Sigorta şirketinin sürücü kursu aracı için eksik uygulanan muafiyet bedelini rücu etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, kasko sigortalı bir aracın hasar görmesi üzerine sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmış, ancak sonradan aracın sürücü kursu aracı olduğunun tespit edilmesiyle kasko poliçesindeki kullanım şekli ve faaliyet konusu gereği hasar bedelinin %80i oranında muafiyet uygulanması gerektiği ve bu kısmın davalı sigortalıdan rücuen tahsili talep edilmiştir; davalının bu alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz etmesi üzerine sigorta şirketi, itirazın iptali ile takibin devamını talep etmektedir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/284 Esas
KARAR NO : 2025/1209
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 02/08/2024
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, davacı müvekkilinin nezdinde kasko sigortalı olduğunu, 01.11.2023 tarihinde park halindeyken hasarın meydana geldiğini, riziko meydana geldikten sonra aracın sürücü kursu aracı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin sigortalı araçta meydana gelen hasar, kasko poliçesinde yer alan kullanım şekli ve faaliyet konusu gereğince ve alınan ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalısına 05.01.2024 tarihinde 264.889,00.-TL oluşan hasar bedeli müvekkil sigorta şirketi tarafından sigorta hasarın % 80'i kadar muafiyet uygulanması gerektiğini, araçtaki hasarlı parçaların tedarik firmalarına 15.03.2024 tarihinde 7.958.-TL ödeme geçildiği için bu rakamın davalıdan rücu yapılması gerektiğini ve bu nedenle icra takibine geçildiğini, müvekkil sigorta şirketinin yazılı ve sözlü uyarılara rağmen ödeme yapılmaması akabinde İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı /borçlunun icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve icra takibini durdurduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, dava sonuna kadar davalı adına kayıtlı tüm taşınır ve taşınmazların kaydı üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, İzmir ... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı icra takibine haksız itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden tüm ferileri ile birlikte devamına, itiraz nedeni ile davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı... cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir ...icra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası,
3-Dava konusu kazanın gerçekleştiği 01/11/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
4-Davalıya ait vergi sicil kayıtları,
5-Davalıya ait esnaf sicil kayıtları,
6-Davalıya ait ticaret sicil kayıtları,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 01/11/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde hasar gören... plakalı aracın Kasko Sigortası poliçesini tanzim eden Sınırlı Sorumlu ... Kooperatifi tarafından hasarlı parçaların tedarik firmalarına ödenen bedele, davalı sigortalıya ait aracın sürücü kursu aracı olduğunun tespiti üzerine hasar onarım bedelinin %80'i oranında muafiyet uygulanması gerektiğinden bahisle, ödenen bedelin davalı sigortalıdan rücuen tazmini amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanununun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı Sınırlı Sorumlu ...Kooperatifinin olduğu, borçlunun davalı ...olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 7.958,00-TL asıl alacak, 115.77-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.073,77-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı BK)’nun konuya ilişkin 61 ve devamı maddelerindeki (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Benzer hüküm 6098 sayılı TBK)’nun m. 77 vd.yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür.
Birinci şart; taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.
İkinci şart; sözü edilen eksilme ile çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.
Üçüncü şart, yine sözü edilen azalma ile çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkansızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan nedeniyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.
Dördüncü şart; vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkan varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7.Baskı, İstanbul 1993, s. 734-738).
Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir.
Davalı ... plakalı araç açısından düzenlenen ...numaralı Kasko Sigortası poliçesi incelendiğinde, poliçenin 25/09/2023 ile 25/09/2024 tarihleri arasında geçerli olduğu, aracın kullanım cinsinin hususi otomobil, davalının mesleğinin öğretmen olarak belirtildiği, poliçenin ''Kullanım Şekli Ve Faaliyet Konusu İstisna Klozu'' başlıklı kısmında; iş bu poliçede sigortalı aracın kullanım şekli (amacı) veya faaliyet konusu; kısa veya uzun süreli kiralık araç, ticari taksi, korsan taksi, uber sistemine kayıtlı araçlar, her türlü hatlı minibüs ve midibüs olarak işletilen veya biletli şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullanılan araçlar, bir hat dahilinde hatlı dolmuş ya da kanuni olmayan yolcu taşımacılığında kullanılan araçlar, mobil uygulamalar, telefon veya internet aracılığı (e-ticaret firmaları) ile yolcu ve/veya yük taşımacılığı yapan araçlar, gerçek kişi adına kayıtlı olsa dahi kargo / kurye / paket servis taşımacılığında kullanılan araçlar, sürücü kursu eğitim araçları, test araçları, Off-road, iddia, ralli ve hız yarışlarına katılan araçlar, bakım onarım yerlerinde ikame olarak kullanılan araçlar, lastik tekerlekli olmayan araçlar, Emniyet araçları, Askeri araçlar, Siyasi parti araçları, Spor kulübü araçları, Türk konsolosluk ve Elçiliklerin yurt dışında kullanılan araçları, Belediyeye ait çöp ve temizlik amacıyla kullanılan araçlar, Ambulanslar, İtfaiye araçları, Cenaze Aracı, Karavan, Canlı yayın araçları, Oto kurtarıcılar, İş makineleri, Zırhlı araçlar, Parlayıcı Patlayıcı tehlikeli madde, LPG/LNG ve benzeri tüp taşıyan araçlar, ATV, UTV, Hooklift araçları, Taş ve Maden Ocaklarına ait araçlar ile taş ve maden ocaklarında kullanılan araçlar, Karayolu, demiryolu, köprü, tünel tüp geçit, havalimanı, baraj inşaatı ve bakım çalışmalarında kullanılan hafriyat araçları, Hazır Beton firmalarına ait araçlar (transmikser ve beton pompalı), Havalaanı sahası içerisinde (apron) kullanılan araçlar, İlaç firmaları ve Ecza depolarına ait araçlar, Tekel maddeleri depolama/dağıtım ve satış faaliyeti olan firmalara ait araçlar, Gıda dağıtım (Ekmek, Su, Zincir Marketler) araçları, Elektrik dağıtım firmalarına ait bakım ve hizmet araçları olması durumunda teminat verilmeyeceği, aracın kullanım şeklinin yukarıda yazılı kullanım şekillerinden herhangi birisinin olduğunun tespiti halinde poliçe, Kasko Genel Şartlarının C.2. maddesine istinaden iptal edileceği, söz konusu durumun rizikonun gerçekleşmesinden sonra tespit edilmesi halinde ise her bir hasarda tespit edilen hasar tutarı üzerinden %80 oranında tenzili muafiyet uygulanacak olup, tazminatın ödenmesinden sonra poliçe Kasko Genel Şartlarının B.4.2 maddesine istinaden iptal edileceği, ancak yukarıda yazılı kullanım şeklinin veya faaliyet konusunun, sigortalı tarafından beyan edilmesi ve sigortacı tarafından peşinen kabul edilmesi ve poliçe ön yüzünde veya açıklamalarında belirtilmesi durumunda ise muafiyet uygulanmayacağının düzenlendiği görülmektedir.
Dava dilekçesinde davalıya ait dava konusu aracın sürücü kursu aracı olduğunun rizikonun meydana gelmesi akabinde tespit edildiğinin belirtilmesi karşısında, Kullanım Şekli Ve Faaliyet Konusu İstisna Klozu kapsamında hasarda tespit edilen hasar tutarı üzerinden %80 oranında tenzili muafiyet uygulanması gerekmekte olup, davacı sigorta şirketi tarafından hasarın onarımı amacıyla 7.958,00-TL ödeme yapıldığı gözetildiğinde, uygulanacak muafiyet oranı üzerinden sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalı sigortalıdan talep edilebilecek bedelin 6.366,40-TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı sigorta şirketi tarafından davalıya ait aracın onarım işlemleri açısından ödenen bedelin iadesi ve akabinde davalı sigorta poliçesinin iptaline yönelik bildirim yapıldığına dair herhangi bir delilin mahkememize sunulmadığı dikkate alındığında, davalının temerrütünün takip tarihinde vuku bulduğu ve takip talebine konu edilen işlemiş faiz bedelinin talep edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası, dava konusu kazanın gerçekleştiği 01/11/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla ... plaka sayılı aracın trafik tescil ve ruhsat belgeleri, davalıya ait vergi sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları, davalıya ait ticaret sicil kayıtlar ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, 01/11/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde hasar gören ... plakalı aracın Kasko Sigortası poliçesini tanzim eden Sınırlı Sorumlu ...Kooperatifi tarafından hasarlı parçaların tedarik firmalarına ödenen bedele, davalı sigortalıya ait aracın sürücü kursu aracı olduğunun tespiti üzerine hasar onarım bedelinin %80'i oranında muafiyet uygulanması gerektiğinden bahisle, ödenen bedelin davalı sigortalıdan rücuen tazmini amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 7.958,00-TL asıl alacak, 115.77-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.073,77-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davalı ...'ya ait... plakalı araç açısından düzenlenen... numaralı Kasko Sigortası poliçesi incelendiğinde, poliçenin 25/09/2023 ile 25/09/2024 tarihleri arasında geçerli olduğu, aracın kullanım cinsinin hususi otomobil, davalının mesleğinin öğretmen olarak belirtildiği, poliçenin ''Kullanım Şekli Ve Faaliyet Konusu İstisna Klozu'' başlıklı kısmında iş bu poliçede sigortalı aracın kullanım şekli (amacı) veya faaliyet konusunun sürücü kursu eğitim araçları olması durumunda teminat verilmeyeceği, aracın kullanım şeklinin yukarıda yazılı kullanım şekillerinden herhangi birisinin olduğunun tespiti halinde poliçe, Kasko Genel Şartlarının C.2. maddesine istinaden iptal edileceği, söz konusu durumun rizikonun gerçekleşmesinden sonra tespit edilmesi halinde ise her bir hasarda tespit edilen hasar tutarı üzerinden %80 oranında tenzili muafiyet uygulanacak olup, tazminatın ödenmesinden sonra poliçe Kasko Genel Şartlarının B.4.2 maddesine istinaden iptal edileceği, ancak yukarıda yazılı kullanım şeklinin veya faaliyet konusunun, sigortalı tarafından beyan edilmesi ve sigortacı tarafından peşinen kabul edilmesi ve poliçe ön yüzünde veya açıklamalarında belirtilmesi durumunda ise muafiyet uygulanmayacağının düzenlendiği, dava dilekçesinde davalıya ait dava konusu aracın sürücü kursu aracı olduğunun rizikonun meydana gelmesi akabinde tespit edildiğinin belirtilmesi karşısında, Kullanım Şekli Ve Faaliyet Konusu İstisna Klozu kapsamında hasarda tespit edilen hasar tutarı üzerinden %80 oranında tenzili muafiyet uygulanması gerekmekte olup, davacı sigorta şirketi tarafından hasarın onarımı amacıyla 7.958,00-TL ödeme yapıldığı gözetildiğinde, uygulanacak muafiyet oranı üzerinden sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalı sigortalıdan talep edilebilecek bedelin 6.366,40-TL olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından davalıya ait aracın onarım işlemleri açısından ödenen bedelin iadesi ve akabinde davalı sigorta poliçesinin iptaline yönelik bildirim yapıldığına dair herhangi bir delilin mahkememize sunulmadığı dikkate alındığında, davalının temerrütünün takip tarihinde vuku bulduğu ve takip talebine konu edilen işlemiş faiz bedelinin talep edilemeyeceği, belirtilen hususlar çerçevesinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı, davalının itirazının asıl alacağın 6.366,40-TL tutarındaki kısmı yönünden haksız olduğu anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
1-Davalı...'nun İzmir ...İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZLARININ 6.366,40-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 6.366,40-TL asıl alacak bedeli üzerinden, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranını geçmemek kaydıyla değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, 1.591,60-TL asıl alacak ve 115,77-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 1.707,37-TL alacak bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alacak miktarı likit olmadığından yasal şartları mevcut olmayan icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı ve 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 60,00-TL elektronik tebligat ücreti, 1.155,00-TL fiziki tebligat ücreti, 129,50-TL posta (KEP) ücreti olmak üzere toplam 1.344,50-TL yargılama gideri üzerinden kabul miktarına göre hesap ve takdir olunan 1.060,17-TL nispi yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca kabul miktarı üzerinden hesap ve takdir olunan 6.366,40-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 2.080,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama gideri üzerinden kabul miktarına göre hesap ve takdir olunan 439,87-TL'sinin davacıdan, 1.640,13-TL'sinin ise davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı...nun yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır