Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, FSEKe aykırı film gösterimi ve eser üzerindeki tecavüzün tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat talepli hak sahipliği ihtilafı davası.
Özet: Bir şirket, kurucusu tarafından yapılmış, eser işletme belgesi bulunan ödüllü bir filmin haklarına sahip olduğunu iddia ederek, davalının bu filmi izinsiz olarak, süresinde değişiklik yaparak gösterdiğini ve FSEK hükümlerini ihlal ettiğini öne sürerek maddi ve manevi tazminat ile tecavüzün tespiti, meni ve refini talep ederken; davalı ise filmin orijinal haklarının davacı tarafın kurucusu tarafından 1982de İsviçreli bir şirkete devredildiğini, bu şirketin iflası sonrası hakların yasal yollarla başka bir firmaya geçtiğini ve kendi gösterimlerinin, hak sahibi bu firmanın izniyle, bakanlık destekli, kültürel amaçlı ve kar amacı gütmeyen etkinlikler kapsamında yapıldığını, davacının hak iddialarının mahkeme kararlarıyla çürütüldüğünü savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/172
KARAR NO : 2026/30
DAVA : FSEK'e aykırılık nedeniyle Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 28/12/2017
KARAR TARİHİ: 11/02/2026 Yazım Tarihi: 27/02/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin merhum ... tarafından 1971 yılında kurulduğunu, şu an mirasçıları olan eşi ve çocukları tarafından idare edildiğini, dava konusu "..." filminin müvekkili şirketin üretici ve yapımcısı olduğu bir film olduğunu, filmdeki hak sahipliği nedeniyle müvekkiline ... tarafından 23.11.2000 tarih 298 sayı ile ve 28.04.2005 tarihli .... sayı nolu eseri işletme belgesi verildiğini, eserin 1981 yapım yılı ve 109 dakikalık haliyle 27.04.2005 tarihli denetimden geçtiğini, eserin ...’in senaryosunu yazdığı aynı zamanda yönetmenliğine yoğun katkı sunduğu bir eser olduğunu, eserin 1982 yılında ... Festivali'nde .... ödülü dahil 25’e yakın ödül sahibi olduğunu, yerel ve uluslararası düzeyde değerinin tartışmasız olduğunu, . ... kapsamında filmin gösterimlerinin yapıldığı bilgisini medya aracılığıyla öğrendiklerini, bahse konu "..." adlı filmin 01.12.2017 ile 02.12.2017 tarihinde ... gösterildiğini, tanıtıcı broşürlerde 02.12.2017 tarihli gösterim için "yapımcı ... katılımı ile " şeklinde not düşüldüğünü, .... isimli siteden satışa sunulduğunu ...., bu gösterimler için müvekkilinden izin alınmadığını, filmin "uzun versiyon ... filmi" adıyla tanıtıldığını .... film üzerinde müvekkilinin bilgisi dışında değişiklik yapıldığını, filmin bakanlık onaylı eser işletme belgesinde 109 dakika olmasına rağmen hukuka aykırı yapılan gösterimde 112 dakikalık bir gösterim yapıldığını, müvekkilinin FSEK madde 16, 21, 22, 23, 24, 25 kapsamındaki hakları ihlal edildiğinden FSEK madde 66 ve 69 gereği tecavüzün meni ve refi ile birlikte şimdilik davalının haksız elde ettiği kazancın karşılığı olmak üzere 5000 TL maddi tazminata, sözleşme yapılsa idi talep edilebilecek 3 katı tutardaki tazminat için 10.000 TL’nin, manevi tazminat karşılığı olmak üzere 20.000 TL’nin davalıdan alınmasına, hükmün tirajı en yüksek 3 gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Başlangıçta adı ... olarak konulan ve sonradan ... adını alan filmin yapımcılığı ve sahipliğinin ...’in sağlığından beri İsviçreli ... isimli şirkete ait olduğunu, ...’in senaryosundan film yapma ve haklarına sahip olma konusunda tüm hak ve yetkilerin bu şirkete 27.03.1982 tarihinde ...’in kendisi tarafından devredildiğini, ... sinema merkezi ... tarafından 16.06.1982 tarihinde verilen eser işletme belgesinde de filmin yapımcısının ... film şirketi olduğunun yazılı olduğunu, bununla ilgili tüm dayanak belgeler (sahiplik, telif haklan vb) sunulmadan bu belgenin alınmasının olası olmadığını, filmin İsviçre adına "...." kategorisinde Oscar adayı olduğunu, ... 1984 yılında vefat ettikten sonra aradan geçen süreçte ... film şirketinin iflas ettiğini, mevzuat gereği elindeki hakların satışa sunulduğunu ve bunların ... olan "..." filminin de tüm hak ve yan haklarıyla birlikte 22.03.2006 tarihinde 50.000 ....’ı bedelle ...’a satıldığını, ... İflas İdaresinin; 4 Aralık 2009 tarihinde .... Yüksek Mahkemesinin 27.05.2003 tarihinde ... şirketinin ... adlı filmin hiçbir zaman yapımcısı yahut sahibi olmadığına dair karar verdiğini, bu kararın ... firmasına da bildirildiğini, buna dair yazıda ... Film Şirketinin, ... filminin yapımcısı olmasına dayalı olarak tüm haklarına sahip olduğunun da belirlendiğini, ... Firmasının mülkiyet iddiasının geçersiz kılındığını, davacının tüm bu hususları bilerek kötüniyetle huzurdaki davayı açtığını, ..., , ... Şirketi ile 2007 yılında imzaladığı sözleşmeyle davacıdan ... filminin üç adet 35 mm’lik kopyasını satın aldığını ve filmin yurt içi ve yurt dışındaki kültürel haklarına sahip olduğunu, ... Festivalin de .... tarafından desteklenen kültürel bir etkinlik olduğunu, bu nedenle müvekkilinden mükerrer talepte bulunulmasının hukuki ve etik olmadığını, ...’un hak sahipliği çerçevesinde 2015 - 2017 yıllan ... filmi dijitalize ettiğini ve filmin “...- ..." adını aldığını, filmin bu haliyle 2017 ... Festivalinde gösterildiğini, ardından .... gibi film festivallerinde gösterildiğini, filmin, .... tarafından düzenlenen . ... kapsamında 1 ve 2 Aralık 2017 tarihlerinde ....'da yapımcı ...'un izni ve katılımıyla seyirciye sunulduğunu, filmin .... kopyasının ... tarafından sağlandığını, Festivalin kültür amaçlı bir etkinlik olduğunu, kar amacı güdülmediğini ve Bakanlık tarafından desteklendiği için bir kira bedeli talep edilmediğini ve kendisine bir ödeme de yapılmadığını, ...’un katılımı için gereken uçak/konaklama ve yemek bedellerinin müvekkili tarafından karşılandığını, film kopyasının gösterimi takiben yapımcı hak sahibine iade edildiğinden tedbir talebinin dayanaksız kaldığını, müvekkilinin kazancı karşılığı olduğu iddia olunan 5.000 TL’nin esasen kazanılmadığını, bilet gelirlerinin 1000-1500 TL civarında kaldığını, yapımcı ...'a film kira bedeli ödenmediğinden ve ayrıca başka bir yapımcının filmine davacının sözleşme bedeli talep edemeyeceğini, sahibi ve yapımcısı olmadığı bir filmin gösteriminden davacının manevi teminata hak kazanamayacağını ifade ederek davanın reddini talep etmiştir.
5846 sayılı FSEK 'in ilgili maddeleri :
Madde 1/B-a) Eser: "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini, b) Eser sahibi : Eseri meydana getiren kişiyi,"
Madde 5 "Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir."
Madde 8 "Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.
Bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir.
Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır."
Madde 10/4 "Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır."
Madde 13 " Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür.
Eser sahibine tanınan hak ve salahiyetler eserin bütününe ve parçalarına şamildir.
Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, hak ihdas etmek amacı taşımaksızın, sahip oldukları hakların ihlâl edilmemesi, hak sahipliklerinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlanması ve malî haklara ilişkin yararlanma yetkilerinin takip edilmesi maksadıyla, sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırırlar. Aynı maksatla, eser sahiplerinin talebi üzerine, bu Kanun kapsamında korunan tüm eserlerin kayıt ve tescili yapılabilir, malî haklara ilişkin yararlanma yetkileri de kayıt altına alınabilir. Beyana müstenit yapılan bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz. ..... yanlış beyanda bulunanlar, bu Kanunda öngörülen hukukî ve cezaî müeyyidelere tâbidirler...."
Madde 14 "Bir eserin umuma arz edilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını munhasıran eser sahibi tayin eder." (manevi hak)
Madde 15/1-3 "Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti munhasıran eser sahibine aittir..... Bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilaflı ise, yahut her hangi bir kimse eserin sahibi olduğunu iddia etmekte ise, hakiki sahibi, hakkının tesbitini mahkemeden istiyebilir." (manevi hak)
Madde 16/1 "Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz." (Eserde değişiklik yapılmasını menetmek hakkı ) (manevi hak)
Madde 18 "Mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir.
Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır.
Bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir."
Madde 21 "Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir." (işleme - mali hak),
Madde 22 "Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir " (Çoğaltma hakkı ) ( mali hak),
Madde 23 "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkı münhasıran eser sahibine aittir." (yayma hakkı ), ( mali hak),
Madde 24 "Bir eserden, doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarıyan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir."(temsil hakkı) ( mali hak),
Madde 25 "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir." (Umuma iletim hakkı ) ( mali hak),
Madde 48 " Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler.
Mali hakları sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir. (Ruhsat).
Yukardaki fıkralarda sayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taallük etmekte ise batıldır."
Madde 51 " İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır.
İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir. "
Madde 52 "Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır."
Madde 66 "Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir."
Madde 68/1 " Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan,çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir."
Madde 70" Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir.
Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir.
Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir."
Madde 80/C " 2. Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcısı, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir.
(1) Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran film yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Film yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış film tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir.
(3) Film yapımcısı, film tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez.
Fonogramlara tespit edilmiş icraların ve filmlerin, her ne suretle olursa olsun umuma iletilmesi halinde, bunları kullananlar, eser sahiplerinin yanısıra, icracı sanatçılara ve yapımcılara veya ilgili alan meslek birliklerine de bu kullanımlara ilişkin uygun bir bedeli ödemekle yükümlüdürler.
Bir sinema eserinde, olağan şekilde adı bulunan gerçek veya tüzel kişi aksine bir kanıt bulunmadıkça filmin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcı olarak kabul edilir.
Sinema eserlerinin birlikte sahipleri filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıya mali haklarını devrettikten sonra, sözleşmelerinde aksine veya özel bir hüküm bulunmadığı takdirde filmin dublajına veya alt yazı yazılmasına itiraz edemezler.
Müzik eseri sahibi, filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcı ile yaptığı sözleşmedeki hükümler saklı olmak kaydıyla eserini yayımlama ve icra hakkını muhafaza eder.
Komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların verdikleri izinlerin yazılı olması zorunludur.
Aşağıda belirtilen hallerde komşu hak sahibi ile film yapımcısının yazılı izni gerekli değildir:
1. Fikir ve sanat eserlerinin kamu düzeni, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma veya haber amacıyla ve kazanç amacı güdülmeksizin icra edilmesi ve kamuya arzı.
2. Fikir ve sanat eserleri ile radyo-televizyon programlarının yayınlanma ve kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması.
3. Radyo-televizyon kuruluşlarının kendi olanaklarıyla kendi yayınları için yaptıkları kısa süreli geçici tespitler.
4. Bu Kanunun 30 uncu, 32 nci, 34 üncü, 35 inci, 43 üncü, 46 ncı ve 47 nci maddelerinde belirtilen haller.
Bu uygulama, hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep dışında zarar veremez veya eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz.
Eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı haklara sahip olanlar da eser sahipleri gibi Tecavüzün Ref’i, Tecavüzün Men’i ve Tazminat Davası haklarından faydalanırlar." hükmü yer almaktadır.
ÖNCEKİ DEĞERLENDİRMELER;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davacı tarafın üreticisi ve yapımcısı olduğu belirtilen "..." filmi nedeniyle FSEK'e dayalı hakkının davalı tarafça eserde değişiklik ve eklemeler yapılmak suretiyle ... kapsamında 01/12/2017 ile 02/12/2017 tarihleri ... ... gösterimi ile ilgili olarak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerinin Kanununa bağlı hak ihlali oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise tecavüzün men-i, ref-i, tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, davalı taraf iddiasına göre asıl konu olan film eserinin hak sahibinin davacı taraf olmadığı, davanın kötü niyetli açıldığı iddiasının doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunması , sunulan tüm kanıt ve belgeler, tanık ifadeleri, celbedilen kayıtlar ve dosya içeriği hakkında bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi .... tarafından sunulan 20/03/2018 tarihli raporunda ÖZETLE " ... Filmine ilişkin kartoneti taşıyan, bandrollü l adet DVD dosyaya sunulmuş olup; kartonet üzerinde yönetmen ..., Senaryo ..., açıklamalarıyla birlikte ..., .... katkılarıyla açıklamaları yer almaktadır.
... filmine ilişkin ... 28.04.2005 tarihli Eser İşletme belgesinde yapım yılı 1981, eser sahibi yapımcının adı ... Tic, San. A.Ş. olarak belirtilmiştir.
... tarafindan ilk ismi ... olan ... filminin telif haklarının ... Film firmasına devredildiğine ilişkin 29.03.1982 tarihli belge , Telif Hakkı Tasdiki başlıklı yazıda; "Aşağıda imzası olan ben ..., ... adlı senaryonun yazarı olarak, aşağıda adı yazılı olan firmayı, senaryomdan yapılacak filmin yapımına ve haklarına sahip olma konusunda süresiz yetkili kıldığımı teyid ederim, " beyanıyla birlikte ... isim ve imzası yer almaktadır. Söz konusu belgenin ...., .... ve .... suretleri dosyaya sunulmuş ve belge üzerinde ".... dili .... olan anlaşmanın İngilizce çevirisidir," açıklaması yazmaktaysa da; sunulan belgenin Noter onaylı olmadığı, fotokopi şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
....tarafından verilen 16.06.1982 tarihli eser işletme belgesi; eser ismi ..., Yapımcı:... Film olarak belirtilmiş ve "Bütün Fransız Metropolleri Bölgesindeki Bütün Gösterimler için Geçerli izin Belgesi" açıklaması yer almaktadır. Belgenin Fransızca sureti de dosyaya sunulmuşsa da; belgelerin noter onaylı tercümelerinin dosyaya sunulmadığı, sunulan belgelerin onaysız fotokopi şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
... filminin İsviçre adına yabancı dilde en iyi film kategorisinde .... adayı olduğuna ilişkin İngilizce sureti sunulan belgede ... filminin ... ve ... Film ortaklığında 1982 yılında yabancı dilde en iyi film dalında İsviçre adına aday olduğu açıklaması yer almakta olup; belgelerin noter onaylı tercümelerinin dosyaya sunulmadığı, sıınulan belgelerin onaysız fotokopi şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
... film şirketinin iflasından sonra ... filminin tüm haklarıyla birlikte ... tarafından satın alındığına ilişkin belge; "Özel sözleşme ile Satış" başlıklı 2 sayfadan oluşan belgede, ... filminin her türlü hakları ile her türlü film materyallerinin .... tarafından ... isimli şahsa bedeli karşılığında satıldığı belirtilmektedir. Belgenin noter onaylı tercümelerinin dosyaya sunulmadığı, sunulan belgelerin onaysız fotokopi şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
.... Yüksek Mahkemesi tarafından verilen ... filmi üzerinde ... firmasının hak sahipliğinin bulunmadığına dair 27.05.2003 tarihli kararın ... firmasına Zürih İflas İdaresi tarafından bildirildiğine dair yazı.
Davacı vekilleriyle ... Film firmasının avukatları ... yapılan yazışmalar.
... 2015 - 2017 yılları ... sahip olduğu hak sahipliği ile ... filmini .... halini 2017 yılında ... festivalinde gösterildiğini, ardından ...., .... vb. ülkelerde gösterildiğine ilişkin belgeler.
Yabancı dillerde çeşitli film festivallerine ilişkin afiş suretleri dosyaya sunulmuş olup, belgelerde ... filminin de festival programında yer aldığı görülmektedir. Sunulan belgeler fotokopi şeklinde olup, onaylı tercümeleri dosyaya ibraz edilmemiştir.
1995 Yılında 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında FSEK 8 maddesinde; "Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. " hükmü getirilmiştir.
Ancak 1995 yılında yapılan söz konusu değişiklik öncesinde geçerli olan düzenlemede ilgili kanun maddesinde sinema eseri sahibi olarak film yapımcıları tanımlanmıştır . Bu kapsamda, 1995 yılı öncesi alenileşen sinema eserlerinde bu eserlerin eser sahipliği film yapımcılarına özgülenmiştir.
5846 sayılı FSEK te 1995 ve 2001 yıllarında 4110 ve 4630 sayılı Kanunlarla gerçekleştirilen değişiklikler neticesinde, sinema eserlerinde eser sahipliği ve koruma sürelerine ilişkin kapsamlı değişiklikler gerçekleştirilmiştir.
1995 yılında 4110 sayılı Kanun'la 5846 sayılı Kanun'un 29'uncu maddesinde yapılan değişiklik sonucunda sinema eserleri için koruma süresi 20 yıldan 70 yıla çıkarılmıştır. Aynı şekilde 5846 sayılı Kanunun 27 inci maddesinde 4110 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle " eser sahibi tüzelkişi ise koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 20 yıldır " fıkrası kaldırılmış; maddeye "İlk eser sahibi tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır" fikrası eklenmiştir. Bununla birlikte 4110 sayılı Kanunla 5846 sayılı Kanuna eklenen Ek madde 2,de "Bu Kanundaki koruma süreleri; komşu haklar, sinema eserleri, bilgisayar programları ve veri tabanları bakımından kanun'un (değişikliğin) yürürlüğe girdiği tarihten sonra alenileşen eserlere, işlenmelere ve mahsullere uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Böylece 4110 sayılı kanun'un yürürlüğe girdiği l2/06/1995 tarihinden önce alenileşen sinema eserlerine ilişkin olarak eser sahibi sıfatıyla hak sahibi olan film yapımcılarının haklarının koruma süresinin 20 yıl süreyle sınırlı olacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak bu durumun sinema eserlerinde eşitsizlik yarattığı ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası anIaşmalara da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle 5846 sayılı Kanun'da 2001 yılında 4630 sayılı Kanunla yapıIan değişiklikle Ek madde 2'de yer alan söz konusu hüküm kaldırılmış; "Bu kanunla sağlanan koruma, bu madde ile getirilen degişikliğin yürürlüğe girdiği sırada; T.C. vatandaşı eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri tarafindan üretilmiş Türkiye'de mevcut bütün eserlere uygulanır." hükmü öngörülerek tüm sinema eserlerinde koruma süreleri geçmişe yönelik olarak uzatılmış ve 70 yıla çıkarılmıştır . Ayrıca 2001 yılında 4630 sayılı Kanunla gerçekleştirilen değişiklik sonucunda 5846 sayılı Kanun'un 29'uncu maddesi yürürlükten kaldırılmış ve sinema eserlerine ilişkin koruma süresi Kanun'da tüm eserler bakımından öngörülen genel koruma süresi kapsamında değerlendirilmiştir.
Kanunun 5l 'inci ınaddesinde ise; ileride çıkanlacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmelerin batıl olacağı öngörülmektedir.
Bu kapsamda yukarıda belirtilen Kanun hükümleri çerçevesinde 1995 yılından önce alenileşen sinema yapımlarının sözleşmelerinde belirli bir süre belirtilmeksizin mali haklar başka kişilere devredilmesi durumunda koruma süresinin 20 yıldan 70 yıla çıkarılmasına ilişkin değişikliğin ne sonuçlar doğuracağı hususunda örnek Yargıtay kararlarında ; kanun değişikliği sonucunda koruma süresinin uzamasından istifade hakkının FSEK md. 51 hükmü çerçevesinde ilk eser sahibi yapımcıya ait olması gerektiği, 4110 sayıIı kanun değişikliğinden önceki 29 uncu maddede belirtilen 20 yıllık koruma süresi içerisinde devredilen sinema yapımlarında 20 yıllık sürenin dolmasından itibaren hakların ilk eser sahibi yapımcıya döneceği beIirtilmiştir.
5846 Sayılı Kanun (FSEK) kapsamında korumaya haiz bir eser/icra/yapım üzerinde, eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin hakları bulunmakta olup, bu hakları kullanma yetkisi eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerine aittir. Bu haklar, kural olarak eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinden veya mali hakları ....kullanma yetkisini devralan üçüncü şahıslardan izin alınmaksızın bu haklar üzerinde tasarrufta bulunulması hak ihlali teşkil edecektir.
Davacı yan sinema filminin izinsiz ve sözleşmesiz olarak . ... Film Festivali kapsamında yayınlandığını iddia ve beyan ederek, tecavüzün önlenmesi ile birlikte maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı ise filmin eser sahipliğinden doğan mali haklarını kullanma yetkisinin davacı şirkette olmadığını , sinema eserinin tüm haklarının ... tarafından ... Film firmasına devredildiğini, ... Filmin iflas etmesinin ardından filmin tüm haklarının ... tarafından satın alındığını , söz konusu gösterimlerin ... rızası ve katılımıyla yapıldığını iddia ve beyan etmiştir.
Davacı Şirket tarafindan ... filminin 105 dakikalık versiyonu bandrollü DVD olarak dosyaya sunulmuştur. Tarafların beyanlarından davalının . ... kapsamında yapmış olduğu gösterimde, ... filminin ... ismiyle 112 dakikalık versiyonunun yayınlandığı anlaşılmaktadır . Davacı şirket tarafindan ... filminin orijinali DVD olarak dosyaya sunulmuşsa da; davalı tarafından festival kapsamında gösterimi yapılan l12 dakikalık ... filmi dosyaya sunulmadığından; filmler üzerinde karşılaştırma yapılamamış olup; sinema eseri üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı hususunda değerlendirme yapmak mümkün olmamıştır.
Davacı vekili tarafindan sunulan ... isimli filme ilişkin DVD izlendiğinde; filmin sonunda künye bilgilerinin yer aldığı, bu bölümde oyuncuların, yönetmenin isimlerinden sonra filmin ...-... FİLM ortak yapımı olduğu belirtildiği anlaşılmış olup;
Davaya konu, l981 yılı yapımı "..." isimli Sinema filminin 5846 sayılı Kanun kapsamında "sinema eseri" niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
... isimli Sinema eseri için ... tarafından düzenlenmiş olan 28.04.2005 tarihli Eser İşletme Belgesi ; davaya konu eser üzerindeki eser sahipliğinden doğan mali hakların kullanma yetkisi ile Bağlantılı hak sahipliğinden doğan mali hakların davacı taraf ... San. ve Tic. A.Ş.'de olduğuna işaret etmekteyse de; kanunda ifade edildiği üzere kayıt tescil belgesi eser üzerindeki hak sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlayan bir belge olup; bu belgeyle birlikte diğer deliller de değerlendirilmelidir.
Davacı vekili tarafından sunulan ... isimli filme ilişkin DVD izlendiğinde; filmin sonunda künye bilgilerinin yer aldığı, bu bölümde oyuncuların, yönetmenin isimlerinden sonra filmin ... - ... FiLM ortak yapımı olduğunun belirtildiği,
Dosyaya sunulan belgeler uyarınca ... filminin katıldığı festivaller ve aldığı uluslararası ödüllerde yapımcı olarak ... ve ... Film firmasının isimlerine birlikte yer verildiği,
Bu doğultuda; 5846 sayılı kanunda kabul edilen "Bir sinema eserinde, olağan şekilde adı bulunan gerçek veya tüzel kişi aksine bir kanıt bulunmadıkça filmin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcı olarak kabul edilir." ilkesi uyarınca; filmin ... ve ... Film ortak yapımı olduğu,
1995 yılı öncesi aleniyet kazanan sinema filmlerinde sinema eser sahiplerinin film yapımcıları olduğu, Davaya konu eser üzerindeki eser sahipliğinden doğan manevi ve mali hakları ile bağlantılı hak sahipliğinden doğan mali hakların davacı taraf ... San. ve Tic. A.Ş. ile birlikte ... Film firmasında olduğu, bir başka deyişle her iki yapımcının davaya konu filmin birlikte eser sahibi olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı vekili bir kısım belgeler sunarak, ... filminin hak sahipliğinin yapımcı ... Film firmasından satın alan ... isimli şahısta olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekilinin iddialarına ilişkin bir kısım belgeler dosyaya sunulmuşsa da; belgelerin tercümesiz vc onaysız fotokopiler olduğu anlaşılmaktadır. AnıIan nedenle söz konusu belgelerin takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak kaydıyla ;
Fikri mülkiyet hakları ülkeseI olarak korunmaktadır. Ülkesellik ilkesine göre bir fikri mülkiyet hakkı, hangi ülkede korunması isteniyorsa o ülkenin mevzuatı çerçevesinde ve sadece o ülkenin sınırları içinde korunur. Bu nedenle, davalı vekili tarafından sunulan belgeler ülkesellik ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Mali haklarla ilgili sözleşme ve tasarruflar yazılı olmalı ve konuları olan haklar ayrı ayrı gösterilmelidir. (m. 52). Öğretide munzam şart olarak da ifade edilen ilkeye göre, hangi hakların devredildiği veya lisansa konu edildiği sözleşmede tek tek belirtilmelidir. Davalı vekili tarafından sunulan ... tarafından filmin senaryosuna iIişkin tüm hakların ... Film firmasına devredildiğine ilişkin belgenin 5846 sayılı kanunun 52. Maddesine uygun şekilde düzenlenmiş bir belge olmadığı,
Davalı vekili tarafindan sunulan belgelerin 5846 sayılı Kanunda kabul edilen "Bir sinema eserinde, olağan şekilde adı bulunan gerçek veya tüzel kişi aksine bir kanıt bulunmadıkça filmin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcı olarak kabul edilir." karinesinin aksini ortaya koyacak belgeler olmadığı, bu nedenle dava konusu ... isimli sinema eseri üzerinde ... isimli şahsın tek başına hak sahibi olduğu hususunun ispat edilemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır .
Dava konusu filmin . ... kapsamında davalı tarafından gösteriminin yapıldığı hususunda taraflar ... uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Fikri mülkiyet hukukunda yer alan tükenme ilkesi, manevi haklar yönünden uygulanamayacağından eser daha önce alenileşmiş olsa bile eser sahibinin FSEK'in 14. Maddesinde yer alan eserin kamuya sunulma hakkı son bulmaz. Bu nedenle eserin, daha önce alenileşmiş olması halinde bile, sonradan üçüncü bir kişi tarafından izinsiz tekrar kamuya sunumu, eser sahibinin kamuya sunma yetkisinin ihlali olur. Bu şekildeki eylemin FSEK'in 14/1 maddesi yollamasıyla 70/1 maddesinin ihlaline sebebiyet vereceği ve eser sahibinin manevi tazminat talebinde bulunabileceğine ilişkin.... . Hukuk Dairesi'nin 28.02.2008 gün ve .... sayılı kararı" mevcuttur (....)
Davacının birlikte eser sahibi olduğu eserin davalı tarafindan davacı tarafın izni alınmaksızın yayınlanmasının davacı tarafın manevi haklarından FSEK md. 14 kapsamında umuma arz yetkisini ihlal etmiş olduğu, değerlendirilmektedir.
Mali haklar bakımından, bir eserin bir mahalde beyaz perdeye yansıtılmak suretiyle gösterilmesi FSEK 24. maddede düzenlenen mali haklardan "temsil" suretiyle yararlanma mahiyetindedir. FSEK 22 ve 23. maddelerde tanımını bulan mali haklardan "çoğaltma" ve "yayma" eyleminin gerçekleşebilmesi için maddi eser nüshalarına ihtiyaç bulunmaktadır. (....). Bu bağlamda, bir sinema eserinin sinema salonlarında perdeye yansıtılmak suretiyle izleyicilere gösteriminin vapılması, FSEK anlamında "temsil" suretiyle umuma iletim fiili olarak karşımıza çıkmaktadır.
Davaya konu filmin ... ve ... Film ortak yapımı olduğu ve adı geçen yapımcıların davaya konu eserin birlikte eser sahipleri oldukları dikkate alındığında , bu hakları tek başına kullanmak isteyen ya da tasarrufta bulunmak isteyen taraf diğerinin rızasını iznini de almak zorundadır.
Diğer yandan, Davalı tarafın ileri sürdüğü üzere ... tarafından ... fılmi üzerindeki tüm telif haklarının ... Film'e siiresiz devredildiğine ilişkin dosyaya sunulan 29/03/1982 tarihli belge bir an olsun geçerli bir belge olduğu farz edilse dahi; yukarıda üzerinde durulduğu üzere 5846 sayılı Kanunun 51.inci maddesi hükmü gereğince ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmelerin batıl olduğu, bu kapsamda yukarıda belirtilen Kanun hükümleri çerçevesinde 1995 yılından önce alenileşen sinema yapımları üzerindeki eser sahipliğinden doğan hakların sözleşmelerinde belirli bir süre belirtilmeksizin başka kişilere devredilmesi durumunda koruma süresinin 20 yıldan 70 yıla çıkarılmasına ilişkin değişiklik ile ilgili olarak ilgili Yargıtay kararları incelendiğinde Kanun değişikliği sonucunda koruma süresinin uzamasından istifade hakkının FSEK md. 51 hükmü çerçevesinde ilk eser sahibi yapımcıya ait olması gerektiği, bu kapsamda; 4110 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 29 uncu maddede belirtilen 20 yıllık koruma süresi içerisinde devredilen sinema yapımlarında 20 yıllık sürenin dolmasından itibaren hakların ilk eser sahibi yapımcıya geri döndüğü, bu bağlamda 29.03.1982 tarihli sözleşme bir an olsun geçerli kabul edilse dahi, eser üzerindeki mali hakların 200l yılında 4630 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle uzatılan koruma süresince, davacı tarafa 29/03/2002 tarihi itibariyle tekrar geri döndüğü izahtan varestedir,
Dava konusu sinema eserinin, ... ve ... Film ortak yapımı olduğu, Dava konusu filmin . ... kapsamında gösteriminin yapılması şeklinde ortaya çıkan fiilin, eser sahiplerinden Davacı tarafın FSEK md. 14'te düzenleme konusu yapılan "umuma arz salahiyeti" başlıklı manevi hakkı ile FSEK md. 24'te düzenleme konusu yapılan "temsil hakkı" başlıklı mali haklarını ihlal eder nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
Kanaat ve Sonuç;
A) Davaya konu, "..." isimli 1981 yılı sinema yapımının 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında "sinema eseri" niteliğinde olduğu,
B) Dosya kapsamındaki mevcut belge ve deliller uyarınca; ... isimli sinema eserinin ... ve ... Film ortak yapımı olduğu, yapımın gerçekleştiği yıl itibariyle yürürlükte bulunan FSEK hükmü gereğince bir sinema eserinin eser sahibinin bu eserin yapımcısı olduğunun hükme bağlandığı, bu kapsamda, yukarıda isimleri anılan her iki yapımcının anılan eserin birlikte eser sahibi oldukları ve eser üzerinde FSEK kapsamında birlikte manevi ve mali haklarının bulunduğu, adı geçen eser üzerindeki mali hakların tasarrufu durumunda her iki yapımcının da izninin alınması gerektiği ve adı geçen yapımcıların her ikisinin de söz konsu eser üzerinde tasarrufta bulunur iken bir diğerinden izin alması gerektiği, aksi durumda hak ihlalinin doğacağının izahtan vareste olduğu,
C) Davalı tarafın ileri sürdüğü üzere ... tarafından ... filmi üzerindeki tüm telif haklarının ... Film'e süresiz devredildiğine ilişkin dosyaya sunulan 29/03/1982 tarihli belge bir an olsun geçerli bir belge olduğu farz edilse dahi; yukanda üzerinde durulduğu üzere FSEK 51. maddesi hiikmü gereğince ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmelerin batıl olduğu, bu kapsamda, 1995 yılından önce alenileşen sinema yapımları üzerindeki eser sahipliğinden doğan hakların sözleşmelerinde belirli bir süre belirtilmeksizin başka kişilere devredilmesi durumunda koruma süresinin 20 yıldan 70 yıla çıkarılmasına ilişkin Kanun değişikliğinin ne sonuçlar doğuracağı hususunda, ilgili Yargıtay kararları incelendiğinde de Kanun değişikliği sonucunda koruma süresinin uzamasından istifade hakkının FSEK md. 51 hükmü çerçevesinde ilk eser sahibi yapımcıya ait olması gerektiği sonucunun ortaya çıktığı, bu kapsamda; .... sayılı Kanun değişikliğinden önceki 29 uncu maddede belirtilen 20 yıllık koruma süresi içerisinde devredilen sinema yapımlarında 20 yıllık sürenin dolmasından itibaren hakların ilk eser sahibi yapımcıya geri döndüğü, bu bağlamda 29/03/1982 tarihli sözleşme bir an olsun geçerli kabul edilse dahi, eser üzerindeki mali hakların , .... sayılı Kanun'da 2001 yılında .... sayılı Kanunla yapılan değişiklikle uzatılan mali hakları koruma süresince, davacı tarafa 29/03/2002 tarihi itibariyle tekrar geri döndüğü,
Ç) Davacı şirket tarafindan ... filminin orijinali DVD olarak dosyaya sunulmuşsa da; davalı tarafından festival kapsamında gösterimi yapıldığı iddia edilen 112 dakikalık ... filminin dosyaya sunulmadığı ; bu nedenle filmler üzerinde karşılaştırma yapılamamış olup; mevcut dosya kapsamı itibariyle sinema eseri üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı hususunda değerlendirme yapmanın bu aşamada mümkün olmadığı,
D) Dava konusu filmin . ... kapsamında gösteriminin yapılarak umuma arz edildiği, dosya kapsamındaki mevcut belgeler ve deliller uyarınca ... ve ... Film ortak yapımı olan davaya konu sinema eserinin söz konusu gösterimi için davacı şirketin izninin ya da onayının alınmadığı,
E) Bu kapsamda, davacı tarafın manevi haklarından FSEK md. 14'ten doğan "umuma arz salahiyeti" ile mali haklarından FSEK md. 24'ten doğan "temsil " hakkının ihlal edilmiş olduğu " şeklinde ifade edilmiştir.
TANIK ... ( Talimat mahkemesindeki beyanı) " Ben ... filmlerinin çekiminde bizzat yapım sorumlusu/prodüksiyon görevlisi olarak yer aldım, hatta doğru ifade etmek gerekirse filmin iki çekiminde de yer aldım, ilk çekimde ... isminde çekime başladık, ... yönetmenliğinde çekime başlamışken bir aylık çekim sonrasında bu çekimler iptal edildi, o dönem ... içerde olduğu için onun talimatları ile film çekiyorduk, bu iptal sonrasında on bir mahkum üzerinden değilde, beş mahkum üzerinden filmi çekimi konusunda ... ve ... anlaştı, ...'e ait senaryo ... yönetmenliğinde davacı ... Filmciliğin yapımcılığında filmin çekilmesi kararlaştırıldı, ben o dönemde filmin mali ve lokal prodüksiyon işlemlerini üç kişiden biri olarak yürütüyordum, sonrasında filmde ana karakterlerinden birisi olan .... karakterini canlandırdım, bu filmi tüm yapımcılığı davacı ... Filme aittir, filmin çekimlerini tamamladıktan sonra bu filmin yurtdışında gösterimleri ile alakalı olarak bugünki tabirle ... olarak tabir edilen ... şirketi ile filmin dağıtımı konusunda anlaşma imzalandığını biliyorum, bunun dışında filme ilişkin herhangi bir hak devri söz konusu değildir, filmin hak sahibi ... Filmciliktir, sonradan filmden kesilen ve yayınlanmayan parçaları ... sürecinde yayınlanacağını bana söylediler hatta beni davet ettiler, hatta benden de muvafakat istediler, ben filmde bizzat görev de almıştım ancak ne şahsım ne de filmde yer alan herhangi bir kimse herhangi bir muvafakat vermiş değildir, filmdeki değişikliklere ilişkin olarak itirazlarımızı biz dile getirdik, filme ek yapmak istediklerinde buna da karşı çıktık, bugün ...'e ait senaryolar üzerinden ... yönetmenliğindeki filmler .... tarafından restora edilmek suretiyle tüm dünyayı dolaşmaktadır, davacı dışında bu filmler üzerinde hak sahibi olan kimse yoktur, söyleyeceklerim bundan ibarettir.";
TANIK ... ( Talimat mahkemesindeki beyanı) "Ben 1978 yılında ...'in senaryosundan çekilen ve yapımcısı ... San. Tic. A.Ş olan "..." isimli filmde ... ve ... ile birlikte rol aldım. Yurt dışında bulunduğum sırada Türkiye'de 12 Eylül darbesi olduğu için Türkiye'ye dönemedim. Bu dönemde ... San. Tic. A.Ş bana ulaşarak davaya konu olan ... filminde de rol almamı istediler. Ancak ben Türkiye'ye dönemediğim için bu teklifi kabul etmedim. Benimle ... de görüştü. Bu nedenle filmin yapımcısının ... olduğunu biliyorum. Tanıtıcı broşürlerde yapımcı olarak adı geçen ... isimli kişiyi tanımıyorum. Olayla ilgili başkaca bilgim de yoktur. " şeklinde;
TANIK ... ( Talimat mahkemesindeki beyanı) "Ben 1983 - 1987 yılları ... ....'da ... şirketinin temsilcisi olarak görev yaptım. ... filminin senaryosunun ... tarafından yazıldığını ve davacı ... şirketi tarafından yapıldığını bu nedenle biliyorum. 1982 yılında ilk kez ... festivalinde gösterildi ve büyük ödülü aldı. Bu tarihten sonra gerek Türkiye'de gerekse dünyada gösterime girdi. Yapımcı olarak gösterilen ... İsviçre'deki ... şirketinin üç ortağından biriydi. Bu şirket 1995 yılında iflas etti. .... mahkemesi iflas kararı verdi. 1996 yılında ... şirketin tüm kalan malvarlığını 50.000 İ.... bedel ödeyerek satın aldı. Bu kişi ... filminin %50'sinin hak sahibidir. Ancak tamamının sahibi olduğunu iddia etmektedir. Ancak ben bu kişiye ya da ... şirketine davacı şirket tarafından filmin tüm haklarının devredildiğine dair bilgi sahibi değilim ve devredildiğini de sanmıyorum. Bilgim bundan ibarettir. " şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Mahkememizce 16/12/2019 tarih ve .... sayılı karar ile "..." adlı sinema eserinde davalı tarafın değişiklik ve eklemeler yapmak suretiyle ... kapsamında 01/12/2017 ile 02/12/2017 tarihleri ... ... izinsiz gösterimi yaptırdığı iddiası ayrıca teknik bir incelemeyi de gerektirdiği, ancak davacı taraf kesin sürede sonraki bilirkişi ücretini yatırmadığından ve kesin sürenin bağlayıcı da olması karşısında davacı taraf izinsiz gösterimde bulunulduğu iddiasına dayalı davasını ispat edemediğinden ( zira bu eserin % 50 si kendisi dışında birine ait olduğu ve onun rızası ve katılımı ile gösterim yapıldığına kanaat getirilmekle) bu nedenle davanın reddine " şeklinde verilen önceki karar ... Hukuk Dairesi'nin ....sayılı kararı ile;
" Somut uyuşmazlık, delil avansı kapsamında bulunan bilirkişi ücretinin geç yatırılmasının bilirkişi isteminden vazgeçme olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı, verilen kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığı ve davanın bu nedenle ispatlanamadığı şeklindeki kararın doğru olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
HMK’nun 324. maddesinde, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda oldukları, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmiş olmaları halinde gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri ve taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, diğer tarafın bu avansı yatırabileceği ve aksi hâlde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Delil avansına yönelik ara kararda, mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağının açıkça belirtilmesi ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Buna karşın, HMK'nın 94. maddesi uyarınca hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, yukarıda da belirtildiği üzere kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Mahkemece, 12/06/2019 tarihli duruşmada, 4 nolu ara karar ile, "HMK 120/2 uyarınca bilirkişi ücretini karşılamak üzere her bir bilirkişi yönünden 800,00 TL takdir edilerek toplam 2.400,00 -TL EK AVANS yatırılması için davacı vekiline iki hafta kesin süre tanınmasına, aksi halde HMK 324/2 maddesine göre bu delilden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtar yapıldı)" şeklinde karar tesis edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece de istenilen avansın delil avansı olarak kabulüne rağmen gider avansı olarak süre verilmesi doğru olmamıştır. Diğer taraftan davacı vekiline 2.400,00 TL ek avans yatırılması için süre verilmesine rağmen mahkemece davacı tarafça daha önce yatırılan herhangi bir avans olup olmadığı da belirlenmemiştir. Bu durumda verilen süre usulüne uygun olmadığı gibi davacı vekilince de, kesin süre verilen oturumdan sonraki celse tarihi olan 07.10.2019 tarihinden önce 04.07.2019 tarihinde bilirkişi ücreti de yatırılmıştır. Dolayısıyla verilen sürenin usulüne uygun olmadığı gibi davacı tarafça da bilirkişi ücretinin yatırıldığı, davanın yok yere uzamasına sebebiyet verilmediği gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince davanın yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır.
Öte yandan, 5846 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, bir eseri meydana getiren kişinin eser sahibi olduğu düzenlenmiş, 10. maddesinde ise birden fazla kişi tarafından vücuda getirilen eserin ayrılmaz bir bütün teşkil etmesi halinde onu vücuda getirenlerin birliğinin eser sahibi olacağı, bu birliğe adi şirket hakkındaki hükümlerin uygulanacağı, eser sahiplerinden her birinin, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebileceği, bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki hakların eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince birlikte eser sahipliği kabul edildiğinden, yapılacak inceleme sonucunda birlikte eser sahipliğinin bulunması halinde, eser sahipleri ... adi ortaklık ilişkisi olduğundan davacının tek başına esere vaki tecavüzün önlenmesini talep etme hakkı olmakla birlikte, tek başına tazminat talep etme hakkı olmayacaktır. Bu hak ancak diğer eser sahibi tarafından davacıya verilecek bir muvafakatname ile ya da eser sahipleri arasındaki adi ortaklık ilişkisini temsil etmek üzere bir temsilci atanması sağlanarak, bu temsilci tarafından kullanılabilecektir. ... HD'nin 13.12.2018 tarih ... ve 28.03.2019 tarih, .... sayılı kararları da bu yönde bulunmaktadır. O halde mahkemece, davaya konu eserin birden fazla sahibinin olduğunun tespiti halinde aktif dava ehliyeti üzerinde de durularak gerekirse taraf teşkilinin sağlanması, bu kapsamda davacıya diğer eser sahiplerinin davaya muvafakatlarını sağlaması ya da adi ortaklık ilişkisini temsil etmek üzere bir temsilci atanmasını sağlamak için süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile .... Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16/12/2019 tarih ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, " şeklinde ile mahkememiz kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosya mahkememize iade edilmiştir.
Mahkememizce bu kez davaya kaldığı yerden devam edilerek resen seçilecek 3 kişilik bilirkişi heyetinden duruşmada tespit edilen temel uyuşmazlık konusunda ve ayrıca tarafların dosyaya yansıttıkları iddia ve savunmalar, ... . Hukuk Dairesinin iade kararı kapsamı çerçevesinde ve ayrıca dava konusu eserin hak sahibinin kim olduğu, birlikte eser sahipliği söz konusu olup olmadığı konularına açıklık getirecek şekilde rapor alınmasına karar verilmiştir.
Görev verilen bilirkişi heyeti tarafından sunulan 03/11/2022 tarihli KÖK raporda ÖZETLE; "
Dosya içerinde bulunan ... filminin DVD’sinin 1 saat, 48 dakika, 14 saniye süreli olduğu, Filmin sonundaki künyede, senaryonun ...’e it olduğunun belirtildiği, Filmin ... – ...-Film ortak yapımı olduğunun belirtildiği, tespit edilmiştir.
Somut olayda eser sahipliğinin tespiti için dosya kapsamındaki;
- Dava konusu filmin künyesinde yer alan “... – ...-Film ortak yapımı” olduğunun belirtilmesi,
- 24.04.2005 tarihli ... DVD Eseri İşletme Belgesinde “...” isimli eserin eser sahibinin ... Tic. San. A.Ş. olduğunun belirtilmesi,
- Davacı ile ... Film ... ... imzalanan 20 Aralık 1980 lisans sözleşmesine göre; ... filminin lisansının 20 Aralık 1980 tarihinden başlamak üzere süresiz olarak, Türkiye bölgesi hariç dünyadaki tüm bölgelerde geçerli olmak üzere ... tarafından ... Filme devredilmesi,
- 22.03.2006 tarihli sözleşmeyle ... Film tarafından ...’a ...’in ... filminin haklarının satılması,
Hususlarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda;
...’e ait “...” isimli senaryonun “...” isimli bir film yapılması için ... Film ile anlaşılarak 20.12.1980 tarihinde bir sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre açıkça devrin “Türkiye bölgesi hariç dünyadaki tüm bölgelerde” geçerli olacağının kararlaştırıldığı, devam eden süreçte ... Filmin iflası üzerine ... filminin haklarının 22.03.2006 tarihli sözleşmeyle ...’a satıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla filmin haklarının yeni sahibi olan ...’a yapılan bu devrin de “Türkiye bölgesi hariç dünyadaki tüm bölgelerde” geçerli olacağı şüphesizdir.
Tüm bu değerlendirmeler doğrultusunda, dava konusu ... filminin Türkiye’deki tek eser sahibinin davacı ... olduğu kanaatine varılmıştır.
Buna karşılık Türkiye haricinde tüm dünyada ise davacı ... ile FSEK. m.18’in “Bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir.” hükmüyle hakları devralmış olan ..., FSEK m. 10 kapsamında iştirak halinde eser sahibi olacaklardır. Zira Kanuna göre; “Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir.”
Dava konusu uyuşmazlık, dava konusu filmin Türkiye’deki gösterimi sonucu oluştuğundan, dava konusu ... filminin Türkiye’deki tek eser sahibinin davacı ... olarak kabulü gerekeceği kanaatine varılmıştır.
SONUÇ; Dava konusu ... filminin FSEK m.5 kapsamında sinema eseri olduğu, Dava konusu ... filminin Türkiye’deki tek eser sahibinin davacı ... olduğu, Dava konusu film üzerinde davacı ...’nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, Davacının FSEK.m.14’te yer alan manevi haklarından “umuma arz yetkisi” ile mali haklarından FSEK.m.24’te yer alan “temsil hakkı”nın ihlal edildiği, Davacının mali haklarının ihlali nedeniyle ya FSEK m. 70 kapsamında maddi tazminat veya m. 68 kapsamında telif tazminatı talep edebileceği, Davacının mali haklarından temsil hakkının ihlali nedeniyle tazminat hesabı için davacının seçimlik hakkı doğrultusunda gerekli bilgi ve belgeler, dosya kapsamında bulunmadığından tazminat hesabı yapılmasının mümkün olmadığı, Davacının FSEK.m.14’te yer alan “umuma arz yetkisi” ihlali nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkının bulunacağı, " şeklinde ifade edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta tespit edilen 01/12/2017 ile 02/12/2017 tarihleri ... .... gösterimi yapılan (... Kapsamında) ''...'' isimli sinema filmi ile ilgili gösterime sunulan filmin CD örneğinin davalı dernekten istenilmesine; bu filmle ilgili bilet karşılığı kaç kişi tarafından izlenildiği, bilet fiyatının ne olduğu hususunda yazılı açıklamada bulunması için davalı derneğe müzekkere yazılmasına, daha sonra bilirkişi heyetinden önceki rapora itirazların da değerlendirilecek şekilde ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
20/03/2023 tarihli EK raporda ÖZETLE; " Davalı vekili tarafından sunulan;
3.1- Beyaz renkli klasör içinde; 16.04.2018 tarihli dilekçe ekinde;
- Gazete haberi metni çıktısını,
- “...” isimli DVD ile filmin künye bilgilerine ilişkin çıktılarını,
DVD’nin 1 saat, 46 dakika, 02 saniye süreli olduğu, olduğu,
Filmin başında, senaryonun ...’e ait olduğunun belirtildiği
Filmin ... – ... Film ortak yapımı olduğunun belirtildiği,
- ... Festivali 2017 yılına ait kataloğu ve kitapçığını,
- Davacı ile ... Film ... ... imzalanan 18.12.1980 tarihli İngilizce sözleşme suretini,
- ...’nın 22.11.2017 tarihli, ....'ne hitaben yazılan yazıda, ... tarafından 01-14 Aralık 2017 tarihleri ... düzenlenecek . ... Festival isimli etkinlikte gösterilmek üzere ekli listede belirtilen filmlerin gümrüğe intikal ettirildiğinin bildirildiği ancak yazının ekinin bulunmadığı,
- ...’in 05.02.2018 tarihli yazısı suretini sunduğu; yazıda, “...’nin düzenlediği ... Film Festivalinde iki temsili yapılan ... filmiyle ilgili etkinliğin satış adetleri ve toplam tutarının bildirildiği, buna göre 1.12.2017 ve 2.12.2017 tarihlerindeki etkinliklerde toplam 307 adet biletin satıldığı ve ödenecek toplam tutarın 1.420,81 TL olduğunun bildirildiği,
3.2- Kırmızı renkli klasör içinde;
- Dava konusu filmle ilgili .... adresli web sayfası çıktısını,
- 2017 yılı .... gösterimi çıktısını,
- Filmin farklı ülkelerde gösterimine ilişkin muhtelif belge çıktılarını,
- Filmin restorasyonuna (dijitalize edildiğine) dair belge olduğuna ilişkin .... belgeler,
- Filmin .... töreninde ....’yi temsil ettiğine dair 20 Nisan 1983 tarihli İngilizce belge suretini,
- 23.09.1993 tarihli sinema işletme belgesi suretinde ... isimli eserin eser sahibinin ...., 23.11.2000 tarihli .... işletme belgesi suretinde ... isimli eserin eser sahibinin ... Tic. San. A.Ş., 28.04.2005 tarihli .... işletme belgesi suretinde ... isimli eserin eser sahibinin ... Tic. San. A.Ş. olduğunun belirtildiği,
- ... Film ile ... ... 13 aralık 1982 tarihinde imzalanan “...” başlıklı Fransızca belge suretini,
- ... kaşesi bulunan, içinde ... filminin de bulunduğu, 1-7 Aralık 2017 tarihleri ... ... Film Festivalinden gösterilen filmlere ilişkin bilet adet ve gelirlerine ilişkin belgeyi sunduğu, belgede ... filmine ilişkin bilgilerinde yer almasına karşın hizmet bedeli kesintisinin tüm filmler için tek kalemde belirtildiğinden dava konusu filme ait net ödemenin belli olmadığı,
- ... Festivali Katalog ve broşürünü,
- ... ... Kataloğunu,
- “...” filmi DVD’sini sunduğu,
DVD’nin 1 saat, 49 dakika, 58 saniye süreli olduğu, olduğu,
Filmin başında, senaryonun ...’e ait olduğunun belirtildiği,
Filmin .... – ... Film ortak yapımı olduğunun belirtildiği,
SONUÇ; Dava konusu ... filminin FSEK m.5 kapsamında sinema eseri olduğu, Dava konusu ... filminin Türkiye’deki tek eser sahibinin davacı ... olduğu, Dava konusu film üzerinde davacı ...’nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, Davacının FSEK.m.14’te yer alan manevi haklarından “umuma arz yetkisi” ile FSEK.m.16’da yer alan “eserde değişiklik yapılmasını yasaklama yetkisi”nin, mali haklarından FSEK.m.24’te yer alan “temsil hakkı”nın ihlal edildiği, ihlal tarihinin son gösterim tarihi olan 02.12.2017 olarak kabul edilebileceği, Davalının haksız elde ettiği kazancın 1.420,81 TL olduğu, Davacının FSEK.m.14’te yer alan manevi haklarından “umuma arz yetkisi” ile FSEK.m.16’da yer alan “eserde değişiklik yapılmasını yasaklama yetkisi”nin ihlali nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkının bulunacağı, "şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkememizce FSEK 68.madde açısından sunulan ek raporla ilgili "emsal sözleşme bedeline ilişkin bir bilgi dosya kapsamında bulunmadığı" şeklinde bir tespit yapılmış ise de bu durum hatalı olup; FSEK 68.maddesinde emsal değil varsayımsal sözleşme bedeli veya rayiç bedel ibaresi geçtiğinden dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek FSEK 68/1 maddesindeki kapsama göre dava konusu ... filminin 2 ayrı gösterimden dolayı "Varsayımsal sözleşme bedeli veya rayiç bedel hesabının" yapılması için ek 2 rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bu kapsamda alınan 07/08/2023 Tarihli EK 2 raporda ÖZETLE; "Dosya kapsamında dava konusu “... isimli filmin 01.12.2017 ile 02.12.2017 tarihinde ... iki defa gösterildiği anlaşılmaktadır. Mali haklara tecavüz halinde eser sahibi FSEK m.68 kapsamında; ... Sayın Mahkemenin ikinci ek görevlendirmesi kapsamında; varsayımsal sözleşme ilişkisi dikkate alındığında; - Bir gösterimin bedelinin 5.000 TL olabileceği, - 01.12.2017 ile 02.12.2017 tarihlerindeki iki gösterim karşılığının 10.000 TL olabileceği, FSEK m.68 kapsamında 10.000 TL’nin üç katı olarak 30.000 TL talep edileceği, Kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak FSEK m.68 kapsamında 30.000 TL talep edileceği, Diğer hususlarda önceki kök ve ek raporlarımızdaki kanaatimizi değiştirir bir hususun ortaya çıkmadığı, " şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda ise 25/10/2023 tarih ve .... sayı ile "Benimsenen bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında " Dava konusu ... filminin FSEK m.5 kapsamında sinema eseri olduğu, Dava konusu ... filminin Türkiye’deki tek eser sahibinin davacı ... olduğu, Dava konusu film üzerinde davacı ...’nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, Davacının FSEK.m.14’te yer alan manevi haklarından “umuma arz yetkisi” ile mali haklarından FSEK.m.24’te yer alan “temsil hakkı”nın ihlal edildiği, " şeklindeki tespit ve değerlendirmelerine mahkememizce de aynen iştirak edilerek ; ... adlı sinema filminin FSEK kapsamında eser olduğu , ve FSEK kapsamında da Türkiye 'deki tek hak sahibi olarak ( MALİ ve MANEVİ hak sahibi olarak ) davacı ... olduğu anlaşılmasına rağmen FSEK 52.nci madde kapsamında davacıdan yazılı izin almadan davalı tarafca ... kapsamında 01/12/2017 ile 02/12/2017 tarihleri ... ... 2 kez gösterimi yapılarak davacının FSEK.m.14’te yer alan manevi haklarından “umuma arz yetkisi” hakkı ile mali haklarından FSEK.m.24’te yer alan “temsil hakkı”nın ihlal edildiği bilirkişi heyetinin KÖK ve EK raporları ile anlaşıldığından;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait FSEK ten kaynaklı hakkını ihlal ettiği sabit olmakla bu eylemin DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, MEN ve REF'İNE,
3-Bilirkişi raporunda belirtilen 1420,81 TL nin 02/12/2017 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bu kısımla ilgili (haksız elde edilen kazanç iddiası ) fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4-FSEK 68/1 maddesine göre 10.000,00 TL Tazminatın 02/12/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafça talep edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın 02/12/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikten davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6- Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere 1 kez ilan edilmesine, " şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ...nin 20/02/2025 tarih ve ....sayı ile " Davacı tarafça, FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat ile birlikte davalı tarafın elde ettiği kazancın da tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince de hem davalı tarafın elde ettiği kazanca hem de FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat tazminata hükmedilmiştir.
FSEK'in 68/1 maddesi uyarınca "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." Aynı Kanun'un 70/3. maddesinde ise tecavüze uğrayan kimsenin tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de isteyebileceği, bu durumda FSEK'in 68. maddesi uyarınca talep edilen bedelin indirileceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, FSEK'in 70/3. maddesine göre eserden kaynaklanan haklara tecavüzde bulunan tarafın, bu eylem nedeniyle elde ettiği kârın belirlenmesi, şayet bu miktar FSEK'in 68/1. bendi hükmüne göre belirlenen tazminattan yüksek ise 68. maddeye göre belirlenen tazminatın, 70/3. bendi hükmüne göre belirlenen tazminattan indirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bunun dışında aynı eylem nedeniyle hem FSEK'in 68. maddesine hem de 70/3. maddesine göre iki ayrı tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Nitekim .... Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarih, ... sayılı ilamı da bu yöndedir. O halde, ilk derece mahkemesince açıklanan ilkelere aykırı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesine sunulan 20.03.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, "Emsal sözleşme bedeline ilişkin bir bilgi dosya kapsamında bulunmadığından FSEK m.68 kapsamında hesaplama yapılması mümkün olmamıştır." denilmiş, 07.08.2023 tarihli ikinci ek raporda ise herhangi bir gerekçeye ve dayanağa yer verilmeksizin, bir gösterimin bedelinin 5.000 TL olabileceği, iki gösterim karşılığının 10.000 TL ettiği, FSEK m.68 kapsamında 10.000 TL’nin üç katı olarak 30.000 TL talep edileceği açıklanmıştır. Bu şekilde herhangi bir dayanağı olmayan ve denetime de elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması mümkün değildir. FSEK'in 68. maddesi kapsamında istenebilecek bedelin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince, FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edilebilecek bedelin tespiti hususunda, ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli olacak biçimde gerekçeli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi, bu şekilde de uğranılan zararın tespit edilememesi halinde TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir tazminatın belirlenmesi, yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere davacı tarafça FSEK'in 70/3. maddesine dayalı talebinin de gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de, FSEK'in 68. maddesine göre tazminata hükmedilmesi durumunda, hak sahibi ile mütecaviz ... farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan o ana kadar ki kullanımların kanuna uygun hale gelmesi nedeniyle, bu kullanımların durdurulmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı hususu da gözetilmeden karar verilmesi yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile .... Hukuk Mahkemesinin 25/10/2023 gün ve ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, " şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.
Yeniden DEĞERLENDİRME :
Mahkememizce bu kez "Daha önceden görev verilen 3 kişilik bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 2. Ek rapor denetime uygun olmadığı yönündeki ... 'ın " ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli olacak biçimde gerekçeli bir rapor alınarak " iade kararı çerçevesinde bilirkişi heyetine konusunda uzman 2 ayrı bilirkişi daha ilave edilerek duruşmada tespit edilen uyuşmazlık , ... iade kararı çerçevesinde FSEK 68 maddesi kapsamına uygun denetime elverişli şekilde bilirkişi heyetinden dosyaya yansıtılan delil ve belgeler , yapılan araştırmalar , ilgili yerlerden gelen müzekkere cevapları kapsamında EK 3 rapor alınmasına," karar verilmiştir.
Bu şekilde oluşan 5 kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 09/12/2025 tarihli ek 3 raporda ÖZETLE "... kararında belirtildiği üzere, FSEK m.68 uyarınca telif tazminatı hesaplanırken, hak sahibi ile mütecaviz ... sözleşme yapılması halinde istenebilecek varsayımsal sözleşme bedelinin belirlenmesi gerekmektedir. Taraflarca dosyaya, emsal niteliğinde bir sözleşme sunulmadığı görülmektedir. Bu durumda, davaya konu eserin niteliği, ihlal edilen hakların türü, coğrafi kapsam, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterlerin de dikkate alınması suretiyle bedel belirlenmesi gerekmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davaya konu “...” filmi, senaryosunu ...’in yazdığı, yönetmenliğini ise ...’in yaptığı, ülkemiz sinemasının en büyük yapıtlarından birisi olarak kabul edilen ve ... Festivali’nden .... kazanarak dünya sinema tarihine geçen önemli bir eserdir.
İhlale konu fiil, anılan filmin davalı ... tarafından düzenlenen ... kapsamında 01.12.2017 ve 02.12.2017 tarihlerinde, ....'nde iki kez gösterilmesidir, yani FSEK m.24 bağlamında temsil edilmesidir.
Davacı, huzurdaki dava ile, FSEK m.70/3 kapsamında davalının elde ettiği kazancı ve FSEK m.68 uyarınca 3 kat tazminat talebinde bulunmuştur. ... kararında da işaret edildiği üzere, FSEK m.70/3 uyarınca elde edilen kârın istenmesi halinde, yine bu madde uyarınca, m.68 kapsamında talep edilen bedelin indirilmesi gerekir.
Davalı tarafından düzenlenen Festival kapsamında, 2 temsile ilişkin ... ve Tic.A.Ş. adlı kuruluş tarafından düzenlenen 05.02.2018 tarihli yazıda, 01.12.2017 tarihinde, saat 12.00’deki ilk gösterim için 107 adet bilet satıldığı, komisyon ve hizmet bedeli dahil bilet tutarının 306,43.-TL olduğu; 02.12.2017 tarihinde, saat 14.00’deki ikinci gösterim içinse 200 adet biletin satıldığı, bilet tutarının 1.114,39.-TL olduğu, toplam bilet tutarının 1.420,81.-TL olduğu belirtilmiştir. Bir başka ifade ile, izinsiz gösterimler için elde edilen tutarın 1.420,81.-TL olduğu anlaşılmaktadır. Elde edilen kârın hesabında dikkate alınacak başka belgenin dosyada bulunmaması sebebiyle, m.70/3 kapsamında talep edilebilecek miktarın bu tutar kadar olabileceği değerlendirilmektedir.
FSEK m.68 kapsamında telif tazminatı hesabına gelince: Taraflarca dosyaya bu konuda herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu durumda, ... kararında da belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle telif tazminatının hesaplanması gerekmektedir. Hak sahibi ile davalı ..., haksız fiil oluşturan eylemlerin gerçekleştiği 01-02.12.2017 tarihleri itibariyle sözleşme ilişkisi kurulması halinde dikkate alınan hususlar şunlar olmuştur: Davaya konu “...” filminin senaryosunun ... tarafından yazılmış ve ... tarafından yönetilmiş olması; filmin niteliği; sinema tarihimizdeki önemi, ... Festivalinde almış olduğu ödül; bunların yanı sıra filmin Türkiye’deki ilk gösteriminin üzerinden yaklaşık 18 yıl geçtikten sonra 2017 yılında tekrar yayınlanmış olması, bu arada başka pek çok gösterime konu olması; filmin Festival kapsamında gösterilmiş olması; yayın günlerinin Cuma ve Cumartesi, yayın saatlerinin ise sırasıyla 12.00 ve 14.00 olması; her bir gösterimi sırasıyla 107 ve 200 kişinin izlediği (ulaştığı halk kitlesi); gösterimlerin ... yapılmış olması; sözleşmenin konusunun, anılan tarih ve saatlerde iki gösterim ile sınırlı temsil hakkına ilişkin olması. Bu nitelikte bir film için başlangıçta sözleşme yapılmış olsaydı yapımcı ve dağıtımcının hasılattan alacağı pay oranları yaklaşık olarak sırasıyla %60-%40 oranında olabilirdi. Dava kapsamında ihlal oluşturan izinsiz gösterimlerdeki toplam izleyici sayısı 307’dir ve tek salonda, iki günde iki temsil (gösterim) yapılmıştır. Bu durumda, her bir seans için, 2017 Aralık ayı itibariyle taraflar ... sözleşme yapılmış olsaydı varsayımsal sözleşme bedelinin 2.000.- TL-2.500.-TL mertebesinde olabileceği değerlendirilmektedir. Bu durumda bir gösterim için FSEK m.68 kapsamında 3 kat telif tazminatının 6.000.-TL-7.500.-TL mertebesinde olabileceği; iki gösterim için ise 12.000.-TL-15.000.-TL mertebesinde olabileceği kanaatindeyiz.
SONUÇ;
1. Davaya konu “...” filminin davalı tarafından ... kapsamında 01.12.2017 ve 02.12.2017 tarihlerinde ... izinsiz olarak gösterilmesi (temsil edilmesi) sebebiyle davacının FSEK’den kaynaklanan umuma arz manevi hakkının ve temsil mali hakkının ihlal edildiği,
2. İhlal tarihlerinin, filmin gösterim tarihleri olduğu,
3. Son ihlal tarihi olan 02.12.2017 tarihi itibariyle davalının elde edebileceği haksız kazancın 1.420,81.-TL olabileceği,
4. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen hususlar dikkate alınarak, ihlal tarihi itibariyle, davaya konu film için, iki gösterimi kapsayan temsil hakkı karşılığı taraflar ... FSEK m.68 kapsamında varsayımsal sözleşme yapılmış olsaydı, sözleşme bedelinin her bir gösterim için 2.000.-TL-2.500.-TL mertebesinde olabileceği; bu durumda bir gösterim için FSEK m.68 kapsamında 3 kat telif tazminatının 6.000.-TL-7.500.-TL mertebesinde olabileceği; iki gösterim için ise 12.000.-TL-15.000.-TL mertebesinde olabileceği,
5. Davacının FSEK m.70/3 ve m.68 kapsamında tazminat talebinde bulunmuş olması; ancak ... kararında da işaret edildiği üzere aynı eylem dolayısıyla iki ayrı tazminata hükmedilemeyecek olması ve m.70/3 kapsamında elde edildiği hesaplanan kârın, m.68 uyarınca yapılan tazminat hesabından düşük olması karşısında, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bir önceki 4. bentte belirtilen tutar kadar olabileceği, bu konuda hukuki takdirin Mahkeme’ye ait olduğu,
6. Manevi tazminat konusunda da takdirin Mahkeme’nin takdirinde olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edildiği görülmüştür.
GEREKÇE;
Tarafların iddia ve savunmaları , sunulan ve yansıtılan tüm delil ve belgeler, ... İade Kararları , tanık beyanları, Bilirkişi raporları ve itiraz üzerine alınan tüm EK raporlar ile dosya içeriği bütünü ile birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı taraf;
"..." adlı sinema eseri olduğu belirtilen filmin üreticisi ve yapımcısı olduğunu, davalı tarafın ise kendilerinden izin almadan bu eserde değişiklik ve eklemeler yapılmak suretiyle ( filmin Bakanlık tarafindan onaylı eser işletme belgesinde l09 dakika olmasına rağmen hukuka aykırı gösterimin 112 dakika olduğunu) ... kapsamında 01/12/2017 ile 02/12/2017 tarihleri ... ... izinsiz gösterimi yapıldığından 5846 sayılı FSEK'e bağlı hak ihlali oluştuğunu , buna bağlı olarak ihlalin sona erdirilmesini, tecavüzün durdurulmasını, men'i ve ref' i ile davalının haksız elde ettiği kazancın karşılığı olmak üzere 5.000 TL maddi tazminat, sözleşme yapılsa idi talep edilebilecek 3 katı tutarındaki tazminat için 10.000 TL telif bedeli ve 20.000 TL manevi tazminat talebiyle birlikte hükmün gazetede yayınını talep etmiştir.
Davalı taraf ise ;
Dava konusu filmin eser sahipliğinden doğan mali haklarını kullanma yetkisinin davacı şirkette olmadığını , sinema eserinin tüm haklarının ... tarafından ... Film firmasına devredildiğini, ... Filmin iflas etmesinin ardından filmin tüm haklarının ... tarafından satın alındığını , söz konusu gösterimlerin ... rızası ve katılımıyla yapıldığını ileri sürmektedir.
Sunulan ve celbedilen deliller , tanık anlatımları , tüm aşamalarda alınan bilirkişi raporu, bilirkişi heyeti kök ve ek raporları yanında daha sonra heyete ilave edilenin de yer aldığı 5 kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 09/12/2025 tarihli ek 3 raporda geçen "1. Davaya konu “...” filminin davalı tarafından ... kapsamında 01.12.2017 ve 02.12.2017 tarihlerinde .... izinsiz olarak gösterilmesi (temsil edilmesi) sebebiyle davacının FSEK’den kaynaklanan umuma arz manevi hakkının ve temsil mali hakkının ihlal edildiği,
2. İhlal tarihlerinin, filmin gösterim tarihleri olduğu,
3. Son ihlal tarihi olan 02.12.2017 tarihi itibariyle davalının elde edebileceği haksız kazancın 1.420,81.-TL olabileceği,
4. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen hususlar dikkate alınarak, ihlal tarihi itibariyle, davaya konu film için, iki gösterimi kapsayan temsil hakkı karşılığı taraflar ... FSEK m.68 kapsamında varsayımsal sözleşme yapılmış olsaydı, sözleşme bedelinin her bir gösterim için 2.000.-TL-2.500.-TL mertebesinde olabileceği; bu durumda bir gösterim için FSEK m.68 kapsamında 3 kat telif tazminatının 6.000.-TL-7.500.-TL mertebesinde olabileceği; iki gösterim için ise 12.000.-TL-15.000.-TL mertebesinde olabileceği,
5. Davacının FSEK m.70/3 ve m.68 kapsamında tazminat talebinde bulunmuş olması; ancak ... kararında da işaret edildiği üzere aynı eylem dolayısıyla iki ayrı tazminata hükmedilemeyecek olması ve m.70/3 kapsamında elde edildiği hesaplanan kârın, m.68 uyarınca yapılan tazminat hesabından düşük olması karşısında, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bir önceki 4. bentte belirtilen tutar kadar olabileceği, bu konuda hukuki takdirin Mahkeme’ye ait olduğu,
6. Manevi tazminat konusunda da takdirin Mahkeme’nin takdirinde olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde tespit de dikkate alındığında;
Dava konusu "..." adlı filmin 5846 sayılı FSEK m.5 kapsamında "sinema eseri" niteliğinde olduğu;
Dava konusu "..." filminin Türkiye’deki tek eser sahibinin davacı ... A.Ş. olduğu; (bu açıdan aktif husumetin de sadece davacıya ait olduğu)
Dava konusu film üzerinde davacı ... A.Ş.’nin eser sahibi olması nedeniyle hem mali hem de manevi haklarının bulunduğu;
"..." filminin Türkiye’deki tek eser sahibinin davacı ... A.Ş. olmasına rağmen davalı firmanın FSEK 52.nci madde kapsamında eser sahibi davacıdan yazılı izin almadan ... kapsamında 01/12/2017 ile 02/12/2017 tarihleri ... ... 2 kez gösterimini yaptırarak davacı tarafın FSEK.m.14’te yer alan manevi haklarından “umuma arz yetkisi” hakkı ile mali haklarından FSEK.m.24’te yer alan “temsil hakkı”nı ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerle;
Davacının FSEK.m.24’te yer alan “temsil hakkı” olan mali hakkı ihlal edildiğinden lehine maddi tazminat verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf FSEK 70.nci maddeye göre davalının haksız elde ettiği kazancın karşılığı olmak üzere 5000 TL maddi tazminata, FSEK 68/1 maddesine göre de sözleşme yapılsa idi talep edilebilecek 3 katı tutardaki tazminat için 10.000 TL talepte bulunmuştur.
Bilirkişi heyeti ek 3 raporda "Son ihlal tarihi olan 02.12.2017 tarihi itibariyle davalının elde edebileceği haksız kazancın 1.420,81.-TL olabileceği,. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen hususlar dikkate alınarak, ihlal tarihi itibariyle, davaya konu film için, iki gösterimi kapsayan temsil hakkı karşılığı taraflar ... FSEK m.68 kapsamında varsayımsal sözleşme yapılmış olsaydı, sözleşme bedelinin her bir gösterim için 2.000.-TL-2.500.-TL mertebesinde olabileceği; bu durumda bir gösterim için FSEK m.68 kapsamında 3 kat telif tazminatının 6.000.-TL-7.500.-TL mertebesinde olabileceği; iki gösterim için ise 12.000.-TL-15.000.-TL mertebesinde olabileceği, " şeklinde geçen tespite aynen iştirak edilerek ;
Bilirkişi heyetince FSEK 70/3 maddesine göre tespit edilen miktar 1.420,81.-TL olup FSEK 68/1 maddesine göre 3 kat tespit edilen ise 12.000.-TL-15.000.-TL ... olacağı, buna göre yüksek olan miktar yani FSEK 68/1 maddesine göre hesaplanan oran üzerinden telif tazminatına hükmedilmesi gerekecek olup ( yukarıda da ... kararında da geçtiği üzere " aynı eylem nedeniyle hem FSEK'in 68. maddesine hem de 70/3. maddesine göre iki ayrı tazminata hükmedilmesi mümkün değildir") diğer yönden taleple bağlı kalınarak 10.000 TL üzerinden telif tazminatına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ;
"FSEK 68. Maddesine göre 3 kat telif bedeli 10.000,00 TL tazminatın 02/12/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi suretiyle tecavüzün REF'ine, " şeklinde karar verilmiştir.
Davalının ileride aynı filmle ilgili tekrar gösterim ihtimali karşısında "FSEK 69. Maddesine göre muhtemel tecavüzün ÖNLENMESİNE " şeklinde ayrıca karar verilmiştir.
Diğer yönden davacının FSEK.m.14’te yer alan manevi haklarından “umuma arz yetkisi” hakkı ihlal edildiğinden lehine manevi tazminat verilmesi gerektiği sonucuna varılmış; "Davacı tarafça talep edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın 02/12/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ( bu oranın tespitinde ise davalı eyleminin davacı üzerinde yarattığı/yaratabileceği olumsuz etkileri nedeniyle takdiren tayin edilmiştir.) "şeklinde karar verilmiştir.
Ayrıca kararın ilanı talep edildiğinden " hüküm özetinin Türkiye Genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere bir kez ilanına," şeklinde karar verilmiştir.
Tüm bu sebeplerle davacının açtığı dava kabul edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait FSEK'den kaynaklı hakkının ihlal ettiğinin TESPİTİNE,
3-FSEK 68. Maddesine göre 3 kat telif bedeli 10.000,00 TL tazminatın 02/12/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi suretiyle tecavüzün REF'ine,
4-FSEK 69. Maddesine göre muhtemel tecavüzün ÖNLENMESİNE,
5-Davacı tarafça talep edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın 02/12/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Kararın hüküm özetinin Türkiye Genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere bir kez ilanına,
7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.049,30 TL karar ilam harcından peşin alınan 31,40 TL'nin düşümü ile bakiye 345,55‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
8-AAÜT uyarınca maddi tazminat yönünden 10.000,00 TL vekalet ücreti, manevi tazminat yönünden 20,000,00 TL vekalet ücreti, diğer istemler yönünden 55.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 85.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
9-Davacının yaptığı; 12.900,00 TL bilirkişi ücreti, 910,00 TL yargılama gideri, 31,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 13.841,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
10-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.11/02/2026
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır