Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin banka müşterisinin izinsiz POS çekimleri nedeniyle bankanın güvenlik sorumluluğu ve tazminat talebi hakkındaki kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının rızası ve bilgisi dışında, banka hesabından 11.05.2017 tarihinde üç ayrı işlemle toplam 45.000 TL tutarında para çekildiği iddiasıyla bankaya karşı açtığı tazminat davasını ele almaktadır; davacı, bu işlemlerin şifresiz yapıldığını, bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almadığını ve SMS bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunurken, davalı banka ise işlemlerin davacının kendi belirlediği ve sadece kendisinin bildiği şifre (PIN) kullanılarak yapıldığını, kart kopyalama bulgusuna rastlanmadığını, sözleşme gereği kart ve şifre güvenliğinin müşterinin sorumluluğunda olduğunu ve davanın Borçlar Kanunu uyarınca zamanaşımına uğradığını ileri sürmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:04/03/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:12/11/2025
DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:04/03/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili,müvekkilinin, davalı bankanın TR ... ... hesap nolu müşterisi olduğunu, kendisine bir adet hesap kartı tanımlandığını, müvekkilin rızası ve bilgisi dışında hesap kartı kullanılmak suretiyle hesabından, 11.05.2017 tarihinde arka arkaya 3.000,00.-TL, 22.000,00.-TL ve 20.000,00.-TL’lik para çekim işlemleri gerçekleştirildiğini, bu para çekim işlemlerini internet bankacılığı üzerinden fark eder etmez, aynı gün (11.05.2017 tarihinde) bankaya bu işlemlerin kendisi tarafından gerçekleştirilmediği, rızası dışında olduğunu hususunun bildirilerek parasının hesabına iadesini istediğini, davalı bankadan olumlu yanıt alınamadığını, parasının da hesabına iade edilmediğini, ayrıca, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, yürütülen soruşturma sonunda müvekkilinin hesap kartından para çekilen pos cihazının sahibinin ... olduğunun tespit edilerek onun hakkında Antalya 27.Asliye Ceza Malıkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, müvekkili firmanın hesap kartından paranın çekildiği pns cihazının ... tarafından ...‘e (... Tekstil Paz Tic) verildiği, Pos cihazının tanımlı olduğu adresin “... Mah .... Sok No:... D:C .../tSTANBUL" olduğu, ..., ...’ in kendine verilen pos cihazını kullanarak, müvekkilin hesap kartından, 11.05.2017 tarihinde arka arkaya, 3.000,00.-TL, 22.000,00.-TL ve 20.000,00.-TL çekim işlemi yaptığı ve bu çekim işlemlerinin sifresiz gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, ... (...) ...'un savcılık aşamasındaki savunmasında, müvekkili firma yetkilisini tanımadığını, kendinin pos cihazının olmadığını, kesinlikle kimsenin kartından para çekmediğini ifade ettiğini, bankaların, müşterilerinin hesabındaki paraların güvenliğini sağlamakla ve bu hususta gerekli olan tüm tedbirleri almakla yükümlü olduklarını, bankaların bu konuda objektif sorumlulukları bulunduğunu, ...’m savcılık dosyasına vermiş olduğu cevaptan da anlaşılacağı üzere, bunca yüklü tutarların hesaplarından çekilirken şifre dahi istenmediğini, oysa bunca yüklü tutarların pos cihazından çekilmesi işleminde şifre kullanılmasının zorunlu olduğunu, “kısa mesajla” bildirimde bulunması gerekirken, bu yükümlülüğün de yerine getirilmediğini, arabuluculuk işlemlerinin olumsuz sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 42.000,00 TL’nin 11.05.2017 tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili banka tarafından davacının söz konusu başvuru üzerine konunun araştırıldığını, davacının hesabından yapılan işlemlerin kendisi tarafından belirlenen ve sadece kendisi tarafından bilinebilecek olan şifre (PİN Kodu) girilerek gerçekleştirildiğini, kartın kopyalandığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığını, bu nedenle davacının itirazının olumsuz sonuçlandırıldığını, davacının dava konusu işlemlerden dava dilekçesinde kendisinin de belirttiği üzere işlemlerin gerçekleştiği tarih olan 11.05.2017 tarihinde haberdar olduğunu, Türk Borçlar Kanunun 72. maddesine göre davacının tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, talepte bulunulabilmesi için zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içerisinde talepte bulunması gerektiğini, oysaki davacı davaya konu işlemlerden 11.05.2017 tarihinde haberdar olunmasına rağmen, davanın 21.10.2019 tarihinde açıldığını, ayrıca söz konusu işlemlerin bizzat davacının kendisinin belirlediği ve sadece ve sadece kendisinin bilebileceği PIN kodu girilmek sureti ile gerçekleştirildiğinden ayrıca müşteriye mutlaka SMS atılması yönünde bir uygulama bulunmadığı gibi SMS atılmasını zorunlu kılan yasal bir gerekliliğin de mevcut olmadığını, kaldı ki davacı ile müvekkili banka arasında imzalanan 11.09.2006 tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin "Banka Kartlarının Kullanımı" başlıklı 22. Maddesinde yer alan "Banka kartını ve şifresini özenle muhafaza edeceğini, üçüncü kişilere vermeyeceğini ve Banka kartının ve/veya Şifresinin kullanılması suretiyle gerçekleştirilen işlemlerin kendisi tarafından yapılmış sayılacağını, aynı şekilde tüzel kişilere verilen Banka kartlarında da Banka kartı ve/veya Şifre kullanılması suretiyle yapılan işlemlerin yetkili kişiler tarafında yapılmış sayılacağını, kartın üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olacağını..." kabul, beyan ve taahhüt ettiği yönündeki düzenleme de bu hususun sözleşmesel olarak ispatı niteliğinde olduğunu, öte yandan POS cihazı ile gerçekleştirilen işlemlerin İstanbul'da olduğu, davacının Antalya'da yaşadığı, Bankamatik kartının menkul niteliğinde olduğu, başka birisine teslim edilebileceği ve mutlaka hesap sahibi ile aynı ilde olmak zorunda olmadığı, bu kapsamda davacının Antalya'da bulunduğundan bahisle İstanbul'da işlem gerçekleştiremeyeceğinin ileri sürülüp sözde zararlardan müvekkili bankanın sorumlu tutulmasını anlayamadıklarını, kusursuz sorumluluk iddialarını da kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacının, davalı banka nezdinde bulunan ... numaralı vadesiz hesabının olduğu, 11/05/2017 tarihinde ... saatlerinde 20.000,00TL, 22.000,00TL ve 3.000,00TL karttan çekim işlemi yapıldığı, 3.000,00TL'nin hemen sonra iade edildiği, provizyon kayıtlarına göre 11.05.2017'de yapılan üç ayrı işlemin, onayı için hem fiziki kartın manyetik şeridinin okutulduğu hem de kart şifresinin girildiği 27/07/2025 tarihli denetime elverişli bilirkişi raporu ile anlaşılmıştır. Olay tarihi itibariyle davalı banka tarafından ek güvenlik önlemlerinin yeterince alınmadığı, davacının hesabından yapılan 11/05/2017 tarihi ... saatlerinde 20.000TL ve 22.000TL karttan çekim işleminin fiziki kart ile gerçekleştirildiği, davaya konu işlemler sırasında 11/05/2017 tarihi ... saatlerinde davalı banka tarafından herhangi bir sıns gönderimi olmadığı, işlemlerin sergilediği anormal patern coğrafi, frekans, tutar karşısında bankanın sahtekarlık tespit sistemlerinin yetersiz kaldığı, işlemler sırasında davacıya kanunen ve teamülen zorunlu olan herhangi bir bilgilendirme veya güvenlik SMS'i gönderilmediği ve bu durumun bankanın objektif özen yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiği, yine davacının aynı gün yaptığı harcama itirazına rağmen davalı bankanın uluslararası kart kuralları gereği zorunlu olan ters ibraz ... mekanizmasını işletmeyerek zararın telafisine yönelik temel görevini yerine getirmediği tespit edilmekle, davalı bankanın kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar bilirkişiler tarafından kusur oranı belirlenmemiş ise de; kusur durumunun takdiri mahkemelere aittir. Somut olayda işlem ağırlığı dikkate alındığında davacının kartının kopyalanmaması, kendisine ait kart ve şifresinin 3.kişilerin eline geçmesi nedeniyle %20 oranında müterafik kusurlu olduğu, davalı bankanın ise sahtekarlık tespit sistemlerinin yetersiz kalması, işlemler sırasında davacıya kanunen ve teamülen zorunlu olan herhangi bir bilgilendirme veya güvenlik SMS'i gönderilmemesi yine davacının aynı gün yaptığı harcama itirazına rağmen davalı bankanın uluslararası kart kuralları gereği zorunlu olan ters ibraz ... mekanizmasını işletmeyerek zararın telafisine yönelik temel görevini yerine getirmemesi nedeniyle %80 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü"şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin müvekkile ait kart ve şifresinin üçüncü kişilerin eline geçmesi nedeniyle %20 müterafik kusurlu olduğu sonucuna ulaşarak ortaya çıkan zararın %20'sinden sorumlu olduğuna karar vermesinin dosyada toplanan deliller karşısında kabul edilemez olduğunu, paraların ...'a ait POS cihazından çekildiğini, ...'ın savcılık tarafından yürütülen soruşturmada kendisine yazılan müzekkereye vermiş olduğu yanıtta "hesap kartı işlemi şifresiz yapılmıştır" açıklamasında bulunduğunu, çekim işlemlerinin şifresiz gerçekleştirilmiş olması karşısında davalı bankanın dosyaya asılsız ekran görüntüsü göndermek suretiyle mahkemeyi yanılttığını, ... yazısının müvekkilin kart şifresini paylaşmadığının kanıtı olduğunu, buna rağmen yerel mahkemenin kartın şifresinin paylaşıldığı kabulü ile müvekkile kusur yüklemiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkile yüklenecek kusurun bulunmadığını, davaya konu işlemler nedeniyle müvekkilin yakınması üzerine Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyası kapsamında kamu davası açıldığını ve bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan yargılanan sanık ... ...'nun cezalandırılmasına karar verildiğini, ...'nun ceza dosyasında sanık olarak vermiş olduğu ifadesinde müvekkili tanımadığını, kimsenin kartından para çekmediğini ve ... isimli bir işyerinin olmadığını beyan ettiğini, yani müvekkilinin dolandırılmış olduğunun kesin olduğunu, davalı bankanın mahkeme tarafından kendisine yazılan müzekkereye vermiş olduğu cevapta müvekkilinin banka kartından 11/05/2017 tarihinde bir dakika bile olmayan zaman aralıklarında yüklü miktarda çekim işlemlerinin gerçekleştirildiğini bildirdiğini, bu kadar kısa zaman aralığında aynı POS cihazından gerçekleştirilen çekim işlemlerini davalı bankanın şüpheli olarak kabul etmemesinin anlaşılır ve kabul edilir olmadığını, yine bu işlemler nedeniyle davalı bankanın müvekkilini SMS ile uyarmadığını, aynı gün müvekkilinin yapmış olduğu çekim işlemlerinin şüpheli olduğu başvurusuna kayıtsız kalarak hiçbir işlem başlatmadığını, oysa davalı bankanın Uluslararası Kartlı Ödeme Sistemleri Genel Kuralları çerçevesinde müvekkilinin 11.05.2017 tarihinde yapmış olduğu şüpheli işlem itirazına ilişkin olarak öncelikle ve ivedilikle "Harcama itirazını POS cihazının kurulu bulunduğu üye işyerinin Finansal Kuruluşuna (...'a) iletmesi gerektiğini, davalı bankanın müvekkilin yapmış olduğu harcama itirazını ...'a bildirmediğini, dolayısıyla davalı bankanın Kartlı Ödeme Sistemleri Genel Kuralları kapsamında müvekkiline karşı olan yükümlülüklerinin hiçbirisini yerine getirmediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal kararında bankanın riskli, şüpheli veya hileli işlem tespit ettiğinde üye işyeri hesabına bloke koyması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin aynı gün yapmış olduğu "şüpheli işlem" başvurusunu davalı banka anında ve sistem üzerinden ...'a bildirmiş olsaydı, ...'ın da Kartlı Ödeme Sistemleri Genel Kurallarına göre parayı blokeye alacağını ve müvekkilinin mağduriyetinin söz konusu olmayacağını, dosyada görev yapan bilirkişiler ... ve ...'ın ... tarihli raporlarında işlemlerin sergilediği anormal patern karşısında bankanın sahtekarlık tespit sistemlerinin yetersiz kaldığını, işlemler sırasında davacıya kanunen ve teamülen zorunlu olan herhangi bir bilgilendirme veya güvenlik SMS'inin gönderilmediği ve bu durumun bankanın objektif özen yükümlülüğünün açıkça ihlali olduğunu saptadığını, yine bilirkişilerin davalı bankanın, müvekkilinin aynı gün yapmış olduğu harcama itirazına kayıtsız kaldığını, uluslararası kart kurulları gereği zorunlu olan "Ters İbraz" (...) mekanizmasını işletmediğini ve zararın telafisine yönelik temel görevini yerine getirmeyerek ağır hizmet kusuru işlediği sonucuna ulaştığını, tüm bu nedenlerden ötürü müvekkiline yüklenecek herhangi bir kusurun bulunmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince ilk yargılamada davanın reddine karar verildiğini, bu kararın Antalya BAM 11. Hukuk Dairesi'nin 20.03.2023 tarihli kararı ile kaldırıldığını, yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine hükmedildiğini, ancak bu kararın hukuka, usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, istinaf öncesi yargılamada ... tarihli bilirkişi raporunda bankanın kart basımı ve güvenli kullanımı noktasında özen yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacıya karşı kusuru veya zararının bulunmadığı, kart şifresinin üçüncü kişilerce öğrenilmesi halinde bankanın sorumlu olamayacağı kanaatine varıldığını ve davanın bu rapor üzerine reddedildiğini, Antalya BAM'ın kararının ise ...'ın müzekkere cevabında işlemde şifre kullanılmadığından bahsedilmesi nedeniyle çelişkinin giderilmesi amacıyla verildiğini, istinaf ilamı üzerine ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılamada dosya münderecatı ve ceza mahkemesi dosyasının bir bütün olarak değerlendirilmesiyle söz konusu işlemlerde şifre/PIN kullanıldığının kanıtlandığını, hatta hükme esas alınan ... tarihli ek bilirkişi raporunda dahi kartın manyetik şeridinin okutulduğu, işlemin fiziki kart kullanılması ve kart şifresinin/PIN'inin doğru girilmesi suretiyle gerçekleştiğinin tespit edildiğini, davacı hesabından davacıya ait bankamatik kartı ve kendisi tarafından belirlenen PIN girilmek suretiyle işlemin gerçekleştirildiğinin ispatlandığını, buna karşın ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, dava konusu işlemin niteliği, özelliği ve gerçekleşme biçimi ile örtüşmeyen, mevzuat/dayanak gösterilmeyen birtakım farazi değerlendirmelerle müvekkil bankanın hukuki sorumluluğu olduğu ileri sürülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, işlem tarihinin 11.05.2017 olması nedeniyle güncel uygulamalar yerine o tarihteki bankacılık uygulamalarına ve mevzuata göre değerlendirme yapılması gerektiğini, işlemi "e-ticaret" işlemiymiş gibi değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, PIN girilmek suretiyle yapılan işlemlerde müşteriye SMS atılması yönünde bir uygulama veya yasal zorunluluğun olay tarihinde bulunmadığını, 5464 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin 22. maddesi gereğince kart hamilinin şifreli işlem konusundaki sorumluluğunun bulunduğunu, "Ters İbraz (...)" mekanizmasının işletilmediği yönündeki değerlendirmenin de bankanın gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak itirazı usule ve mevzuata uygun şekilde reddetmesi nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, ek bilirkişi raporundaki davacının ticari faaliyet merkezi Antalya olan bir müşterinin kartıyla İstanbul’da ve daha önce işlem yapılmamış bir iş yerinde 90 saniye içinde yüksek tutarlı üç işlem gerçekleştirilmiş olması nedeniyle bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasının hatalı olduğunu, zira işlemlerin PIN kodu girilmek suretiyle yapıldığını, ticari hayatta bu tür tutarların şirketler için olağan olduğunu ve bankanın farklı şehirdeki harcamaları kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığını, vekil eden Banka aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için bir zararın varlığı, bu zararın bankanın eyleminin sebebiyet vermesi ve uygun sebep-sonuç bağının kanıtlanması gerektiğini, somut olayda müvekkili bankanın bir eylemi olmadığı, davacının bizzat kendisi tarafından belirlenen şifre girilmek suretiyle bir işlem gerçekleştirildiği için zararın da oluşmadığı göz önüne alındığında, tazminat hukukunun işletilemeyeceğini, davacının olayda %20 kusurlu, müvekkil bankanın ise %80 kusurlu olduğu değerlendirmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili bankanın tüm teknik, teknolojik, güvenlik ve mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, olayın davacının kişisel ve tam kusuruna konu özensizliği neticesinde meydana geldiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, hizmet kusuru iddiasıyla bankaya karşı açılan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, istinaf kaldırma ilamına uygun şekilde yargılama yapılmış olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere, oluşa uygun ve denetime açık hüküm kurmaya elverişli olmasına, Mahkemece takdir edilen kusur oranlarında bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ile davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından tekrar alınmasına YER OLMADIĞINA ,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.295,22 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 732,00TL harcın mahsubu ile bakiye 1.563,22 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...