6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında bedelsiz iade veya bedel davalarının maktu harca tabi olduğu hakkında Yargıtay kararı.
Özet: Bu hukuki süreç, 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca taşınmazların bedelsiz iadesini veya rayiç bedellerinin tahsilini talep eden bir davaya ilişkindir; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, taşınmazların keşifle belirlenen değeri üzerinden nispi harcın eksik ödenmesi nedeniyle davayı reddetmişlerse de, yüksek mahkeme, talebin niteliği itibarıyla (6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında bedelsiz iade ve tapu iptali-tescil istemi) davanın maktu harca tabi olduğuna karar vererek alt mahkemelerin harç değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2026/1372 E.  ,  2026/4163 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/140 E., 2025/444 K.
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN
2017/141 ESAS SAYILI DOSYA
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazların öncelikle bedelsiz iadesi olmadığı takdirde rayiç bedellerinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmasız, davacı ... vekili tarafından duruşma isteğiyle temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteğinin işin niteliği sebebiyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 333, 423, 468, 477, 486, 488, 492, 494, 543, 544, 552, 595, 596, 602, 603, 646, 648, 661, 662, 690, 691, 692, 696, 697, 699, 703, 707, 731, 738, 812, 813, 860, 883, 891, 912, 923, 924, 925, 941, 942, 943, 946, 947, 951, 952, 1036, 1104, 1111, 1112, 1113, 1153, 1154, 1156, 1272, 1319, 1324, 1329, 1330, 1331, 1332, 1333, 1334, 1335, 1337, 1338, 1339, 1340, 1341, 1342, 1343, 1344, 1345, 1346, 1347, 1348, 1349, 1350, 1351, 1352, 1353, 1354, 1355, 1356, 1388, 1402, 1403, 1406, 1421, 1431, 1436, 1448, 1449, 14 52... parsel sayılı taşınmazların 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca bedelsiz iadesine, kabul edilmediği takdirde taşınmazların rayiç bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen 2015/157 Esas sayılı dosyada davacı ... ve arkadaşları tarafından açılan davada; davacılar vekili asıl davada dava konusu olan ... ilçesi ... Mahallesi 697 parsel sayılı taşınmazın müvekkilleri adına kayıtlı iken Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/55 Esas sayılı dosyasında tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiğini, kadastro çalışmaları neticesinde 697 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğini kaybettiğini, 2/B parseli niteliğinde olduğunu, 6292 sayılı Kanun’un 7 ve devamı maddeleri ile 345 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği uyarınca taşınmazın iadesi için Milli Emlak Genel Müdürlüğüne 11.03.2013 tarihinde idari başvuru yapıldığını, ancak haklı taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde ise bedel isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili asıl ve birleşen davaya sunduğu cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2020 tarihli ve 2013/339 Esas, 2020/126 Karar sayılı kararıyla davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, taşınmazın aynına ilişkin davalarda dava konusu taşınmazın gerçek değeri tespit edilerek peşin harcın buna göre alınması gerektiği, taşınmazların keşif sonucu tespit edilen değeri üzerinden alınacak harcın tespit edilerek 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 30. maddesi uyarınca eksik harcı ikmâl etmek üzere asıl ve birleşen davacılar vekillerine süre verildiği, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150/4-5. maddesi uyarınca eksik harcın ikmâl edilmediği, bu nedenle işlemden kaldırılan dosyanın yasal süresi içerisinde de yenilenmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalar yönünden 6100 sayılı Kanun’un 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2020 tarihli kararına karşı asıl davada davacı Kooperatif vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli kararıyla davanın 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca bedelsiz iade nedeniyle, tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğu, davacı Kooperatif vekilinin isteminin tapu iptali ve tescil talebini içermesi karşısında davanın nispi harca tabî olduğu, ancak taşınmazların keşifle belirlenen değeri üzerinden eksik harcın verilen süre içinde tamamlanmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli kararının asıl davada davacı Kooperatif vekili
tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2022 tarihli ve 2021/5894 Esas, 2022/4905 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece dava konusu taşınmazların yapılan keşif sonucu belirlenen değerleri üzerinden hesaplanan harcın ikmal edilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, dosya kapsamı ve talebin niteliği göz önüne alınarak eldeki davanın maktu harca tabî olduğu ve bu harcın da davacı tarafından dava açılırken yatırıldığı anlaşılmakla, yatırılması gerekli maktu harç davacı tarafından yatırıldığı halde nispi harcın ödenmemesi gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre de, ...İddianın ileri sürülüş şekline göre dava davacı lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar ve 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Buna göre; davacının, ilk talebi olan tapu iptal ve tescil talebi bakımından dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 10.01.2023 tarihli ve 2022/3 41... /7 Karar sayılı karar ile önceki hükümde direnilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/8-627 Esas ve 2025/69 Karar sayılı ilamı ile "Asıl ve birleşen davalarda tapu kayıtlarına dayanılarak 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen bedelsiz iade olmadığı taktirde tazminat istemli ve terditli olarak dava açmış olup bu davalar bünyesinde mülkiyet ihtilafı barındıran klasik tapu iptali ve tescil davası niteliğinde değildir. Bu davalar çekişmeli taşınmazlar yönünden 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sayılan bedelsiz iade koşullarının mevcut olup olmadığının belirlenmesi suretiyle çözümlenecek, anılan özel kanundan kaynaklanan bir tespit davası niteliğindedir. Madde metninde açıkça bedelsiz iade denildiğinden artık 492 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca para ile ölçülebilen bir değer esasından bahsetmek de mümkün değildir.
Hâl böyle olunca; bir hakkın tespitine yönelik eldeki davaların maktu harca tabî olduğunun kabulü gerekir.
O hâlde İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davaların 6100 sayılı Kanun'un m.114/1-b ve 115/2 gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... ve müşterekleri vekili ve davacı ... vekili ayrı ayrı sundukları temyiz dilekçelerinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazların öncelikle bedelsiz iadesi olmadığı takdirde rayiç bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve müşterekleri vekili ve davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1. maddesi ve 373/5. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.