Yargıtay 8. Hukuk Dairesinden, Şanlıurfa Hazine arazisi üzerindeki kullanım kadastrosu tespitinde 4706 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi uyarınca 23.04.2015 tarihindeki fiili kullanıcılığın değerlendirilmesi.
Özet: Şanlıurfada, 3402 sayılı Kanunun ek 4 ve 4706 sayılı Kanunun geçici 18. maddeleri uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda Hazine adına tescillenen 395... parsel sayılı taşınmaz üzerinde evi bulunan davacı, adına tescil yapılmadığı gerekçesiyle taşınmazın kendi adına tespit ve tescilini talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının 23.04.2015 itibarıyla taşınmazı fiilen kullandığı ve üzerindeki evin kendisine ait olduğu tespitiyle davanın kabulüne karar vermiş, bu karar davalı Hazine vekili tarafından bilirkişi raporlarının yetersizliği ve kararların usul ve yasaya aykırılığı iddialarıyla temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1924 E., 2025/1122 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceylanpınar 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/452 E., 2021/721 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4. maddesi ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna (4706 sayılı Kanun) eklenen geçici 18. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda, 3 95... parsel sayılı 412,10 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesi boş bırakılmak suretiyle, arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 3 95... parsel sayılı taşınmazda evinin bulunduğunu, kadastro tespiti sırasında yerinde bulunmadığından adına tespit yapılmadığı iddiasına dayanarak, taşınmazım adına tespitine ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi 3 95... parsel sayılı taşınmaz 04.04.2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 4706 sayılı Kanuna eklenen Geçici 18. maddesi (TKGM 2015/3 Genelge) ve 3042 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğundan Hazine adına tescil edildiği, muhtesata ve kullanıma dair herhangi bir beyan kaydı içermediği ve yapılan ölçümler esnasında taşınmazın toplam yüzölçümünün 412,10 metrekare olarak belirlendiği, hali hazırda davacının fiilen kullanımında olan alanın 412,10 metrekareden ibaret olduğu, davacı tanıklarının ve mahalli bilirkişinin yeminli beyanlarının davacının beyanlarıyla örtüştüğü, ayrıca yapılan araştırmalarda başkaca birilerinin bu taşınmaz üzerinde zilyetlik iddiasının olmadığının anlaşılarak; davalı Hazineye ait olan dava konusu taşınmazın kullanıcısının fen bilirkişisinin raporunda tespit edilen tarihten beridir davacı olduğuna kanaat getirildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi 3 95... parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde bulunan, beyanlar aynen korunarak ve bu beyanlardan sonra gelmek üzere TKGM'nin 2015/3 (1765) sayılı genelgesinin 1.12. maddesi hükümleri gereğince "23.04.2015 tarihinde ... oğlu ...'ın kullanımındadır. Üzerindeki betonarme ev ... oğlu ...'a aittir." belirtmesinin yapılarak, diğer hususlar yönünden (cinsi, yüzölçümü vs.) kadastro tespiti gibi tapu kütüğüne tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahkeme tarafından yapılan keşif, alınan beyanlar, bilirkişi raporları dikkate alındığında, mahalli bilirkişilerin ve davacı tanıklarının çekişme konusu taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazda yığma ev, depo ve avlusunun bulunduğunun belirlendiği, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve beyanlar incelendiğinde davacının 23.04.2015 tarihi itibarıyla taşınmazı fiili olarak kullandığı, açıklanan nedenlerle, Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin belirttiği istinaf itirazlarının yerinde olmadığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, kararların usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının, dava konusu taşınmazda 4706 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi itibarıyla kullanımının bulunup bulunmadığına ilişkindir.4706 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin 1. fıkrası "12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlük tarihinden önce geçerli olan Şanlıurfa ili ... ilçesinin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan ve tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar ile tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, 21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle fiili durumlarına uygun olarak ifraz ve/veya tevhit edilmek suretiyle kadastroları yapılarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır." hükmünü içermektedir. Kullanım kadastrosu sırasında, hakkında kadastro tutanağı tanzim edilen taşınmazlar yönünden tutanağın beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel mahkemelerde kullanım kadastrosuna itiraz davası açılmasının mümkün bulunduğu hususu tartışmasızdır.Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; taşınmazın kullanımına ilişkin olarak, tespit bilirkişisi ..., dava konusu taşınmaza ilişkin olarak düzenlenen 30.04.2018 tarihli tespit tutanağı içeriğine göre, tespit tarihi itibarıyla taşınmazın zeminde kim yada kimler tarafından kullanıldığını bilmediğini beyan ettikten sonra, keşif mahallinde alınan ifadesinde, dava konusu yerin davacının kullanımında olduğunu belirtmek suretiyle tutanak içeriğine aykırı beyanda bulunmuş olmasına rağmen, bu aykırılığın sebebi adı geçen tespit bilirkişisinden sorularak açıklığa kavuşturulmadığı gibi, davacının taşınmaz üzerindeki kullanımının ne şekilde olduğu, taşınmazdaki zilyetliğini hangi tasarruflarla sürdürdüğü hususu da muhtar ve tespit bilirkişilerinden sorulup somut olarak ortaya konulmamıştır. Öte yandan; keşif mahallinde dinlenen tespit bilirkişilerinin ve tanıkların taşınmazın kullanımına ilişkin beyanları, tespit tarihi olan 30.04.20 18... sayılı Kanun'un yürürlük tarihi 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri getirtilerek denetlenmemiştir.Ayrıca; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu belirlenen betonarme binanın (evin) hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi açısından, söz konusu binanın kaç yaşında olduğu hususunda inşaat mühendisi bilirkişisinden rapor alınmamış ve bu binanın yapımıyla ilgili olarak ilçe belediyesinde kayıt ve belge bulunup bulunmadığı sorulup, mevcut ise dosya arasına getirtilmediği gibi, yine binaya (eve) ilişkin olarak elektrik, su, telefon ve doğalgaz aboneliklerinin bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise aboneliklerin hangi tarihte başladığı da ilgili kurumlardan sorulmamış ve buna ilişkin kayıtlar dosya arasına celp edilmemiştir.Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmaza ilişkin olarak, tespit tarihi olan 30.04.20 18... sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri dosya arasına celp edilmeli; dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın yapımıyla ilgili olarak ilçe belediyesinde kayıt ve belge bulunup bulunmadığı sorulup, mevcut ise ilgili kayıtlar dosya arasına getirtilmeli; yine dava konusu taşınmaza ilişkin elektrik, su abonelikleri ve numarataj belgelerini sunması için davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı ve binaya (eve) ilişkin elektrik, su, telefon ve doğalgaz aboneliklerinin mevcut olup olmadığı ve mevcut ise aboneliklerin hangi tarihte başladığı ilgili kurumlardan sorularak, buna ilişkin kayıtlar dosya arasına alındıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, kadastro tespit tutanağında imzası bulunan muhtar ve tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrometri mühendisi ile inşaat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın kullanım hakkının kimden geldiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde fiili kullanımının bulunup bulunmadığı, taşınmaz üzerinde bulunan yapının kim tarafından hangi tarihte yaptırıldığı hususları sorularak maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde, bu çelişki gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana, hangi nedenle üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılarak açıklanmalı; ayrıca önceki keşifte, tespit bilirkişisi ...'ün tutanak içeriğine aykırı beyanda bulunduğu gözetilerek, kendisinden ifadeleri arasındaki bu çelişkinin nedeni sorulmak suretiyle söz konusu beyanlar arasındaki aykırılığın giderilmesine çalışılmalı; jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir şekilde, özellikle tespit tarihi olan 30.04.20 18... sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri üzerinde inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazın bu tarihlerdeki niteliklerini ve kullanım durumlarını açıklayan rapor ve kroki düzenlettirilmeli; inşaat mühendisi bilirkişisinden ise, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu belirlenen betonarme binanın (evin) hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi açısından, söz konusu binanın niteliği ve yaşı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.