İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, İİK 177/4 kapsamında doğrudan alacaklı tarafından talep edilen iflas davasında, icra emrine rağmen ödenmeyen ticari alacaklar hakkındaki istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı şirketin bir gayrimenkul sözleşmesinden kaynaklanan ve yargı kararıyla sabitlenen alacağını, icra takibine rağmen ödememesi, hacze kabil malının bulunamaması ve teminat gösterilmemesi üzerine, İcra ve İflas Kanununun 177/4 maddesi uyarınca doğrudan iflasını talep etmektedir; bu maddenin, alacağın kesinleşmesini veya borçlunun borca batık olmasını şart koşmadığı yönündeki yerleşik yargı içtihatlarına dayanarak, borcun icra emrine rağmen ödenmemesinin doğrudan iflas kararı için yeterli olduğunu savunmaktadır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/479 KARAR NO : 2026/1742T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 26/02/2026NUMARASI : 2025/456 Esas 2026/188 KararDAVANIN KONUSU : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))BAM KARAR TARİHİ : 09/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketten 08.06.2017 tarihli Gayrimenkul Satış ve Borçlanma Sözleşmesi gereğince İzmir İli, Bornova İlçesi,... Ada, ... Parselde bulunan ... kat ... nolu bağımsız bölümleri (dükkan niteliğinde ) inşaat halindeyken satın aldığı ve tapuda kendi adına tescil ettirdiğini, bu sözleşmede işin bitiş tarihinin 15.06.2017 olarak belirlendiğini, davalı şirket tarafından İzmir ili, Bornova İlçesi, ... Ada, ...parsel ... Kat ... nolu Bağımsız Bölümlerin (Dükkan) zamanında tam olarak bitirilip teslim edilememesi sebebiyle; Gecikme cezası ve yoksun kalınan gelirin işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte hesaplanarak karşı taraftan tahsili ve taşınmazlara ait ruhsat ve yapı kullanma izni alınması, için taraflarına yetki verilmesi ve inşaatın hangi aşamada olduğunun, ne kadarlık bir harcama ile ne kadar zamanda tamamlanacağının ön inceleme aşaması beklenmeden tespit edilerek inşaatı tamamlanmak üzere yetki verilmesine ilişkin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nde 2021/844 E. Sayılı dava açtığını, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 11.05.2023 tarihli 2021/844 E. -2023/404 K. sayılı ilamı ile 100.000,00 TL cezai şart tazminatı ile 48.000,00 TL kira bedelinin davalıdan dava tarihinden (11/11/2021) itibaren, 144.000,00 TL cezai şart tazminatının ise ıslah tarihi olan 06/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 11.05.2023 tarihli 2021/844 E. -2023/404 K. sayılı ilamının İzmir 19.İcra Müdürlüğü 2023/14433 E. sayılı dosyasında icra takibine konulduğunu, icra emrinin 19.06.2023 tarihinde davalı şirketin vekiline tebliğ olduğunu, davalı şirkette 14.09.2023 tarihinde mahalinde haciz yapılmışsa da hacze kabil mal bulunamadığını, bununla birlikte davalı şirketin ilamlı takip kesinleşmesine rağmen borcunu ödemediği ve borcunu karşılayacak miktarda teminatta göstermediğini, İcra ve iflas kanunu 177/4. Maddesi uyarınca ilama bağlı alacak icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmediği takdirde doğrudan doğruya iflasına karar verilebileceğini, bu madde uyarınca doğrudan doğruya iflas davası açabilmesi için aynı zamanda mahkemece verilen ve alacağı belirleyen ilamın kesinleşmesine gerek bulunmadığını, ilamın kesinleşmesinin gerek olmadığı ve icra emrine rağmen dosya borcunun ödenmemesinin doğrudan doğruya iflasına karar verilebileceğinin mahkeme içtihatlarınca da kabul edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk dairesinin 04.01.2023 tarih 2022/1955 E.-2023/31 K. Sayılı ilamında; '' Merkez Bankası'nın uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı ... Tic. A.Ş.'den tahsiline karar verildiği, ilamın infazı için Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine başlandığı, icra emrinin davalı borçlu şirket vekiline etebligat yoluyla 24/08/2019 tarihi itibariyle tebliğ edildiği, davalı şirket vekilinin usulüne uygun duruşmaya çağrılarak duruşmada dinlendiği, davacının dayanak yaptığı alacağa ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi gerek görülmediği gibi davalı şirketin borca batık olması da zorunlu olmadığı dolayısıyla İİK 177/4 maddesi uyarınca iflas şartları oluştuğundan davalının iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.'' Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 11.11.2020 tarihli 2020/1604E.-2020/328 K. sayılı ilamında ; İlama bağlı alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemiş olması halinde, İİK 177/4 maddesi uyarınca alacaklı, borçluya doğrudan doğruya iflas davası açabilmektedir.Bu halde borçluya icra emri (m32)tebliği yeterli olup, ayrıca iflas ödeme emri tebliğine gerek bulunmamaktadır. İflasa tabi borçlu, kendisine tebliğ edilen icra emrine rağmen borcunu ödemez ise, İİK 177/4 maddesi uyarınca alacaklı doğruca ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilmektedir. İİK 37 ve İİK 177/4 hükümlerine dayanılarak açılan iflas davalarında depo emri tebliğine de gerek bulunmamaktadır (Yargıtay nin 08.10.1998, 5729/5865) Alacaklının doğrudan doğruya iflas davası açabilmesi için aynı zamanda mahkemece verilen ve alacağı belirleyen ilamın kesinleşmesine gerek bulunmamaktadır. Açıklanan tüm nedenler ve özellikle İİK'nun İflas yolu ile takip hükümleri, kesinleşen mahkeme ilamı, alacağın varlığı, İİK 177/4 maddesi birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu bu nedenle de davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmesi kanaatiyle aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 16.01.2025 tarihli 2024/1807 E.-2025/84 K. Sayılı ilamında; davanın İİK'nın 177/4 maddesine dayandığı, iflasa tabi borçlunun doğrudan iflasınn istenebileceği, icra takibine konu ilamların kesinleşmesine gerek bulunmadığı, bu haliyle ilama dayalı borcun ödenmemesi nedeniyle İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca depo kararı verilmeksizin davalının iflası için gerekli şartların oluştuğu ve davanın kabulüne dair karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. davalı borçlu tarafından takibe konu ilama dayalı alacağın ödenmediği, davalı borçlu şirketin iflasına karar verilmesi için borca batık olup olmadığının araştırılmasının gerekli olmadığı, borca batık olmayan iflasa tabi şirketin, borcu icra emrine rağmen ödememesi halinde iflasına karar verilebileceği, davalı borçlu şirket yetkililerinin duruşmaya çağrıldıklarının, iflas ilanlarının ticaret sicil gazetesinde ve basın ilan kurumu aracılığı ile iki gazetede yapıldığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 16.05.2014 tarih 2014/880 esas 2014/3851 karar sayılı emsal ilamı ''... Doğrudan iflas davalarında iflas şartlarının mevcudiyetinin tespiti yeterli olup, takipli iflas yollarında olduğu gibi borcun ödenmesi için süre verilmesi ya da depo kararı çıkartılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemenin davalıya borçlarını ödemesi için süre vermesi de kabul şekli itibariyle belirtilen ilkeye aykırıdır.'' Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 05.05.2017 tarih 2016/1726 esas, 2017/1361 karar sayılı ilamında ''... Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının alacaklı bulunduğu ve talebine esas olan Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/252 E. sayılı icra takibine konu Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2013/88 E., 2014/597 K. sayılı ilamının henüz kesinleşmemekle birlikte davanın açılması için bu mahkeme kararının kesinleşmesine gerek bulunmadığı, ...davalının doğrudan doğruya iflas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. '' kanun ve mahkeme kararlarında görüleceği üzere; İİK 177/4 maddesi uyarınca iflas davası açılması için ilamlı icra takibinin başlatılması, icra emrinin tebliğ edilmesi, takibe dayanak belgenin kesinleşip kesinleşmediği aranmadığı ve davalı şirketin borca batık olup olmadığı araştırılmaksızın iflasına karar verildiğini, bu nedenlerle İzmir 19.İcra Müdürlüğü 2023/14433 E. sayılı dosyasında ilamlı icra takibine konulduğunu, icra emrinin 19.06.2023 tarihinde davalı şirketin vekiline tebliğ olduğunu, tebliğe rağmen borç ödenmediğinden İİK 177/4 maddesi uyarınca iflas şartları oluştuğundan davalı şirketin iflasına karar verilmesinin talep edildiğini belirtmiş , müvekkili şirketin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 11.05.2023 tarihli 2021/844 E. -2023/404 K. sayılı ilamından kaynaklanan alacağının karşılıksız kalmaması için, borçlunun iflasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafça davalı hakkında İ.İ.K.177/4 maddesi gereğince dava açılmış ise de davanın şartları oluşmadığı ve davalının maddi olarak acze düşmüş ve iflas durumunda olmadığını, davacı tarafın davasına dayanak yaptığı İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2021/844 E.-2023/404 K. sayılı ilamının, hem davacı tarafça ve hem de taraflarınca istinaf edilmiş olup halen istinaf incelemesi aşamasında ve kesinleşmemiş olduğunu, her ne kadar İ.İ.K.177/4 "e göre bu davanın açılabilmesi için uygulamada kararın kesinleşmesine gerek görülmese de; davaya dayanak yapılan kararın kesinleşmediği ve davalı olarak taraflarınca istinaf edilmiş olması ve özellikle davacı tarafça da istinaf edildiği göz önüne alındığında ilama konu alacağın gerek miktar ve gerekse talep edilebilirlik anlamında hukuken netleşmediğini ve halen yargılamaya muhtaç bir alacak durumunda olduğunu, bu durumda ilam kesinleşmeden verilecek bir depo kararında depo miktarının da henüz hukuken netleşmemiş olması göz önüne alındığında karara dayanak olan ilamın kesinleşmesinin beklenmesinin gerektiğini, her ne kadar davaya dayanak olan mahkeme kararı taraflarınca istinaf edilmiş ve taraflarınca icranın geri bırakılması kararı alınmamış ise de iflas kararı verilmeden önce hüküm davalı-borçlu müvekkili lehine bozulacak olması halinde iflas davasının olduğu yerde duracağını ayrıca davalı müvekkilinin ticari defter kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde müvekkilinin ticari olarak iflas durumunda olmadığı, borç ödemeden aciz durumunda olmadığının ortaya çıkacağını, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz ortamından müvekkilinin de doğrudan etkilenmiş durumda olsa da davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacağın ödenmemiş olmasının asıl nedeninin, kararın taraflarınca istinaf edilmiş olması ve bu alacağın taraflarınca hukuken kabul edilmemesi olduğunu, davanın tamamen kötüniyetli olarak ve kesinleşmemiş bir alacağın tahsili temin etmek için davalı müvekkilini iflas tehditi altında sıkıştırmak amacıyla açılmış bir dava olduğunu, davalı müvekkilinin iflasına karar verilmesinin davacıya maddi olarak hiç bir faydasının olmayacağını, bilakis alacağını hiç tahsil edememesine neden olacağı düşünüldüğünde davanın ne denli kötüniyetle açılmış olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.MAHKEMECE: "...,İzmir 2 ATM nin 2021/844 E 2023/404 K sayılı dosyasının incelemesinde; davacının... Şirketi, davalının .... Şirketi, davanın alacak (Gayrimenkul Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davası olduğu, mahkemenin 11/05/2023 tarihli kararı ile; "Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -100.000,00 TL cezai şart tazminatı ile 48.000,00 TL kira bedelinin davalıdan dava tarihinden (11/11/2021) itibaren, 144.000,00 TL cezai şart tazminatının ise ıslah tarihi olan 06/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verildiği, kararın taraflarca İstinaf edildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Başkanlığı ' nın 2024/281 Esas 2025/1439 Karar sayılı ilamı ile; davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin İstinaf talebinin kabulü ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2021/844 Esas 2023/404 Karar sayılı dosyasında verilen 11/05/2023 tarihli kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile 100.000,00 TL gecikme tazminatı ile 100.000,00 TL kira bedelinin davalıdan 11/12/2021 dava tarihinden itibaren , 144.000,00 TL gecikme tazminatının ise ıslah tarihi olan 06/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın 09/09/2025 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.İzmir 1 İcra Müdürlüğü ' nün 2023/14433 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının .... AŞ, borçlunun .... Şirketi, borç miktarının 367.220,19 TL, takibin para borcuna veya teminat verilmesine veya bir işin yapılması veya yapılmamasına, irtifak hakkının veya gemi üzerindeki intifa hakkının kaldırılmasına ilişkin ilamların yerine getirilmesine yönelik takip , takip dayanağının İzmir 2 ATM nin 2021/844 E 2023/404 K sayılı ilamı olduğu icra emrinin borçluya 19/06/2023 tarihinde tebliğ edildiği , takibin halen derdest olduğu belirlenmiştir.İİK 174/4 maddesi gereğince borçlu şirket yetkilisi adına tebligat yapılmış, şirket yetkilisi 26/02/2026 tarihli duruşmadaki beyanında; şirketin ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiğini, şirket yönünden iflas koşulları oluşmadığını, şu an şirketin ödeme imkanı da bulunmadığını, şirket adına kayıtlı taşınmaz adına ipotek konulmasını da kabul ettiklerini beyan etmiştir.Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davalı ..... Şirketi hakkında şirketin iflasına karar verilmesine yönelik olarak Mahkememize dava açıldığı, dava dilekçesindeki açıklamalar göz önüne alındığında davacı talebinin İİK nun 177/4. Maddesinde düzenlenen doğrudan doğruya iflas kapsamı içerisinde kaldığı, anılan 177. Maddede "Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir.1–Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;2 – Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;3 – 308 inci maddedeki hal varsa;4 – İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır.(Ek: 9/11/1988-3494/36 md.) Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır. " düzenlemesinin bulunduğu, söz konusu düzenlemeye dayalı olarak davacı tarafça İzmir 2 ATM nin 2021/844 E 2023/404 K sayılı ilamı ile hüküm altına alınan alacağın tahsiline yönelik olarak davalı hakkında İzmir 1 İcra Müdürlüğü ' nün 2023/14433 sayılı dosyasında para borcuna veya teminat verilmesine veya bir işin yapılması veya yapılmamasına, irtifak hakkının veya gemi üzerindeki intifa hakkının kaldırılmasına ilişkin ilamların yerine getirilmesine yönelik takip başlatıldığı , icra emrinin davalı borçluya 19/06/2023 tarihinde tebliğ edildiği , davalı tarafça icra takibine konu borcun ödenmediği ,İİK 177/ son maddesi gereğince borçlunun dinlenilmek üzere mahkemeye çağrıldığı, borçlu şirket yetkilisinin 26/02/2026 tarihli duruşmaya katıldığı ve şirketin ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiği, şirket yönünden iflas koşullarını oluşmadığını, şu an şirketin ödeme imkanı da bulunmadığını, şirket adına kayıtlı taşınmaz adına ipotek konulmasını da kabul ettiklerini beyan ettiği , davalı borçlunun iflasa tabi olduğu ve İİK 177/4. maddesindeki doğrudan iflas koşullarının oluştuğu incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "1-Davanın KABULÜ ile, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü ' nün Merkez - 234...nosuna kayıtlı .... Şirketi ' nin İFLASINA, İflasın 26/02/2026 saat :09:51itibarı ile açılmasına, "şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkili hakkında İ.İ.K.177/4 maddesi gereğince görülüp karara çıkan davanın şartlarının oluşmadığını davacı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğu İzmir 19.İcra Müdürlüğünün 2023/14433 sayılı dosyasından 24.09.2024 tarihinde bir alacak haczi talep ederek uyguladığını, bu haciz neticesinde davalı müvekkilinin yaptığı inşaat imalatından ötürü .. . A.Ş. İsimli bir firmadan olan alacağından ötürü bu firma hakkında İzmir 1.İcra Müdürlüğünün 2019/4555 sayılı dosyasından yaptığı icra dosyasındaki alacağına haciz konulduğunu, bu dosyada davacı müvekkilinin borçlusundan ciddi miktarda alacağı bulunmakta olup borçlunun borç miktarından daha fazla miktarda taşınmaz malına haciz konulduğunu, yani dosya alacağının tahsilinin garanti durumda olduğunu, davacı tarafça davalı müvekkilinin bu dosya alacağı üzerine haciz konulduğunu, davalı müvekkilinin aciz durumunda olmadığını, yerel mahkemeden davalı müvekkilinin ticari defter kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş iseler de bu taleplerinin de kabul edilmediğini, şayet davalı müvekkilinin ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olsa idi davalı müvekkilinin iflas durumunda olmadığının aciz içinde olmadığının görüleceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 174/4 maddesi uyarınca iflas istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.İflas davası için yetkili ticaret mahkemesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir ( İİK 154/ III c.2). Bu yetki, kamu düzenine ilişkin ve kesindir. İİK'nın 181. maddesinin aynı Kanun'un 160. maddesine yaptığı yollama nedeniyle, İİK'nın 179. madde hükümü uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunan alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli tebliğ masraflarını avans olarak mahkeme veznesine yatırmalıdır. Somut olayda borçlu şirketin muamele merkezinde iflas davası açılmış, belirtilen harç ve masraflar yatırılmıştır. 2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas”, “Alacaklının talebi” düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla, "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,.." şeklinde sayılmıştır.İlama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmediğinden İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca iflasa tabi bir borçlunun doğrudan iflası talep edilmektedir.Alacaklının ilama dayalı doğrudan doğruya iflas talep edebilmesi için, hükmün kesinleşmesi gerekmez. Ancak borçlu Yargıtaydan icranın geri bırakılması kararı alıp, ticaret mahkemesinde ibraz etmesi halinde ticaret mahkemesi hükmün kesinleşmesini HMK'nın 165. maddesi uyarınca bekletici mesele yapar. Hükmün onanması halinde iflasa karar verilir, borçlunun borcu olmadığına ilişkin bozma kararı verilmesi halinde ise davanın reddine karar verilir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 22.06.2015 tarih 2014/5069 esas 2015/4774 karar sayılı emsal ilamı ''... Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı şirket temsilcisine İİK'nın 177/son maddesi gereğince dinlenmek üzere tebligat çıkarılarak çağrılan şirket temsilcisinin duruşmaya katılmadığı, davalı şirketin İİK'nın 177/4. maddesine dayalı olarak doğrudan iflasının talep edildiği, davacıların ihbar ve kıdem tazminatlarına ilişkin iş mahkemesi kararlarının icraya konulduğu, icra emirlerinin davalı şirket vekiline tebliğine rağmen borcun ödenmediği, her ne kadar davacılar hakkında verilen kıdem tazminatına ilişkin kararlar kesinleşmemiş olsada bu kararların kesinleşmemiş olmasının söz konusu iflas davasında nazara alınmayacağı, dosyaya sunulan tehiri icra kararı olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Kararı, müdahil vekili temyiz etmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, müdahil vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.'' şeklindedir.Diğer doğrudan iflas taleplerinde olduğu gibi ilama dayalı iflas talebinde de depo emri çıkartılmaz. Buna karşılık, ilamlı icranın iflas yolu ile takibe çevrilmesi halinde takip ve iflasa dayanarak iflas istenmesi halinde depolarının çıkartılması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Onursal Başkanı Mahmut Bilgen, Konkordato İflas ve Yargılama Usulü, Adalet Yayınevi, 3.baskı, Ankara ,bkz:643) Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 16.05.2014 tarih 2014/880 esas 2014/3851 karar sayılı emsal ilamında ''... Doğrudan iflas davalarında iflas şartlarının mevcudiyetinin tespiti yeterli olup, takipli iflas yollarında olduğu gibi borcun ödenmesi için süre verilmesi ya da depo kararı çıkartılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemenin davalıya borçlarını ödemesi için süre vermesi de kabul şekli itibariyle belirtilen ilkeye aykırıdır.'' şeklinde gerekçe bulunmaktadır.Benzer nitelikte Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 05.05.2017 tarih 2016/1726 esas, 2017/1361 karar sayılı emsal ilamında ''... Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının alacaklı bulunduğu ve talebine esas olan Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/252 E. sayılı icra takibine konu Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2013/88 E., 2014/597 K. sayılı ilamının henüz kesinleşmemekle birlikte davanın açılması için bu mahkeme kararının kesinleşmesine gerek bulunmadığı, takip konusu alacağın borçlu olan davalı tarafından ödenmediği, davalı temsilcinin duruşmada, borcun bir kısmını ödedikleri, geri kalan kısmı da ödeyeceklerine dair savunmasına, davacı tarafın bu savunmanın davanın uzatılmasına yönelik olduğu ve borcun tamamının ödenmediğini bildirilmesi karşısında, davalının doğrudan doğruya iflas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. '' şeklinde karar verilmiştir.Taraflarca sunulan tüm deliller yukarıda belirtilen bilgiler ışığında bir bütün olarak birlikte incelendiğinde: davanın İİK'nın 177/4 maddesine dayandığı, iflasa tabi borçlunun doğrudan iflasınn istenebileceği, icra takibine konu ilamın kesinleşmesine de gerek bulunmadığı, bu haliyle ilama dayalı borcun ödenmemesi nedeniyle İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca depo kararı verilmeksizin davalının iflası için gerekli şartların oluştuğu ve davanın kabulüne dair karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı borçlu tarafından takibe konu ilama dayalı alacağın ödenmediği, davalı borçlu şirketin iflasına karar verilmesi için borca batık olup olmadığının araştırılmasının esasa etkili olmadığı, borca batık olmayan iflasa tabi şirketin, borcu icra emrine rağmen ödememesi halinde, iflasına karar verilebileceğinin, duruşmada davalı borçlu şirket yetkilisinin dinlenildiğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/02/2026 tarih, 2025/456 Esas ve 2026/188 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/07/2026