Yargıtay, boşanma davasında Bölge Adliye Mahkemesinin kusur belirlemesindeki hatası ve yoksulluk nafakası talebinin eksik incelemeyle reddini bozmuştur.
Özet: Boşanma davasında, ilk derece mahkemesi tarafları eşit kusurlu sayıp kadına yoksulluk nafakası bağlamışken, bölge adliye mahkemesi davacı kadına hakaret ve küfür kusuru ekleyerek onu ağır kusurlu kabul etmiş ve yoksulluk nafakasını reddetmiştir; ancak Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kadına yüklediği hakaret ve küfür kusurunun tanık beyanlarının soyutluğu nedeniyle hatalı olduğunu, tarafların eşit kusurlu olduğu gözetildiğinde kusur belirlemesinin yanlış yapıldığını ve kadının sosyal ve ekonomik durumunun yeterince araştırılmadan yoksulluk nafakası talebinin reddedilmesinin eksik incelemeye dayandığını tespit ederek, bölge adliye mahkemesi kararını kusur ve yoksulluk nafakası yönünden davacı kadın lehine bozmuştur.
2. Hukuk Dairesi         2025/10429 E.  ,  2026/5394 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/874 E., 2025/1265 K.
DAVA TÜRÜ: Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Küçükçekmece 7. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2024/810 E., 2025/285 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacı kadın vekili tarafından zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı açılan boşanma davasının; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda 01.04.2022 tarihli kararı ile kadının açtığı davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı kadın vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davanın yabancılık unsuru taşıması nedeniyle uygulanacak hukukun araştırılması ve dosya içerisinde bulunan "Boşanma Belgesi"nin aslının veya onaylanmış suretinin dosyaya kazandırılması gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda kadının zina nedenine dayalı boşanma davasının reddine; her iki tarafın "ayrı yaşamaya sebebiyet verme" davranışları nedeniyle eşit kusurlu oldukları belirtilerek kadının boşanma davasının kabulüne, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebi ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, çocuk için aylık 4.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın için aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakalara her yıl ÜFE oranında artış uygulanmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararına davalı erkek vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kadına, erkeğe yönelik hakaret ve küfür kusurlarının eklenmesine, erkeğe yüklenen kusurun isabetli olduğuna, kadın istinafa gelmediğinden erkeğe başkaca kusur da yüklenemeyeceğine, bu duruma göre kadının ağır kusurlu olduğuna, ağır kusurlu olan kadın yararına yasal koşulları oluşmayan yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile erkek vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiş, hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasının reddi yönünden temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar, kadının erkeğe hakaret ve küfür ettiği görgüye dayalı tanık anlatımlarıyla kanıtlandığının anlaşıldığı belirtilerek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; tanıkların sözlerinin bir kısmı, zamanı ve mekanı belli olmayan soyut ifadeler içerdiğinden kadına, erkeğe hakaret ve küfür kusurunun yüklenemeyeceği, ilk derece mahkemesince kadına ve erkeğe yüklenen "ayrı yaşamaya sebebiyet verme" kusurlu davranışlarının kadın istinaf yoluna başvurmadığından, erkek ise temyiz yoluna başvurmadığından kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olmasına rağmen kadının ağır kusurlu olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2.Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir. İlk Derece Mahkemesince davacı kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince kadın ağır kusurlu kabul edildiğinden şartları oluşmadığından yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının yeniden araştırılarak kadının çalışıp çalışmadığı, sürekli ve düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı, gelir elde ediyor ise elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceği, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığı belirlenerek gerçekleşecek sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken; bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası yönünden davalı kadın yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.