Yargıtay 9. Ceza Dairesi, savunmasız mağdura yönelik cinsel saldırı suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, bölge adliye mahkemesi kararını hukuka uygun bularak temyiz istemlerini reddedip onadı.
Özet: Mağdurun beden ve ruh sağlığı yönünden kendisini savunamayacak durumda olduğu bir cinsel saldırı suçu nedeniyle mahkum edilen sanık hakkındaki yerel mahkeme kararının istinaf mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine, hem sanık müdafiinin delil yetersizliği ve inkar savunmalarıyla hem de savcılığın eylemin bıçakla işlendiği iddiasıyla cezada artırım talebiyle yaptığı temyiz başvuruları, Yargıtay tarafından yargılama sürecinde usul ve esasa ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olduğu ve hukuki vasıflandırmanın doğru yapıldığı gerekçeleriyle oy birliğiyle esastan reddedilerek, bölge adliye mahkemesinin kararı onanmıştır.
9. Ceza Dairesi         2022/749 E.  ,  2026/5026 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2066 E., 2019/682 K.
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın beden ve ruh bakımından kendisini savunamayan katılan ...'ün boynundan ve dudağından öptüğü, cinsel organına dokunduğu kabulü ile cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Özetle, katılanın beyanlarına itibar edilerek cinsel saldırı suçunun işlendiği kabul edildiği halde beyanlarına itibar edilemeyeceği değerlendirmesi ile eylemin gerçekleştirildiği sırada sanığın elinde bıçak olmadığı sonucuna varılmasının çelişkiye yol açtığına, katılanın beyanlarını destekleyecek şekilde olan sanığın evden çıkmasından sonra elinde bıçak gördüğüne dair tanık beyanı ve sanığın yakalandığı sırada üzerinde suça konu bıçağın ele geçirilmesi birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/3-d maddesinin uygulanması ile beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan katılana karşı atılı suçun işlenmesi nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu inkar ettiğine, katılanın beyanından başka delil bulunmadığına, tanık Hayati'nin olayı görmediğine, zihinsel bir sağlık problemi olan katılanın beyanı dışında kanıt bulunmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı gibi Bölge Adliye Mahkemesince verilen katılma kararının da bu hakkı vermeyeceğinin anlaşılması karşısında, katılan Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.06.2026 tarihinde karar verildi.