4. Asliye Ticaret Mahkemesinin taşıma sözleşmesi kaynaklı cihaz hasarı nedeniyle itirazın iptali davasında, yetersiz ambalajlama ve yükleme sorumluluğu ile taşıyıcının mesuliyetini değerlendiren gerekçeli kararı.
Özet: Taşıma sırasında zarar gören cihazlar nedeniyle davacı şirket tarafından nakliye firmasına karşı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan bu davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının taşıma konusu cihazları yeterli düzeyde ambalajlamaması ve güvenli bir şekilde yüklememesinden kaynaklanan hasardan nakliye firmasının sorumlu olmadığına hükmederek davayı reddetmiştir.

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/783 Esas - 2026/364

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/783 Esas
KARAR NO : 2026/364
HAKİM : ...
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av....
DAVA İHBAR OLUNAN : ....
VEKİLİ : Av....
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 16/06/2022
KARAR TARİHİ : 04/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin üreticisi ve maliki olduğu 2 adet otoklav cihazı, 1 adet Passbox cihazı, 1 adet alt takım araba, 1 adet iç takım araba TÜYAP fuarında sergilenmek üzere götürüldüğünü, fuar bitiminde müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği adresine getirilmek üzere .... Nakliyat unvanı ile bilinen ve adı geçen karşı taraf ile anlaştıklarını, 22.03.2022 tarihinde cihazların müvekkili şirkete teslim edilmiş olup dikey olarak yüklenen cihazların yatay hale geldiği ve teslim edilen cihazların taşıma esnasında zarar gördüğünü, bu nedenle hasar bedelinin tahsili amacıyla icra davalı aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının ... 3. İcra Müdürlüğünün 2022/7622 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; araca yüklenen emtianın .... ait portiflerle ve portif şoförleri tarafından yüklenmiş olup, müvekkilinin yüklemeye bir müdahilinin söz konusu olmadığını, taşınan emtianın yüklendiği hali ile davacı yanın bildirmiş olduğu adrese tam ve sağlam olarak götürüldüğünü, orada da davacının çalışanları tarafından araçtan naklinin sağlandığını, davaya konu emtianın tonajlı malzemeler olup, davacı yanın bahsettiği gibi, müvekkilinin şöförünün emtianın yerini değiştirmesinin mümkün bulunmadığını, emtianın müvekkile ait araca yüklendiğinde korunaksız olduğunu, gerek müvekkilinin TÜYAP'a götürmek üzere emtiayı teslim aldığında gerekse de belirtilen adrese teslim edileceği sırada emtianın hiçbir şekilde ambalajlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
DELİLLER:
1-... 3. İcra Müdürlüğünün 2022/7622 esas sayılı dosyası,
2-Bilirkişi raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan hasar bedeline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davalı davanın usul ve isastan reddi ile kötü niyet tazminatı isteminde bulunmuştur.
Mahkememizin 01/06/2023 tarih ve 2022/423 E. - 2023/432 K. sayılı kararı gereğince “ iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, gönderilen eşyanın niteliği ve kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderenin, eşyayı, zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorunda olduğu, yine eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorunda olduğu, gönderen tarafından yetersiz ambalajlama durumunda taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı, gönderen olan davacının taşımaya konu cihazları yeterince ambalajlamadığı ayrıca taşıma güvenliğine uygun biçimde cihazları araca koyarak istiflemediği, sabitlemediği dosyaya sunulan tüm delillerden anlaşılması nedeniyle davalı taşıyıcının sorumluluğunun bulunmadığı “ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi ‘nin 12/09/2025 tarih, 2023/1455 esas, 2025/1588 karar sayılı ilamı ile ; “…6102 sayılı TTK’nın 875/1. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. .. ..., hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, bu durumda taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır. Yine aynı Kanun’un 878. maddesinde düzenlenen "gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama" gibi koşullar nedeniyle ziya, hasar ya da gecikme meydana gelmişse taşıyıcının sorumluluğuna gidilemeyecektir. TTK'nın yükleme ve boşaltma başlıklı 863. maddesinde, "Sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
Mahkemece, gönderen olan davacının taşımaya konu cihazları yeterince ambalajlamadığı, ayrıca taşıma güvenliğine uygun biçimde cihazları araca koyarak istiflemediği, sabitlemediği gerekçesiyle davalı taşıyıcının sorumluluğunun bulunmadığına yönelik hüküm kurulmuştur. Ancak, dosya kapsamında oluşan hasarın nasıl meydana geldiği, yani emtianın dik veya yan yüklenmesinin hasara neden olup olmayacağı, hasarın emtianın hangi bölgesinde oluştuğu, oluşan bu hasarın nasıl bir darbe veya taşıma sonucu meydana gelebileceği, hasarın niteliğinin ne olduğu, bu kapsamda davacının hasarın oluşumuna dair iddialarının açık olarak incelenip değerlendirilmemesi yerinde bulunmamıştır.
Ayrıca, ambalajlama, yükleme ve istif göndericiye ait olsa bile, taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranmaktan kaynaklanan yüklemeye nezaret görevi bulunmaktadır. Taşıyıcının doğacak bir zarardan sorumluluğunun kalkması için bu yöndeki ihtirazı kaydını taşıma sözlesmesine şerh düşmesi gerekmektedir. Bu nedenle de taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için yükleme ve istiflemeyi, basiretli bir tacir gibi gözetmemesi, hatalı bir yükleme varsa buna karsı çıkmaması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri almaması ambalajlama ve istifleme yönünde kusurunu oluşturacaktır. Mahkemece bu hususlar gözden kaçırılarak, bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış olması da doğru olmamıştır.
Diğer yandan, TTK'nın 878. maddesi kapsamında, davalı taşıyıcı sorumluluktan kurtulabilirse de, aynı Kanun'un 863. maddesinde, taşıyıcının, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda yüklemenin, işletme güvenliğine uygun yapılıp yapılmadığı da, denetime elverişli bir şekilde belirlenmemiştir. Zira dosya kapsamında alınan ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunda, taşınan emtianın ambalajdan yoksun olduğu belirlendikten sonra taşıyıcının işletme güvenliği ve gözetim görevini eksik yaptığı konusunda bir yaklaşımda bulunulamayacağının belirtilmesi çelişkili olmuştur. Oysa, ambalaj yok ise taşıyıcının açıklanan bu yükümlülüklerini yerine getirmediği de ortadadır. Bu durumda, yani davalı taşıyıcının, anılan yükümlülüğünü yerine getirmediği sabit olduğunda, davaya konu zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olduğunun da kabulü ile bu kusurunun oranının belirlenmesi gerekmektedir. Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8233 E., 2023/2184 K. sayılı ilamında, "Dava, taşıyıcının kusuru sebebiyle sigortalı gönderene ait hasar talebinin rücuan tazminine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'un 863 üncü maddesi uyarınca somut olayda her ne kadar yükleme ve sabitleme görevi taşıma güvenliğini sağlama yükümlülüğü olan gönderene ait ise de; taşıyıcının da yüklemenin işletme güvenliğine uygun olarak yapılmasına ve nezaret borcu bulunmaktadır. Somut olayda kazanın araç içinde işletme güvenliğine aykırı şekilde yüklenen eşyanın virajda aracın devrilmesi sebebiyle hasarın oluştuğu, mahkemece belirlenen kusur oranlarının hak ve nesafet kurallarına uygun olması sebebiyle kusura ilişkin temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir." açıklamasına yer verilerek, yukarıdaki ilkeler vurgulanmıştır.
Öte taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 882. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olup, aynı Kanunun 886. maddesinde ise zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı düzenlenmiştir. Kanun'un 886. maddesinde düzenlenen kast, hukuka aykırı bir sonucun elde edilmesi için bilerek, isteyerek yapılan hareketi ifade etmekte olup taşıyıcının kasten zarara neden olması halinde sınırlı sorumluluktan faydalanamayacağı açıktır. Maddede geçen pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalden neyin anlaşılması gerektiği ise açık değildir. Bilindiği üzere pervasız sözcüğü, çekinmeden, sakınmadan, korkmadan anlamlarına gelmektedir. Kanun’un gerekçesinde de bu ibarenin kasta eşit kusuru ifade ettiği açıklanmıştır. TTK’nın 886. maddesine kaynak teşkil eden CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde de yer alan kasta eş değer kusur ifadesinden dolaylı kastın anlaşılması gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır (Doç.Dr...., CMR Şerhi, ...,2011, s:735 vd.). Buna karşılık Özel Daire, CMR’nin 29. maddesinde yer alan kasta eş değer kusur ifadesinin, 6762 sayılı TTK’nın 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü gerektiği görüşündedir(11.HD. 14.06.2012 tarih, 2011/3636 E.,2012/10599K). Özel Daire, 6102 sayılı TTK yürürlüğe girdikten sonra verilen bir başka kararda da aynı uygulamayı sürdürmüş ve taşıyıcının ağır kusurlu olması halinde TTK’nın 886. maddesinde düzenlenen sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı açıklanmıştır (01.10.2014 tarih, 2014/7269-15022 E.K.). Bu itibarla mahkemece kabule göre bu hükümlerin tartışılmaması da yerinde bulunmamıştır." gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
Mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda 1 makine mühendisi, nakliye-taşıma konusunda 1 nitelikli hesaplama uzmanı ve 1 tıbbi cihazlar konusunda uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdii ile, davacının aracının taşımaya konu cihazları yeterince ambalajlanıp ambalajlanmadığı ayrıca taşıma güvenliğine uygun biçimde cihazları araca koyarak istiflenip istiflendemediği, sabitlenip sabitlenmediği gerekçesiyle davalı taşıyıcının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, dosya kapsamında oluştuğu iddia edilen hasarın nasıl meydana geldiği, emtianın dik veya yan yüklenmesinin hasara neden olup olmayacağı, hasarın emtianın hangi bölgesinde oluştuğu, oluşmuş ise oluşan bu hasarın nasıl bir darbe veya taşıma sonucu meydana gelebileceği, hasarın niteliğinin ne olduğu, bu kapsamda davacının hasarın oluşumuna dair iddialarının ve davalının savunmalarının açık olarak incelenip değerlendirilmesi hususunda rapor tanzimini yönünden ara karar tesis edilmiştir.
Kaldırma ilamı sonrasında bilirkişi heyeti tarafından sunulan 05/03/2026 tarihli raporunda; " Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; taşımaya konu emtianın endüstriyel taşıma koşullarına uygun, darbe etkilerini tamamen absorbe edecek nitelikte kapalı sistem ambalaj içerisinde sevk edilmemesi nedeniyle göndericinin, yüklemenin işletme güvenliğine uygun yapılmasına nezaret etmeyerek taşıma sırasında yükün stabil konumunu koruyacak tedbirleri yeterli şekilde uygulamayan taşıyıcının ise müterafik kusurlu olduğu; hasarın oluşumunda göndericinin kusurunun %60, taşıyıcının kusurunun %40 oranında bulunduğu, Taşıyıcının sorumluluğunun kapsamı yönünden yapılan incelemede, taşıma faaliyetinin taşıyıcının kasten veya pervasızca hareketi sonucu meydana geldiğine dair bir bulguya rastlanmadığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886. Maddesinde düzenlenen sınırsız sorumluluk hâlinin somut olayda uygulanamayacağı; bu nedenle taşıyıcının sorumluluğunun TTK'nın 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, taşınan emtianın net ağırlığına ilişkin dosyada bir belge bulunmadığından sınırlı sorumluluk tutarı kesin olarak hesaplanamamış olmakla birlikte, taşınan cihazların fiziksel özellikleri dikkate alındığında toplam ağırlığın en az 100 kg seviyesinde olduğu teknik olarak değerlendirildiği ve bu varsayım üzerinden hesaplanacak sınırlı sorumluluk üst sınırının, dosya kapsamında belirlenen gerçek zarar tutarının üzerinde kalacağı, bu nedenle tazminat hesabında sınırlı sorumluluk üst sınırının değil, gerçek zarar tutarının esas alınmasının uygun olacağı, Dosya kapsamında ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/43 D. İş sayılı dosyasında düzenlenen Bilirkişi Raporunda toplam hasar bedelinin 33.181,35 TL olduğu, belirlenen kusur oranları doğrultusunda taşıyıcının hasardan sorumluluğunun 13.272,54 TL ile sınırlı olduğu, Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 883. maddesi uyarınca, davalı taşıyıcının 9640 oranında kusurlu olduğu değerlendirildiğinden taşıma ücretinin de aynı oranda iadesinin gerekeceği, ancak dosya kapsamında navlun bedeline ilişkin herhangi bir fatura veya ödeme belgesi bulunmadığından taşıma ücretinin miktarının tespit edilemediği, iade edilmesi gereken tutarın somut olarak hesaplanamadığı," şeklinde rapor sunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller ve kaldırma ilamı sonrasında alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda somut olay ele alınmakla; taraflar arasında taşıma sözleşmesi akdedildiği taşıma sırasında taşıma sözleşmesine konu cihazların hasara uğradığı, davacının dava konusu cihazların hasar bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhinde ilamsız icra takibi başlattığı takibe itiraz üzerine takibin durduğu davacının bu defa takibin devamı amacıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Davalının taşımanın doğru bir şekilde yapıldığını , yüklemenin davacı tarafından gerçekleştirildiğini ve taşıma sonrasında cihazların davacı tarafın çalışanları tarafından indirildiğini, bu nedenle sorumluluğu bulunmadığını savunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi yapılan inceleme neticesinde taşıma sözleşmesine konu emtianın endüstriyel taşıma koşullarına uygun, darbe etkilerini tamamen absorbe edecek nitelikte kapalı sistem ambalaj içerisinde sevk edilmemesi nedeniyle gönderici-davacınıno yüklemenin işletme güvenliğine uygun yapılmasına nezaret etmeyerek taşıma sırasında yükün stabil konumunu koruyacak tedbirleri yeterli şekilde uygulamayan taşıyıcı-davalının ise müterafik kusurlu olduğu; hasarın oluşumunda göndericinin kusurunun %60, taşıyıcının kusurunun % 40 oranında bulunduğu, Taşıyıcının sorumluluğunun kapsamı yönünden yapılan incelemede, taşıma faaliyetinin taşıyıcının kasten veya pervasızca hareketi sonucu meydana geldiğine dair herhangi bir delil ve belge bulunmadığından TTK'nın 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, taşınan emtianın net ağırlığına ilişkin dosyada bir belge bulunmadığından sınırlı sorumluluk tutarı kesin olarak hesaplanamamış olmakla birlikte, taşınan cihazların fiziksel özellikleri dikkate alındığında toplam ağırlığın en az 100 kg seviyesinde olduğu teknik olarak değerlendirildiği ve bu varsayım üzerinden hesaplanacak sınırlı sorumluluk üst sınırının, dosya kapsamında belirlenen gerçek zarar tutarının üzerinde kalacağı, bu nedenle tazminat hesabında sınırlı sorumluluk üst sınırının değil, gerçek zarar tutarının esas alınmasının uygun olacağı gözetilerek veAnkara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/43 D. İş sayılı dosyası üzerinden alınan delil tespitine yönelik bilirkişi raporuna itibar edilerek hasar bedeli olarak belirlenen 33.181,35 TL'nin davalının % 40 oranında kusurlu olması nedeniyle 13.272,54 TL'sinden sorumlu olacağı kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne ve zararın gerçekleştiği tarih itibariyle alacağın istenebileceği bu nedenle o tarihten itibaren icra takip tarihine kadar davacının faiz talebinde bulunabileceği gözetilerek asıl alacak tutarı üzerinden hesaplanan işlemiş faiz tutarı yönünden de kabul kararı vermek gerekmiştir. Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı koşullarının bulunmadığının gözetilerek davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin ise davacının davadaki kısmi haklılığı ve dava açmakta kötü niyetine ispatına yarar delil bulunmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE
Davalının ... 3. İcra Müdürlüğünün 2022/7622 esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 13.372,54 TL asıl alacak, 188,18 TL işlemiş faiz, 2.193,40 TL delil tespiti masrafları 15,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.769,80 TL üzerinden devamına
Fazlaya ilişkin istemlerin reddine,
2-Davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine,
3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
5-Alınması gereken 1.077,23 TL harçtan peşin alınan 432,92 TL harcın düşümü ile eksik alınan 644,31 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6- 432,92 TL Peşin harç ve 80,70 TL başvuru harcı ile 11,50 TL vekalet harcı olarak alınan 525,12 TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacının dosya, pul, davetiye, yazışma ve bilirkişi ücreti olarak sarf ettiği 17.542,00 TL’nin ret kabul oranına göre 7.717,45 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
8-A.A.Ü.T.nin 13/2 maddesi uyarınca belirlenen 15.769,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-6325 sayılı yasanın 11 ve 13 m.delaletiyle 18/a maddeleri gereğince maktu 1.320,00 -TL ret kabul oranına göre 567,60 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan, bakiye kısmının davacıdan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2026
Katip ....
¸
Hakim ....
¸