Marka tescil başvurusunun benzerlik ve karıştırılma ihtimali gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan müktesep hak temelli iptal davası ve istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, uzun yıllardır mobilya sektöründe faaliyet gösteren davacının, mevcut markasına benzer yeni bir marka tescil başvurusu sürecinde yaşadığı uyuşmazlığı ele almaktadır; başlangıçta Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kabul edilen başvuru, rakip bir markanın itirazı üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından karıştırılma ihtimali gerekçesiyle reddedilmiştir, davacı YİDK kararının iptali ve rakip markanın hükümsüzlüğü talebiyle dava açmış, ilk derece mahkemesi davacının önceki kullanımlarına dayanarak edindiği müktesep hakkı kabul edip YİDK kararını iptal etmiştir, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin müktesep hak değerlendirmesini, Yargıtay içtihadına atıfta bulunarak, tescilli marka ile yeni markadaki asli unsurların korunması ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde kullanım şartları açısından yeniden irdelemekte ve kararın bu yönüyle tartışmalı olduğunu belirtmektedir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1259 Esas, 2025/1430 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/50 E., 2022/162 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin uzun yıllardan beri Kayseri ilinde mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini, şirket unvanı olarak da uzun yıllardır aralıksız ... unvanını kullandığını, müvekkilinin bu ünvanla bilinirlik kazandığını, 2009/49190 marka numarası ile 20. sınıfta tescil aldığını, 10 yıl sonra marka kullanımına ara vermeden logoda küçük değişiklik yaparak tekrar marka başvurusunda bulunduğunu, davalı tarafça başvuruya itiraz edildiğini, davalının itiraza mesnet markasının 2015/78749 sayılı marka olduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın reddedildiğini, ancak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (...) tarafından itirazın kabulü ile başvurunun reddedildiğini, kararın yanlış olduğunu, müvekkilinin davalının başvurusuna yaptığı itirazın dikkate alınmadığını, kullanım belgelerinin dikkate alınmadığını, davalı ünvanı ile ... markasının bir ilgisinin olmadığını ileri sürerek ...’in 2021-M-374 sayılı kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile ...'in 2021-M-374 sayılı kararın iptaline, davalıya ait marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça 2020/12268 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun 2015/78749 sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali ve kötüniyet gerekçeleriyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6. maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yeniden itiraz edildiği, ... tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile ... sayılı markanın ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer oldukları, bunun yanısıra başvuru ile 2015/... sayılı “...” ibareli markanın eşya listesi kapsamında, aynı/aynı tür malların yer aldığının belirlendiği, markaların benzerliği ve malların aynı/anı tür olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, işbu başvuru ile 2015/78749 sayılı “...” ibareli marka arasında, SMK’nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varıldığından başvurunun reddine karar verildiği, bu karara yönelik olarak başvuru sahibince işbu davanın açıldığı, davada ... iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile, somut olayda SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının bulunduğu, ancak SMK'nın 6/3. maddesi kapsamındaki iddialarının yerinde olmadığı, diğer yandan davacının müktesep hakkının bulunduğu gerekçesi ile ... iptaline ilişkin davanın kabulüne, hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, mahkemece, davacı yanın önceki tarihli markalarına bakıldığında, 5 yıllık hükümsüzlük süresini karşılayan karşılayan sadece bir adet markası olduğu, bu markanın 2009/49190 başvuru sayılı marka olduğu, bu kapsamda, davacı tarafından daha önceden başvurusu yapılan 2009/49190 başvuru sayılı markanın SMK'nın 6/1. maddesi bağlamında aynı/aynı tür/benzer bulunan emtiayı içerdiği, müktesep hak dayanağı olarak öne sürülen markalar ibarelerinin "...+ şekil" birleşiminden müteşekkil olduğu, davaya konu marka başvurularının davacının seri markalarından olduğu imajını doğurduğu, dolayısıyla müktesep hakkının bulunduğu kanaatine varıldığı, oysaki; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerektiği, mahkemece müktesep hak olarak görülen 2009/... başvuru sayılı markanın, dava konusu markanın başvuru tarihinde tescilli olmadığı ve en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanıldığının belirlenemediği, bu durumda, tescilli olmayan ve kullanımı ispat edilemeyen markanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterleri karşılamadığı, davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı, diğer yandan, mahkemece verilen karar ile, "davalıya ait marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiş olup, bu karara yönelik olarak davanın ilgili taraflarınca kanun yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, hükümsüzlük talebi konusunda verilen karara yönelik olarak Dairece bir inceleme yapılmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, 2021-M-374 sayılı ... kararının iptaline ilişkin davanın reddine, davalıya ait marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.