Zonguldak ili, ... ilçesi, ... mahallesindeki parselin ve üzerindeki evin kadastro tespiti kaynaklı mirasçılar arası mülkiyet ve tapu tescili uyuşmazlığı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların kadastro tespitinde hata yapıldığını ileri sürerek, bir taşınmazın 1/5 hissesi ile üzerindeki üç katlı evin ikinci katının mirasbırakan babalarına ait olduğunu ve bu kısımların hatalı bir şekilde davalı adına tescil edildiğini iddia etmesi üzerine açılan bir tapu iptali ve tescil davasını konu almaktadır; davacılar, bahsi geçen taşınmazın kendi miras payları oranında adlarına tescilini talep ederken, davalı ise söz konusu hisse ve bağımsız bölüm üzerinde kırk yıla yakın süredir malik sıfatıyla faaliyette bulunduğunu, kendi emek ve mesaisi ile inşa ettiğini, tüm vergilerini ödediğini ve kadastro tespitinin doğru olduğunu savunmaktadır.
8. Hukuk Dairesi         2025/6963 E.  ,  2026/4129 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1615 E.,2025/1729 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/246 E., 2023/84 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 21 20... parsel sayılı 8.496,10 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği, 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere 4/5 hissesi ... oğlu..., 1/5 hissesi ... oğlu ...'nin kullanımında olduğu, 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere üzerindeki 3 katlı kargir evin 1.katı ... oğlu ...'ye, 2. katı ... oğlu ...'ye, 3. katı ... oğlu ...'ye ait olduğu" şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ve üzerinde bulunan 3 katlı evde arsanın 4/5'i müvekkillerinin ve davalının babası ... adına kayıtlı iken, 1/5'in ve taşınmazın üzerindeki evin bir katının davalı adına kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak tespit yapıldığını, kadastro tespit tutanağının 2018 yılında kesinleştiğini, henüz tapuya tescil işlemlerinin gerçekleşmediğini, davaya konu taşınmazın müteveffa ve tarafların babası olan ...’nin babasından, ...’ye ve sonrasında taraflara intikal ettiğini, davalı tarafın arsada kökten bir hakkının mevcut olmadığını, ...'nin babası olan ...'nin de sağlığında bu yerleri çocukları arasında taksim edip, dava konusu taşınmazı ...'ye verdiğini, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tamamının müteveffa ... adına tespit edilmesi gerekirken hatalı olarak davalıya da 1/5 oranında pay verildiğini, taşınmazın üzerinde bulunan 3 katlı evin 1 katı davalı adına tescil edilmişse de, evin müteveffanın ve ...’nin emek ve mesaisi ile yapıldığını, 3 katlı evin 2. kat bağımsız bölümünün davalı adına yazılması sebebi ile müvekkillerinin hak kaybına uğradıklarını, evin emlak vergilerinin müvekkili ...'nin ödediğini, davalının bağımsız bölüm katı ve arsadaki hissesinin üçüncü kişilere satma ihtimali mevcut olduğundan telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacağından teminat aranmaksızın dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, dava konusu taşınmazın arsasının 1/5 hissesinin ve davalı adına yazılan 3 katlı evin 2. kat bağımsız bölümünün müteveffa ... adına, vefatı sebebiyle de davacı ... davalı adına eşit hisseler olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının mezkur arazi ve bahse konu bağımsız bölüm üzerinde 40 yıla yakın süredir faaliyet gösterdiğini, malik sıfatıyla hareket ettiğini, herhangi bir kök mirasçının araya girmeden aslen ve doğrudan hak sahibi olduğunu, kadastro tutanağının edinme sebebinde 21 20... parselin bulunduğu taşınmazın 1983 yılından itibaren 1/5 hissesinin dolaysız ve aslen müvekkilinin kullanımında olduğunun tespitinin yapıldığını, tutanakların devamında ikinci katın müvekkilinin kendi emek ve mesaisi ile yaptırmış olduğu hususunun vurgulandığını, müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde yıllardır ikamet ettiğini, aynı taşınmaz üzerinde yıllarca çiftçilik yaptığını, toprağını da ıslah ettiğini, taşınmaz üzerinde bulunan üç katlı evin 2. kat bağımsız bölümüne ilişkin tüm elektrik ve su aboneliklerinin müvekkilinin üzerine kayıtlı olduğunu, emlak vergileri ve bağımsız bölüme ilişkin sair tüm ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, davacı tarafın dilekçesinde evin emlak vergilerinin ... tarafından ödenmiş olduğu hususunun gerçeği yansıtmadığını, üç adet ödeme dekontunda ödemenin ikinci kat bağımsız bölüme ilişkin olduğuna yönelik bir ibare bulunmadığını, dekontların arazinin tamamına ilişkin bina vergisi ve tabiat varlıkları katkı payından ibaret olduğunu, müvekkilinin tek başına 2008 yılının şubat ayından itibaren kendisinin ödediğini, bağımsız bölümün ... tarafından yapılmış olduğuna yönelik iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, davacılar tarafından mevcut araziye ilişkin herhangi bir harcama yapılmadığını, davacıların sadece 09.08.2021 tarihinde 480,00 TL ödeme yaptığını, davacı ... tarafından yapılan ödemenin bağımsız bölümle ilgili olmadığını, davalının hem ailesine baktığını, hem de arazi üzerinde bulunan 3 katlı evin bakım ve onarımını üstlendiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak 3303 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesi çerçevesinde tespit işlemleri yapıldığını, taşınmaza tahakkuk ettirilen kadastro harçları ve kadastro komisyonuna yapılmış olan itirazların sonuçları ilan edilerek taşınmaz mallar üzerinde mülkiyet ve mülkiyetten gayri ayni ve şahsi hak iddiasında bulunanlar ile sınırlarının tespitinde hata olduğunu iddia edenlerin 30 günlük süre içerisinde Zonguldak Kadastro Mahkemesine dava açması hususunun Kadastro Müdürlüğü askı cetveli ilanı ile ilgililere duyurulduğunu, yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 21 20... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak mahalli bilirkişi ve diğer ilgililerin beyanları doğrultusunda ... adına tespit edildiğinin anlaşıldığını, tespit işlemi ilgili kanun hükümleri çerçevesinde usulüne uygun olarak ilgili şahısların beyanları doğrultusunda yapılmış olduğunu, davanın açılmasında Hazinenin aktif rolünün bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''keşif, mahalli bilirkişi, davacı ... davalı tanık beyanları, bilirkişi raporları dikkate alındığında dava konusu taşınmazın öncesinde davacı ... davalıların ortak murisi ... tarafından kullanıldığı, murisin rızası kapsamında taşınmazın bir kısmının davalı tarafından hatta tamamının davalı tarafından kullanıldığı, davalı tarafından kullanılmış olan kısım üzerinde davalı tarafından hayvancılık yapıldığı ve ekilip biçildiği ve dosya kapsamında bulunan delillere göre davacıların taşınmazda kullanımlarının bulunmadığı, murisin sağlığında dahi taşınmazın tümünün davalı tarafından kullanıldığı, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmaz üzerinde bulunan evin 2 katının davalı tarafından yapıldığı ve halen davalı tarafından kullanıldığı ve taşınmazın 1/5'lik kısmının davalıya babası tarafından sağlığında verilerek zilyetliğinin devredildiği, taşınmazın tapu kaydındaki yüzölçümü dikkate alındığında mahalli bilirkişi ...in taşınmaz üzerinde davalının 1.700,00 m² yeri vardır şeklindeki beyanına göre taşınmazın toplam yüzölçümünün 8.496,01 m² olduğu ve bunun 1/5 nin yüzölçümünün 1.699,20 m² tekabül ettiği, davalının fiili kullanımın bulunduğu ve tespit tarihinde de davalının kullanıcı olduğunun tespiti ile tutanağın düzenlendiği, davacıların murisi Mahmut'un dava konusu taşınmazın dava konusu edilen kısmı ve evin 2 katını tespit tarihi ve tespit tarihinden önce kullandığı ve fiili olarak taşınmazın kullanıcısı olduklarını ispatlayamadıkları" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu parselin ortak muristen geldiği konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın murisin sağlığında dava konusu parselin bir kısmınn zilyetliğini davalıya devredip devretmediği noktasında olduğu, tapusuz taşınmazların menkul mal hükümlerine tabi olduğu, uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği, tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin devrinin bilirkişi ve tanık beyanları ve her türlü delille kanıtlanabileceği, somut olayımızda da mahalli bilirkişi ..., davacı tanığı ..., davalı tanığı ...'in birbiri ile uyumlu beyanlarına göre ortak muris ...'nin dava konusu taşınmazdaki 1/5 payındaki zilyetliğini sağlında davalıya devrettiği, zilyetliğini devrettikten sonra dava konusu taşınmazın 1/5 payını davalının kullandığı, dava konusu taşınmazın 2. katını davalının kullandığı, davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerindeki uzun süreli kullanımının kendi nam ve hesabına olduğu, halen de bu şekilde kullanıldığı'' gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353-1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kadastro tespitinin 2018 yılında yapıldığını, 1983 yılından beri 1/5 hissesinin davalı ..., 4/5 hissesinin ise muris ... kullanımında olduğu ve 1988 yılında taşınmazdaki yapının üzerine 2. katı davalının yaptığına ilişkin belirlenmenin hatalı olduğunu, tespite muris tarafından itiraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanun'a aykırı olduğunu, 2018 yılında yapılan tespit de davalı kullanımını 1/5 hissenin kullanımına yönelik olarak yapıldığı, kullanımın belli bir alana hasredilmediği, belli bir alanın kullanımına, yani nereyi kullandığına ilişkin bir tespitin olmadığını, 1/5 hissenin murisin 5 çocuğunun olması nedeni ile 1/5 hissenin kanuni miras hissesi olarak algılanmasından kaynaklanan hatalı tespitten kaynaklandığını, kalan 4/5 hissenin muris adına tespit görmesi nedeni ile murisin vefatı sonrası, davalı ... ayrıca 4/5 hisseden de ayrıca 1/5 miras payı nedeni ile hak sahibi olduğunu, davalı lehine haksız ve yersiz olarak fazla bir hisse tahsisinin söz konusu olduğunu, intikal eden taşınmazın kök muris...den muris ... oradanda müvekkilleri ve davalıya intikal ettiğini, kök muris...nin 2000 yılında vefat ettiğini, davalının taşınmazda kullanımının olmadığını, davalının tespit tutanağına göre 22 yaşından beri 1/5 hisseyi kullanması ve 26 yaşında da taşınmazın üstüne yapı inşa etmesi gerektiğini, dinlenen tanık beyanları ve gelir durumu dikkate alındığında bunun olmasının mümkün olmadığını, dinlenen tanıkların hiç birisinin davalının 1983 yılından beri kullandığını söylemediğini, taşınmazın kök muristen dava konusu taşınmaz üzerindeki 3 katlı binanın, davalı ... taraflı tanık beyanlarının aksine müvekkili ... ve tarafların murisi tarafından yapıldığını, davalının maddi olarak yardımda bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilli ...'nin 31 yıldır Almanyada çalıştığını, gelir durumunun oldukça iyi olduğunu, müvekkillerin yurtdışında yaşaması nedeniyle dava konusu taşınmaz ve bina üzerinde yapılan tüm işlemlerin masrafı için davalıya ödeme yaptığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki evin emlak vergi ödemelerinin müvekkilli ... tarafından yapıldığını, dinlenen tanık beyanlarında taşınmaz üstündeki 3 katlı yapı olduğunu, bu yapının birinci katının muris tarafından yapıldığını, 2. ve 3. katların müvekkilli ... tarafından yaptırıldığını, müvekkilli ...'nin uzun yıllardır yurt dışında çalıştığını, davalının Türkiye'de taraflar murisinin yanında kahvehanede çalıştığını, davalının Türkiye de bu şekilde çalışarak dava konusu evi yaptırmasının mümkün olmadığını, dava konusu evin, tarafların murisi ve müvekkilli ... tarafından yaptırıldığını, tanık beyanlarının gerçeğe aykırı olup davalıyı korumaya yönelik beyanlar olduğunu, davalının murisin ölümünden sonra 2021 yılında su aboneliğini alabildiğini, ölümden sonra emlak vergisini haksız tespit ile vermeye başladığını, öncesinde herhangi bir şekilde usule uygun emlak vergisi kaydı ve ödemesi bulunmadığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.