"Sigorta aracılık hizmetleri" markasının hükümsüzlüğü isteminde, ticaret unvanına dayalı öncelik hakkının ve markasal kullanımın ispatlanamaması nedeniyle Yargıtayca bölge adliye mahkemesi ret kararının onanması.
Özet: Davacı şirketin, benzer unsurlar içeren davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine yönelik talebi, davacının ticaret unvanının markasal kullanımını, önceki hak sahipliğini, tescilsiz işaret kullanımının ayırt edici nitelikte kullanıldığını veya kötüniyetli tescili ispatlayamaması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin kabul kararının aksine bölge adliye mahkemesince reddedilmiş ve bu red kararı Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/4668 E.  ,  2026/2231 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/59 Esas, 2025/1011 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2023/145 E., 2023/170 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticaret unvanının 26.06.2015 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde tescil edildiğini, "... Sigorta Aracılık Hizmetleri" marka adı üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalı “... Sigorta Aracılık Hizmetleri” markasını tescil ettirmiş ise de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/1, 6/6, 6/9 hükümleri uyarınca markanın hükümsüz kılınması gerektiği ileri sürerek davalı adına tescilli ... numaralı "... Sigorta Aracılık Hizmetleri" markasının hükümsüzlüğüne ve markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı, marka için başvurmuşsa da marka tescilinin sağlanamadığını, işbu davanın açılabilmesi için tescilin şart olduğunu, müvekkilinin marka başvurusu ve yayını sürecinde başvuruya itiraz edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı markasının ve kullanımının görsel, işitsel ve markaların yazılış şekli itibariyle davacı markası karşısında, ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verecek düzeyde benzer olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle, ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketinin 2020/159138 sayılı "... Sigorta" markası üzerindeki haklarının sona erdiği, davacının SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında itiraz ve talep hakkı bulunmadığı, ancak SMK'nın 6/6 hükmü kapsamında talepte bulunabileceği, buna göre davacının ticaret unvanının 26.06.2015 tarihinde tescil edildiği, faaliyet konusu arasında “sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" bulunduğu, davacının fiilen de, tescilli olduğu bu alanda faaliyetini yürüttüğü, davalı markasının 09.08.2021 başvuru tarihli olduğu, dava konusu markanın, davacının tescilli ticaret unvanının asıl unsuru olan "... Sigorta Aracılık Hizmetleri" ibaresini aynen içerdiği, davalı markasının kapsamında bulunan 36. sınıftaki emtialarının, davacının ticaret unvanı tescili
kapsamında yer alan “sigorta hizmetleri" olduğu anlaşılıyorsa da, önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının ve ticaret unvanının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerektiği, davacının gerçek hak sahipliğini ispat için herhangi bir delil veya belge sunmadığı, tescilli ticaret unvanının markasal kullanımı ve öncelik hakkı ispatlanamadığı gibi kötüniyetli tescil iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesi ve davanın kabulüne dair hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu, tarafların faaliyet alanlarının da aynı olduğu gözetildiğinde, davalı markası ile davacının ticaret unvanı arasında ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunduğu, davacının ticaret unvanını ticaret sırasında markasal olarak ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılmasının gerekli olmadığı bu sebeple davanın kabulü gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden esastan verilen kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.