Denizli 2. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 1 adet çek) geçildiği, davacının davalıdan iptale konu icra takip tarihi itibariyle 154.465,91 TL alacaklı olduğu, icra dosyalarında çek bedelleri ödendiğinden davalının davacıya bakiye 82.775,91 TL borçlu olduğu, icra takip tarihinden itibaren temerrüde düşmüş sayılacağının görüş ve mütalaa olunduğu; davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen bilirkişi raporuna göre ise davalı defterlerinin kapanış onayının bulunmadığı, 2017 yılına ait kayıtların davacı defterleri ile uyumlu olduğu, 2018 hesap döneminde ise taraflar arasında mal alımı olmadığı, karşılıksız çıkan iki adet çekle ilgili banka asgari sorumluluk tutarlarının davacı tarafça borçtan mahsup edilmemesi nedeniyle davacı defterlerinde davalının borcunun 82.775,91 TL davalı taraf defterlerinde ise 79.765,91 TL olduğunu, davalı tarafça ürünlerin ayıplı olduğu iddiasına yönelik bir ihtar bulunmadığının görüş ve mütalaa olunduğu, yani davacı defterleri delil niteliğini haiz olup, davalı defterlerinin kapanış onayı olmadığından HMK 222/4 maddesi uyarınca sahibi aleyhine delil olacağı, taraf defter kayıtlarının esasen birbirini teyit eder nitelikte olduğu, bu durumda davacının alacağının defter kayıtları ile sabit olduğu, davalının somut olayda davaya konu edilen faturaları ödememe sebebi olarak satılan malların ayıplı olduğu ve kendisinin bu mallar nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı maddi olgusuna dayandığı; davalının savunmasının değerlendirilmesinde TTK ve TBK'nın satım sözleşmesinde ayıba karşı tekeffül hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde davalının iddia ettiği ayıp hususunu yukarıda ayrıntıları ile açıklanan 08/01/2018 tarihli analiz raporu ile öğrendiğinin kabulü gerektiği, fakat ayıp iddiasını ileri sürdüğü tarihin ise birleşen davanın açıldığı 13/03/2018. Tarihi olduğu, iş bu davaya konu icra takibine itirazda da ayıp iddiasından bahsedilmediği, bu durumda ayıp ihbarının makul sürede ileri sürülmediği ve ayıp konusunda iddiaların kanıtlanamadığı, davacının alacağının defter kayıtları ile sabit olduğu kanaatine varılarak davacı dava dilekçesinde yalnızca icra takibindeki asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptalini talep ettiğinden, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK.'nun 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve ... E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. ..." şeklinde karar verilmiştir.
Birleşen dava dosyası yönünden "... davacının davasının satım sözleşmesine konu malların ayıplı olduğu ve kendisinin bu mallar nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı maddi olgusuna dayandığı; davacının iddiası TTK ve TBK'nın satım sözleşmesinde ayıba karşı tekeffül hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde davacının iddia ettiği ayıp hususunu yukarıda ayrıntıları ile açıklanan 08/01/2018 tarihli analiz raporu ile öğrendiğinin kabulü gerektiği, fakat ayıp iddiasını ileri sürdüğü tarihin ise işbu davanın açıldığı 13/03/2018. Tarihi olduğu, asıl davaya konu icra takibine itirazda da ayıp iddiasından bahsedilmediği, bu durumda ayıp ihbarının makul sürede ileri sürülmediği bu nedenle ayıp konusunda iddiaların kanıtlanamadığı, mahkememizce ayıp ihbarı süresinde kabul edilmediğinden esasa bşr katkı sağlamayacağı kanaatiyle davalı defterleri üzerinde davalının davacıdan başka bir satıcıdan hammadde alıp almadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı; neticeten davacının davasını kanıtlayamadığı anlaşılmış, davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı-birleşen dosya davacısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı-birleşen dosya davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalıdan "..." yani İrmik Altı Unu satın aldığını ve bu ürünü hayvansal yem yapımında kullandığını, satın alınan ürünlerin ... analizleri sonucu ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini ve bu sebeple müvekkil şirkete idari para cezası uygulandığını, müvekkil şirketin yerel mahkemede bilirkişi tayin edilmesini ve 05.12.2017 tarihinden önce başka firmadan aynı ürünü alıp almadığının tespitini talep etmesine rağmen bu taleplerinin dikkate alınmadığını, müvekkil şirketin elinde kalan ve üretilen yemlerin imha edilmesi sebebiyle büyük maddi zararlar yaşadığını, satılan ürünün ağır kusurlu olması nedeniyle TBK'nın 225. maddesine göre satıcının kusurlu olduğunu ve ayıbın süresinde bildirilmemiş olmasının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını, yine TBK'nun 231. maddesi uyarınca ağır kusurlu satıcının zaman aşımından yararlanamayacağını, bilirkişi raporunda ürünlerin ağır kusurlu olduğunun sabit olmasına rağmen yerel mahkemenin ihbar şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle birleşen dava dosyasını reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davanın kabulüne yönelik kararın da hukuka aykırı olduğunu, ayrıca müvekkil şirkete icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de müvekkil şirketin kötü niyetli olmadığı ve alacağın likit olmadığı gerekçeleriyle kanuna aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava, ticari satımda açık hesap alacağının tahsili amaçlı başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ; birleşen dava ise ayıplı mal sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar tacir olduğundan somut olayda uygulanması gereken TTK'nın 23/1-c maddesine göre; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda ( gizli ayıp halinde) Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Buna göre; alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, ayıbın olduğunun anlaşılmasıyla durumun hemen satıcıya bildirilmesi gerekir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, iddia edilen ayıbın süresinde ihbar edilmediğine yönelik Mahkeme tespit ve gerekçelerinin isabetli olmasına, davalının ağır kusura yönelik iddialarını ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olmasına, yargılama sırasında ileri sürülmeyen iddiaların, ilk kez istinaf aşamasında ileri sürülmesinin HMK'nın 357.maddesi gereği mümkün olmamasına, asıl davada hükmedilen alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı-birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı-birleşen dosya davacısı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.448,81 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.362,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.086,60 TL istinaf karar harcının davalı-birleşen dosya davacısı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalı-birleşen dosya davacısı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
4-Davalı-birleşen dosya davacısı vekili istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...