3402 ve 4706 sayılı kanunlar uyarınca askeri yasak bölgede hazine adına tescilli arsanın davacı tarafından fiilen kullanılan kısmına kullanıcı şerhi tescili davası temyiz incelemesi.
Özet: Şanlıurfada kadastro çalışmalarıyla hazine adına arsa olarak tespit edilmiş, ancak yol olarak bırakılmasına rağmen davacı tarafından 23.04.2015 tarihinden itibaren fiilen kullanılmakta olan 96,16 metrekarelik taşınmaz parçası için davacı tarafından kullanıcı şerhi tespiti talep edilmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf, keşif, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarıyla davacının fiili kullanımını doğrulayarak, söz konusu yerin hazine adına arsa vasfıyla tescili ve davacının kullanıcı olarak beyanlar hanesine işlenmesi yönündeki talebi haklı bulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/6665 E.  ,  2026/4075 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1909 E., 2025/1190 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceylanpınar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/43 E., 2022/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Şanlıurfa ili Ceylanpınar ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna (4706 sayılı Kanun) eklenen geçici 18. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda, 9 91... parsel sayılı 1.283,95 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "2. Derece Askeri Yasak Bölge içinde kaldığı, 23.042015 tarihinde İbrahim ... oğlu ... kullanımında bulunduğu" şerhi yazılarak, arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 9 91... parsel sayılı taşınmazın güneyinde kalan ve yol olarak tespit edilen 97,00 metrekare yerin kendi kullanımında olduğu iddiasına dayanarak, taşınmazın adına kullanıcı şerhi tespitine ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 9 91... parsel sayılı taşınmazın 04.04.2015 tarih ve 6645 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 4706 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 18.maddesi (TKGM 2015/3 Genelge) ve 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğundan Hazine adına tescil edildiği, muhdesata ve kullanıma dair herhangi bir beyan kaydı içermediği, yol olarak bırakıldığı ve yapılan ölçümler esnasında taşınmazın toplam yüzölçümünün 96,16 metrekare olarak belirlendiği, hali hazırda davacının fiilen kullanımında olan alanın 96,16 metrekareden ibaret olduğu, davacı her ne kadar taşınmazı ... Mahallesi olarak belirtmiş ise de tapu kayıtlarından dava konusu yerin ... Mahallesi olarak geçtiği ve anılan yerin yol olarak bırakılsa da keşif gözleminde yol olarak kullanılmadığı davacının kullanımında olan yerin eklentisi bitişiği olarak değerlendirildiği, davacı tanıklarının ve mahalli bilirkişinin yeminli beyanlarının davacının beyanlarıyla örtüştüğü, ayrıca yapılan araştırmalarda başkaca birilerinin bu taşınmaz üzerinde zilyetlik iddiasının olmadığının anlaşılarak; davalı Hazineye ait olan dava konusu taşınmazın kullanıcısının fen bilirkişisinin raporunda tespit edilen tarihten beridir davacı olduğuna kanaat getirildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 96,16 metrekarelik dava konusu yerin Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi 991 adanın son parsel numarası verilmek sureti ile arsa vasfi ile Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine “2.Derece Askeri Yasak Bölgesi içerisinde kalmaktadır.” ve KGM'nin 2015/3 (1765) sayılı genelgesinin 1.12. maddesi hükümleri gereğince “23.04.2015 tarihinde ... oğlu ...'nun kullanımındadır." belirtmesinin yapılarak tapu kütüğüne tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahkeme tarafından yapılan keşif, alınan beyanlar, bilirkişi raporları dikkate alındığında, mahalli bilirkişilerin ve davacı tanıklarının çekişme konusu taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmaz bölümünün bariz şekilde yol olarak kullanılmadığı, alanda yol yokken kadastro çalışmalarında çıkmaz yol olarak bırakıldığı, davacıya kullanıcı tespiti yapılan aynı yer 9 91... parsel ile birlikte davacı tarafından kullanıldığının belirlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve beyanlar incelendiğinde davacının 23.04.2015 tarihi itibarıyla taşınmazı fiili olarak kullandığı ve arsa niteliğindeki taşınmaz üzerinde fiili hakimiyetinin bulunduğu, açıklanan nedenlerle, Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin belirttiği istinaf itirazlarının yerinde olmadığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, kararların usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının, dava konusu taşınmazda 4706 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi itibarıyla kullanımının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
4706 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin 1. fıkrası "12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlük tarihinden önce geçerli olan Şanlıurfa ili ... ilçesinin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan ve tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar ile tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, 21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle fiili durumlarına uygun olarak ifraz ve/veya tevhit edilmek suretiyle kadastroları yapılarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır." hükmünü içermektedir.
Kullanım kadastrosu sırasında, hakkında kadastro tutanağı tanzim edilen taşınmazlar yönünden tutanağın beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel mahkemelerde kullanım kadastrosuna itiraz davası açılmasının mümkün bulunduğu hususu tartışmasızdır.
Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; taşınmazın kullanımına ilişkin olarak, mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerine davacının talebi olan ve 11.10.2021 tarihli bilirkişi eki krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın; davacı adına kullanıcı şerhi verilen 9 91... parsel ile bütün olarak kullanılıp kullanılmadığı, ne zamandan beri, ne surette ve kim ya da kimler tarafından kullanıldığı sorulup somut olarak ortaya konulmamıştır.
Öte yandan; keşif mahallinde dinlenen tespit bilirkişilerinin ve tanıkların taşınmazın kullanımına ilişkin beyanları, tespit tarihi olan 26.07.20 18... sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri getirtilerek denetlenmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmaza ilişkin olarak, tespit tarihi olan 26.07.20 18... sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri dosya arasına celp edilmeli; sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, kadastro tespit tutanağında imzası bulunan muhtar ve tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu 11.10.2021 tarihli bilirkişi eki krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın; davacı adına kullanıcı şerhi verilen 9 91... parsel ile bütün olarak kullanılıp kullanılmadığı, ne zamandan beri, ne surette ve kim ya da kimler tarafından kullanıldığı, taşınmazın kullanım hakkının kimden geldiği, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde fiili kullanımının bulunup bulunmadığı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde, bu çelişki gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana, hangi nedenle üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılarak açıklanmalı; jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir şekilde, özellikle tespit tarihi olan 26.07.20 18... sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri üzerinde inceleme yaptırılarak, dava konusu 11.10.2021 tarihli bilirkişi eki krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın bu tarihlerdeki niteliklerini ve kullanım durumlarını, yol olarak kullanılıp kullanılmadığını açıklayan rapor ve kroki düzenlettirilmeli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.