Ankara BAM 25. Hukuk Dairesi, kazı nedeniyle kablo hasarında davalının %100 kusurlu olduğu itirazın iptali davası istinaf kararını verdi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının kazı çalışmaları sırasında hasar gören kabloları nedeniyle davalıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davalı şirketi gerekli önlemleri almadığı ve dikkatsiz kazı yaptığı gerekçesiyle %100 kusurlu, davacıyı ise kusursuz bularak davalının meydana gelen 62.870,22 TL tutarındaki zarar ve faizden sorumlu olduğuna hükmetmesi neticesinde davacının itirazın iptali talebinin kısmen kabul edildiği görülmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/845 - 2026/1371

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/845
KARAR NO : 2026/1371
KARAR TARİHİ : 08/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/01/2025
NUMARASI : 2024/135 Esas 2025/17 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN :
VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi.
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile yapılan kazı çalışmaları sırasında müvekkiline ait kabloların hasara uğradığını, söz konusu hasar nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkil şirketi tarafından davalıya 10.11.2023 tarihli ihtar ile hasar bedelinin 7 iş gününde ödenmesinin istenildiğini, davalı tarafın herhangi bir ödeme yapmadığını, akabinde müvekkil şirket tarafından Gölbaşı( Ankara) İcra Dairesinin 2024/210 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından 29.01.2024 tarihinde takibe itiraz edildiğini, ve takibin durduğunu, uyuşmazlık konusu gereğince sorunun çözümünde görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, işbu itirazın iptali davasında dava şartının yerine getirildiğini, tüm bu nedenlerden ötürü davanın kabulü ile davalının Gölbaşı İcra Dairesine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını, yüzde 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, davacı tarafça bahsedilen olayda müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, idare ile ilgili birimin yapmış oldukları yazışma da doğacak her türlü maddi ve manevi zarardan yüklenici sorumludur denildiğini, davacının altyapı varlıklarına ve iletkenliklerine ilişkin olarak korunmasına yönelik yaptığı çalışmaların eksik ve kusurlu olduğunu, dava dilekçesinde haksız fiilden bahsedildiğini ancak avans faiz istenildiğini, davayı kabul anlamına gelmediklerini bildirerek, faiz talebinin sadece yasal faiz olabileceğini, davacı tarafın kablolara yönelik herhangi bir tedbir almadığını, bu tür hasarlarda tutulacak tutanakların iki kurum görevlilerince tutulmasının gerektiğini, ancak tutanağın davacı tarafça tutulduğunu, davanın yüklenicisi olan ...Şirketine ihbarını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; ''...Meydana gelen olayda davalı şirketin kazı çalışmasına başlanmadan önce mahalli yetkili birimlerden izin alınması, kazı yapılacak
yerlerde elektrik, telefon, su veya kanalizasyon şebekesi bulunup bulunmadığının alt yapı
kuruluşlarından öğrenilmesi, kazı alanında her hangi bir tesis olmadığı saptansa dahi
çalışmalar sırasında kazı çalışmalarının makine ile yapıldığı gözetilerek, dikkatli ve tedbirli bir
şekilde çalışılması gerekmekteyken bunları yerine getirmediği gibi çalışmalar sırasında
önceden gerekli tedbirlerin alınmamasının yanı sıra, kazı çalışmasının dikkatsiz yapılması nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu, her ne kadar davacı şirketin fiber optik kablosunun uygun döşenmediği, ikaz veya uyarı levhası bulunmadığı iddia edilmişse de bu iddiaları ortaya koyan bir tespitin bulunmadığı, dolayısıyla davacı şirketin kusurunun bulunmadığı, kusurlu eylemleri nedeniyle davalı tarafından yapılan kazı sırasında davacının elektronik altyapı şebekesine zarar verildiği, zarar bedelinin KDV dahil 62.870,22 TL olduğu, davalının meydana gelen zarardan kusuru oranında sorumlu olduğu sabit olmakla, davacının meydana gelen gerçek zararından kusur tenzili yapılmaksızın 62.870,22 TL hasar bedelinden ve bu zarara davalının temerrüdü itibariyle işletilen 4.366,46 TL faiz alacağından davalının sorumlu olduğu dikkat alınmakla, davacı tespit edilen bu miktar itirabiyle alacaklı olduğundan alacağının tahsilini talep edebilir. Davalı tarafından takip tarihi itibariyle alacağın olmadığı, davaya konu hasardan sorumlu olmadığına yönelik icra takibine itiraz edilmiş ise de, yargılama aşamasında alınan gerekçeli bilirkişi raporunda davalının kusurunun tespiti ile aksinin ispatını sağlayamamıştır. Davacı taraf da her ne kadar zarara ilişkin işçilik bedellerinin tahsilini talep etmişse de, ayrı bir işçi görevlendirilmesinin söz konusu olmadığı, taşeron şirketleri aracılığıyla hasar gideriminin sağlandığı anlaşılmak ve talep edebileceği zarar gerçek zarar ile sınırlı olmakla talebinin bu yönünden reddinin gerektiği mahkememizce kabul ve tespit edilmekle; davacının alınan gerekçeli bilirkişi raporu ile sabit olan 62.870,22 TL asıl alacak ve 4.336,46 TL işlemiş faiz toplamı 67.236,68 TL alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne ve davalı takibe haksız olarak itiraz etmiş olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine...'' dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu hasarın müvekkil şirket bünyesindeki işçiler tarafından değil taşeron şirket işçileri tarafından giderildiğini, ...ŞTİ. Tarafından giderildiğini, bu hususun dosya kapsamında mevcut belgelerden de açıkça anlaşıldığını, bahsi geçen işçilerin müvekkil şirket bünyesinde değil zararı gideren firma bünyesinde istihdam edildiğini, belirtilen masrafın tamamının davalı davalı tarafından karşılanması gerektiğini, dolayısıyla işçilik hariç tutularak yapılan hesaplamanın açıkça hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinde de bu hususun göz ardı edildiğini, tanık delilleri dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, hasarın meydana geldiği tarihte olay yerinde bizzat bulunan kişilerin dahi dinlenilmediğini, taraflarınca bildirilen hiçbir tanık dinlenmeden ve bu hususta değerlendirme yapılmadan işçilik bedeline yönelik davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup tek başına bozma nedeni olduğunu, müvekkil şirket tarafından açılan malzeme ve işçilik bedellerini kapsayan itirazın iptali davalarında davanın tam kabulüne karar verildiğini, yerel mahkeme kararının işçilik bedeline ilişkin reddedilen miktar yönünden katılma yoluyla istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafça iddia olunan dava konusu olayda idarelerinin kusuru olmadığı ve idarelerinin kusursuz sorumluluğunun da olmadığı kanaatinde olduklarını, işbu dava ile ilgili aleyhe olan belgeleri, aleyhe olan raporları ve aleyhe olan tutanakları kabul etmediklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber istenen miktarın fahiş olmasının yanında, dava dilekçesinde haksız fiilden bahsedilmesine rağmen hasar için avans faiz istenmesinin de kabul edilemez olduğunu, davacının altyapı varlıklarına ve iletkenlerine ilişkin olarak korunmasına yönelik yaptığı çalışmaların ise eksik ve kusurlu olduğunu, iletkenleri korumaya yönelik yeraltında hiçbir uyarı işareti konulmadan ve hiçbir dolgu malzemesiyle de gömleklenmeden döşendiğini, yeraltı çalışmaları yapan bir kuruluşun bu tür önemli tedbirleri alması gerektiğini, davaya konu olan hasarların oluşumunda davacının ticari şirketin kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesinin çok büyük bir payı olduğunu, burada davacının büyük kusuru bulunduğunu, salt kurumlarının sorumlu ve kusurlu olduğu yönündeki iddiaların hakkaniyetsiz olup yasa ve içtihatlara da aykırı olduğunu, hasara uğrayan malzemelerin ve hasar miktarlarının tek taraflı olarak tayin edildiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali işlemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamından;
1)Davacı tarafça dava dilekçesinde tanık deliline dayanıldığı, tanıkların ad ve adresleri bildirildiği ve tanık dinlenilmesine ilişkin talepte bulunulduğu halde mahkemece 10/05/2024 tarihli ön inceleme duruşmasının 7 numaralı ara kararında " bilirkişi raporu alındıktan sonra tanık dinletme talebinin bilahare değerlendirilmesine " karar verildiği ve sonrasında bu hususta olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadan davaya devam edilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur.
2)Tarafların hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik somut ve gerekçeli itirazları da karşılanmadan (bu kapsamda ek bilirkişi raporu alınmadan) hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Şu durumda mahkemece; tarafların davanın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delilleri toplanarak ve konusunda uzman bilirkişi heyetinden icra takibine konu her alacak kalemi (malzeme, işçilik, kazı, faiz vd.) yönünden ayrı ayrı denetime olanak verecek şekilde yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak, iddia ve savunma kapsamında toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle sair yönler incelenmeksizin kabulü ile 6100 sayılı HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1)Tarafların istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle sair yönler incelenmeksizin KABULÜ ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/01/2025 gün ve 2024/135 Esas, 2025/17 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3)Taraflarca istinaf kanun yolu başvurusu sırasında yatırılan istinaf harçlarının talep halinde iadesine,
4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/09/2026
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır