Danıştay 8. Daire, 6292 sayılı Kanun uyarınca 2/B arazisi satışında zilyetlik devir sözleşmesine dayanarak kullanıcı olmayan davacının hak sahipliği talebinin reddini onadı.
Özet: Dava, 6292 sayılı Kanun kapsamında eski 2/B arazisi olan taşınmazın davacıya satışı talebinin reddedilmesi ve başka bir kişiye satışının yapılması işleminin iptali istemiyle açılmış olup, davacının üçüncü şahıslardan zilyetlik devir sözleşmesi ile taşınmazın bir kısmının kullanımını devraldığı iddiasına karşılık, mahkemeler hazine taşınmazlarında zilyetliğin devri işlemlerinin hukuken geçerli olmadığını, bu tür bir sözleşmenin kanunda aranan kullanıcı ve zilyetlik şartını sağlamadığını belirterek, davacının hak sahibi olmadığına ve idari işlemlerin hukuka uygun olduğuna karar vermiş, Danıştay da bu kararları onamıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : 2021/2561Karar No : 2025/6211 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından; Antalya ili, Aksu ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı 10.281,42 m² yüz ölçümlü taşınmazın 6.794,64 m²'lik kısmının 6292 sayılı Kanun kapsamında İsmail Kaya adına yapılan satış işleminin iptal edilerek 6292 sayılı Kanun uyarınca kendisi adına satışının yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Milli Emlak Dairesi Başkanlığı Batı Antalya Emlak Müdürlüğü işlemi ile Hazine tarafından 6292 sayılı Kanun kapsamında ... adına tesis edilen satış işleminin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile konuya ilişkin mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; orman sayılmakla birlikte 6831 sayılı Kanun'un 2/B hükmü kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu taşınmazın, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında hazine adına tespit gördüğü, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesindeki hüküm uyarınca, bu taşınmazları belirli bir bedel mukabilinde satın almak üzere hak sahibi sayılabilmek için böyle bir taşınmazda kullanıcı olunduğunun tespit edilmesi ve taşınmazın fiilen zilyet olarak kullanılması gerektiği hususları karşısında, davacı her ne kadar taşınmazın 6.794,64 m²'lik kısmının zilyetliğini üçüncü şahıslardan zilyetlik devir sözleşmesi ile devraldığını belirtmiş ise de, üçüncü şahıslar tarafından hazine taşınmazlarının "zilyetliğin devri" adı altında devri, alım ve satımı veya kiralanması şeklinde hiçbir işlem yapılamayacağı, dolayısıyla bahsi geçen zilyetlik devir sözleşmesinin davacının anılan taşınmazda kullanıcı olduğunu göstermediği açık olup, netice itibarıyla, anılan taşınmazda kullanıcı olmayan davacının, zilyet olmadığı taşınmaza ilişkin hak sahipliğinin de söz konusu olamayacağı anlaşıldığından, davalı idarenin kesinleşmiş kadastro tespiti ve tapu şerhi uyarınca tesis ettiği dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, taşınmazın sadece bir kısmının kullanıcısıyken tamamının ...'ya satışının doğru olmadığı ve iptalinin gerektiği, kendisinin taşınmazın zilyetlik ve kullanımını 30/06/2004 tarihli zilyetlik devir sözleşmesiyle ... ve arkadaşlarından devir ve teslim aldığı, bu tarihten bu yana nizasız ve fasılasız kullanmaya devam ettiği, söz konusu şahsın kendisine ait olmayan yerleri hazineyi de yanıltarak kendisininmiş gibi satın aldığı, Mahkemece zilyetlik ile ilgili yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapmaksızın eksik inceleme sonucu verilmiş davanın reddi yolundaki kararının bozulmasının gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. Kesin olarak, 25/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.