Silahlı terör örgütü üyeliği mahkumiyeti ve dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilik beraatlerine dair temyiz incelemesinde aleyhe bozma yasağı.
Özet: Yüksek mahkeme, bir sanık hakkında silahlı terör örgütüne üyelik, kamu kurum ve kuruluşlarını zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlamalarıyla verilen kararları incelemiş; buna göre, Hazine ve Maliye Bakanlığının resmi belgede sahtecilikten beraat kararına yönelik temyiz talebi doğrudan zarar görmediği gerekçesiyle reddedilmiş, kamu kurum ve kuruluşlarını zararına dolandırıcılıktan verilen beraat hükmü ise yerinde bulunarak onanmıştır; silahlı terör örgütüne üyelik suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin temyiz isteminde ise, diğer gerekçeler reddedilmekle birlikte, yalnızca sanık lehine temyiz halinde cezanın ağırlaştırılamayacağı ilkesi detaylıca açıklanarak kararın bu prensip çerçevesinde değerlendirileceği belirtilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/20585 E.  ,  2026/10760 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/411 E., 2022/614 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/278 E., 2020/302 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının kaldırılarak;TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkûmiyet Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından; CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddi ve esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
1. Katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde;
Bölge adliye mahkemesince, resmi belgede sahtecilik suçundan Hazine ve Maliye Bakanlığının istinaf başvurusunun suçun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmemesi ve bu nedenle de davaya katılma hakkının bulunmaması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu (ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verildiği) anlaşılmakla temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının bu talep yönünden İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2. Katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1-e gereğince cezalandırılmasının talep edildiği, sanığın ihraç tarihinin TCK'nın 158/3. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olduğu dikkate alındığında; sanığın nitelikli dolandırıcılık suçu sabit görülse idi verilebilecek hapis cezasının on yılın üzerine çıkacağı, bu nedenle sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının temyizinin mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; katılan ... Bakanlığının temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün ONANMASINA,
3. Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde; sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 03.04.2012 tarihli ve 353-129 sayılı, 02.07.2025 tarihli ve 102-321 sayılı İçtihatlarında da açıklandığı üzere;
Konu ile ilgili, mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan 326. maddesinin son fıkrası şöyledir;
"Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz."
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK'nın 307/4. maddesinde de; "hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262. maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." düzenlemesine yer verilmek suretiyle, aleyhe bozmama ilkesi kapsamı ile birlikte korunmuştur.
Keza, istinaf kanun yolu bakımından da CMK'nın 283. maddesinde; "istinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." denilerek paralel bir hüküm va'zedilmiş bulunmaktadır.
CMK'nın 307/4. maddesinin gerekçesinde ise; "hüküm yalnız sanık veya avukatı veya 292 nci madde uyarınca yasal temsilcisi ve eşi veya Cumhuriyet savcısı tarafından sanık yararına temyiz edilmişse, bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda verilecek ceza, önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamaz. Bu kural gerek cezanın türü ve gerekse süresi bakımından geçerli olup, suç niteliği yönünden uygulama yeri bulunmamaktadır." ifadelerine yer verilmiştir.
Aleyhe bozma yasağı; "temyiz davası yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında; hükümde, (yaptırımın)/cezanın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir deyişle, aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın, sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması" şeklinde tanımlanmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 tarihli ve 124-165 sayılı kararında; istinaf ve temyiz kanun yolları bakımından pozitif hukukumuzda yer alan cezanın aleyhe değiştirilmemesi ilkesinin, ceza muhakemesinin mutlak ve vazgeçilemez değerleri arasında yer alan ve evrensel hukukun benimsediği bir ilke olmadığı, latince reformatio in pejus olarak adlandırılan, doktrin ve uygulamada ise "lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme mecburiyeti, aleyhe düzeltme yasağı, aleyhe bozma yasağı, aleyhe bozmama zorunluluğu, yaptırımı ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe yasağı, yaptırımı ve sonuçlarını ağırlaştıramama kuralı" olarak ifade edilen bu ilkenin amacının, hükmün aleyhine de bozulabileceğini düşünen sanığın, kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce/etkin kullanabilmesini sağlamak olduğu vurgulanmıştır.
Şu halde aleyhe değiştirmeme mecburiyeti, münhasıran cezanın nev ve miktarına ilişkin ve bununla sınırlı olup suç vasfının belirlenmesi ile hükmün doğrudan ceza kapsamında değerlendirilemeyecek diğer sonuçları yönünden de bir koruma/teminat sağlamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.12.2020 tarihli ve 2018/278 esas, 2020/302 karar sayılı hükümlerin, sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 05.04.2022 tarihli ve 2021/411 esas, 2022/614 sayılı kararı ile; "Duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda, Maliye Bakanlığı'nın sahtecilik suçu yönünden istinaf başvurusunun reddine, Maliye Bakanlığı'nın dolandırıcılık suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, Cumhuriyet savcısının Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından istinaf başvurusunun esastan reddine, Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan istinaf başvurularının kabulüyle, ilk derece mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği görülmekle, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ve Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine istinaf talebinin, bölge adliye mahkemesinin kararında belirtildiğinin aksine yalnızca kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını kapsadığının anlaşılması karşısında; CMK'nın 283. maddesi uyarınca aleyhe bozmama ilkesi gereği yeniden verilen hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmeyerek, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.