Yargıtay 2. Ceza Dairesi, iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan beraat eden sanık için ilişkili suçtan mahkumiyet sebebiyle vekalet ücreti talebinin reddine yönelik kararı onadı.
Özet: Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen mahkumiyetin istinaf aşamasında beraate dönüştürülmesi üzerine, aynı davada mühür bozma suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması ve vekalet hizmetinin bölünemezliği gerekçesiyle beraat ettiği suçtan ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi yönündeki bölge adliye mahkemesi kararının hukuka uygun bulunarak temyiz isteminin reddiyle kararın onanmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1003 E., 2025/1520 K.SUÇ : İş yeri dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Retİlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/4 ve 62. maddeleri gereğince erteli 10 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi ile sanık hakkında beraat kararı verildiği; 5237 sayılı Kanun'un 116/4. maddesinde tanımlanan iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre hükmün temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek incelemede;Aynı davada yargılandığı mühür bozma suçundan daha önce mahkûmiyet kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiğinin anlaşılmış olması karşısında; müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından ayrıca vekâlet ücretine hükmolunmayacağı belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.