Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde Görülen Kötü Niyetli Marka Tescil Başvurusu ve Tanınmış Marka İhlali İddialarına İlişkin Marka Hükümsüzlüğü Davasının Gerekçeli Kararı.
Özet: Davacı şirket, ulusal çapta tanınmış ve yoğun kullanılan markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamayı hedefleyen, kötü niyetli olarak benzer mal ve hizmetler için çok sayıda marka başvurusu yapan davalı şahsın tescil girişiminin, markasını sulandıracağını ve tüketicilerde karışıklık yaratacağını ileri sürerek, marka tescil başvurusu hakkındaki kararın iptalini ve davalı adına tescilli markanın belirli emtialar için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/360 Esas - 2025/145

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/360
KARAR NO : 2025/145
.....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 20/08/2024
KARAR TARİHİ : 10/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin.... aşan mağaza sayısı ile faaliyette bulunduğunu, tüketici hafızasında tarihçesi olan ve geçmişte ulusal marka niteliğine sahip .... tarafından reddedildiğini, davalı şahsın başta gıda sektörü olmak üzere ülkemizdeki ve dünyadaki tanınmış tüm markaların birebir aynısı veya benzeri için marka tescil başvurularında bulunan, kötü niyetli biri olarak nam saldığını, ünlü kişilerin isimlerini bile kendi tekeline almaya çalıştığını, bu hususların itiraz sürecinde marka dosyasına sunulmasına rağmen kötü niyet gerekçesine dayalı itirazın reddedildiğini, davalı Teslime Uysal’ın 2020 yılından itibaren başlayarak 3 yıl içerisinde 1.315 adet marka başvurusu yaptığını, tanınmış markaları taklit etme gayesiyle hareket ettiğini, müvekkili şirketin “...” markalarını yoğun bir şekilde kullandığını, çok tanınmış hale gelen “...” markası için oldukça ciddi yatırımlar yaptığını, davalı şahsın müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini, müvekkili markalarının sulandırılmasına yol açacağını, dava konusu marka başvurusu ile müvekkili markaları arasında benzerlik bulunduğunu, marka başvurusu kapsamında kalan malların doğası gereği müvekkili markası kapsamındaki mallar ile benzer/aynı olduğunu, ortalama tüketicilerin markaları karıştıracağını, müvekkili markasının son derece tanınmış ve ayırt edici olduğunu beyanla; ..... sayılı markanın “Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Pekmez” emtialarında hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının farklı mal/hizmetleri kapsadığını, markalar arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaların kaynaklarının farklı olduğunu anlayabileceklerini ve markaları birbiri ile ilişkilendirmeyeceklerini, davacının SMK 6/5 maddesi kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin tanınmışlık iddiasını ispatlamakta yetersiz olduğunu, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, .... kararının yerinde olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahsın yargılamaya katılımı olmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu.... sayılı marka başvurusunun, 30. sınıf için tescil talebiyle 11.10.2022 tarihinde yapıldığı, marka başvurusu 27.10.2022 tarih ve 407 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmışlık”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davacı şirketin yayıma itirazı Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 13.10.2023 tarih ve .... sayılı karar ile kısmen kabul edilerek, marka başvurusu kapsamından
“SINIF KODU : 30 Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.”mallarının çıkartıldığı, davacı şirket tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz edilerek, yayıma itirazın yeniden incelenmesi ve markanın kapsamında kalan mallar yönünden de reddine karar verilmesinin talep edildiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 26.07.2024 tarih ve .... kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının İlişkilendirilme İhtimali;
Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır:
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması.
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması.
Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması.
Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ;
Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir:
Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,
Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan
benzerlik,
Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir.
Dava konusu marka başvurusu, “30. Sınıf: Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Pekmez” emtiasını içermektedir. Davacıya ait markalar ise, 05, 29, 30, 31, 32. Sınıfta yer alan bir kısım emtiada tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan emtia, davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtia ile aynı/aynı tür değildir. Bununla birlikte;
Dava konusu marka kapsamında yer alan “Bal, arı sütü, propolis. Pekmez” emtiası, davacı markalarında yer alan “marmelat, reçel” emtiası ile
Dava konusu marka kapsamında yer alan “Mayalar, kabartma tozları.” emtiası, davacı markalarında yer alan “Her türlü un, irmikler, nişastalar.” emtiası ile dava konusu marka kapsamında yer alan “Makarnalar, mantılar, erişteler” emtiası, davacı markalarında yer alan “gözlemeler, hamurlar, börekler, ekmekler, pizzalar, pideler, lahmacunlar, sandviçler.” emtiası ile benzerdir. Zira bu ürünler, birbirini tamamlayan, birlikte satışa sunulan, aynı raflarda satışa sunulan ürünlerdir. Dolayısıyla, bu ürünler bakımından benzerlik şartının sağlandığı,
Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan “30. Sınıf: Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Pekmez” emtiası bakımından taraf markaları arasında “emtiaların benzer/ilişkili olması” şartının sağlandığı
İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali;
Markaların mal ve hizmetlerinin aynı/benzer olup olmadığı yönünde tespit yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir.
Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
.....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre;
Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.
Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir.
Son olarak başvuru sahibinin markasındaki mevcut eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
Dava konusu marka başvurusu, “hepmis” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru kullanılmamış, kelimenin tamamı aynı satırda aynı punto ile yazılmıştır. “Hepmis” ibaresi, birleşik yazılmışsa da, kelimenin “hep” ve “...” şeklinde iki kelimeden oluştuğu anlaşılmaktadır. “Hep” ibaresi, bir zarf olup, “Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak. Sürekli olarak, her zaman, daima.” anlamını taşımaktadır. “...” ibaresi ise, gıda ürünleri bakımından da sıklıkla kullanılan bir sıfat niteliğindedir. Fakat, “...” ibaresi, dava konusu markada, bir sıfat gibi, ilk kelime olarak kullanılmamıştır. Zira sıfat tamlamalarında sıfat+isim şeklinde sıralama yapılır. Oysa dava konusu marka başvurusunda, “hep” kelimesinden sonra kullanılarak, marka algısı “...” kelimesi üzerine çekilmiştir. Nitekim “hep” ibaresi de, anlam olarak “...” ibaresini vurgulamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresidir.
Davacıya ait markalar ise, “...” kelimesinden oluşmakta olup, iki adet marka standart bir yazı karakteri ve siyah renkle yazılmış kelime markaları iken, davacıya ait iki adet marka ise yeşil bir arka plan üzerinde beyaz renk ile yazılmış şekil markalarıdır. Davacıya ait markaların esas unsuru “...” ibaresidir.
Davacının markalarının ikisi “...” ibaresinden oluşan, kapsamında başka hiçbir renk/şekil/kelime unsuru barındırmayan standart bir yazı karakteri ve siyah renk ile yazılmış kelime markalarıdır. Dolayısıyla, anlamı olan bir kelime olsa dahi, davacı markalarının tek ve esas unsuru “...” ibaresidir. Dolayısıyla, davacının markalarının koruma kapsamı, salt “...” kelimesinden oluşmakta olup, ayırt ediciliği sağladığı kabul edilerek, marka olarak tescil edilmiştir.
Dava konusu marka başvurusu ise “hepmis” ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu marka başvurusunda yer alan “...” kelimesi, ikinci kelime olarak konumlandırılarak, anlamından uzaklaşılmıştır. Zira bir sıfat olarak “...” kelimesi kullanılmak istense idi, bu kelimenin, nitelediği kelimeden önce konumlandırılması gerekirdi. Oysa, dava konusu marka başvurusunda “hep” kelimesinden sonra kullanılmıştır. “Hep” kelimesi ile birlikte yazıldığında da ortaya anlamlı bir marka çıkmamış, kelimeler bütünleşmemiş, kaynaşmamıştır. Dolayısıyla dava konusu marka başvurusunda yer alan her kelime, ayrı ayrı anlamlarını koruyan, esas unsur olarak nitelendirilebilecek kelimelerdir. “Hep” ve “...” kelimelerinin ikisi de, anlamı olan kelimeler olmakla birlikte, dava konusu markada “...” kelimesi, “hep” ibaresinin yarattığı anlam vurgusu ile, ön plana çıkarılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, davacıya ait “...” ibareli markayı aynen içermektedir.
“...” ibaresinin ortaklığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmasına yol açmaktadır. “hepmis” markasında yer alan “.....” kelimesi, “...” ibaresinin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak güçte ve nitelikte bir ibare değildir. Dava konusu markada yer alan “....” kelimesi, markaların esas unsurlarını “birebir aynı” olmaktan çıkarmakta, ancak “markaların benzer olması” durumundan kurtaramamaktadır. Potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Taraf markalarının ortak olarak "..." ibaresini içermelerinden kaynaklı olarak, aralarında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmaktadır. Tarafların markalarında ortak olan “...” ibaresinin aynı olan okunuşu, karşılaştırılan markaların işitsel açıdan benzer olmalarına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle davacı markaları ile dava konusu marka bakımından “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı,
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Bunun yanı sıra değinilmesi gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, mal/hizmet ve sektörel bazda “benzer/ilişkili” olarak işaretlenen 30. Sınıf emtialar “yiyecek-içecek” grubuna dahil, hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden ürünler olup, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, sık tüketilen gündelik ürünler olup, yüksek fiyatlı olarak nitelendirilemeyecek ürünlerdir. Dolayısıyla dava konusu edilen ürünlerin hitap ettiği tüketici ve alıcı kitlesinin, ilgili emtiaları satın alırken sahip olduğu bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyelerinin görece düşük olduğu,
Sonuç olarak; dava konusu markanın kapsamında yer alan “30. Sınıf: Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Pekmez” emtiasının, davacı markalarında yer alan emtialar ile benzer olduğu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, “hep” ibaresin ayırt edici niteliğinin son derece düşük olduğu ve dava konusu markayı davacı markalarından farklılaştırmaya yetmediği, davacı markalarında başka bir unsur bulunmadığı da gözetildiğinde, taraf markaları arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağı, ilaveten aynı/aynı tür/benzer olarak işaretlenen emtiaların alımında, tüketicinin yüksek düzeyli dikkat göstermediği, bununla birlikte önceden bildiği/kullandığı/güvendiği markaya eğilim gösterebileceği hususları da gözetildiğinde, bu tüketicilerin taraf markalarını benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği/tanıdığı/satın almayı tercih ettiği tanınmış/bilinen işareti taşıyan farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda dava konusu edilen “30. Sınıf: Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Pekmez” emtiası bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu,
TANINMIŞLIK İDDİALARI
6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
“Tanınmış marka” kavramı öğreti ve uygulamada “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir.
Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "...." adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır;
Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi
Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu
Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu
Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü
Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları
Markanın ekonomik değeri
Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir.
6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan,
Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabilecek,
Markanın itibarına zarar verebilecek,
Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir.
Tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Davacı şirket, ..... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında ve dava dilekçesi ekinde dosyaya emsal yargı kararları ile ..... kararlarını dosyaya sunmuş ve “...” markasının .... nezdinde tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için .... sayı ile tanınmış marka tescili için 26.09.2014 tarihinde başvuru yapıldığı, bu başvurunun kabul edildiği tespit edilmiştir.
Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde davacı tarafça, tanınmış marka kaydına dair tescil bilgisinin başvuru tarihinin 2014 olduğu ve bu talebin kabul edildiği gözetildiğinde ve yine mahkememizde davacı yana ait “...” ibareli markanın “.... emtiası bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, dava konusunu oluşturan emtianın da, davacının tanınmış olduğu sektör gibi gıda sektörüne ilişkin emtialar olduğu, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın benzer olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtianın, davacıya ait markanın tanınmış olduğu sektör ile yakından ilişkili olduğu, davacının tanınmış olduğu emtianın da dava konusu emtianın da birer gıda ürünü olduğu, aynı sektörde faaliyet gösteren benzer markalar nedeniyle, dava konusu tüm emtia bakımından, davalıya ait markanın, davacıya ait "..." ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunduğu,
Netice itibariyle,
Dava konusu marka kapsamında yer alan “30. Sınıf: Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Pekmez” emtiası ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtianın benzer/ilişkili olduğu, davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu ve aralarında “30. Sınıf: Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Mayalar, kabartma tozları. Pekmez” emtiası bakımından karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu,
Davacıya ait markanın tanınmış marka olduğu ve dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların da gıda sektörüne ilişkin ürünler olduğu, davacının tanınmış markası ile dava konusu markanın benzer olduğu, dava konusu tüm emtia bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmünde yer alan şartların oluştuğu,
6769 sayılı SMK madde 6/1, dava konusu edilen tüm emtia bakımından ise 6769 sayılı SMK madde 6/5 koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın kabulüne,
.... sayılı kararının tüm emtialar yönünden iptaline,
Davaya konu markanın tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.951,00.-TL
yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.04.2025
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 916,00.-TL
Bilirkişi Ücreti :8.000,00.-TL
P.P :1.035,00.-TL
TOPLAM :9.951,00.-TL