Zemindeki sabit sınırlara aykırı hatalı uygulama kadastrosu kaynaklı parsel uyuşmazlığında tapu iptali ve tescil davası.
Özet: Bu dava, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, davacıların taşınmazının bir kısmının davalının parseline haksız yere eklendiği iddiasıyla açılan sınır ihtilafı olup, ilk derece mahkemesi, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi raporları neticesinde, eski ve sabit sınır olan yükselti farkının hatalı değerlendirildiğini tespit ederek, davalıya ait taşınmazın tapu kaydındaki belirli kısımların iptaliyle davacılar adına tesciline karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2026/15 E.  ,  2026/4050 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/668 E., 2025/1322 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/352 E., 2025/97 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Amasya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... ve müştereği adına kayıtlı bulunan eski 762 parsel sayılı 19.300,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 01... parsel numarasıyla 16.499,28 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 763 parsel sayılı 16.100,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 01... parsel numarasıyla 13.475,34 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'un babası ve murisi olan ... ve müvekkili ...'un eski tapu kaydı uyarınca dava konusu 762 parsel sayılı 19.300,00 m² taşınmaz üzerinde 1/2 oranında hak sahibi olduklarını, müvekkili ...'un 1/5 oranında muris...'un kanuni mirasçısı olduğunu, dava konusu taşınmazın uygulama kadastrosu sonucu 1 01... parsel 16.499,28 m² olarak tespit ve tescil edildiğini, davalılardan ...'e ait olan 1 01... parsel sayılı taşınmazın ise yüzölçümünde artış olduğunu, müvekkillerinin taşınmazının bir kısmının davalı taşınmazına eklendiğini, davalının yıllardır kullanılan kadim sınırların ötesine geçerek müvekkillerinin taşınmazını haksız şekilde kullandığını ve zarar verdiğini, uygulama kadastrosunun usule aykırı olduğunu belirterek, davalıya ait 1 01... parsele eklenen fazla kısmın tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tespit ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının hukuki dayanağı olmadığını, davacıların taşınmazında, müvekkiline ait taşınmazı lehine eksilme olduğu iddiasının asılsız olduğunu, uygulama kadastrosu sonucu müvekkilinin taşınmazında eksilme olduğunu, müvekkilinin taşınmazı öncesinde 16.100 m² iken uygulama sonrası 13.475 m² olduğunu, müvekkilinin taşınmazının sınırlarını 2015 yılında tel örgü çekerek belirlediğini ve bu şekilde kullandığını, davacıların, müvekkilinin taşınmaza tecavüz ettiği iddiası ile suç duyurusunda bulunduğunu ancak alınan bilirkişi raporunda çekilen sınırın uygun olduğunun tespit edildiğini ve davacıların iddia ettiği gibi müvekkili lehine bir kazanım olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahallinde 10.12.2024 tarihinde keşif icra edilerek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları keşif sırasında dinlenmiştir. Keşif sırasında her iki taşınmaz arasında bulunan tel örgünün 2-3 metre kadar iç tarafından tonç olarak tabir edilen yükselti farkının bulunduğu, ancak iş bu yükselti farkının davadan önce davalı tarafından kepçe kullanılmak suretiyle düzeltildiği keşif sırasında dinlenen davacılar tanıkları ..., ... ile mahalli bilirkişiler ... , ...'nın görgüye dayalı beyanlarından anlaşılmıştır. Nitekim keşif sonrasında düzenlenen 02.01.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da mevcut bulunan 19 71... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu sınırın zeminde kısmen gözüktüğü, zeminde ilk tesis kadastrosundan itibaren mevcut yapı, kanal, kanalet, duvar, sıralı ağaç gibi sabit tesis bulunmadığı ancak 22/2-a uygulaması yapılırken zeminde ölçülen sınırın hava fotoğraflarında kısmen tonç (yükselti farkı) olarak izlenebildiği, ilk tesis kadastrosundan itibaren mevcut olup değişmediği, bu kısımların sabit sınır olarak alınması gerektiği ancak ilk tesis kadastrosunda hatalı olarak belirlenen sınıra itibar edilerek geçerli sınır olarak alınmasından dolayı uygulama kadastrosunun hatalı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mezkur raporun yukarıda bahsedilen mahalli bilirkişiler ve tanıkların beyanları ile 24.10.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporuyla da uyumlu olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'e karşı açılan davanın kabulüne, 1 01... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosunun ve tapu kaydının iptaliyle; 02.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda (A) harfiyle gösterilen ve sarı renkle taranan 937,75 m² olan kısmının işbu taşınmazdan ifraz edilerek 1 01... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle tapuya tesciline, 1 01... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosunun ve tapu kaydının iptaliyle; 02.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda (C) harfiyle gösterilen ve turuncu renkle taranan 33,81 m² olan kısmının işbu taşınmazdan ifraz edilerek 1 01... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle tapuya tesciline, 1 01... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 12.571,40 m² olarak düzeltilmesine ve 1 01... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 17.403,22 m² olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafları incelenmek suretiyle alınan harita bilirkişi heyet raporu ile çekişmeli davacıya ait 1 01... parsel ve davalıya ait 1 01... parsel sayılı taşınmazlar arasında ilk tesis kadastrosundan beri zeminde ölçülen sınırın kısmen mevcut olduğu ve değişmediği, uygulama kadastrosu sırasında ölçülen tel örgü sınırın hava fotoğraflarında da tonç (yükselti) şeklinde izlenebildiğinden sabit sınır alınması gerektiği, ancak 22/2-a uygulamasında geçerli sınır olarak alınmasından dolayı mevcut durumun meydana geldiği, dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan kıymetlendirme ve bütünleme hatası da hüküm ile birlikte düzeltilmiş olmasına göre, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyzi dilekçesinde; kararın usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini, bilirkişi raporunda kadastro çalışmalarındaki hatanın uygulama kadastrosundan değil tesis kadastrosundan kaynaklandığının tespit edildiğini, tesis kadastrosunun ise 01.03.1984 tarihinde kesinleştiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığında uygulama kadastrosuna yönelik değil tesis kadastrosuna ilişkin olduğunu, İlk Derece Mahkemesince yapılan ilk yargılama sırasında bu husus üzerinde durularak davanın reddedildiğini, tesis kadastrosunun hatalı olduğu iddia edilse dahi hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının tesis kadastrosuna karşı dava açamayacağı gibi tesis kadastrosuna dayanarak yapıldığı anlaşılan uygulama kadastrosuna karşı da dava açamayacağını, mahkeme kararı ile tesis kadastrosunun ve buna bağlı olarak yapılan uygulama kadastrosunun yok sayıldığını, kararın mülkiyet hakkına müdahale eder nitelikte olduğunu, tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasındaki farklılıkların denge ve oran içerisinde giderilmesi gerektiği Mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlara ilişkin uygulama kadastrosu çalışmalarının usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek olup, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eş değer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; hükme esasa alınan 02.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda 22/2-a uygulamasında 1 01... ve 121 parsellerin arasındaki sınırın sabit sınır olarak belirlenmesi gerekirken ilk tesis kadastrosunda hatalı olarak belirlenen sınıra itibar edilerek geçerli sınır olarak alınmasından dolayı şekil 13'te (A) harfi ile gösterilip sarı renkte taranan 937,75 m²lik kısım 1 01... parsel içerisinde sınırlandırılması gerekirken 1 01... parsel içerisinde (C) harfi ile gösterilip turuncu renkle taranan 33,81 m²lik kısmın 1 01... parsel içerisinde sınırlandırılması gerekirken 1 01... parsel içerisinde sınırlandırıldığının ve tesis kadastro paftasında kıymetlendirme ve bütünleme hatası yapıldığının bildirilmiştir. Dosya içerisinde, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastro paftası ve ölçü krokisi bulunmadığından bilirkişi raporunun denetlenme imkanı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemecesince öncelikle, tesis kadastro paftası ve ölçü krokisi getirtilerek dosya içerisine alınmalı, sonrasında yukarıda açıklandığı üzere mahallinde yöntemine uygun bir keşif yapılarak, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilikişi kurulundan, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için bilirkişi kurulundan, düzenleyecekleri haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafları üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftasını çakıştırmaları istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmeli, dava konusu taşınmaz sınırında tesis kadastrosu sırasında sabit kabul edilebilecek herhangi bir sınırın bulunup bulunmadığı da araştırılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.