Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyet hükmünün eksik araştırma, ByLock incelemesi ve fazla ceza tespiti nedeniyle bozulması, anayasal düzeni ortadan kaldırma teşebbüsünden beraatin onanması.
Özet: Yüksek mahkeme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen beraat kararını onarken, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü; ByLock kullanımına ilişkin savunmaların yetersiz araştırılması, sanıkla irtibatlı şahıslar hakkında soruşturma durumlarının incelenmemesi, HTS kayıtlarının değerlendirilmemesi gibi eksik soruşturma nedenleriyle ve sanığın örgüt içindeki konumu ile faaliyetlerinin niteliği dikkate alınmadan orantılılık ilkesine aykırı ve yetersiz gerekçeyle fazla ceza tayin edildiği gerekçesiyle bozmuştur.
3. Ceza Dairesi         2025/3433 E.  ,  2026/2632 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1371 E., 2024/2004 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/337 E., 2024/144 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme
HÜKÜMLER : 1- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden; CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ilk derece mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ... iletişim sisteminin .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ... kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak görünen şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanlarının dosyaya getirtilmesi, HTS ve baz kayıtlarının getirtilerek bu kişiler ile sanığın konuşma ve bir araya gelme durumlarının incelenmesi, gerekmesi halinde bu hususta bilirkişi raporu alınması, UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanıklar hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde temin edilmesi, bu kişiler ve tespit edilmesi halinde diğer tanıkların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule ve uygulamaya göre de;
Anayasa'nın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı bağlamında, sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği ile faaliyet alanı gözetilerek, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.