Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanması; zincirleme suç eksikliğinin aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bozma sebebi sayılmaması.
Özet: Yüksek Mahkeme, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarını araç olarak kullanmak suretiyle işlenen dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerini, sanıklar aleyhine temyiz bulunmadığı için zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması sonucu oluşan eksik ceza tayininin bozma nedeni yapılmadığını, yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun olduğunu ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesindeki değişikliğin infaz aşamasında gözetileceğini belirterek oy birliğiyle onamıştır.
11. Ceza Dairesi         2021/31340 E.  ,  2026/4871 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/181 E., 2016/37 K.
SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesine ilişkin 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanıkların 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi kapsamında, bir suç işleme kararıyla aynı mağdura karşı farklı zamanlarda aynı suçun birden fazla işlendiği göz ardı edilerek haklarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suçların vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
30.04.2026 tarihinde karar verildi.