Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde marka tescil başvurusuna yapılan itirazın reddi kararının iltibas ve tanınmış marka iddialarıyla iptali davası.
Özet: Davacı sigorta şirketi, kendi tescilli "..." esas unsurlu markalarıyla benzerlik gösteren davalı marka başvurusunun, ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal açıdan karıştırılma ihtimali yarattığını ve markalarının tanınmışlık statüsünü ihlal ettiğini ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumunun itirazının reddine dair kararının iptalini, davalı markasının tescil başvurusunun reddini veya tescil edilmişse hükümsüz kılınarak sicilden terkinini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/74 Esas - 2026/82

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/74
KARAR NO : 2026/82
DAVA : Marka .... Kararı İptali - Tescil Başvurusunun Reddi
DAVA TARİHİ : 21/02/2025
KARAR TARİHİ : 09/03/2026 Yazım Tarihi: 17/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “davalı ... tarafından 11.04.2023 tarihinde ... numara ile “....” ibareli marka başvurusu yapıldığı bu başvuruya davacı ... Sigorta AŞ tarafından kendi adına tescilli “...” esas unsurlu ve “....” “ ...” başta olmak üzere çok sayıda marka gerekçe gösterilerek itiraz edildiği, itirazın ... ve ardından .... tarafından reddedildiği, davacının ...’nin 23.12.2024 tarihli ... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın iptali ile dava konusu marka başvurusunun reddini talep ettiği, dava konusu “...” ibaresinin davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiği, özellikle “ ...” ve “ ...” markalarından doğrudan alınarak oluşturulduğu, bu durumun ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal açıdan iltibas ve ilişkilendirme ihtimali yarattığı, markalar arasında seri marka ve ekonomik bağlantı algısı oluşturduğu, davacının “...” esas ibaresinin tanınmış marka statüsünde korunduğunu, davalının bu ibareyi içeren başvuruyu iyi niyet kuralları dışında yaptığını, bu gerekçelerle ihtiyati tedbir talebiyle birlikte ... kararının iptalini, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesi ile markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesini ve markanın hükümsüzlük ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
Davacı vekiline verilen süre kapsamında 14/01/2026 tarihli HMK 31.nci maddeye göre yaptığı açıklama dilekçesinde tesçil başvurusunun reddinden hükümsüzlüğü kastettiğini ifade etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın ... ibareli tescilli markaları dolayısı ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen .... ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği ( tescili halinde de markanın hükümsüzlüğü) noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 23/12/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 21/02/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "Yapılan değerlendirme sonucunda ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.” gerekçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
17/01/2025 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE; "1. SMK md. 6/1 kapsamında ; dava konusu ... sayılı başvuru markasının 29. ve 30. sınıflarında gıda ürünlerini kapsadığı, davacı markalarının ise 36. sınıfta sigorta ve finansal hizmetlerini kapsadığı ,taraf markaları arasında emtia benzerliği veya türdeşliği şartının gerçekleşmediği, AYNI MAL/HİZMET veya BENZER MAL/HİZMETLERİNİN olmadığı, bununla birlikte taraf markalarının bütüncül değerlendirilmesi neticesinde görsel, işitsel ve kavramsal açıdan da benzerlik taşımadığı, bu nedenle markaların ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde aynı seri markaya ait olduğu, bağlı işletmeler arasında ekonomik bir ilişki bulunduğu veya aynı ticari kaynaktan çıktığı yönünde bir algı oluşturmasının muhtemel olmadığı, dolayısıyla taraf markaları arasında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
2. SMK md. 6/5 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; davacıya ait “... ” ibareli markanın ... nezdinde T/03618 sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlı bulunduğu ve bu statünün 18.09.2021 tarihi itibarıyla geçerli olduğu anlaşılmakla birlikte, davalı başvuru markasının 29 ve 30. sınıflarda gıda ürünlerine ilişkin olduğu, taraf markalarının faaliyet gösterdiği sektörler arasında ekonomik, ticari veya işlevsel bir bağlantı bulunduğunu gösteren somut olgu ve delillerin dosyada yer almadığı, ayrıca davalı markanın kullanımının davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağladığını, ayırt edici karakterini zedelediğini veya itibarına zarar verdiğini ortaya koyan somut ve güçlü delillerin sunulamadığı, bu nedenle somut olayda SMK’nın 6/5 maddesinde öngörülen şartların oluşmadığı,
3. Bu itibarla, .... sayılı kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının ".... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da davalı başvurusunda bulunan 29 ve 30 .ncu sınıftaki emtiaların davacıya ait ... ibareli markaların kapsamındaki emtialarla aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı emtialar olmadığından (bilirkişi heyet raporunda 4-5 arasındaki tabloda gösterildiği ve bu durum "davacıya ait markaların 36. sınıfta yer alan sigorta hizmetleri ile finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi ile gümrük müşavirliği hizmetlerini kapsadığı, davalıya ait başvurunun ise 29 ve 30. sınıflarda et ve süt ürünleri, bakliyat, hazır gıdalar, çikolata, kahve, pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, içecekler ve benzeri gıda ürünlerine ilişkin olduğu, taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin nitelikleri, amaçları, kullanım alanları, hitap ettikleri tüketici kesimi ve dağıtım kanalları itibarıyla tamamen farklı ekonomik sektörlere ait bulunduğu, bu nedenle 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında aynı veya benzer mal ve hizmetleri içermediği tespit edildiğinden emtia yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde de izah edildiğinden) SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'+ ıslah harcı : 732,00 TL = 1.347,40 nin düşümü ile bakiye 615,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin, davalı şahsın yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.09/03/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır