Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, benzerlik iddialarıyla reddedilen marka başvurusunun iptali için açılan davada, markalar arasında iltibas olup olmadığı tartışması.
Özet: Davacılar, kendi "..." ibareli marka başvurularının mevcut markalarla karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 sayılı Kanunun 6(1) maddesi uyarınca reddedilmesi kararının iptalini talep etmektedir. Davacılar, markalarının davalı tarafın markalarıyla görsel, fonetik ve kavramsal açıdan benzerlik taşımadığını, mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu ve dolayısıyla iltibas tehlikesi bulunmadığını savunmaktadır. Ayrıca, kendi markalarının özgün ve ayırt edici nitelikte olduğunu, uzun süredir piyasada kullanıldığını ve gerçek, öncelikli hak sahiplerinin kendileri olduğunu iddia ederek ret kararının hukuka aykırı olduğunu öne sürmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/190 Esas - 2026/70

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/190
KARAR NO : 2026/70
DAVA : Marka ... kararı iptali
DAVA TARİHİ : 07/05/2025
KARAR TARİHİ : 23/02/2026 Yazım Tarihi: 09/03/2026
İDDİA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: ... sayılı ve 07.03.2025 tarihli ... kararı kapsamında, ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun .... sayılı "... ......", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... tarafından verilen kararın isabetli bulunduğu, ... A.Ş.'nin kurucu ortakları olduğu, ayrıca ... LTD.ŞTİ. de yine davacılardan ...'a ait olduğu, ... A.Ş., .... Yetkili Servisi, ... Yekili ... ve 2.El Alım Satım alanlarında hizmet vermek üzere birçok .... markada profesyonel kurumsal geçmişe sahip profesyoneller tarafından ....’un finans merkezi ....’de kurulduğu, müşteri odaklı servis yaklaşımı ilkesi ile hareket eden ... Otomotivin müşterilerine her zaman en hızlı ve en etkili çözümleri sunma felsefesi ile hizmet verdiği, ..., temsilcisi olduğu markalar tarafından sunulan uzmanlığın 3 yapı taşı olan kalite, verimlilik ve yenilik felsefesi ile birinci sınıf kaliteli servis hizmeti sağlamak ve müşterilerine benzersiz bir sürüş deneyimi yaşatmak için global standartlarda hizmet veren bir firma olduğu ve ... tescil nolu markanın sahibi olduğu, Davaya konu marka ile davalı tarafın .... sayılı markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/1 uyarınca iltibas tehlikesi bulunduğu, iltibasın anlaşılması için öncelikle davalının markasının esas unsuru ve yardımcı unsurunun tespiti gerektiği, davalının markasının esas unsurunun ''...'' olduğu, davacı markasındaki esas unsurun ise, ''...'' şeklinde olduğu, markaların görsel açıdan olduğu kadar fonetik ve kavramsal açıdan da birbirine benzemediği, ''...'' ibareli markasının kullanımlarına ilişkin sosyal medya hesapları, kartvizitler, reklamlar, tabelalar, görseller, vs. ekte sunulduğu, Davacının “...” markası ile karara dayanak markalar, tüketiciler bakımından benzer anlamlar taşımadığı, davacı markasının FARKLI BİR MARKA OLDUĞU ve GÖRSEL, İŞİTSEL VE ANLAM bakımından bütün bir görünüm sergileyen özgün bir marka olduğu, kaldı ki itiraz sahibinin kullanmış olduğu markanın “...” ibaresi ve bu ibare ile genel bir ibare olan "..." ibaresine sahiplik eki olan -m eklenerek türetildiği, "..." ibaresinin genel bir ibare olduğu açıkken, davalının bu ibareyi tescillemiş olması, kullanım tekelinin davalıda olduğu anlamına gelmediği, aksi halde " ... " ibaresi içeren tüm markaların, davalı markası ile iltibas yaratacağı sonucuna varılacağı, böyle bir tekel hakkının davalıya verilmesinin doğru olmayacağı, yargı kararlarının da bu yönde olduğu, Davacının markasına ait mal ve hizmetlerin 35 / 36 / 37 / 42 / nolu sınıflarda gerçekleştiği, başvurulan sınıfların ise hepsinin reddedildiği, davalıya ait markanın tescilli olduğu sınıfların davacının tescil talep ettiği sınıflar ile aynı olmadığı, dolayısıyla da SMK 6/1’de aranan mal ve hizmetler yönünden benzerlik şartı da gerçekleşmediği, Davacının markası bir bütün olarak değerlendirildiğinde, karara dayanak markalar ile kıyaslandığı zaman içerdiği unsurları ile birlikte ayırt ediciliği, hatırlanma kabiliyeti ve kalite göstergesi yüksek; özgün, orijinal ve üzerinde çalışılmış bir marka olduğu açık bir şekilde görüleceği, taraf markalarındaki kelimelerin algılanış biçimleri ve kullanım alanları dikkate alındığında ise iki tarafa ait markaları gören tüketicilerin, markaları iki tarafa ait işletmeler arasında bağlantı kuracak şekilde benzer algılaması mümkün olmadığı, ayrıca daha önce davacılar tarafından başvurulan ... nolu “...” ibareli markasına karşı yine davalı ... End. A.Ş. den itiraz geldiği, ancak Kurum tarafından itirazın haksız bulunduğu, Kurum kararlarının tutarlı olmadığı, Müvekkillerimiz, ... A.Ş.'nin kurucu ortakları olup, söz konusu şirket ile ticari faaliyetlerini sürdürmektedirler. ... Ltd. Şti. de müvekkillerime aittir. ...” uzantılı internet sitesi ( .... ) ve ... mail domainleri müvekkillerimize ait olmakla birlikte, müvekkillerimiz daha önce de 27.01.2021 başvuru tarihli ve ... nolu başvuruyla “...” markası için ... nezdinde başvuru gerçekleştirmiş, bu marka 35 / 36 / 37 / 42 / sınıfta kayıtlı mal ve hizmetler üzerinde, adı geçen tescil kapsamında koruma altına alınmıştır. Dolayısıyla söz konusu markada gerçek ve öncelikli hak sahibi müvekkillerimizdir. Davacının faaliyet gösterdiği firmalara ait vergi levhaları, imza sirküleri, ticaret sicil kayıtları, faturalar, internet sitesi görselleri(https://.../...-anasayfa/), kartvizit, reklamlar, görseller, vs. evraklardan da anlaşılacağı üzere, uzun zamandır piyasaya bu isimle mal ve hizmet sunulduğu, davacının söz konusu markada gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu, itiraz sahibine ait markadan tamamen farklı olduğu, dolayısıyla yenilik ve ayırt edicilik vasfını haiz olduğu, Davacının ''...' ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğu, sektöründe tanınan ve güven duyulan bir marka olduğu, davacının satışlarını gösterir örnek faturalar dilekçemizin ekinde sunulduğu, Belirtilen sebeplerle; davacının marka tescil başvurusunun kabulünün gerektiği, kurum tarafından marka başvurusunun tümden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, ...'nun 22.01.2024 tarih, ... karar numaralı red kararının iptali ile davacının ... başvuru no.lu “...” ibareli markasının başvurulan tüm mal ve hizmetler bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalı ... A.Ş. vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; Tüm araç kullanıcılarına ulaşmayı hedefleyen ... şirketinin, 40 yılı aşkın tecrübesi ile ....’da kurulduğu, uzun yıllara dayanan bilgi birikimi ve deneyimi ile sektördeki yeniliklerin yanı sıra ilklere de öncülük eden bir şirket haline geldiği, ürünlerin üretim macerası, ham iplikten başlayıp tüm aşamalarıyla entegre tesislerimizde son bulduğu, yüksek hizmet kalitesinin bir sonucu olarak, küresel ölçekli ortaklıklarıyla ...’un, sektöründe Türkiye’yi dünyanın 70’ten fazla ülkesinde temsil ettiği, bu sebeple “...” markası ve bundan türetilen seri markaların hem yurtiçi hem de yurtdışı pazarında aktif halde olduğu, ... nezdinde bugüne kadar 39 ayrı marka tescili bulunan şirketi “...”markası özelinde kullanmakta olduğu markaların bulunduğu, ... nezdindeki seri markalara bakıldığında, ... markası ve bu marka üzerinden türetilen seri markalar tamamen davalının ticari kimliğini, markasını oluşturduğu, yine sosyal medya sorgusunda ... yazıldığında doğrudan davalıya ait sayfaların çıktığı, markanın dilekçesinde belirtildiği gibi “...” sözcüğü değil “...” sözcüğünden ibaret olduğu, bu hali ile tescili sonucunda davalının tüm yasal haklarının tek sahibi olduğu, davacının markasının “...” ve “...” sözcüklerinden oluştuğunu, Bir markanın asli unsurunun o markanın büyüklük, önde ya da üstte oluş, orijinallik gibi özellikleri bakımından baskın olan anlamına geldiği, markanın tali unsurunun ise orijinallik içermeyen, ayırt edicilik özelliği bulunmayan, dolayısıyla, herkes tarafından kullanılabilecek olan küçüklük, arkada ya da altta oluş gibi özellikleri bakımından markanın kayıtlı olduğu ürün ve/veya hizmetleri tanımlayan/tasvir eden unsuru anlamına geldiği, Markanın asli unsurunun müşteri algısını şekillendirmek ve markaya çekici imajını kazandırmak açısından olduğu gibi o markanın aynı ya da benzer sınıflarda tescilli başka markalar ile karıştırma ihtimalinin tespitine yönelik olarak yapılan benzerlik karşılaştırması açısından önem arz ettiği ve yapılacak benzerlik karşılaştırmalarında -markanın bütünselliği ilkesinden hareketle tüm unsurları gözden geçirilecek olmakla birlikte-öncelikle markanın (sözcük ve/veya şekilden oluşan) asli unsuru belirlendiği, söz konusu karşılaştırmanın öncelikle asli unsur gözetilmek sureti ile yapıldığı, Bu hususta marka üzerinde yapılacak incelemede açıkça görülecektir ki markanın asli unsuru “...” olup tali unsur olarak “İstanbul” şehrinin kısaltması olan ve “....”u çağrıştıran “...” sözcüğünün kullanıldığı, Her ne kadar renkleri aynı olsa da fark etmeyecek olmakla birlikte bizzat logo kullanımında dahi “...” ve “...” kavramları ayrı ayrı renklendirilerek farklılık vurgulanmış olmasına rağmen dava dilekçesinde asli unsurun “...” şekilinde bütün olduğu, bu durumunda kabulünün mümkün olmadığı, SMK’nın 5-1/ç maddesine göre aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin marka olarak tescil edilebilmeleri mümkün olmadığı, SMK’nın 6-1 maddesinde ise tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmaması gerektiği, aksi takdirde ilgili üçüncü kişinin markanın yayınına yapacağı itirazı ile başvurusu yapılan markanın reddedileceği, dolayısıyla da marka tescil başvurusundan önce başvurusu yapılacak marka ile ilgili olarak aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerde tescilli ya da başvurusu yapılmış aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzer bir markanın var olup olmadığına ve yine, aynı ya da benzer ürün ya da hizmetler bakımından başvurusu yapılacak marka ile karıştırma ihtimali yaratacak herhangi bir marka başvurusunun veya bir marka tescilinin daha önce bulunup bulunmadığına dair aşağıda ayrıntıları ile değinilen ön araştırma ve hukuki risk analizinin yapılması bu nedenle önem taşıdığı, bu hususta ...’nın yayınladığı Marka Kılavuzu’ndan ve doktrinden alınan aşağıdaki kriterler göz önünde tutulduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda marka tescilinde nispi ret nedenlerinin düzenlendiği 6’ncı maddenin 1.fıkrasında karıştırılma ihtimalinin varlığı için mal ve/veya hizmet benzerliği ile birlikte markaların “aynılığı ya da benzerliği” şartı arandığı, Markalar arasındaki benzerlik kıstasında yaygın olarak görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik üzerinde durulmakta ve bunlardan birinin varlığı mal ve/veya hizmet benzerliğinin de mevcut olması halinde, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunun kabulü için yeterli sayıldığı, sonuç olarak davacının başvuruda bulunduğu marka ile markalarımız arasında açık bir şekilde görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğinin bulunduğu, Davalının “...” asli unsuru üzerinden ve yukarıda da belirtildiği gibi “....” ve diğer pek çok markanın aktif bir şekilde tescilli olarak kullanıldığı, davacının başvurusuna esas markası da tıpkı bunlar gibi seri marka izlenimi yarattığı, dolayısıyla da davanın reddi gerektiği, Davacının ... A.Ş.'nin kurucu ortakları olup, söz konusu şirket ile ticari faaliyetlerini sürdürmekte olduklarını, yine ... Ltd. Şti.nin kendilerine ait olduğunu, ...” uzantılı internet sitesi ( .... ) ve ... mail domainleri elleirnde bulundurduklarını, daha önce de 27.01.2021 başvuru tarihli ve ... nolu başvuruyla “...” markası için ... nezdinde başvuru gerçekleştirdiği, bu markanın 35 / 36 / 37 / 42 / sınıfta kayıtlı mal ve hizmetler üzerinde, adı geçen tescil kapsamında koruma altına alındığı, dolayısıyla söz konusu markada gerçek ve öncelikli hak sahibinin kendileri olduğu yönünde beyanlarda bulunulduğu, ancak davalı şirketin 2010 tarihinde kurulduğu ve 2012 tarihli marka başvurusu bulunması sebebi ile çok önceden hak sahipliğinin söz konusu olduğu, tüm bu sebepler dikkate alındığında da davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şahısların ... başvuru sayılı markasına yönelik davalı firmanın ... , ... sayılı mesnet markaları dolayısıyla SMK 6/1 Maddesi dolayısıyla itirazlarının kurum tarafından kabul edilmesi üzerine davacı tarafın ... nezdinde yaptığı itirazın reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, dava dilekçesinde belirtilen başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım- gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu ... Kararına etki edip etmeyeceği, noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 10/03/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 07/05/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; " Karıştırılma ihtimali incelemesi yukarıda belirtilen genel ilkeler esas alınarak yapılmıştır. Yapılan incelemede, başvuru ile ret gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak ayırt edici unsur olarak içerdiği, markalardaki renk unsurlarının da benzerlik gösterdiği, taraf markalarının ikisinin de küçük harf ile yazıldığı, sonuç itibariyle markaların benzer olduğu, ayrıca başvuru kapsamındaki hizmetler ile aynı/aynı tür veya benzer hizmetlerin ret gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunduğu, bu nedenle başvuruya konu markanın tescili halinde markalar arasında karıştırılma ihtimali ortaya çıkabileceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ... tarafından verilen karar isabetli bulunmuş ve işbu itirazın reddi gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası Davalı Markaları
... ( ...) ... (...)
... (...)
Bilirkişi heyetinden alınan 21/01/2026 tarihli raporda ÖZETLE: " Davaya konu olan ... sayılı ibareli marka ile davaya mesnet olan ... sayılı ve ... sayılı ibareli markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, Dava konusu redde konu 35, 36, 37 ve 42. Sınıfta yer alan tüm hizmetler bakımdan birebir aynı olduğu, Bu kapsamda da taraf markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesini gündeme geleceği, Davacının mesnet olan markalarını çekişme konusu 6769 S. SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının bulunmadığı, görüş ve kanaatine ulaşıldığı, takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere saygı ile arz olunur. " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacılar vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacıların " ... " ibareli müşterek marka başvurusu ile davalıya ait " ... ve ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden taraf markalarında bilirkişi raporu sayfa 5-12 de gösterilen tabloda emtialar arasında aynı/benzer/ilişkili/bağlantılı olduğu gösterildiği;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu emtialar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " ... ve ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ... ve ... " ibareli tescilli markalı emtialarından satın almak/yararlanmak isterken davacının " ... " ibareli başvuru markalı emtiaları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı emtialar algısı da oluşabileceğinden taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası anılan SMK 6/3 maddesindeki düzenleme kendi başvurusu için değil başkasının markasını engelleyen düzenleme olduğundan oluşan sonuca etkisi olmadığı;
Nihayetinde davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacılardan eşit şekilde tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan eşit şekilde tahsiliyle davalılara eşit şekilde verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 23/02/2026
Katip .... Hakim ....
E imzalıdır E imzalıdır