İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ihya edilen kooperatifin eski üyeleri ve mirasçıları tarafından açılan, kooperatif üyeliğinin sona ermesi nedeniyle ödenen aidat ve diğer ödemelerin güncel değerlerinin yasal faiziyle tahsili alacak davası.
Özet: Asıl ve birleşen davalarda, davacılar, 1988de üyesi oldukları, vaatlerini yerine getirmeyerek 2002de tasfiye edilmesine rağmen mahkeme kararlarıyla ihyası sağlanan kooperatiften, ödedikleri aidat ve diğer bedellerin güncel değerlerinin yasal faiziyle iadesini talep etmektedir; davalı kooperatif ise amacına ulaştığını, üyelerini konut sahibi yaptığını ve iddiaların zamanaşımına uğradığını savunmaktadır.

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/288 EsasKARAR NO : 2025/1152Mahkememiz 2025/288 Esas Sayılı DosyasındaDAVA : Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle)DAVA TARİHİ : 21/03/2025BİRLEŞEN 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2025/285 E. 2025/294 K. SAYILI DOSYASI.DAVA : Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle)DAVA TARİHİ : 22/03/2025KARAR TARİHİ : 02/12/2025Mahkememizde görülmekte olan asıl davada Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle), birleşen davada Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA :Asıl dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; (dava dışı) ...(...),... Geliştirme Kooperatifi adında iken 09/Mayıs/ 1997 tarihli Ticaret sicil gazetesi 572. Sayfasında ilan edilerek ... ismini alan kooperatife 09.01.1988 tarihinde düzenlenen ortaklık senedi ile üye olduğunu, davalı kooperatifin vadettiği konuları yerine getirmediğini ve kooperatifin 30.12.2002 tarihinde tüm borçlarını yerine getirmeden ticaret sicilden terkin edildiğini ve bu durumun tescil edildiğini, dava dışı müvekkili ...'ın 27/04/2024 tarihinde vefat ettiğini ve geriye davacılar bölümünde yazılı müvekkillerinin mirasçı olarak kaldığını, bahsi geçen kooperatifin tasfiye edilmiş olması sebebiyle T.C İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Karar sayılı ilam ile ihyasına hükmedildiğini, davalılar tarafından yapılan itirazların netice olarak T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ...rgıtay.. Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı içtihadı ile de ihya kararının onandığını, ilgili kooperatifin ihyası için yargılama döneminde hayatta olan dava dışı ...bahse konu kooperatifin tasfiye sonucunda kendisine vaad edilmiş hiçbir yükümlülüğün yerine getirilmediğini aynı zamanda da her hangi bir ödemenin yapılmadığını beyan ettiğini, mirasçı olan müvekkilleri de aynı şekilde kendilerine herhangi bir ödemenin yapılmadığını beyan ettiklerini, işbu alacak davası için dava şartı olması sebebiyle arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak anlaşılamadığını belirterek davanın kabulü ile, müvekkillerinin murisi olan ...'ın davalı kooperatife ödenmiş olduğu aidat ve diğer ödemelerin güncel değerlerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek yasal faizi ile davalı kooperatiften alınarak müvekkillere verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... K. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Geliştirme Kooperatifi adında iken 09 Mayıs 1997 tarihli Ticaret sicil gazetesi 572. Sayfasında ilan edilerek ... ismini alan kooperatife 09.01.1988 tarihinde düzenlenen ortaklık senedi ile üye olduğunu, davalı kooperatif vadettiği konuları yerine getiremediğini ve kooperatif 30.12.2002 tarihinde tüm borçlarını yerine getirmeden ticaret sicilden terkin edildiğini ve bu durum tescil edildiğini, bahsi geçen kooperatif tasfiye edilmiş olması sebebiyle T.C İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ...Karar sayılı ilam ile ihyasına hükmedildiğini, davalılar tarafından yapılan itirazlar netice olarak T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesi ... İlamı ve sonrasında T.C. Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı içtihadı ile de ihya kararı onandığını, müvekkilinin beyanına göre ilgili kooperatifin tasfiye sonucunda kendisine vaad edilmiş hiçbir yükümlülüğün yerine getirilmediğini aynı zamanda da her hangi bir ödemenin yapılmadığını beyan ettiğini, işbu alacak davası için dava şartı olması sebebiyle arabuluculuk görüşmesi yapılmış ancak anlaşılamadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalı kooperatife ödemiş olduğu aidat ve diğer ödemelerin güncel değerlerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek yasal faizi ile davalı kooperatiften alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Asıl dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Kooperatif 19.06.1985 yılında kurulduğunu, üyelerini çeşmede konut sahibi yaptığını, ferdi mülkiyete geçtiğini, amacına ulaştığını ve dava dilekçesinde beyan edildiği üzere 2001 yılında yapılan Genel Kurulda alınan Tasfiye Kararı üzerine tasfiye edildiğini, 2002 yılında Ticaret Sicilinden terkin edildiğini, müvekkili kooperatifin ihyası kararı ticaret siciline sunulduğunu, Kooperatif tasfiye adresinide ticaret siciline tescil ettirdiğini ve ihya edildiğini, Kooperatifin tasfiyeden önceki adresi dava dilekçesinde yazılı olan...Alsancak - İzmir olduğunu, ancak mahkemenin ihya kararı sonrası tasfiye adresi olarak "... kiralandığını ve tasfiye adresi olarak ticaret siciline tescil ettirildiğini, davacılar kooperatifin eski üyeleri olduklarını iddia ve yaptıkları ödemelerin iadesini talep ettiklerini, davadaki talep niteliği itibarı ile zamanaşımına uğradığını, davacılar ... ile diğer davacılar murisi ...kooperatif üyeleri iken kooperatife karşı mali yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle tasfiyeden (2002 yılından) önce kooperatiften çıkarıldıklarını ve kooperatif üyelikleri (ortaklıkları) sona erdiğini, müvekkili...eratifin Tasfiyesine, kooperatife ortak olupda kooperatifle ilişiği ihraç yada istifa nedeniyle sona erenlerin kooperatiften olan alacaklarının bankaya yatırılması ve kendilerine bilgi verilmesi karar altına alındığını, davacılar dava dilekçelerinde kooperatifin kendisine vaadedilmiş hiç bir yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve herhangi bir ödeme de yapılmadığını iddia ettiklerini, kooperatifle ortağı arasındaki hukuki ilişki niteliği itibarı ile eser sözleşmesi değil, ortaklık ilişkisi olduğunu, kooperatif ortağa karşı yüklenici, ortakda kooperatif nezdinde iş sahibi olmadıklarını, kooperatifin hangi işleri yapacağına, yapmayacağına Genel Kurul Karar verdiğini, Genel kurul ortakların iradesini yansıttığını, Ortaklar Genel Kurul kararları dışında kooperatifin tasfiyesinden önce kooperatif yönetiminden ya da tasfiye sonrasında tasfiye memurundan şahsa münhasır taleplerde bulunamayacaklarını, davacıların kooperatife yaptıkları ödemeler ve geri iade hakkını kazandığı parasal miktarlar dava değerleri olarak gösterilen 67.220 TL ya da 54.990 TL olmadığını, kooperatif usulünce tasfiye olduğu ve davacıların ya da murislerinin kooperatife ödediği iadesi gereken miktarlar kendi adlarına bankaya yatırıldığı yani kooperatif iade yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacıların paraları kooperatif de değil bankada olduğu için kooperatiften hiç bir talepte bulunamayacaklarını, davanın müvekkili ehliyeti-sıfatı (Pasif husumet) yönünden de reddi gerektiğini belirterek öncelikle zamanaşımı def'ileri nazara alınarak davanın reddine, aksi takdirde usuli yönden davalı sıfatı -ehliyeti (Pasif husumet) ve esas yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... K. sayılı dosyasında davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEAsıl dava; ihyasına karar verilen davalı ...'ne davacıların murisi olan ...tarafından ödendiği iddia olunan aidat ve diğer ödemelerin güncel değerlerinin yasal faizi ile davalı kooperatiften tahsili ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkindir.Birleşen dosyadaki dava ise; ihyasına karar verilen davalı ...'ne davacı ... tarafından ödendiği iddia olunan aidat ve diğer ödemelerin güncel değerlerinin yasal faizi ile davalı kooperatiften tahsili ile davacı ...'na verilmesi taleplerine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 10. maddesinde; ''Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı vardır. Çıkma keyfiyetinin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürmesi halinde ayrılmak isteyen ortağın, muhik bir tazminat ödenmesine dahi hüküm anasözleşmeye konulabilir.'' hükmü düzenlenmiştir.Kooperatiften çıkma hakkını kullanan veya çıkartılan ortak, "ayrılma payı" alır. Ayrılma payının “asgari” miktarı, pay sahibinin sermayeye katılma borcu için ödemiş olduğu bedeldir. Fakat ana sözleşmelerle, buna ek olarak, ortakların veya mirasçıların kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden oluştuğu düzenlenebilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yılın bilançosuna göre hesaplanır. Kanundaki "yedek akçe" kelimesi sadece kanuni yedek akçelere inhisar ettirilmelidir (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2010, s.887).Ayrılma payının nasıl belirleneceği, Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesi ve örnek (tip) ana sözleşmenin 15. maddesinde düzenlenmiştir. Kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep edebilir. Bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay süre geçtikten sonra bu hak talep edilebilir.Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesi hükmü aynen ''Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır.Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır. Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür.'' düzenlemesini içermektedir.Bu yasa hükmü uyarınca ayrılan ortağın hakları, ortaklıktan çıktığı (istifa) veya çıkartıldığı (ihraç) yılın bilançosu çerçevesinde iade edilir. Hakların geri ödenmesi ise bu bilançonun kesinleşmesinden, başka bir anlatımla bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde yapılabilir. Dolayısıyla alacak, bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay sonra muaccel hale gelir.Aynı yasa hükmünün ikinci fıkrası gereğince, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile, genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir.Erteleme kararı, kooperatife sadece yapacağı geri ödemeleri üç yıla kadar erteleme hakkı verir. Bu sürenin sonunda ortak, yine aynı yasa maddesi ile tip anasözleşmenin 15/1.maddesi uyarınca, yaptığı ödemelerin iadesini, ayrıldığı yılın bilanço tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonraki tarihten itibaren faiziyle birlikte geri isteyebilir. Bu aşamada hemen belirtilmelidir ki, böyle bir erteleme kararı alınsa dahi, dava edilmesi durumunda, mahkemelerce öncelikle, ortağın istediği iade alacağının, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin kooperatif kayıtları incelenerek tespit ettirilmesi gereklidir. Ayrıca, tip anasözleşmenin 15/2. maddesi aynen; ''Ancak ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın 21. madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal geri verilir.'' şeklinde düzenleme öngörmektedir.Bu hüküm uyarınca, ‘daha önceden de boş olan ortaklık payları dışında’, ortaklıktan çıkan ortaklar ‘yerine’ yeni üye alınması halinde, çıkma payının derhal ödenmesi gerekecektir. Hukuk Genel Kurulunun 07.05.2014 gün ve 2013/23-1051 Esas, 2014/627 Karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Mahkememiz 10/07/2025 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın mahkememizce Kooperatif alanında uzman bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.30/10/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava, kooperatif ortağı iken kooperatifle ilişkisi kesilenlere ödenecek tazminat hesabı ile ilgili olup, delillerin nihai takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, ... ve ...'nun, davalı kooperatifle ilişkilerinin kesilmesi, ortaklıktan çıkarıldıkları anlamına geldiği, Kooperatifler Kanunu (mad:17) ve Anasözleşme (mad:15) hükümlerine göre, devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacaklarının, ayrıldığı yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren 1 ay içinde ödenmesi gerektiği, bilanço tarihi, hesapların genel kurulca onaylanıp, bilançonun kesinleştiği tarih olarak kabul edildiği, ... ve ...'nun ortaklıkları,1990 yılında sona ermiş ise, bilançonun en geç 30.06.1991 tarihi itibariyle 1991 yılında sona ermiş ise, bilançonun en geç 30.06.1992 tarihi itibariyle kesinleşmiş olması gerektiği, ... ve ...'nun alacaklarının, Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesi ile Anasözleşmenin 15. maddesine göre tasfiye edilmesi gerektiği kabul edilecek olursa, ayrılma payı alacakları, en geç 01.07.1991 veya 01.07.1992 tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş olacağı, Yasa ve Anasözleşme hükümlerine göre ayrılma payı alacağı 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, davalı tarafın zaman aşımı itirazı bulunduğu, mahkeme tarafından ... ve ... adına tesis edilen ortaklıkların sona ermediği, buna karşılık bu kişilere konut tahsisinin de mümkün olmadığı kabul edilecek olursa, adı geçenlerin mağduriyetinin, Yargıtay tarafından benimsenen 5 basamaklı formüle (yapılan ödemelerin güncellenip, taşınmazın rayiç değeri ile orantı kurulması) göre hesaplanacak miktarda tazminat ödenerek giderilmesi gerekeceği, ancak böyle bir hesaplama yapılabilmesi için ödemeleri düzgün olan bir ortağın emsal alınıp, ödemelerinin güncellenmesi, ayrıca taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin de bilinmesi gerektiği, bu veriler dosyada mevcut olmadığından, sadece ödemelerin güncellenmesi suretiyle hesaplama yapılmış olup, asıl davadaki davacıların murisi... tarafından yapılan ödemelerin miktarı 17.15 TL olup, dava tarihindeki güncel değeri 641.482,05 TL, birleşen davada ... tarafından yapılan ödemelerin miktarı 17,26 TL olup, dava tarihindeki güncel değeri 645.596,52 TL olduğu hesap edildiğini bildirmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürdüğü dikkate alınarak, zamanaşımına ilişkin olarak düzenlenen yasal mevzuat hükümlerine değinmekte fayda görülmüştür.Bilindiği gibi zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalınması anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle zamanaşımı bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır (Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2019 tarihli ve 2019/11-327 E., 2019/1072 K. sayılı kararı). Zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin temelinde iddia edilen alacağın aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen kullanılmaması karşısında borçlunun oldukça uzak geçmişte kalan bir borçtan doğabilecek ihtilâflara karşı korunması, kendi alacağına karşı uzun süre kayıtsız kalan kimsenin bu hakkının artık korunmaya layık olmadığını kabul etmiş sayılması yatmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber artık doğal bir borç (Obligatio naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmayıp borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerekir. Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, zamanaşımı hukukî niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır (Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2017/15-427 E., 2021/685 K. sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2020/(21)10-196 E., 2021/195 K. sayılı kararı).Maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve usul hukuku anlamında ise savunma aracı olan zamanaşımının yargılamanın hangi aşamasında ileri sürülmesi gerektiği konusunda gerek eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Zamanaşımı, kanunda (HMK m.116) sınırlı olarak sayılan ilk itirazlardan olmadığından cevap dilekçesi ile ileri sürülme zorunluluğu bulunmamaktadır. İlk itirazların karşı taraf muvafakat etse bile esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesi mümkün değildir. Buna karşın, esasa cevap süresi geçirilse bile zamanaşımı def'i ileri sürülebilir. Ne var ki bir savunma aracı olan zamanaşımı def'inin, savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağının başladığı ana kadar ileri sürülmesi gerekmektedir.Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde;Asıl davada davacılar işbu davayı, .../. varisleri olarak birleşen davada ise davacı kendi adına açmış olup muris ...'ın ve ...'nun kooperatif ortağı olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp ortaklıktan çıkarılıp çıkarılmadıkları konusunda ihtilaf bulunduğu anlaşılmakla davalı kooperatifin 08.11.2002 tarihinde, hesabının bulunduğu.. Gündoğdu Şubesi'ne, "Nezdinizdeki...hesap nolu Tasfiye Halinde...da listede belirtilen ad, soyad ve miktarı belirtilen, kooperatifimizden ilişkisi kesilen eski üyelerinin alacaklarının şahsen müracaatlarında şubenizce nakden ödenmesini saygılarımızla arz ederiz" şeklinde yazı gönderdiği bu yazıda 175 ortağın adına ve yaptıklar ödeme miktarlarına yer verilmiş olup, listenin, 77. sırasında kayıtlı olan ...tarafından 17.154.292 TL, 140. sırasında kayıtlı olan ... tarafından 17.263.908 TL, ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup her ne kadar gerek asıl davada davacıların murisi ...'a, gerekse birleşen davanın davacısı ...'na yapılmış herhangi bir ödemeye rastlanmasa da bu tarihten itibaren asıl davanın ikame edildiği 21/03/2025 tarihi ve birleşen davanın ikame edildiği 22/03/2025 tarihine kadar davacıların talebi yönünden yasalarda öngörülen zamanaşımı süresinin sona erdiği gözetilerek, zamanaşımı itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, açılan asıl davanın ve birleşen davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:1-Asıl dava yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,2-Birleşen dosya yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,3-Harçlar yönünden;-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak alınan 1.148,36-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 532,96-TL karar ve ilam harcının talep halinde asıl dosya davacıları ..., ..., ..., ... ve ...'a iadesine,-Birleşen dosya yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, açılan dava açısından davaların açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 930,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 315,00-TL karar ve ilam harcının birleşen dosya davacısı ...'ndan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Yargılama gideri yönünden;-Asıl dosya yönünden yapılan yargılama giderlerinin davacı taraflar üzerinde bırakılmasına, -Birleşen dosya yönünden yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Vekalet ücretleri yönünden;-Asıl dosya yönünden; davalının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinin hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin asıl dosya davacıları ..., ..., ..., ... ve ...'dan alınarak davalı ...ne verilmesine6-Arabulucuk yargılama gideri yönünden;-Asıl dosya yönünden 7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 4.900,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin asıl dosya davacıları ..., ..., ..., ... ve ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ...¸e-imza