Zonguldakta 3303 sayılı Kanun kapsamındaki Hazine adına kayıtlı parselde, mirasçıların müteveffa babaları adına kullanıcı şerhi talebinin kabulüyle tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin yargı kararı.
Özet: Zonguldakta bulunan ve hazine adına tescilli 19 10... parsel sayılı taşınmazın kadastro beyanlar hanesinde kullanıcı bilgisi bulunmaması üzerine, davacı, babasının 1970li yıllardan beri bahçe olarak kullandığı ve mirasçı olarak kendilerinin zilyetliğinde bulunan taşınmaza 3303 sayılı kanun uyarınca muris adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarına dayanarak, taşınmazın davacının babasının uzun yıllardır kullanımında olduğunu tespit ederek talebi kabul etmiş, tapu kaydındaki muhdesat bilgilerinin davacının babasının kullanımında olduğu şeklinde düzeltilmesine karar vermiş ve bu karar davalı hazinenin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince onanmıştır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2225 E., 2025/1291 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/317 E., 2023/175 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 19 10... parsel sayılı 171,93 metrekare yüzölçümlü taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... dava dilekçesinde; Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi ... sokakta bulunan 19 10... parsel sayılı 171.93 metrekare yüzölçümündeki bahçe vasıflı taşınmazın 3303 sayılı Kanun doğrultusunda Hazine adına tescil edildiğini, kadastro tutanağında kullanıcı adı belirtilmediğini, dava konusu taşınmazın evvelce babaları ...'ün kullanım ve zilyetliğinde olduğunu, babalarının ölümüyle çocukları olarak kendilerinin kullanmaya başladıklarını ileri sürerek, 3303 sayılı Kanun uyarınca lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava ve talep konusunun net bir şekilde açıklanmadığını, davacı tarafın isteminin kadastro tespitine itiraz ise davanın süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde açılması gerektiğini, idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı bulunmadığını, üzerinde orman envali ağaçlar ve çalıklar bulunduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 vd. hükümleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddeleri hükümlerine göre davacı adına tespitinin mümkün bulunmadığını, taşınmazın üzerinde orman envali ağaçlar ve çalıklar bulunduğundan kanunda aranan aralıksız yirmi yıl süreyle zilyetlik şartı gerçekleşmediğini, taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, davanın açılmasının Hazinenin kusurundan kaynaklanmadığını, kanuni hasım konumunda bulunan ve davanın açılmasına sebebiyet vermeyen idare aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''hükme esas alınan 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda tarafların sınırlarını tarif ettikleri kısmın dava konusu taşınmaz olan 19 10... parselin güncel sınırlarını kapsadığı, ikinci keşif nihayetinde dinlenilen tanık ve mahalli bilirkişilerin ifadeleri ile taşınmazın 1970'lerin başında davacının babası olan ... tarafından satın alındığı, bu taşınmazın ölümüne kadar bahçe olarak kullanılarak ...'ün zilyetliğinde sonrasında ise davacının zilyetliğinde kaldığı, davacının 19.12.2022 tarihli dilekçesindeki talebi ve diğer mirasçıların davacının bu talebine yönelik alınan muvafakatleri doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerektiği'' gerekçesiyle davanın kabulüne, 19 10... parselde bulunan taşınmazın tapu kaydındaki güncel muhdesat bilgilerinin taşınmazın 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bahçe olarak ... oğlu ...'ün kullanımında olduğu şeklinde düzeltilerek tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmaz bakımından yargılamada davacının, talebini muris babası ... adına olacak şekilde somutlaştırdığı, keşifte elde edilen beyanlarda murisin kullanımının teyit edildiği, ziraat, inşaat ve orman bilirkişilerinin müşterek imzalı raporundan taşınmazın yoğun yerleşim alanı içinde kaldığı, üzerinde 25-30 yaşlarında bakım ve budamaları yapılan, kültür türü olan 1 incir, 1 kiraz, 1 erik, 1 karayemiş ve 2 kavak ağaçlarının bulunduğu, murisin diğer mirasçılarının dosyaya dahil olan davacı lehine muvafakatlerinin varlığı, incelenen dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye, talep sonucu ve dava türüne göre yapılan inceleme sonucunda, kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin tartışılması sonucundaki maddi olay ve hukuki değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 3303 sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, mülkiyet itibariyle Hazineye ait olduğu, 3303 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi hükümlerine göre kullanıcı ve hak sahipliği belirlenmesi amacıyla yapılan kadastro çalışmaları neticesinde kullanıcı ve/veya muhdesat belirlenmesi yapılmadığını, davaya konu taşınmazda hak sahibi olabilmek için 3303 sayılı Kanun'da belirtildiği üzere 14.11.1999 tarihinden önce taşınmazın kullanıcısı olarak bulunulmasının gerektiğini, taşınmaz üzerinde davacının yıllardır herhangi bir işlem yapmayarak zilyetliği terk etmiş olduğunu, taşınmazın halihazırda kullanıcısının bulunmadığını, taşınmazda idare memurlarınca yapılan inceleme üzerine taşınmaz üzerinde orman encali ağaçlar bulunduğunu, taşınmazın çalılıklarla kaplı olduğu ve taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanım olmadığı tespit edilerek tutanak altına alındığını, dosya kapsamında temin edilmiş bilirkişi raporlarında yer alan taşınmazın fotoğraflarında da açıkça görüldüğünü, tanık beyanları ve bilirkişi raporları esas alınarak taşınmaz üzerinde kullanım olduğunu ileri sürülmüş ise de, bu durum dosya kapsamında yer alan taşınmazın fotoğraflarıyla da açıkça çelişki oluşturduğunu, çelişkinin giderilmediğini, tanık beyanları kapsamında keşif sırasında zilyetlik sürelerinin net bir şekilde belirtilmediğini, sadece tahmini bilgilere dayanarak çalılıktan oluşan arazide kullanım olduğu şeklinde gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde kim tarafından dikildiği belirsiz olan ağaçların bakım ve budamalarının yapıldığına değinilse de taşınmaz fotoğraflarında ağaçların bakımsız olduğunun görüldüğünü, dosya kapsamında resmi olan ve daha doğru sonuca ulaşılmasını sağlayan hava fotoğraflarının incelenmediğini, taşınmazın tespit günü itibariyle fiili kullanıma konu olup olmadığı üzerinde durulmadan karar verildiğini, usulünce araştırma yapılmadan zilyetliğin ne zaman başladığını, ne şekilde sürdürüldüğünü, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarının ayrıntılı şekilde tespit etmeye uygun olmayan bilirkişi raporu ve tanık beyanları esas alınarak karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.