Banka ile borçlular arasındaki fon destekli ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali ve müteselsil kefilin sorumluluğu hakkında temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, bir bankanın ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödemeyen asıl borçlu şirket ve müteselsil kefil aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı talebini konu almaktadır; ilk derece mahkemesinin itirazın kısmen iptaline ve icra inkar tazminatına hükmeden kararını takiben, bölge adliye mahkemesi, kefaletin geçerliliği, borcun muacceliyeti ve temerrüdün doğru hesaplandığı gerekçeleriyle davalıların istinaf başvurusunu reddetmiş ve karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/341 Esas, 2025/1005 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI : 2023/309 E., 2024/314 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalıların asıl borçlu ve müşterek müteselsil kefil olduğu ... Fonu destekli 1.000.000,00 TL limitli ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, borçlulara 710.105,72 TL tutarındaki taksitli ticari kredinin ödemesine dair ihtarname gönderildiğini, muaccel hale gelen borcu ödemeyen borçlular hakkında takip başlatıldığını, takibe davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazının iptaline ve takibin devamına, % 20 oranında icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davalılara kat ihtarı ile yapılandırma teklifinin usulüne uyğun şekilde tebliğ edilmediğini, likit bir alacak bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında ticari kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalının müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı, kredi borçlusu tarafından taksitlerin ödenmemesi üzerine kat ihtarnamesinin keşide edildiği, 22.10.2018 tarihinde ihtarnamenin kredi borçlusuna tebliğ edildiği, sonrasında davacı banka tarafından 14.06.2019 tarihli ihtarname ile yapılandırma teklif edildiği, yapılandırmanın asıl borçlunun 01.07.2019 tarihli ihtarnamesi ile kabul edildiği ancak davalının kat ihtarından sonra da üç taksidini ödemeyerek temerrüde düştüğü, davaya konu sözleşmede temerrüde ilişkin hüküm olduğu, davacının takip dosyasında talep edilen 448.606,95 TL asıl alacak, bilirkişi tarafından hesaplanan 30.942,95 TL işlemiş faiz, işlemiş faiz üzerinden Mahkemece resen hesaplanan 1.547,15 TL temerrüt faizinin %5 gider vergisi, raporda ve takipte aynı miktarda olan 242,72 TL masraf olmak üzere toplam 481.339,77 TL tutarındaki talebinde haklı görüldüğü, davalıların bu miktarlara yönelik itirazlarının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların takip dosyasında yaptığı itirazın 448.606,95 TL asıl alacak, 30.942,95 TL işlemiş faiz, 1.547,15 TL temerrüt faizinin % 5 gider vergisi, 242,72 TL masraf olmak üzere toplam 481.339,77 TL tutarındaki itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan 89.721,39 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı kefilin genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile inkar edilmeyen imzasının bulunduğu, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğunun kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtildiği, davalı müteselsil kefilin aynı zamanda asıl borçlu şirketin ortağı olması nedeni ile ayrıca eş rızasının aranmasına gerek olmadığı, tespit edilen borcunun tamamının ödendiğini gösteren her hangi bir delil sunulmadığı, kat ihtarına rağmen borcun ödenmediği, taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin taksitlerin ödenmemesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre geriye kalan tüm borcun muacceliyet kazanması mümkün olduğundan bakiye kredi borcunun tamamı için hesabın kat edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, özellikle temerrüt tarihinin kat tarihinden sonra kredinin takip hesabın aktarıldığı tarih olan 10.06.2019 tarihi olarak kabul edilmesi ve kat ihtarından sonra yapılan ödemenin tamamının asıl alacaktan mahsup edilmiş olması kredi borçlularının lehine olduğundan bu hususa ilişkin ileri sürülen istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, Hazine destekli kredilerde banka tarafından ... Fonundan tazmin talep edilebilmesi için öncelikle borçlulara yapılandırma teklif edilmesi gerekliği banka ile ... Fonu arasındaki iç ilişkinden kaynaklı olup bu hususun davacı bankanın borcun ödenmemesi üzerine davalılara karşı takip yapılmasına engel oluşturmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.