T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış kamu iktisadi teşekkülü markasının benzerlik ve iltibas riski nedeniyle YIDK kararının iptali davasında gerekçeli kararı.
Özet: Davacı kamu iktisadi teşekkülü, kendi tanınmış markasıyla benzerlik ve karıştırılma riski taşıdığını öne sürdüğü bir ticari marka başvurusuna yönelik itirazının idari makamlarca reddedilmesi üzerine, söz konusu ret kararının iptalini talep etmiştir; davalı taraf ise markalar arasında genel bir benzerlik bulunmadığını, ortak ibarenin günlük dilde yaygın kullanımı sebebiyle ayırt edici gücünün zayıf olduğunu, tüketicilerde herhangi bir iltibas veya ilişkilendirme doğurmayacağını belirterek davanın reddini savunmakta olup, mahkeme idari kararın hukuka uygunluğunu ve markaların ayırt edicilik durumunu değerlendirmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/366 Esas - 2025/187
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/366KARAR NO : 2025/187....DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 27/08/2024KARAR TARİHİ : 07/05/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 07/05/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şirketin.... sayılı “s..... ibareli marka başvurusuna müvekkiline ait ..... sayılı “...” ibareli marka mesnet gösterilerek itiraz edildiğini, itirazın .... sayılı kararı ile reddedildiğini, ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ...’un sermayesi devlete ait bir kamu iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, müvekkiline “...” isminin kanun ile verildiğini, aynı zamanda “....” ibaresinin marka olarak tescilli olduğunu, davalı Kurum tarafından müvekkili markasının ....sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiğini, dava konusu marka ile müvekkili markasının karıştırılma riskinin çok yüksek olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek ve iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun “...” kelimesi olduğunu, markadaki “sembol çay” ibaresinin davalı şirketin çatı markası olduğunu, davalı şirketin müvekkili ile aynı sektörde aynı şehirde olmasına rağmen dava konusu marka başvurusunun rastlantısal olarak meydana geldiğini düşünmenin yanlış olacağını, davalı şirketin müvekkili markalarını taklit konusunda ilk başvurusunun bu başvuru olmadığını, davalı şirketin müvekkili markalarına yanaşmaya çalıştığını ve müvekkili markalarını sulandırdığını, müvekkiline ait .... sayılı “...” markasının tanınmış marka olduğunu beyanla;... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ; taraflara ait markaların bir bütün olarak farklı markalar olduğunu, markalarda ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresinin gündelik ve ticari hayatta yaygın olarak kullanılan bir ibare olduğunu, ibarenin ayırt edici gücünün görece zayıf olduğunu, ilgili tüketicilerin taraf markalarını farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceklerini, dava konusu markalar arasında SMK 6/1 maddesi anlamında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun tescilinin SMK 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmadığını, davacının kötü niyet iddiasının somut delillerle ispatlanmadığını,.... kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili beyan dilekçesinde özetle; itirazda mesnet gösterilen markaların müvekkili markasından çok farklı olduğunu, taraf markalarının hiçbir benzerliği bulunmadığını, markaların karıştırılma ihtimali olmadığını, “...” kelimesinin günlük hayatta sıkça kullanılan, ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının kötü niyet iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir delil bulunmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... numaralı marka başvurusu, 30. sınıf için tescil edilmek üzere 18.10.2022 tarihinde yapıldığı, ..... 28.11.2022 tarih ve .... sayılı kararı ile marka başvurusu SMK m. 5/1(f) uyarınca kısmen reddedilmiş olup, kapsamında kalan emtia bakımından 28.11.2022 tarih ve 409 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı ... tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “.... bağlamında tanınmışlık”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş sunulduğu, itiraza mesnet ..... sayılı markanın kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanımının ispatlanmasının talep edildiği, davacı ... tarafından kullanım ispatına yönelik olarak bir kısım bilgi/belge sunulduğu, davacı itirazı, .... Dairesi Başkanlığının 20.09.2023 tarih ve .... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Aynı karar ile dava dışı üçüncü şahsın marka başvurusuna itirazı kabul edilmiş olup, marka başvurusu kapsamından “SINIF KODU: 30 Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.” in çıkarılmasına karar verildiği, davacı ..., Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz etmiş ve başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiş, itirazın ..... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; A. Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markasının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispata davet müessesi düzenlenmiştir. İtiraz sahibi tarafından sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. Mevzuatında “ciddi biçimde kullanma” kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir. Davalı Şirketin İleri Sürdüğü Kullanmama Def’inin İncelenmesi Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek mahiyette bir benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirmesine geçmeden önce, “kullanmama def’i” yönünden inceleme yapılacaktır. Davalı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan işlemler sırasında sunduğu karşı görüş dilekçesinde 85/089365 sayılı marka yönünden “kullanmama def’i”nde bulunduğu ve işbu markanın kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin kullanımının ispatlanmasını talep ettiği tespit edilmiştir. Somut olayda davalı şirkete ait dava konusu.... sayılı markanın başvuru tarihi 18.10.2022’dir. Kullanım ispatı talep edilen markaların, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu, bu gerekçe ile davalı şirketin ilgili marka yönünden “kullanmama def’i” ileri sürebileceği, Davacı taraf, “Marka Kullanım İspatı Sunma” başlıklı dilekçesi ile “çay” açıklamasını içeren, .... tarih aralığına ilişkin 61 sayfa fatura sunmuştur. Davacının itiraz aşamasında sunduğu belgeler incelendiğinde, “....” markası ile “....” emtiası satışı yaptığı tespit edilmiştir. Sunulan belgelerden, marka kullanımının, davacı markasında yer alan “30. Sınıf: Çay” emtiasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 30. Sınıfta yer alan emtialada tescil edilmek üzere başvuruya konu edilmiştir. Davacıya ait .... sayılı markası ise “çay” emtiasında tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan “çaylar” emtiası ile davacı markasında yer alan “çay” emtiası, aynıdır. Dava konusu marka kapsamında yer alan “buzlu çaylar” emtiası ise, davacının markalarında yer alan “çay” emtiası ile aynı türdür. “Buzlu çaylar”, “çay” emtiasının bir çeşididir. Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer emtia ise, gıda ürünlerinden oluşmakta olup, “çay” emtiası ile aynı sektörde olan ürünler olmakla birlikte, ikame ürünler olmaması, dağıtım kanallarının aynı olmaması, mamul-hammadde ilişkisi içermemesi nedeniyle, benzer ürünler olmadığı, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “çaylar, buzlu çaylar” emtiası bakımından, taraf markaları arasında, “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... Sayılı ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, bir çay ambalajından oluşmakta olup, ambalaj görseli üzerinde bir elips şekli içerisinde yazılmış “....” ibaresi ile bu ibarenin altında farklı renk ve yazı fontuna sahip “tiryakisine” ibaresi bulunmaktadır. “....” ibaresi, “tiryakisine” ibaresine nazaran daha büyük punto ile yazılmıştır. “.... ibaresi, yazıldığı gibi okunan bir kelime olup, “simge” anlamına gelmektedir. “Çay” ise, çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık olup, aynı zamanda bu yaprağının demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecektir. “Tiryakisine” ibaresi ise, “...” kelimesinden oluşturulmuş bir ibare olup, bir yönlendirme yapmaktadır. Zira “...” ibaresi, .... çevrimiçi sözlüğünde “Afyon, tütün, kahve, çay vb. keyif veren maddelere alışmış olan (kimse)” olarak tanımlanmıştır. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markası ile aynı/aynı tür emtia olarak işaretlenen emtianın “çaylar, buzlu çaylar” olduğu gözetildiğinde, “...” ve bu kelimeden türetilmiş, slogan niteliği taşıyan “tiryakisine” ibaresi, ayırt edici niteliği düşük, tali unsur vasfı taşıyan bir ibare olarak kabul edilmelidir. “Tiryakisine” ibaresinin hem küçük punto ile yazılması hem de anlamının “çay” emtiası ile bağlantısı bulunan bir kelime olması nedeniyle, markanın esas unsurunun “SEMBOL” ibaresi olduğu, Davacıya ait marka ise, standart bir yazı karakteri ile siyah renkle yazılmış, kapsamında herhangi bir şekil unsuru barındırmayan bir kelime markasıdır. “...” ibaresinde “...” ibaresi üst satırda, “ÇAYI” ibaresi ise alt satırda konumlandırılmıştır. “....” ibaresi alt satırda yazılmasına karşın “-I” iyelik eki alarak, “...” ibaresi ile bir tamlama oluşturmuştur. Gerek “...” gerekse “çayı” ibaresi, tanımlayıcı/ayırt edici niteliği düşük ibareler olup, bu ibareler bir araya getirilerek, asgari seviyede bir ayırt edicilik sağlanmıştır. Dolayısıyla, dava konusu markanın koruma kapsamı bir bütün olarak “...” ibaresinden oluşmaktadır. Taraf markaları görsel, işitsel ve kavramsal açıdan değerlendirildiğinde, “...” ibaresinin ortaklığı markaları görsel ve işitsel olarak düşük seviyede benzer olarak değerlendirilmelerine yol açmaktadır. Bununla birlikte, davacı markasının esas unsuru “...” ibaresi olup, dava konusu markada esas unsur “tiryakisine” şeklinde, “... olan kişiye” anlamına gelen, cümle olarak nitelendirilebilecek bir ibare yer almaktadır. Karşılaştırılan esas unsurlar, arasında kavramsal benzerlik bulunmamaktadır. Davacı markalarında bir kelime olarak yer alan “...” kelimesi, dava konusu markada bir cümle içinde kullanılmış ve farklı bir anlama kavuşmuştur. Taraf markaları arasındaki uyuşmazlık, ortak olarak “...” ibaresini içermelerinden kaynaklanmaktadır. Markaların “...” kelimesinin ortaklığından kaynaklanan düşük seviyeli görsel ve işitsel benzerliğinin karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. “...” ibaresi, anlamı olan bir kelime olup, orijinal bir ibare değildir. “...” ibaresi özellikle çay, kahve gibi ürünlere bağımlı olanlar için sıklıkla kullanılan bir kelimedir. Dolayısıyla “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olduğu, Taraf markaları ortak olarak “..." kelimesini içermekte ise de, dava konusu markanın esas unsuru .... kelimesi olup, “tiryakisine” ibaresi, tali unsur niteliğinde bir ibaredir. Dava konusu marka başvurusunda “...” kelimesinin yer aldığı kelime, bir cümle iken, davacı markasında “...” ibaresi bir tamlama içinde yer almaktadır. Benzer bir uyuşmazlıkta,....” ibareli markanın benzer olmadığına yönelik “davalının....ibareli marka başvurusu ile davacının ...." ibareli ve .... kararında geçen diğer tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı” şeklindeki Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut uyuşmazlığa bakıldığında dava konusu marka kapsamında yer alan 30. Sınıf ürünlerin hitap ettiği tüketici ve alıcı kitlesinin, ilgili emtiaları satın alırken sahip olduğu bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyelerinin görece düşük olduğu, Sonuç olarak, davacı tarafın “...” markasını “çay” emtiasında kullandığı, bu emtia ile dava konusu marka kapsamında yer alan “çaylar, buzlu çaylar” emtiasının aynı/aynı tür olduğu, taraf markalarının “...” ibaresini ortak olarak içermeleri nedeniyle aralarında düşük seviyede görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, buna karşın davacının markasının “...” ibaresini içeren bir tamlamadan oluştuğu, dava konusu markanın ise esas unsurunun “..... ibaresinin, tali unsur niteliğinde olduğu, “...” ibaresinin “çay” emtiası bakımından ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin, gerek punto gerekse yazı karakteri olarak ön plana çıkarılmadığı ve özellikle “bağımlı olan kişiye hitap eden” anlamına gelecek şekilde bir cümle gibi kullanılmış olması nedeniyle, markalar arasında kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, davacı markasının da esas unsurunun salt “...” ibaresi olmadığı, alt satırda konumlandırılmasına karşın, iyelik eki alan “çay” kelimesinin, “...” kelimesi ile bağlantısının devam ettiği, davacı markasının esas unsurunun bir bütün olarak “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının esas unsurları bakımından benzerlik taşımadığı, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının markasından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir olmadığı, “...” ibaresi gibi ayırt edici niteliği düşük bir ibareyi ortak olarak içeren taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, somut uyuşmazlık bakımından tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir (....). Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için .... yılında ".... Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Davacı şirket, .... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir delil sunmamış, fakat .... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için.... sayı ile tanınmış marka tescili için 19.03.2018 tarihinde başvuru yapıldığı, bu başvurunun 20.05.2019 tarihinde kabul edildiği tespit edilmiştir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde davacı tarafça, itiraz aşamasında dosyaya sunulan tanınmış marka kaydına dair tescil bilgisinin başvuru tarihinin 2018 olduğu ve bu talebin kabul edildiği gözetildiğinde, mahkememizce davacı yana ait markanın “çay” emtiası bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluşmakla birlikte, davacı markasının tanınmış olsa dahi, taraf markalarının benzer olmadığı, davalıya ait markanın, davacıya ait “....” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, Netice itibariyle, 1.Dava konusu marka kapsamında yer alan “30. Sınıf: Çaylar, buzlu çaylar” emtiasının, davacıya ait markada yer alan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, 2.Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 3.Davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış markası ile dava konusu markanın benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı, kurum kararının yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.07.05.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır