Kamu hizmetine ayrılan 2/B arazisinde doğrudan satın alma hakkı kapsamında eşdeğer taşınmaz veya tazminat talebinin idarenin takdir yetkisiyle reddi.
Özet: 6292 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olan davacıların, Karayolları tarafından yol yapımı nedeniyle doğrudan satışı mümkün olmayan taşınmazları için eşdeğer 2/B taşınmaz tahsisi veya kamulaştırma bedelinden pay ödenmesi talepleriyle idari işlemlerin iptali ve tazminat istemiyle açtıkları davada, ilk derece mahkemesi, ilgili kanun hükmünün idareye mutlak bir satış veya tazminat yükümlülüğü getirmediğini, aksine eşdeğer taşınmaz bulunması halinde konuyu değerlendirme konusunda takdir yetkisi tanıdığını ve idarenin bu yöndeki işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, davayı reddetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : 2021/3119Karar No : 2025/6205 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... ValiliğiVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacılar tarafından, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın bir kısmında 6292 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca doğrudan satın alma kapsamında hak sahibi oldukları, taşınmazın tamamına Karayolları Genel Müdürlüğünce yol yapılması nedeniyle doğrudan satışının yapılamamasından dolayı 6292 sayılı Kanunun 6. maddesinin 12. fıkrası gereğince taşınmazın yerine hazineye ait, hak sahibi olunan taşınmazla aynı rayiç değere sahip, aynı il sınırları içinde bulunan başka bir taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrası uyarınca hesaplanacak satış bedeli karşılığında satılması, bunun mümkün olmaması durumunda Karayolları Genel Müdürlüğünün hazineye ödemesi gereken kamulaştırma bedelinden 6. maddenin 4. fıkrası hükmüne istinaden hesaplanacak bedel tenzil edildikten sonra geri kalan meblağın hak sahibi bulunan hisse oranında kendilerine ödenmesi yönündeki başvurularına cevaben, hak sahibi olunan taşınmazın rayiç değerine eşdeğer bir 2/B statüsünde taşınmaz bulunması halinde 6292 sayılı Kanun kapsamında konunun değerlendirileceği yönündeki Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığınca tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlem ile ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrasına göre tespit edilecek değerinin, taşınmazın serbest piyasa alım- satım bedelinden düşülmesinden sonra geri kalan bedelin tazminat olarak her bir davacı için fazlaya dayalı haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik ayrı ayrı 1.000,00 TL'nin adli yargıda açılan ve görevsizlikle sonuçlanan dava tarihi olan 21/03/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hisse oranında ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; olayda davacının, 6292 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca dava konusu taşınmaz yönünden hak sahibi olduğunda çekişme bulunmamakla birlikte; taşınmazın, aynı maddenin 12. fıkrasına göre kamunun kullanımına ayrıldığında ve bu nedenle satışının mümkün olmadığında da şüphe bulunmadığı, bununla birlikte, anılan maddede taşınmazın satılabileceği belirtilerek, idareye bu durumdaki hak sahipleri yönünden rayiç bedele eşdeğer taşınmaz satılması için mutlak bir zorunluluk getirilmediğinden, söz konusu değerlendirmenin idare tarafından yapılabileceği tabii olduğu, nitekim bu hususun Danıştay 8. Dairesinin 18/03/2020 tarih ve E:2016/8653, K:2020/1974 sayılı kararında da vurgulandığı, bu durumda, Kanun hükmü uyarınca kamu hizmetine ayrılması nedeniyle satışı mümkün olmayan taşınmazın yerine hak sahibi olunan bu taşınmazın rayiç değerine eşdeğer 2/B alanlarındaki bir taşınmazın hesaplanacak satış bedeli karşılığında doğrudan satılabilmesi hususunda davalı idareye takdir yetkisinin tanındığı, getirilen hükmün idareyi herhangi bir taşınmazın satılması konusunda bağlı yetkili hale getirmediği, kaldı ki idarece, bu nitelikte bir 2/B taşınmazın bulunması halinde Kanun kapsamında konunun değerlendirileceği yolunda gerekçe ile dava konusu işlemlerin tesis edildiğinin anlaşılması karşısında, tesis edilen işlemlerde anılan Kanun hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca, davacılar tarafından, her ne kadar 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 12. fıkrasında belirtilen üç aylık süre içinde tahsisin talep edilmesi gerekirken bu süreye uyulmadığı gibi davacıların satın alma için tahsis talep ve tapuya şerh verilmesi tarihlerinden daha önce başvurmuş olması nedeniyle işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, Kanunun ilgili hükmünde öngörülen üç aylık sürenin kamu hizmetlerine ayrılan taşınmazları kapsamadığı, aynı hükümde sayılan "özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken" taşınmazlar bakımından öngörüldüğü açık olup, aynı zamanda davacıların satın alma istemiyle daha önceden başvurmuş olmasının da, Kanun'un (istisna içermeyen) açık hükmü karşısında, henüz satış süreci tamamlanmayan taşınmaz yönünden davacılar lehine mutlak bir hak sağlamayacağı anlaşıldığından, davacıların bu iddiasına itibar edilmediği, öte yandan, hukuka uygun olduğuna karar verilen işlemler nedeniyle ve ayrıca kamu hizmetlerine tahsis edilmesinden dolayı (Kanun gereği) taşınmazın satılamaması nedeniyle idarenin sorumluluğunu doğuracak hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların tazminat isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, söz konusu taşınmazın kendileri tarafından uzun süredir bahçe olarak kullanıldığı, çok fazla masraf edilerek imar ve ihya edildiği, satın alma hakları doğduktan sonra, taşınmazın yol olarak tahsisinin uygun olmadığı gibi bir an uygun olduğu kabul edilse dahi, kendilerinin imar ve ihya zararlarının karşılanmaması hukuken uygun olmadığı, eşdeğer 2/B statüsündeki taşınmazların listesinin davalı idare elinde bulunmasına rağmen, kendilerine herhangi bir teklifte bulunulmadığı, bu nedenle, idare tarafından taktir yetkisinin objektif kullanılmayarak keyfi hareket edildiği, bu hususlar gözeltilmeden davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak yapılan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz istemlerinin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. Kesin olarak, 25/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.