İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, eski çalışanın müşteri portföyünü haksız rekabetle kötüye kullanma iddiasıyla açılan davanın ilk derece mahkemesi tarafından delil yetersizliğinden reddedilmesi üzerine verilen istinaf kararını inceledi.
Özet: Davacı şirket, eski çalışanı olan davalının kendi bünyesinde çalışırken edindiği müşteri portföyü ve kişisel verilerini, rakip bir şirkete geçtikten sonra kendi ve yeni şirketi lehine haksız rekabet oluşturacak şekilde kullandığını iddia ederek haksız rekabetin tespiti, meni ve ticari itibar kaybı karşılığı maddi tazminat talebinde bulunmuş; ancak ilk derece mahkemesi, davalının müvekkil şirketin müşteri bilgilerini kötüye kullandığına dair iddialarını ispatlayacak somut delillerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle haksız rekabet davasının reddine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1191
KARAR NO: 2026/1440
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (Kapatılan) İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 02/12/2025 tarihli hüküm ve 21/04/2026 tarihli ek karar
NUMARASI: 2024/69 Esas - 2025/999 Karar
DAVANIN KONUSU: Haksız rekabet
Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'un, müvekkili şirket .... Şti'de 03.09.2018 tarihinden 08.10.2021 tarihine kadar belirsiz süreli iş sözleşmesi çerçevesinde çalıştığını, davalı ...'un, müvekkili şirket .... Şti. bünyesinde çalışmakta iken; müvekkili şirket ile aynı iştigal alanında -uluslararası nakliye alanında- faaliyet gösteren ve halen çalışmakta olduğu .... Şti.'den iş teklifi alması sebebiyle müvekkili şirketten istifa ettiğini, davalının müvekkili şirket nezdinde çalıştığı süreçte, şirketin faaliyet alanı ile ilgili konularda bilgi sahibi olduğunu ve müvekkili şirket bünyesinde yer alan müşteri portföyüne ve müşterilerin kişisel verilerine işi gereği vâkıf olduğunu, davalının iş ilişkisini sağladığı işbu durumu kötüye kullanarak, müvekkili şirket portföyünün kişisel verilerini kaydettiğini ve depolamış olduğunu, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin portföyü ile iletişim kurarak kendisine ve halen çalışmakta olduğu .... Şti.'ne yarar sağlamak maksadıyla vakıf olduğu bilgileri kötüye kullandığını, davalı tarafın işbu haksız rekabet eylemlerine son vermesinin, .... Noterliği'nin 25.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile ihtar edilmişse de davalı tarafın eylemlerine son vermediğini iddia ederek, haksız rekabetin tespiti ile men'ine ve ref'ine, müvekkili şirketin ticari itibar kaybı gözetilerek 10.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik itirazının kabulünü, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmayan davacının davasının usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davacı tarafın zararını hesap edebilecek belge ve bilgilere sahip basiretli bir tacir olduğundan talebini netleştirmesi ve buna göre belirlenecek harcı yatırması için kesin süre verilmesini aksi halde davanın açılmamış sayılması ile dava dilekçesindeki tüm iddialar haksız olduğundan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2022/302 Esas, 2022/510 Karar ve 24.06.2022 tarihli ilamı ile; mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/589 Esas, 2023/26 Karar ve 17.01.2023 tarihli kararı ile; davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle usulden reddine ve görev uyuşmazlığının giderilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2023/1466 Esas, 2023/3573 Karar ve 26.12.2023 tarihli kararı ile yargı yeri İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davalının davacı şirket nezdinde çalıştığı süreçte şirketin faaliyet alanı ile ilgili konularda bilgi sahibi olduğunu ve davacının müşteri portföyüne ve müşterilerin kişisel verilerine işi gereği vâkıf olduğunu, davalının bu durumu kötüye kullanarak davacının portföyünün kişisel verilerini kaydettiğini, davacıdan ayrıldıktan sonra davacının portföyü ile iletişim kurarak kendisine ve halen çalışmakta olduğu .... Şti.'ne yarar sağlamak maksadıyla vakıf olduğu bilgileri kötüye kullandığını iddia etmiş ise de dosya kapsamında iddiaları ispat edecek delil bulunmamaktadır. Dava dışı Element Uluslararası Nakliyat...şirketinin kayıtları incelense dahi davacının iddia ettiği gibi davacının müşteri portföyünün dava dışı şirket lehine ve davalı lehine kullanıldığı iddiasını ispata yarayacak delil bulunmamaktadır.
Dava dışı şirketin belirtilen müşterilerle ticari ilişkisinin bulunması ya da bulunmaması, davacının iddiasını tek başına ispat etmesine delil olamayacaktır. Tüm dosya kapsamına göre, davacının iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçeli karar, davacı vekiline e-tebligat yolu ile 16.02.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili 24.03.2026 tarihli dilekçe ile gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiğini kararın istinaf edilmediğinden hükmün kesinleştirilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 27.03.2026 tarihinde kesinleşme şerhi oluşturulmuştur.
Karar başlığında vekiller arasında gösterilen Av. ... 01.04.2026 tarihli dilekçe ile mahkemeden tarafına tebliğ edilen tebligatın iadesine dair beyanda bulunarak söz konusu beyanında; iş sözleşmesine dayalı olarak SGK'lı çalışan sıfatı ile görev yaptığını, 02.09.2022 tarihinde iş akdinin sona ermesi ile vekalet ilişkisinin fiilen sona erdiğini, söz konusu tarihten sonra dosyanın aktif şekilde takibinin söz konusu olmadığı gibi serbest avukatlık faaliyeti yürütülmemesi nedeniyle vergi mükellefiyetininde bulunmadığını, farklı iş yerlerinde SGK'lı çalışan olarak görev yaptığını belirterek davacı tarafın herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına gerekçeli kararın tebliğ edildiği 11.02.2026 tarihli tebligatın iadesini talep etmiştir.
Mahkemece Av. ...'nun talebi hakkında 07.04.2026 tarihli ek kararı ile; talebin reddine dair karar verilmiştir. Ek karar gerekçesinde; "... Vekaletnamede Av. ...'un ve Av. ...'nun isminin yer aldığı, vekaletnamede tevkil yetkisinin olduğu ayrıca Av. ... tarafından düzenlenen 24.06.2022 tarihli vekaletname yetki belgesinde Av. Nihal Kalaycıoğlu'nun "Bu yetki belgesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nu değiştiren 4667 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile 56. maddesine eklenen hüküm uyarınca, vekâletname yerine geçmek üzere," yetkilendirildiği, vekaletnamede Av. ...'un tevkil yetkisinin bulunduğu, gerekçeli karar Av. ...'na tebliğ edildikten sonra kendisinin vekillik sıfatının kalmadığına ve kararın diğer vekile tebliğ edilmesi gerektiğine dair dilekçe sunulmadığı, gerekçeli karar tebliğ edildikten ve dosya kesinleştikten sonra SGK’lı çalışan sıfatıyla görev akdinin sona erdirdiğini bildirdiği anlaşılmakla..." gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Av. ...'nun yapmış olduğu başvuru hakkında 21.04.2026 tarihli ek karar ile; davacı vekilinin 20.04.2026 tarihli itiraz dilekçesi ile İstanbul Anadolu 6. ATM'ye hitaben dilekçe yazdığı, ilgili mahkemenin ek karara karşı itiraz merci olmadığı, ek kararın itiraza tabi kararlardan olmadığı gerekçesiyle 20.04.2026 tarihli itiraz başvuru dilekçesindeki talebinin reddine karar verilmiştir.
İilk derece mahkemesince istinaf başvurusunun değerlendirildiği 15.04.2026 tarihli ek kararında; "...Mahkememiz tarafından verilen 02/12/2025 tarih 2024/69 Esas Esas 2025/999 sayılı sayılı ilamın davalı ... Şti vekiline Av. ...'na 16/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili Av. ...'un da 14/04/2026 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, ancak istinaf başvurusunun iki haftalık kanuni süre içerisinde yapılmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle, HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca davcı vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 346/2. maddesi uyarınca bu ek karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 11.02.2026 tarihinde Av. ...'na yapılan tebligatın usulüne aykırı olduğunu, söz konusu avukatın dosyayı takip etme hak ve yükümlülüğü bulunmadığını, bu husustaki itirazlarının reddedildiğini, adı geçenin tebligat iadesine konu olan dilekçe ekinde SGK işten çıkış bildirgesinde de görüleceği üzere tarafına tebligat yapılan avukatın iş akdinin 02.09.2022 tarihinde sona erdiğini, dosya kapsamında hiçbir yetki ve sorumluluğunun kalmadığını, dosyanın tamamı incelendiğinde tüm sürecin taraflarınca takip edildiğini, tebligatların taraflarına yapıldığını, tebligatın vekaletnamede ismi olan ancak davayı hiç takip etmeyen avukata yapılmasının usulsüz olduğuna dair Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/7116 Esas sayılı ilamının olduğunu, esasında yetkili vekil olarak gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmediğini, mahkeme kararının kesinleşmesinin mümkün olmadığını, söz konusu avukatın iş akdi sebebiyle yetkilendirildiğini, iş akdinin sonlanması ile vekalet ilişkisinin sona erdiğini belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile başvurunun süre yönünden reddine yönelik ek kararın kararın kaldırılmasına, kesinleşme şerhinin iptaline ve asıl karar yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, neticede davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
HMK'nın 346/2 hükmü uyarınca, öncelikle istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine dair ek karara yönelik istinaf başvurusunun incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinde; dava dilekçesinin ekinde yer elan 03.02.2022 tarihli.... Noterliğinde düzenlenen vekaletnamede, karar tebliğ edilen Av. ...'nun davacı vekilleri arasında yer aldığı, 24.06.2022 tarihli ön inceleme duruşmasına davacı vekili olarak katıldığı, iş mahkemesinde verilen 24.06.2022 tarihli karar başlığında ve diğer mahkeme başlıklarında davacı vekilleri arasında gösterildiği, adı geçen vekilin iş akdi ile birlikte vekalet ilişkisinin sona erdiğine dair dosyaya herhangi bir bilgi ve belgenin ibraz edilmediği, aksinin de iddia edilmediği, mahkemenin karar tarihinin 02.12.2025 olduğu, karar başlığında vekil olarak diğer vekille birlikte gösterildiği, kararın adı geçen vekile 16.02.2026 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edildiği, vekil tarafından tebligatın iadesine ilişkin mahkemeye başvurunun 01.04.2026 tarihinde gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere mahkeme tarafından tebligat iade talebi reddedilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11/1. maddesi uyarınca, "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır". Somut olayda gerekçeli karar, vekaletname ile vekil tayin edilmiş olan davacı vekili Av. ...'na UETS üzerinden 16.02.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. İki haftalık istinaf süresi, 03.03.2026 tarihinde gün bitiminde sona ermiştir. İstinaf başvurusu ise yasal hak düşürücü süre geçtikten sonra 14.04.2026 tarihinde gerekleştirilmiştir. Davacı vekilinin tebligat iade talebi ve istinaf başvurusu yerinde ve süresinde görülmeksizin mahkemece reddedilmiştir.
İstinaf başvuru süresi ve uygulanacak usul HMK'nın 345 ve 346. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan 345. madde uyarınca istinaf kanun yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar.
Yasa'nın 346. maddesi uyarınca, istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir.
Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan HMK'nın 346. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine dair ek karar verilmiştir. Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesinin HMK'nın 346.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine dair verdiği karar usule ve yasaya uygun bulunduğundan, ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Ek karar isabetli olduğundan, davacı vekilinin asıl karara yönelik istinaf sebepleri değerlendirilmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu 15.04.2026 tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.