Gayrimenkul inşaat sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında davacının sözleşmeden dönmesi sonrası mal kaçırma endişesiyle talep ettiği ihtiyati haczin reddine dair ara kararın istinaf incelenmesi.
Özet: Bu hukuki belge, davacının, davalıların gayrimenkul inşaat sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini ağır kusurlu olarak ihlal etmeleri ve temerrüde düşmeleri nedeniyle sözleşmeyi feshetmesinin ardından ödediği yüksek meblağlı bedellerin iadesini talep ettiği bir alacak davasında, ilk derece mahkemesinin, alacağın varlık ve miktarının yargılama gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmesi üzerine, davacının, davalıların mal kaçırma tehlikesi bulunduğu ve alacağının tahsil kabiliyetini korumak amacıyla karara itiraz ederek ihtiyati haciz talebinin kabulünü istediği istinaf başvurusunu konu almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1519 KARAR NO: 2026/1438T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 02.06.2026 tarihli Ara Karar NUMARASI: 2026/454 EsasDAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; taraflar arasında Gayrimenkul İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, davalıların sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini ağır kusurlu olarak ihlal ettiğini, temerrüde düştüklerini, müvekkilinin sözleşmelerden hukuken haklı nedenlerle döndüğünü, davalıların sözleşmedeki taahhütlerine aykırı ve ağır kusurlu olarak edimlerini kendilerine verilen süreye rağmen yerine getirmediklerini, bu nedenle TBK md. 125 uyarınca müvekkilinin satış, inşaat ve ... sözleşmelerinden döndüğünü, sözleşmeden dönmenin, bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı olmasından dolayı sözleşmelerin geçmişe etkili olarak hükümsüzleştiğini, bu durumda TBK md. 125 uyarınca daha önce ifa edilmiş olan edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmesi gerektiğini, davalıların temsilcisi ...'nın, müvekkile devredilen bağımsız bölümlerin brüt 90,95 m², net 56,53 m² olacağını, bu bağımsız bölümler için 865.000 ABD Doları bedel talep edildiğini; ancak 800.000-ABD Doları ile işi halledebileceğini, söz konusu bedelin o günkü TL karşılığı olan 12.733.000-TL’lik kısmının .../ürün teslimi suretiyle, bakiye 12.733.000-TL’nin ise nakden ödeneceğini bizzat müvekkile kendi el yazısı ile düzenlediği notlar ile bildirdiğini, davalıların temsilcisinin bu beyanlarının, salt tanıtım veya aracılık faaliyeti kapsamında olmadığını, bedelin belirlenmesinin, ödeme yönteminin kurgulanmasının ve taraf iradesinin şekillendirilmesi suretiyle sözleşme öncesi sürece fiilen ve belirleyici şekilde müdahale niteliğinde olduğunu, ayrıca temsilcinin müvekkilinin imzaladığı Gayrimenkul İnşaat Sözleşmesine de müvekkilinin aleyhine sonuç doğuracak biçimde doğrudan müdahalede bulunduğunu, bedel ve ödeme yapısına ilişkin hükümleri kendi el yazısı ile revize ettiğini, bu süreçte müvekkilden kendisine güvenilmesini talep ettiğini, revize edilen halini müvekkile imzalattığını, temsilcinin bu eylemlerinin davalılar adına ve hesabına yapılmış olduğundan bu eylemlerden davalıların sorumlu olduğunun kuşkusuz olduğunu, müvekkilinin, davalıların ağır kusuru ve sözleşmeye aykırı teslim girişimleri neticesinde sözleşmeden haklı nedenle dönüldüğünü, ödediği yüksek meblağlı bedellerin iadesini talep ettiğini, sözleşmeden dönme ile birlikte müvekkilinin ödediği 25.446.000-TL bedelin vadesi geldiğini ve iadesi gereken bir para alacağı niteliği kazandığını, davalıların ticari ahlaka aykırı tutumlarının, taahhüt ettiklerinden %40 oranında daha küçük bağımsız bölümleri teslim almaya zorlamaları ile müvekkili oyalama taktikleri, yargılama sürecinde mal kaçırma tehlikesinin son derece yüksek olduğunu gösterdiğini, özellikle yargılama sürelerinin uzunluğunun ve davalıların mevcut mali durumu dikkate alındığında, davanın sonunda elde edilecek ilamın tahsil kabiliyetinin kalmaması ve müvekkilinin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelmesi riskinin mevcut olduğunu iddia ederek, öncelikle, davalıların mal kaçırma ihtimaline binaen, müvekkilin yüksek meblağlı bedel iadesi alacağını güvence altına almak amacıyla, davalıların banka hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile taşınır ve taşınmaz malvarlıkları üzerine en az 25.446.000 TL karşılığında teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİİlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 02.06.2026 tarihli ara kararıyla; "...Alacağın niteliği gereği varlık ve miktarının tespiti ve vadesinin belirlenmesi yargılamayı gerektirdiği, kayıt ve şartsız vadesi gelmiş alacağın varlığı ve miktarına ilişkin yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından gelinen aşamada İİK 257. maddesi gereği davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair..." gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen ara kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin ödemiş olduğu ana para toplam tutarının 27.046.000,00 TL üzerinden teminatsız veya aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde, denkleştirici adalet ilkesi gereği güncel değer üzerinden iade talep edilmiş olmasının likit ana paranın varlığını ve belirlenebilirliğini ortadan kaldırmayacağını, ihtiyati haciz taleplerinin yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek güncellenmiş değer üzerinden değil doğrudan doğruya müvekkilinin mal varlığından çıktığını, tapu ve banka kayıtları ile sabit olan ana para tutarı üzerinden olduğunu, dosyaya sunulan resmi belgelerin İİK 257 ve 258 madde kapsamında yaklaşık ispat kuralını karşıladığını, kat irtifaklı tapu senedinde bağımsız bölümlerin net 50,53 m2 olduğunun yazıldığını ancak SPK lisanslı değerleme uzmanı tarafından yapılan fiziki ölçümde bu alanın 36,7 m2 olduğunun tespit edildiğini, ayrıca davalının keşide edilen ihtarnameye cevabında bağımsız bölümlerin 50 m2 olduğunu savunarak borcu ve sözleşmenin varlığını kabul ettiğini, müvekkilinin kendi edimlerini eksiksiz ifa ettiğini, karşı tarafın temerrüte düştüğünü, teminat mektuplarının müvekkiline iade edilmiş olmasının borcunu tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğinin en somut ve tartışmasız belgesi olduğunu, taraflar arasında akdedilen gayrimenkul inşaat sözleşmesinin 4 nolu maddesi gereğince Haziran 2025 olan teslim tarihinin ihlal edildiğini, Ocak 2026 tarihinde teslime davet edildiklerini, teslim edilmeye çalışılan bağımsız bölümlerin tapuda yazan m2'den neredeyse %40 oranında daha küçük olduğunu, TBK kapsamında ağır kusur oluşturduğunu, ihtiyati haciz talebinin kabulünün zorunlu olduğunu, davalıların müteselsil sorumluluğu ve mal kaçırma tehlikesinin bulunduğunu, ekte sunulan davalı ...'e ait olan sicil kaydında kısmi bölünme ile devrolunduğu hususunun yer aldığını, bu hususun dahi davalıların kötü niyetli ve türlü hilelerle mal varlıklarını azaltma yoluna gittiğini gösterdiğini belirterek, mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasına, mal kaçırma ihtimali ve sunulan delillerle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin gözetilerek müvekkilinin ödemiş olduğu para tutarı 27.046.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesine, mahkeme tarafından ihtiyati haciz talebinin tamamen kabul edilmemesi durumunda en azından HMK'nın 389 vd. hükümleri kıyasen ve doğrudan dikkate alınarak uyuşmazlık kaynağı olan projedeki davalı müteahhit ve ... firmasına ait diğer bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarına bağımsız bölümün maliki olmamaları durumunda ise alacağa yeter miktardaki dört adet bağımsız bölüme üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇEDava, ... Sözleşmesi ile Satış ve İnşaat Sözleşmesinden dönülmesi neticesinde sözleşme kapsamında ödenen bedelin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesi ile birlikte ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur. Dava dilekçesi içeriğinde ve sonuç kısmında ihtiyati tedbire dair herhangi bir talep mevcut değildir. Dava dilekçesine ekli olarak, davacı ile davalılardan ...... AŞ arasında gerçekleştirilen 27.09.2024 tarihli Gayrimenkul İnşaat Sözleşmesi örneği, çek örnekleri, ihtarname örnekleri, bilirkişi tespit rapor örneği ve diğer deliller ibraz edilmiştir. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen İİK 258.madde gereğince, ihtiyati haciz talep eden haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur. Somut olayda, taraflar arasındaki Gayrimenkul İnşaat Sözleşmesinin mevcudiyeti tartışmasızdır. Sözleşme kapsamında davacı tarafça davalılara ihtarname keşide edilmiştir. İhtarname içeriğinde ,yapılan işlem ve eksik bulunan hususlar ileri sürülmüş ve tazmini talep edilmiştir. Cevabi ihtarnamelerde ise iddialar kabul edilmeyerek gerçek dışı olduğu ifade edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep tarihi itibariyle talep edilen konuda ihtiyati haciz kararı verilmesi için yasal düzenlemede ifade edilen kanaat getirecek delillerin mevcudiyetinden söz etmek mümkün görülmemiştir. Diğer taraftan, dava dilekçesinde dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak HMK'nın 389 vd. maddelerde düzenlenen ihtiyati tedbire dair herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Bu doğrultuda mahkemece yerinde olarak bu konuda herhangi bir değerlendirmede de bulunulmamıştır. HMK'nın 357/1 hükmü gereğince ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenilemez. Aksi halde dahi ihtiyati tedbire konu edilen taşınmazlar uyuşmazlık konusu olmadığından, HMK'nın 389. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir şartlarının varlığından da söz edilemeyecektir. Her ne kadar mahkemenin ara kararında alacağın niteliğinin yargılamayı gerektirdiği ifade edilmiş ve bu ifade geçici hukuki koruma niteliğindeki talebe uygun değil ise de sonuca etkili görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 02.06.2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026