Danıştay 10. Dairede Ankara Tren Garı patlaması mağdurunun idareden talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasında hizmet kusuru ile 5233 sayılı Kanun kapsamında sorumluluk tartışması temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 2015 Ankara tren garı patlamasında yaralanan bir davacının idareden talep ettiği maddi ve manevi tazminatlara ilişkindir; ilk derece mahkemesinin maddi tazminatı kabul edip manevi tazminatı kısmen onaylaması, bölge idare mahkemesinin ise maddi tazminatı önemli ölçüde azaltması üzerine, taraflar idarenin sorumluluğu, 5233 sayılı kanunun uygulanıp uygulanmayacağı, tazminat miktarları ve faiz işletilmesi konularında karşılıklı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/2907 E.  ,  2025/5190 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/2907
Karar No : 2025/5190
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlama sebebiyle yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 500,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 445.889,00 TL) ve 250.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulü, manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 445.889,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddi, davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile anılan kararın davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 445.889,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine yönelik kısmının kaldırılarak maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 10.445,01 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, idarenin hizmet kusurunun sabit olduğu, maddi tazminat miktarının 5233 sayılı Kanun kapsamında belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu, maddi tazminat hesabının genel hükümlere göre yapılması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, olay nedeniyle meydana gelen zarardan idarelerinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, olayın terör olayı niteliğinde olduğu bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında incelenmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminata yer verilmediği ve hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının idareleri aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlama sebebiyle yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL maddi (miktar artırımı sonrası 445.889,00 TL) ve 250.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, yukarıda belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden hüküm tesis edilmeyen kısım yönünden incelenmesi:
10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlamanın kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, maddi zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler Dairemizce de yerinde görülmüştür.
Bu doğrultuda, olay nedeniyle oluşan zararın miktarına ilişkin değerlendirmeye geçilmesi gerekmektedir. Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının yanında çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince çalışma gücü kaybının dikkate alındığı Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre tazminata hükmedildiği buna karşın olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı 21. maddesinin (a) bendi uyarınca zarar hesabı yapılmadığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre hesaplanacak tutarın da davacıya maddi tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir.
Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanlığına yapılan başvuruya ilişkin olarak cevap niteliğinde tesis edilen işlem tarihi olan 10/01/2018 tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre 60 gün (her ne kadar hastanede yattığı süre, fizik tedavi gördüğü süre ve istirahat raporu süresinin toplamı daha fazla olsa da mevzuat gereğince 6 katı tutarını geçmediğinden) ile çarpımının onda birinin hesaplanması sonucunda belirlenecek maddi tazminatın da davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yalnızca Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre hesap yapılıp maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, kısmen geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden hüküm tesis edilmeyen kısmı yönünden BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.