Yurt dışı hizmet borçlanması ödeme süresinin tebligat eksikliği nedeniyle başlangıcının tespiti ve kurum işleminin iptali talebinin temyiz incelemesi sonucu onanması.
Özet: Bir davacının, yurtdışı hizmet borçlanması için yaptığı ödemenin, borçlanma yazısının kendisine tebliğ edilmediği gerekçesiyle süresinde yapıldığının tespiti talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kurum işleminin iptali talebini reddeden ve borçlanma işlemini belirli şartlarda kabul eden kararını istinaf mahkemesi onamış, davacı vekilinin tebligat eksikliği nedeniyle ödemenin süresinde olduğu yönündeki temyiz başvurusu da Yüksek Mahkeme tarafından reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2743 E., 2026/271 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş MahkemesiSAYISI : 2023/287 E., 2024/171 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30.07.2023 tarihli başvurusu ile Kurumdan 5400 gün karşılığı yurtdışı hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğunu, ancak başvurusunun akıbeti ile ilgili kendisine bir bildirim gelmediğini, müteakiben başvurunun durumu ile ilgili 29.08.2022 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurulduğunu, bu dilekçeye de bir cevap alınamaması üzerine gerek müvekkilinin gerekse Kurumun daha fazla hak kaybına uğramaması için 30.07.2023 tarihli borçlanma talebine istinaden 23.12.2022 tarihinde 136.766,11 TL tutarın Kurum hesabına beyana dayalı olarak yatırılarak borçlanılan günlerin işlenmesi için ödeme dekontunun Kuruma sunulduğunu, dilekçeye olumlu yahut olumsuz bir cevap verilmediğini, davalı Kurumca borçlanma yazısının iadeli taahhütlü olarak müvekkiline gönderildiği ancak Kuruma iade edildiği ve 2011/48 sayılı genelge gereği de borçlanmanın iptal edildiğinin davalı Kurumdan haricen öğrenildiğini, oysa ki davalı tarafın borçlanma evrakının tebliğ edildiğine dair herhangi bir açıklamasının olmadığını, 3201 sayılı Kanuna göre yapılan borçlanma işleminde 3 aylık bir ödeme süresi öngörülmüş olup bu sürenin borçlanma yazısının tebliği tarihinden itibaren başlayacağının da açıkça belirtilmiş olduğunu, anılan kanun hükmü karşısında borç tahakkuk işleminin gerçekleştirildiği yahut tebliğe çıkarıldığı tarihin ödeme süresi başlangıcı olarak kabulünün hukuki bir dayanağı bulunmadığından Kurum işleminin hatalı olduğunu, davacıya tebligat yapılmaması sebebiyle kanunda öngörülen 3 aylık ödeme süresi başlamadığını ve bu sebeple de beyana dayalı ödemenin süresinde yapıldığının kabulü gerektiğini ileri sürerek aksi Kurum işlemlerinin iptali ile müvekkilinin 30.07.2019 tarihli yurtdışı borçlanmasına istinaden yapmış olduğu 23.12.2022 tarihli ödemenin süresinde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, Kurum işleminin iptaline yönelik talebin reddine, davacının borçlanma işleminin dava tarihi olan 09.08.2023 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasal mevzuat kapsamında 4/1-b kapsamında kabulü ile davacı tarafından asgari prime esas günlük kazanç üzerinden borçlanabileceğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, borçlanma yazısının davacıya tebliğ edilmediğini, tebliğden sonra 3 ay içinde ödenmez ise yeni başvuru şartı arandığını, borçlanmadan itibaren 6 ay geçmekle borçlanmanın geçersiz sayılacağı, yeniden başvuru şartı aranacağına dair ek bir hüküm bulunmadığını, Covid 19 pandemisi nedeniyle seyahatlerin olabildiğince kısıtlandıığını, bu nedenle davacının başvuru sonucunu takip edemediğini, eldeki dosyada borçlanma işlemi yapılmışsa da borçlanma yazısı müvekkile tebliğ edilmediğinden ödemenin de süresinde yapıldığının kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, yurt dışı borçlanma talebine istinaden yapılan ödemenin süresinde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.